1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Edirne El Sanatları

Konusu 'El Sanatları' forumundadır ve Suskun tarafından 29 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    Edirne´nin El Sanatlari!

    El sanatları, bir milletin, yüzyıllar boyu süregelen yaşamı boyunca oluşan ve kuşaktan kuşağa aktarılan en önemli kültür varlıklarıdır. Edirne'nin günümüzdeki el sanatlarını anlatmadan önce, daha önceki yüzyıllarda Edirnede mevcut olan el sanatları hakkında kısa bir bilgi sunmak isterim. 1640 tarihinde tesbit edildiğine göre Edirne'de el ile işlenen şu sanat isimleri gösterilmektedir.

    1-Edirne alaca sepet, çıngıraklı alaca, alaca meze sepeti.

    2-Edirne keçesinden kapı perdesi, kırmızı Edirne keçesinden nakışlı ocak yaşmağı

    3-Edirne kesimi kellepuş (kaşa giyilen külah)

    4-Edirne kesimi çift kat yular.

    5-Edirne velensesi, mavi ve kırmızı yorgan velensesi, zergerdani velense.

    6-Edirnenin orta ve yan keçeleri.

    7-Mismar-ı Edirne (Edirnede yapılan çiniler)

    8-Edirne çulha tezgahları.


    Bu listeden anlıyoruz ki, o dönem Edirne el sanatları, özellikle dokumacılık ve keçecilik alanında imparatorluk çağında oldukça ün yapmış durumdadır.Zira, bu liste 1640 yılının Es'ar (Narh) defterinden alınmıştır. Buraya döneminin önemli san'at ürünleri ile bunların narhlanmış bedelleri alınmıştır. Yine Edirne mahalleleri ve sokaklarına verilmiş olan ; ciltçiler, mumcular, kuyumcular, çuhacılar, saraçlar, tamburacılar, keçeciler, kozacılar gibi el sanatların değişik kollarına ait isimler de, bu sanatların şehir ve şehirli yaşamını ne derecelerde etki altına almış olduğunu göstermektedir.

    Günümüzde halen Peynircilik, Süpürgecilik, Şekercilik, Saraçlık, Çuhacılık, Meyve Sabunculuğu vb. el sanatı dalları yaşamını sürdürmektedir.


    [​IMG]
    Meyve Sabunculugu!

    Türk Kültüründe bir damga veren ve Edirne'ye özgü bir sanat türü olarak gündemde olan meyve sabunculuğu 21. yüzyıla girerken maliyetlerinin artması ve ustalarının azalması nedeniyle yok olmak üzeredir. Ancak Kız Teknik Lisesi, Anadolu Meslek Lisesi ve Meslek Lisesi Müdürlüğünce oluşturulan atölyeler de meyve sabunculuğu üretimi yapılmaktadır. Okul Müdürlüğünce atölyelerde açılan kurslarda öğrenciler ve halka yeni ustaların yetiştirilmesine çalışılmaktadır. Bugün okul atölyelerinde meyve sabunculuğunun imalatı gerçekleştirilmekte evleri ve işyerlerinin vitrinlerini süslemektedir. Meyve sabunu yapımı için hazırlanan hamur oda sıcaklğında dinlendirildikten sonra yoğrulur. Yoğrulma sonucunda sıkıştırılarak yuvarlak, küçük toplar haline getirilir. Top haline getirilen hamura "beze " denir. Hamurun istenilen kıvamdan fazla yoğrulması, bezelerin çatlamalarına sebebiyet verir. Hamurun beze yapılacak kıvamı bulmak hamurun sertleşmesi ile anlaşılır. Bezeler oluşturulduktan sonra sanatçı tarafından hamura meyve şekilleri verilir. Elma ,Muz, Armut, Şeftali v.b. meyve şekillerini alan hamurun göreceği işlem sırası boyadır boyama işleminden önce hamur en az 2 gün oda sıcaklığında korumaya bırakılır. Kuruyup sertleşen ve meyve şekli verilmiş olan beze meyvenin rengine göre, kuru toz boya ile boyanır.Sulu boya fırçası ile kuru toz boya sürülen meyve biçimi kazandırılan beze, yeniden en az bir saat kurutulmaya bırakılır. Bu arada ateşin üzerinde su ile eritilen sabunun içine sarı, kuru toz boya katılır. Meyve şekli verilmesi olan sabun bu işlem ile bezelikten çıkar, artık meyve sabunu olur.Meyve sabunun günümüzdeki en önemli işlemi evlerde süs eşyası olması özelliğidir.

    [​IMG]
    Süpürgecilik!

    Edirne'ye özgü bir sanat ürünü olarak süpürge gelişen teknoloji karşısında temizlik aracı olarak önemini yitirmekte olup geleneksel bir sanat ürünü olarak değerini korumaktadır.Geçmişte "Süpürgeciler hanı"denen hanlarda oluşan küçük dükkanlarda süpürge üreten esnafı bugün bu yerlerde görememekteyiz. Gün geçtikçede sayıları azalmaktadır. Tarladan toplanan süpürge telleri süpürge yapımına uygun uzunlukta kesilir. Tohumları ve yaprakları ayıklanıp demetler haline getirilerek üretici tarafından Borsada satışa çıkarılır. Üreticinin belirlediği fiyatlar üzerinden açık arttırma ile süpürge yapımcıları tarafından satın alınan süpürge telleri, yumuşak olması ve kükürtün kolay ıslanması için su ile ıslatılır. Islatılan teller küçük kapalı ve bir ocağı bulunan penceresiz bir odaya konarak kükürtle ağartılır. Ağartılan bu süpürge telleri "ayıklayıcı" diye anılan kişi tarafından bıçakla ayıklanır. Kalın, dolgun ve etli olanlar tepelik, ince ve cılız tellerde işlik olarak ayrılır. Kısa, kırık, koyu renkte düzgün olmayan teller ayıklanarak küçük el süpürgeleri ve top süpürge yapımında kullanılır. Teller "sarıcı" larca (taslakçı) temizlenir. 4-9, ya da daha çoğu bir araya getirilip, yavru demetler yapılır. Bunların ikisi birleştirilir, pamuk ipliğiyle bağlanarak, süpürge taslağı oluşturulur.

    "Bağlayıcı"larca (tepeci) bu taslağın sapına 4-5 tel yerleştirilerek, tepelik yapılır. "Ayakcak" denilen ayak mengenesinden yararlanılarak sap, üç ya da daha çok yerinden galvanize telle bağlanır. Süpürge taslağına "el mengenesi" (falaka) yardımıyla süpürge biçimi verilir. Tokmakla vurularak bu biçim pekiştirilir. Üç ya da daha çok yerinden çuvaldızla dikilir. Gelenek çevresinde, özellikle Edirne'de evlenme geleneklerinde önemli yer tutan ve sapına kabara denilen iri başlı özel bir çivi çakıldığında kullanan bayanın kız olduğunun göstergesi; evin kapısı dışına asıldığında ise burada evlenecek çağda kız bulunduğunu belirten simge olan ve aynalı şekliyle evlenen kızın çeyiz eşyaları arasında vazgeçilemez konumdaki süpürge, yukarıda sözü edilen işlemlerden sonra kullanıma sunulmak üzere satışa çıkarılır.Edirne’ye özgü olan süpürgeler bütün Türkiye’de ve turistik eşya olarak Avrupa’da da beğenilir ve tutulur. En çok İstanbul’a gönderilir.
     
  2. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Edirne El Sanatları

    Bir dönem, Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentti olan Edirne'de el sanatları çok gelişkindi. Ağaç işlemeciliği, lake kap ve kutu yapımcılığı, çiçek ressamlığı, kitap kapakçılığı, talik yazı ve oyunculuğu, mezar taşçılığı eski el sanatlarının başlıcalarıdır. Bu türlerin çoğu günümüze ulaşamamıştır.

    Edirne'de ağaç işlemelerinin yaygın bir ünü vardır. Edirne'de İstanbul'dan ve Avrupa'dan alınan etkilerle Edirnekari bir üslup meydana getirilmiştir. Edirnekari ağaç işlerini oyma, kakma ve boya bezekli yapıtlar oluşturur.

    İşlemelerde genellikle lale, sümbül, karanfil, çiçek buketi, meyve gibi bitkisel motifler kullanılmıştır. Boya bezekli ürünlerde susen yeşili, mor, safran sarısı, hindiba esmeri, kahve esmeri gibi bitkisel boyalar kullanılmıştır.

    Yörede süpürgecilik pazara yönelik bir el sanatı olarak varlığını sürdürmektedir. Süpürge darısından yapılır. El süpürgesi, sırıklı süpürge, küçük el süpürgesi, top süpürge gibi değişik türleri bulunmaktadır.

    Edirne'nin en seki sanatlarından biri de misk sabunculuğudur. Portakal, elma, limon, armut vb. gibi biçimlerde yapılan sabunlar, hediyelik eşya olarak satılır. Çömlekçilik,hasırcılık, sepetçilik de varlığını sürdüren el sanatlarıdır.

    Edirne'de el ürünü işlemeler, renkleri, anlamlı motifleri, işlemedeki ustalığı ile dikkati çeker. En eski örneklerde bile canlılığını yitirmemiş renkler, Edirne kök boyacılığının eseridir. En çok koyu mavi, pembe, kırmızı, sarı, kara renkler kullanılmıştır. İşlemelerde bitkisel motifler ağır basar. İşlemeler genellikle sakangur ve salaşpur bezlere, Felemenk tipi dokumalara yapılmıştır. İşlemelerde tığ işi, ulama, ajur teknikleri kullanılmıştır.

    [​IMG]
     

Sayfayı Paylaş