1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Edebiyat ve Edebiyat Sözcüğünün Anlamı

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 17 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Edebiyat ve Edebiyat Sözcüğünün Anlamı

    İnsanların duygu, düşünce ve hayallerini en güzel şekilde, yazılı veya sözlü olarak anlatması sanatına "edebiyat" denir. Bir anlatımın edebi olabilmesi için insanda estetik zevk uyandırması gerekir.

    "Edebiyat" sözcüğü Arapça "edep" kökünden gelmektedir. Edep sözcüğü Arapçada "terbiye, güzel ahlak, incelik, kibarlık, utanma" gibi anlamlara sahiptir. Zaman içinde alanı genişleyen "edep" sözcüğü, halk arasında hüküm süren en güzel ahlak, insanı kötülüklerden sakındırıp iyiliğe yönlendiren yeti, güzel huy ve yararlı iş anlamlarında kullanılmaya başlanmıştır. Dile hizmet eden eserlerin yazılmaya başlanmasından sonra bunlar da "edep" sözcüğüyle ifade edilmiştir. "Edebiyat" sözcüğü yüzyıllar boyunca Araplar arasında iyi ahlak, dilbilimleri, dinsel konular dışında kalan bilimleri ifade etmiş ve nihayet bugünkü anlamda kullanılmaya başlanmıştır.


    Türkçe'de Tanzimattan önce edebiyat kurallarını öğreten bilime "ilm-i edeb", nazımla oluşturulan eserlere "şiir", nesirle oluşturulan eserlere ise "inşa" adı verilmekteydi. Edebiyatımızda "edebiyat" sözcüğünü bir sanat türünün adı olarak ilk kez Şinasi kullanmıştır.

    Tanzimatçılar edebiyatın "edep" kavramıyla ilgisine önem vermişlerdir. Şinasi'ye göre edebiyat öyle bir bilimdir ki insana iyi huyu öğreteceği için edep adını almıştır; onunla uğraşanlara "edip" denmesi de bu yüzdendir. Namık Kemal için de edebiyatın ahlakî bir amacı vardır. Ona göre, her şey topluma faydası ölçüsünde değer kazanır. Edebiyatsız bir ulus, dilsiz bir insana benzer. Bu dönemin diğer aydınları Şemsettin Sami ve Muallim Naci de edebiyatı ahlakla ilgili görmüşlerdir. Muallim Naci " Istılahat-ı Edebiye" adlı eserinde edebiyatı güzel söz söyleme sanatı olarak tanımlamaktadır. O; insan ruhunun edebiyat denen güzel sözlerin cazibesine kapıldığını, bu cazibeyi yaratmayan hiçbir söze edebiyat denemeyeceğini savunmuştur.


    Çağımızda "edebiyat"; olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla biçimlendirilmesi sanatı olarak görülmektedir. İnsanda estetik zevk duygusu uyandıran "şiir, sahne eseri, öykü, roman, söylev" gibi şiir ya da düz yazı halindeki eserlerin hepsi bu kavramın kapsamı içinde yer almaktadır.


    Edebiyat, seçilmiş eserlerden söz açar. Onları biçim, içerik, anlatım biçimi ve özelliği yönlerinden ele alır, inceler ve değerlendirir. Bir topluma, bir çağa ya da bir akıma bağlı toplum ve kişi ile ilgili duyguların ve düşüncelerin ürünü olan sözlü ya da yazılı sanat eserlerinin hepsi "edebiyat" diye adlandırılır.


    Neden söz ederse etsin, edebiyatın asıl amacı, insanı anlatmaktır. İnsan ilişkilerini anlatan edebiyat "insanca" bir yaklaşımla yine insana yönelir. Edebiyatta insan, doğal ve sosyal çevresiyle ele alınır. Bu yönüyle edebiyat belli bir çağın ve toplumun ifadesidir. Edebiyat, güzel sanat dallarından biridir. Bu sanatın malzemesi dildir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran özelliklerin başında düşünmesi, düşündüğünü ifade etmesi gelir. İnsan bunu dil aracılığıyla yapar. Yani insan, edebiyatla aslında kendini anlatır, ifade eder. Bu nedenle edebiyat, insan için vazgeçilmez sanatlar arasında yer alır.
     

Sayfayı Paylaş