1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Edirne Antik Kentleri (Marmara Bölgesi)

Konusu 'Turizm Rehberi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 12 Mayıs 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Edirne Antik Kentleri (Marmara Bölgesi)

    Kypsela (İpsala) Antik Kenti

    Burada bulunan İlkçağ kentinin adı Kypsela idi ve bu sözcüğün hangi dilden geldiği ve ne anlam taşıdığı bilinmemektedir.

    İlkçağ kenti olan Kypsela hakkında da yeterli bilgi bulunmamaktadır. Ancak, buradaki küçük hisarın İ.Ö.200 yılında Makedonya kralı V.Philippos’un saldırısına uğrayıp zaptedildiği ve o hisar kasabasının Iustinianus döneminde, 6.yüzyılda kent durumuna getirildiği bilinmektedir.

    İpsala, Orta Asyalı Trakların M.Ö.XX. yüzyıldan itibaren Karadeniz’in kuzeyi ve Tuna üzerinden gelerek buraya yerleşmeleri ile kurulmuştur.

    İpsala’da yaşayan Traklar Türk Ulusunun kollarından biri olan Trak Boyunun Odris Buduna (Kavmine) bağlı kabilelerden oluşmakta idi. Bölgeye gelen Traklar Meriç havzasının orta ve aşağı bölümlerine yerleşmişlerdi. İpsala’da, günümüze gelebilmiş herhangi bir İlkçağ kalıntısı bulunmamaktadır
     
  2. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Ainos (Enez) Antik Kenti

    [​IMG]Trakya’nın en önemli akarsularından biri olan Meriç Nehri’nin (Hebros) denize döküldüğü yerde, yarımada üzerinde kurulmuş olan Enez’de tarihin erken dönemlerinden itibaren yerleşmeler peş peşe birbirini izlemiştir.

    Anadolu’dan başlayarak kıyı boyunca Balkanlara ulaşan kara yolu üzerindeki bu yerleşim, aynı zamanda Batı Karadeniz kıyı kentleriyle Anadolu arasındaki ulaşımı sağlamıştır.

    Bütün bunların yanı sıra Taşoz’dan Çanakkale’ye kadar uzanan bölgenin tek doğal limanı olma özelliğine de sahiptir.

    Antik Çağda Ainos olarak bilinen Enez’in kuruluşuna ait, tarihi kaynaklarda değişik kayıtlar bulunmaktadır. Ainos adına ilk kez Homeros’un ünlü eseri İliada Destanında rastlanmaktadır.

    [​IMG]Homeros, bu eserinde Enez’den bir Trak şehri olarak söz etmektedir. Aynı şekilde Antik Çağ yazarlarından Strabon, Homeros’un görüşüne katılarak, Enez’in Trak kralı Poltys’ten dolayı, Poltyobria olarak adlandırıldığını yazmaktadır.

    Kentin akropolünü oluşturan bugünkü kale içinde yapılan arkeolojik kazılarda M.Ö.4. ve 3. bin yıla tarihlenen çömlek kalıntıların bulunması, buradaki yerleşimin Kalkolitik çağa kadar gittiğini kanıtlamaktadır. Ancak, Antikçağ tarihçilerine ve kaynak niteliğindeki diğer belgelere göre Enez (Ainos), ilk kez Aioller, daha sonra Mitilene (Midilli) ile Kymeliler tarafından koloni olarak kurulmuş ve M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren Eski Yunan kültürü çerçevesinde bir şehir devleti (Polis) olarak gelişmiştir.

    Bazı antik kaynaklar Ainos’un Odesseus’un arkadaşı Gencus’un kardeşi tarafından, diğerlerinde ise, Aineas şehrin kurucusu (Eponoymos) olarak gösterilmektedir. 1971 yılından itibaren kale içinde ve dışında yapılmaya başlanan kazı ve sondaj çalışmalarından ele geçen çeşitli buluntular ile kale girişinin 30 m doğusunda yapılan inşaat temeli kazısında, M.Ö. 6.yüzyılın sonlarına tarihlenen dört adet Aiol sütun başlığının bulunmuş olması, söz konusu edilen tarihi bilgilerin en önemli kanıtlarıdır.

    [​IMG]Enez, MÖ. 6. yüzyılın sonlarında, Pers Kralı Darius’un 513 tarihinde yaptığı İskit seferinden sonra kısa bir süre için Pers egemenliğine girmiştir. M.Ö. 5. yüzyılda Pers Yunan savaşlarında Kserkes Çanakkale Boğazı’ndan Trakya’ya geçtikten sonra ordusu ile birlikte Enez üzerinden Yunanistan’a yürümüştür. Bu tarihe kadar bağımsız bir şehir devleti olan Enez, Salamis savaşından sonra (M.Ö.480/479) Attik-Delos Deniz Birliğine girmiş ve birliğe yıllık olarak önceleri 12 talent, M.Ö.439’da 10 ve daha sonra ise, 4 talent vergi ödemiştir. Enez, Kral Barışı ile bağımsızlığa kavuşmuş ise de, daha sonra Makedonya hakimiyetine girmiştir. Hellenistik Çağda Ptolemayos Krallığı'nın egemenliğinde kalan Enez, M.Ö.190 yılında Romalıların Trakya’yı ele geçirmeleriyle tekrar bağımsızlığına kavuşmuştur.

    Enez, Geç Antik Çağda küçük Rodop bölgesinin başşehri olmuştur. Orta Çağda ise, Semadirek ve Gökçe adalarını da içine alan bir prensliğin iyi korunmuş merkezi durumuna gelmiştir. Bu çağda Enez’e, Genovalı Gattelusi ve Doria aileleri 200 yıl süreyle egemen olmuştur. Enez,1456 yılında da Osmanlı topraklarına katılmıştır.
    Enez’in Eski Çağda erişmiş olduğu yüksek kültür ve maddi refah düzeyi M. Ö. 5. yüzyılda bastırdığı sikkeler, plastik eserler ve keramik eserlerde de görmek mümkündür. Bu zenginlik ve kültür düzeyin Enez, bütün Antik Çağ boyunca koruduğunu, Geç Antik Çağda da bu seviyenin düşmediği mevcut kalıntılardan anlaşılmaktadır.

    Antik Enez, kalenin bulunduğu Akropol’de kurulmuştur, yerleşim alanı ise Meriç’e bakan dik yamaçlarda sona ermekteydi.

    Kale:

    [​IMG]
    Antik Çağda, Akropol denilen yüksek bir tepe üzerindeki kaleyi, tarihçi Prokopios, Balkanlardan gelen barbar akınlarını önlemek amacıyla yapıldığını yazmıştır.

    Kalenin yapım tarihi kesinlik kazanmamakla birlikte, duvarlarındaki devşirme yapı malzemeleri Bizans öncesi yapıldığını işaret etmektedir. M.S.6.yüzyılda Iustinianus’un kaleyi onardığını kaynaklardan öğrenmekteyiz. Ana girişi kuzeyde olan Kale, doğu-batı doğrultusunda uzanmakta, güneyinde sur duvarları ile birleşmektedir.

    Denize bakan tarafta iki tane çok köşeli kulesi bulunmaktadır. Bunlardan sağdaki günümüze gelememiştir. Batıdan uzanan sur duvarı ise içeriye doğru bir eğim çizerek güneyden gelen duvarla birleşmektedir.

    Böylece kalenin bu bölümü yarım kubbe biçiminde olup, Meriç nehrinden gelecek tehlikelere karşı savunmayı güçlendirmektedir. Kuzey-doğu köşesindeki köşeli kule batı yönünde yine köşeli bir kuleyle çıkıntı yapmaktadır.

    [​IMG]12. yüzyılda onarılan kalenin yapı malzemesini kesme taş, tuğla ve antik mimari parçalar meydana getirmiştir. Kaledeki antik mimari parçalar bugün Enez’in ev ve bahçelerinde karşımıza çıkmaktadır.

    Kalenin içerisinde, Enez’in simgesi özelliğini taşıyan Ayasofya, zengin mozaik döşemeli küçük bir kilise ve bir de şapel olarak kullanılmış mağara bulunmaktadır. Burada bulunan Pan ve dans eden su perilerini tasvir eden kabartma Edirne Müzesin'dedir. Kalenin anıtsal giriş kapısı yanındaki duvarda da beyaz mermerden bir Trak süvarisinin tasviri görülmektedir.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 15 Mayıs 2016
  3. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Hadrianapolis (Edirne) Antik Kenti

    [​IMG]Edirne’nin, Roma İmparatoru Hadrianus’un (İ.S.117-138) emriyle, gelişmiş bir kent durumuna getirilerek Hadrianus Kenti anlamına gelen Hadrianopolis adını almasından önceki tarihi hakkında pek az bilgi bulunmaktadır.

    Edirne’nin bulunduğu yerde, ilk yerleşimlerin İ.Ö.7.yüzyıla kadar uzandığı sanılmaktadır. Tunca ile Arda’nın birleştiği bu alanda, Trak kabilelerinin açık bir şehir veya pazar yeri kurduğu, sonradan buranın Makedonlar ve Romalılar tarafından genişletildiği sanılmaktadır.

    II. Yüzyılda Roma İmparatoru Hadrianus (117-138) tarafından yeniden kurulunca, onun adına izafeten şehre Hadrianopolis adı verilmiştir. İslâm kaynaklarında ise Hadrianopolis, “Edrenos” ve “Edrenabolu” olarak kaydedilmiştir. 123-124 yıllarında Doğu’ya bir gezi yapan İmparator Hadrianus (117-138), Uscudama veya Odrysai adıyla anılan yerleşim yerinin üzerinde yeni yapılar inşa edilmesini istemiştir. Roma İmparatorluğu’nun en önemli yerleşim yerlerinden biri haline getirilen kente de imparatorun adını yaşatmak üzere “Hadrianus’un Kenti” anlamına gelen Hadrianopolis/Adrianopolis adı verilmiştir.

    Hadrianus’un kente kazandırdığı en önemli yapı kaledir. Tümüyle bir Roma Castrum’u planına sahip olan kalenin dört köşesinde dört yuvarlak burç ve bu burçların arasında dört köşeli on ikişer küçük kule ve dokuz kapı dizilmiştir. Surların önüne de bir hendek yapılmıştır. Roma İmparatorluğu’nun altın devrini yaşadığı 2. yy. ve 3.yüzyılın ilk yarısında Hadrianopolis, askeri alanda, ticaret ve ziraat konularında sürekli olarak gelişme gösterdi.

    [​IMG]Önemli bir Roma kalesi durumunda olan Hadrianopolis, Diocletianus’un (284-305) 297’de yaptığı yeni bir yönetim bölünmesinde, Trakya eyaletinin altı vilayetinden birini oluşturan Haemimontus’un (Haimos, Balkan Dağları) başkenti olmuştur. Yüzyıllar boyunca da, Avrupa-Asya arasındaki ana yol üzerinde en büyük ve en önemli kentlerden biri olmayı sürdürdü.

    İlkçağ kent alanı, bugünkü Edirne’nin batı yanında, Tunca ırmağının Meriç’e karışmadan hemen önce çizdiği kavis içinde kalan yüksekçe yerde idi. Bugün orada, Ortaçağda onarılan kent surlarının kalıntıları bulunmaktadır. Bu sur kalıntısının bulunduğu yere bugün “Kale İçi” deniliyor.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 15 Mayıs 2016

Sayfayı Paylaş