1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Efsane Aşklar , Aşıklar ve Hikayeleri

Konusu 'Aşk' forumundadır ve Suskun tarafından 2 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Aşk, delicesine bir duygu. Sevene her türlü çılgınlığı yaptırırcasına güçlü, yakarcasına da kızgın. Tutkunun zirvesine uçururcasına fırtınalı. Bittiğinde de öldürürcesine acı.
    Aşk, insanları sadece sevgiyle değil bazen de nefretle birbirine bağlayan bir duygu. İnsanlık tarihi ise aşk için ızdırap çeken, herşeyini feda eden, kendini öldüren, yataklara düşüren isimlerle dolu.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Ferhat ile Şirin

    Demirci ustası Ferhat, aşkı Şirin uğruna dağları deldi.
    Eski bir ask masalinin iki kahramani. Türk ve İran edebiyatinda çok işlenen bir konu. Ferhat ile Sirin birbirlerini çılgınca severler. Sirin soylu bir genç kiz, Ferhat halktan bir delikanli oldugu için, birbirlerine kavuşup mutluluga ulasamazlar. Sirin"in yakinlari Ferhat"a akla gelmedik zorluklar çıkartırlar. Demir yapılı bir daği delmesi gerektigi sartı da güçlükler arasindadir. Ferhat, zekasi, teknik bilgisi, bilek gücü,asktan aldigi kuvvetle dagi deler. Halk edebiyatimizda Ferhat, divan edebiyatimizda Hüsrev olarak geçen bu masal kahramaninin deldigi dağın adı "Bisutun Daglari"dir...

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]


    Leyla ile Mecnun

    Konusu bir Arap efsanesinden alınmıştır. "Beni Amir kabilesinden Kays ile Leyla daha okulda iken birbirlerini severler. Leyla"nin annesi bunu duyunca kızını okuldan alır. Sevgilisini göremez olan Kays yollara düşer. Mecnun diye anilmaya baslar. Kays"in babasi, Leyla"yi ailesinden esterse de vermezler. Kays çölde vahsi hayvanlar ve kuslarla arkadas olur. Kizi Ibni Selam adli birine verirler. Leyla kendisini bir perinin sevdigini, eğer evlenirlerse peri tarafindan öldürüleceklerini söyliyerek adami kandirir, onu kendinden uzak tutar. Mecnun"un inkisariyle Ibni Selam ölür. Mecnun bütün maddi varliklarla ilgisini kesmis, manevi bir askla kendinden geçmis halde yaşamaktadir. Çölde karşısına çikan Leyla"yi tanımaz. Leyla"nin kendi içinde oldugunu, onunla manevi alemde birlestigini, baska bir Leyla ile bulusmaya takati olmadigini bildirir. Leyla, döner bir müddet sonra kederinden ölür. Mecnun bunu ögrenince Leyla"nin mezarina kosar, ölmek ister, isteği tanrı tarafindan kabul olunarak orada düşüp ruhunu teslim eder.


    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Kerem ile Aslı​

    Kerem ile Aslı'nın aşkları asırlardır hiç tükenmedi.
    Anonim halk hikayesi. XII. Yüzyilda tesekkül ettigi yorumlanan, Kerem ile Asli hikayesi anonim halk hikayelerimizin karakteristik özelliklerini tasir. Hikaye kahramani Asik Kerem, Asli isimli bir Ermeni kizina asik olur. Onu kendisinden kaçiranlarin ardindan arkadasi Sofu ile saz çalarak, türkü söyleyerek diyar diyar dolasir. Büyük bir askin, ugrunda ne ölçüde fedakarlik yapilacak bir kuvvet oldugunu isaret eder. Zorlu macerasinin sonunda, Haleb"de Asli"ya kavusan Kerem tam onunla evlenecekken bir kesis büyüsüne kurban gider. Bir büyü ile tutusup yanar, kül olur. Bu külün kivilcimi ile saçlarindan tutusarak, ayni akibete ugrayan Asli ile ancak cennette bulusurlar...
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Asuman ile Zeycan
    Ayni elmadan yiyerek çocuk sahibi olan iki ana babanin biri kiz, biri erkek çocuklari arasindaki aski anlatan Türk halk öyküsü. Erzincan beyi Kaleli Bey ile kahyasi Dervis Ahmet"in çocuklari olmamaktadir. Bey ve kahyasi, kilik degistirerek geziye çikarlar. Bir yaylada karsilastiklari bir dervisin verdigi elmayi esleriyle birlikte yiyen babalar, çocuk sahibi olurlar. Beyin kizi, kahyanin oglu olmustur. Dervis, kizin adini Zeycan, oglanin adini da Asuman koyar, onlarin birbirleriyle besik kertmesi nisanli olduklarini, büyüdükleri zaman evlendirilmelerini söyler. Çocuklar büyüyünce birbirlerini severler, ancak Zeycan"in annesi, Kaleleli Bey"i etkileyerek iki gencin evlenmesini engeller. Asuman ve Zeycan, düslerinde bade içerek asiklik gücü kazanmislar, saz çalarak deyisler söylemeye baslamislardir. Asuman kilik degistirerek beyin huzuruna çikar ve ondan atismak için asik ister. Kaleli Bey, Asuman"in karsisina, asik olarak kendi kizini çikartir. Bu atismada kaybeden, kazananin kölesi olacaktir. Iki sevgili arasindaki sazli sözlü mücadeleyi Asuman kazanir. Ama Kaleli Bey, sözünde durmadigi gibi, Asuman"i da öldürtmek ister. Sevgilisinin yardimiyla kaçip kurtulan Asuman, Basra"ya gider, bir kahvede asiklik yapmaya baslar. Asiklikta gösterdigi basari, Basrali asiklarca kiskanildigi için bir kuyuya atilan Asuman"i, dügünde elinden bade içerek asik oldugu dervis kurtarir, Erzincan"a getirir.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Arzu ile Kamber
    Birbirlerini kardeş sanarak büyüyen iki gencin asklarini anlatan ve 17. yüzyilda ortaya çiktigi sanilan Türk halk öyküsü. Konusu söyledir: Bir kervan, yolda eskiya baskinina ugrar. Baskindan yalniz küçük bir erkek çocugu sag olarak kurtulur. Bir aile tarafindan evlatlik olarak alinan çocuga Kanber adi verilir. Bir süre sonra bu ailenin bir kiz çocugu olur, adini Arzu koyarlar. Iki çocuk birbirlerini kardeş sanarak büyürler. Bir süre sonra aralarında ilgi veyakınlık başlar. Kardeş olmadiklarını ögrenince de evlenmek isterler. Arzu"nun annesi bu evlilige karsi çıkar ve kızını zengin bir tüccarla evlendirir. Ama adam kisa bir süre sonra ölür.Arzu ile kanber evlenmek için yeniden uığrasırlarsa da, anne engel olur. Asıklar bir rastlantı sonucu birbirlerini bulurlar. Kavusmanin heyecaniyla ikisi de bayilir. Sürekli olarak kızını izleyen kötü yürekli anne onlari gene ayırmak ister, ama gençlerin çevresi su ile kaplandigindan yanlarina ulasamaz. Az sonra iki sevgilinin gögüslerinden birer güvercin çikarak uçar ve böylece ikisi de orada can verirler
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Afrodit ile (Venüs) çoban Anahis
    Mitolojiye uzanırsak önce aşk ve güzellik ilahı Afrodit ile (Venüs) çoban Anahis'in aşkı akla geliyor. Efsaneye göre de Truvalı çobanın ve ondan sonra gelen bütün çobanların yanık kavalları, hep bu aşkı fısıldamış.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Heloise ile Abelard
    Paris'te 1101 de doğan Heloise ile ondan 22 yıl önce Nantes'te dünyaya gelen Abelard'ın ilişkisi sonucunda, edebiyat tarihi en ünlü aşk mektuplarını kazandı.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Dante Alighieri ile Beatrice
    1200'lü yılların başında ünlü İtalyan şairi Dante Alighieri henüz 9 yaşındayken ilk kez gördüğü Beatrice'yi ömrü boyunca sevdi. Dante onu üne kavuşturan en büyük eseri 'Commedia Divina'yı büyük aşkı için yazdı.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Napolyon ile Josephine
    Fransa İmparatoru Napolyon, henüz 27 yaşındayken kendinden beş yaş büyük olan dul Josephine'i görür görmez aşık oldu. Josephine ise eğlenceyi seven bir kadın olduğu için ülkeleri dize getiren Napolyon'u hep küçümsedi. Napolyon'un Josephine karşı duyduğu bitip tükenmeyen sevgi, karısının kusurlarını görmesine de engel oldu. Ondan boşandıktan sonra bu sevgiyi söküp atmak pek kolay olmadı ama karşısına Emilie çıkınca kalbi yine çarpmaya başladı. Üstelik bu aşk Josephine ile olduğu gibi tek değil, çift taraflıydı.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    8. Edward ile Wallis Simpson
    Yıl 11 Aralık 1936; radyoların başında oturan milyonlarca kişi İngiltere Kralı 8. Edward'ın, deli gibi aşık olduğu Amerikalı Wallis Simpson ile evlenmek için tahtan indiğini heyecanlı ama kararlı bir ifadeyle duyurdu. İki kez evlenip, boşanmış bir kadınla beraber olabilmek için krallığı bırakan Edward, 20. yüzyılda aşk için tahtını bırakabileceğini gösterdi.
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Şeker Ahmet Paşa ile Kaya
    Padişah 4. Mehmet'in en küçük kızı, güzeller güzeli Kaya, daha gencecik bir kızken Şeker Ahmet Paşa ile evlendirildi. Hülyalarının sahibini bekleyen Kaya, karşısında gür sakallı bir ihtiyar görünce çılgına döndü ve tam yedi sene kendisini Paşa'ya teslim etmedi. Yedi sene gecikmeyle gelen birleşme Kaya'nın ruhunda fırtınalar koparttı ve kocası Şeker Ahmet Paşa'ya çılgınca aşık oldu. Kızı dünyaya geldiği zaman ise aşkı zirveye ulaştı. 27 yaşında ikinci çocuğunu doğururken ölmesiyle sona erdi ama bu müthiş aşk yıllarca dilden dile dolaştı.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan
    Ülkeler fatihi Kanuni Sultan Süleyman'ın gönlünü de Rus asıllı Hürrem Sultan fethetti. Hürrem Sultan'ın, Muhteşem Süleyman'a hakimiyeti, sevgili kocasının kolları ve gözyaşları arasında ölmesine kadar devam etti. Aşk mı? Onu da bir tek Kanuni hissetti.


    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Albay Juan Peron ile Eva Duarte
    Arjantin'in eski Devlet Başkanı Albay Juan Peron, kendinden 25 yaş küçük olan oyuncu Eva Duarte ile tanışınca hayatı değişti. Birbirlerine çılgınca aşık oldular ama Peron'un ünü ve politik başarısı bir oyuncuyla evli olduğu için çok zedelendi. Genç yaşta kansere yakalanan Eva Peron öldü ama tutkulu aşk kitaplara, filmlere hep konu oldu.
     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Prens Rainer ile Grace Kelly
    Monako Prensi 3. Rainer gerçek bir prensti. Güzeller güzeli Grace Kelly ise gerçek bir Hollywood yıldızı. 1956'da başlayan evlilikleri 1982'de Kelly'nin bir otomobil kazasında hayata veda etmesiyle sona erdi. Eşinin ruhunun sarayın her köşesinde hissedildiğini söyleyen Prens Rainer ise bir daha evlenmedi.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Liz Taylor ile Richard Burton
    Liz Taylor ve Richard Burton "Kleopatra" filminin setinde tanıştı. Birbirlerine delicesine aşık olunca eşlerinden ayrılıp evlendiler. 22 yıl boyuncu bir dargın, bir barışık yaşayan çift, 1984'te Burton'un zamansız ölümüyle ayrıldı.


    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Beatles John Lennon ile Yoko Ona
    Efsanevi Beatles grubunun solisti John Lennon, Japon sanatçı Yoko Ona'ya aşık olup, evlenince grup dağıldı. Milyonlarca Beatles hayranı Yoko'yu "Japon Cadısı" olark lanetledi. Bu delicesine tutku 1980'de bir fanatiğin namlusundan çıkan kurşunlara hedef olan Lennon'un ölümüyle noktalandı.


    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Salvador Dali ile Gala,
    Salvador Dali ile tanışıp sınırsız bir aşka sürüklenen Rus ressam Gala, severek evlendiği eşiyle çocuğunu bırakıp çılgın ressama koştu. Dali ile çılgınlıklarla dolu 50 yıl geçiren Gala, bu aşktan da hiçbir zaman pişmanlık duymadı.
     
  7. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ROMEO İLE JULIET


    'Romeo ile Juliet', büyük İngiliz oyun yazarı Shakespeare'in (1564-1616) gençlik yıllarında, sanatının ilk döneminde yazdığı eserlerden biridir. Oyunun içindeki bir söze dayanılarak, bunun 1591 yılında yazılmış olabileceği düşünülmektedir. Konusu, İtalyan hikayecisi Bandello'nun (aşağı yukarı 1485-1553) bir hikayesinden alınmıştır Bandello gerçek bir olayı anlatmaktadır.
    İtalya'da Verona'da Capulets ve Montagues aileleri yıllardır kan davasını sürdürmektedirler. Bu ailelerde karşılıklı o kadar çok ölüm olmuştu ki
    Sonunda yönetici Prens Escalus yine bir çatışma çıkarsa ağır cezalar uygulayacağını iki aileye kesinlikle bildirir.

    Montegu ailesinin genç oğlu Romeo, Roseline'neye çılgın gibi tutkundur fakat Roseline onu reddeder. Romeo'nun en yakın arkadaşı ve aynı zamanda yeğeni olan Benvolio onu teselli etmek için Capulet'lerin düzenledikleri maskeli baloya gitmeye zorlar. Orada Roseline'den çok daha güzel kızlar olduğunu, o kadar üzülmeye değmeyeceğini göstermek ister.

    Romeo ve Benvolio baloya giderler. Capulet ailesinin kızı Juliet'le Romeo birbirlerini görür görmez aşık olurlar. Ve o günden sonra da gizli gizli buluşmaya başlarlar. Juliet'in dadısı onların buluşmalarını sağlar. Romeo her gece gizlice Juliet'in odasına balkondan girmektedir. Evlenmeye karar verirler. Bir rahip onları gizlice evlendirecektir. Rahip iki aile arasındaki düşmanlığı bu evliliğin kaldıracağını kabul ederek onları evlendirmeyi kabul etmiştir.

    Lady Capulet'in yeğeni Tybalt bir öğleden sonra sokakta Romeo ve onun arkadaşı Mercutio 'ye rastlar. Tybalt Romeo'ya ağır hakaretlerde bulunur fakat Romeo Juliet'i düşünerek onu yanıtlamaz. Arkadaşı Mercutio Romeo'ya yapılan korkaklık ve ağır hakaretleri kabul edemez ve Tybalt ile çatışır. Romeo engel olamaz. Tybalt ve Mercutio düelloya tutuşurlar, Mercutio ölür ve Romeo bunun üstüne Tybalt'la düello eder ve o da onu öldürür. Olayı duyan Prens Romeo'nun yakalanmasını emreder.

    Bu arada Juliet'in ailesi kızlarını Paris ile evlendirmek isterler. Juliet bütün bu olanların acısını yaşarken evlilik teklifini defalarca reddeder. Romeo prensin askerlerinden kaçar. Prens onun hakkında sürgün cezası verir. Büyük bir mutsuzluğa düşen Romeo'yu rahip umutlandırır. Öğütler vererek onu gönderir. Yine bu olaylardan sonra ailesinin Paris'le evlendirmek istemesi üzerine mutsuzluğa düşen Juliet'e rahip öğütler verecek ve Romeo'ya kavuşabilmesi için bir yol gösterecektir. Rahip, Juliet'e bir iksir verir. Bu iksiri içtiğinde herkes onu öldü zannedecektir. Oysa o sadece bir gün süreyle uyuyacaktır. Plana göre, uyandıktan sonra Romeo'nun yanına gidecektir. Rahip sürgündeki Romeo'ya bir mektup yazar ve iksiri Juliet'e verir. Mektup Romeo'nun eline ulaşmaz. Fakat Juliet'in Paris'le evleneceği haberini alır ve yasağa rağmen geri döner. Döndüğünde öldüğünü zanneder Juliet'in. Biraz sonra Paris gelir. İkisi de Juliet'in öldüğünü sanırlar. Paris'in kışkırtmasıyla Romeo yine istemediği halde onu öldürür ve Juliet'in yanına yatarak kendini hançerle intihar eder. Zaten Romeo Juliet'in yanında ölmeye gelmiştir. O sırada Juliet yavaş yavaş uyanır ve Romeo'yu yanında görür. Romeo'nun, kendisinin öldüğünü zannederek intihar ettiğini anlar ve o da Romeo'nun hançerini göğsüne Romeo'nun intiharına eşlik eder. Ölümsüz aşklarına ölümle kavuşmayı yeğlemişlerdir.

    Bu iki ölüm düşman ailelere büyük bir şok yaşatır. Prens'in önerisiyle aileler arasındaki düşmanlık ortadan kaldırılmıştır. Capulet ve Montague'ler ağır acılarıyla baş başa kalmışlardır.

    "Aşkların aşkı Romeo ve Juliet, Romeo'nun gözünün önünden bir an bile ayırmak istemediği bir kadına çılgınlar gibi tutulmasıyla başlıyor. Bu kadının adı Rosalind. Romeo, Juliet'le karşılaştığında ise Rosalind'in ömrü bir anda üzerine tıklandığı anda yok olan bir internet sayfasınınkine eşdeğer oluyor. Aşk böyledir demek istiyor Shakespeare. Gelir, geçer. Eğer çok ciddiye alınırsa da, öldürür."
    Benim düşmanım olan adındır yalnızca
    Sen sensin, Montague olmasan da
    Hem Montague nedir ki ?
    Ne eli bir erkeğin
    Ne ayağı, ne kolu
    Ne yüzü, ne de başka bir parçası
    N'olur başka bir ad bul kendine..
    Adın ne değeri var ki
    Şu gülün adı değişse bile
    Kokmaz mı aynı güzellikte?
    Romeo'nun adı olmasaydı,
    Kusursuzluğundan hiçbir şey kaybolmazdı
    ROMEO: Oradaki, şu tüm meyve ağaçlarının tepelerini yaldızlayan Kutsal ayın üzerine yemin ediyorum.
    JULlET: Ayın üzerine yemin etme.
    Her ay, yuvarlak dairesinde değişen vefasız ayın üzerine. Yoksa senin aşkın da onun gibi değişken olabilir.
    ROMEO: O halde neyin üzerine yemin edeyim?
    JULlET: Hiç yemin etme.
    Ya da istiyorsan, o zarif benliğinin üzerine yemin et. O, benim putperestliğimin tanrısı. Ve o zaman sana inanırım.
     
  8. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    KLEOPATRA- MARCUS ANTONIUS


    "Sesi, istediği her titreşimi çıkarıp, istediği her dili kullanabildiği çok telli bir müzik aleti gibiydi"... böyle diyor Romalı ünlü tarihçi Plutarkhos. Kimine göre, o erkek delisi bir kadındı. Kimine göre ise, beyninde her türlü entrikanın dolaştığı kötü ruhlu bir kadın. Romalı şair Horacius, Kleopatra'nın öldüğü gün "zafer flamalarının çıkartılıp, evlere asılmasını" önermişti. Üzerine filmler çevrilmiş, erkekleri tuzağına düşüren, entrikalar çeviren ve rakiplerini zehirle ortadan kaldırmayı hedefleyen, tutkulu ve hırslı bir kadın olarak seyirciye sunulmuştu.

    Oysa gerçekte, VII. Kleopatra, yani son Mısır kraliçesi ve son firavun, gerek karakter bakımından gerekse fiziksel açıdan, hiç de anlatıldığı gibi bir insan değildi. Her şeyden önce kısa boyluydu. Vücudunun çok güzel olduğu söylenemezdi, ancak hatları düzgündü. Gözleri ve teni açık renkteydi. Üçgen bir yüz hattına, iri ve uzun bir burna, dar bir alna sahip... En tipik özelliği ise alt dudağı... Kalın ve etli alt dudağı, Ptolemaios Hanedanı'ndan geldiğinin en somut kanıtı...

    Karakterine gelince... Kraliçenin saray entrikaları konusunda uzman olduğunu herkes kabul ediyor. Ancak unutmayalım ki, 18 yaşındayken kokuşmuş bir krallığın iplerini elinde tutuyordu. Üstelik, bütün bölgenin tek hakimi olan Romalılar'ın ağır baskısı altındaydı. Onlarla iyi geçinmek ve ülkesini onlara bırakmamak amacındaydı. Roma ile her zaman bir ittifak aradı. "güzel olmaktan çok, zeki ve kültürlüydü".. Kleopatra, tam 12 dili mükemmel derecede konuşuyordu.

    "Nil'in Kraliçesi" adıyla tarihin en gizemli kadını Cleopatra daha 15 yaşındayken babasının ölümü üzerine tahta çıkmıştı.Geleneklere göre, erkek kardeşi Ptolemaios ile evlenmek zorundaki Kleopatra, en büyük kardeş olarak Mısır tahtına geçti.Kısacası o bir Mısır firavununun sevgili kızıydı. Ezilip boyun eğdirilmiş bir halkın öfkesine ve kendi soyunun ihanetlerine karşı savaştı. Her yanından saldıran düşmanlarına karşı tahtını korudu, sürgüne gitti, dünyanın en büyük aşklarından birini yaşadı ve düşmanlarına karşı paralı askerlerden oluşan bir ordu kurdu. Bütün bunları yirmi yaşına varmadan yaptı. O, Kleopatra'ydı.

    Sezar'ın, Roma'nın en güçlü adamının aşkını kazandı ve ona hayatı boyunca sahip olduğu tek oğulu verdi. Fakat Sezar katledilince, cesur Marküs Antonius'u tanıdı. Antonius'la büyük aşkını yaşadı.

    Milattan önce 41'de, Roma ordularının komutanı Antonius, Doğu eyaletlerinin idaresine atandıktan sonra Kleopatra'yı Mısır'ın altın ve buğday ihtiyacını görüşmek üzere Tarsus'a davet etti ve ikili birbirine aşık oldu.Burada başlayan aşk Romalı komutan Oktavius'un saldırısı nedeniyle hüzünle sonuçlanır.

    Romalılar Kleopatra'nın yine bir komutanı kendisine aşık etmesine tahammül edemediler. Onların aşkını kabul etmediler. Aşıklar Oktavius'un ordularının önünden İskenderiye'ye kadar kaçtı. Burada ilk önce yakalanacağını anlayan Antonius sevgilisine veda ederek intihar etti. Ardından kölesinin getirdiği incir dolu sepette saklı zehirli yılanı göğsüne bastırarak Kleopatra intihar eder. Bu masalsı, trajik aşk pek çok filme ve edebiyat eserlerine konu olmuştur.

    Liz Taylor ve Richard Burton da "Kleopatra" filminin setinde tanıştı. Birbirlerine delicesine aşık olunca eşlerinden ayrılıp evlendiler. 22 yıl boyuncu bir dargın, bir barışık yaşayan çift, 1984'te Burton'un zamansız ölümüyle ayrıldı. Ve Cleopatra- Antonius efsane aşkı onlarla yeni bir boyutta yeniden hayata geçti.
     
  9. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Hitler-Eva Braun


    Hitler'in aşk yaşamı hakkında çok çeşitli iddialar vardı. Örneğin bir alman film yönetmeni savaş sırasında Hitler'e bir geceliğine genç yıldızlar sağla dığını iddia etmişti. İtalyan Dış İşleri Bakanı Führer'in savaş sırasında Sigrid von Lappus adında 20 yaşında bir kızla kısa bir ilişkisi olduğuna emindir. ABD Askeri Haber Alma Örgütü, Hitler'in Fraulein Abel ve Fraulein Haue diye tanınan iki Münihli genç kadınla ilişkisi olduğunun kanıtlarını ele geçirdiğini açıklamıştı. Nazi Partisine bağış yapan bir iş adamı, Hitler'in diz üstü çöküp kızına aşkını itiraf ettiğine tanık olmuştu. Suzi Liptauer Hitler'le bir kez buluştuktan sonra intihar girişiminde bulunmuştu. Inge Ley, Nazi lideri ile bir ilişkiden sonra intihar etmişti. Aynı şey Alman artisti Renate Müller'in de başına gelmişti.

    Hitler'in bir ilşkisi de Almanya ile İngiltere arasında bir ittifak kurulacağına uman saf bir ingiliz kadını Unity Walkyrie Midford'la olmuştu. İngiltere 1939 'da savaş ilan edince kadın Almanya'da kafasına bir kurşun sıkmıştı. Hitler kadına en iyi doktorlarını göndermiş, hastanede ziyarete giderek kendisine çiçek ***ürmüştü.

    Bir yazar Hitler'in 7 kadınla iliş kisi olduğunu, bunlardan 6 sının intihar girişiminde bulunduklarını yazmıştı. Geli,Ley ve Müller bunda başarılı olmuşlar, Eva Braun, Reiter ve Liptauer olamamışlardı. Midford'un intiharı politik bir eylem olarak görülmüştü. Renate Müller'in Hitler'le geçirdiği gece Hitler kadına ortaçağ ve Gestapo işkence yöntemlerini ayrıntılı olarak anlatmıştı. Soyunmalarından sonra, Führer kendisinin değersiz olduğunu söyleyerek yere yatmış, kendi kendini aşağılamıştı. Renate'nin kendisini tekmelemesini isteyince kız buna dayanamamış, ama sonunda çaresiz kalıp bir iki kere tekmelemiştir. "Bunun üzerine çok heyecanlandı, tekmeleri yedikçe heyecanı arttı." diyordu.

    Eva Braun, Hitler kendisi ile karşılaştığında Heinrich Hoffman'ın fotoğraf atölyesinde çalışan 18 yaşında bir memurdu. Geli henüz yaşıyorken sık sık görüşmüşlerdi. Kız 1932 başlarında Hitler'in evine yerleşerek metresi oldu. Fotoğrafçı bu kızı, "hoppa,boş,kuş beyinli" diye, Hitler'in doktorlarından biri de, "ucuz,küstah ve bencil" olarak nitelendirmişlerdir. Eva'nın politika ile hiçbir ilgisi yoktu ve liderinin tüm fikirlerini benimserlerdi. Führer onun ortalıkta görünmemesini ve politikadan uzak durmasını istedi. O da Alman kamuoyu önünde hemen hemen hiç görünmedi. Sadece yakın çevreler kadının varlığını biliyorlardı. O çevredekilerin çoğu da liderlerinin başının belaya gireceğinden ve ikinci bir skandala dayanamayacağından korkuyorlardı. Bazıları onun "sapık" istekleri ve sadakatsizliği ile Geli'nin ölümüne dolaylı olarak neden olan "cinsel bir sapık" olarak görmekteydiler. Eva'nın Adolf için yapmayı reddetiği şey kilo almaktı. Hitler etine buduna dolgun kadınlardan hoşlandığı için bundan nefret ederdi.

    Eva Braun'un Hitler'e sadık olduğu ve Hitler'in onun ilk ve tek erkeği olduğu öne sürülmüştü. Albert Speer şöyle diyordu:"Hitler Eva'sını bir bebek evindeki bebek gibi saklardı. Kanarya kafesi ve kauçuk bitkisi gibi ortamın bir parçasıydı. Kabine bakanları ziyarete geldiklerinde Hitler kadının odadan çıkmamasını emrederdi. Onun için Braun ancak belirli bir sınır içinde toplumsal bakımdan kabul edilebilirdi. Kadının duygularını hiç önemsemezdi; bir keresinde onun önünde, 'çok zeki bir erkek, ilkel ve aptal bir kadın almalıdır', demişti. Zeki kadınlardan kaçardı."

    Eva iki kere intihar girişiminde bulundu. 1 Kasım 1932 de kendisini tabanca ile boynundan vurdu. Nedeni Adolf'un seçimlerle uğraşması ve kendisine zaman ayırmamasıydı. Hitler'in sevgililerinden bir rakibi Hitler'in kadınlarla kampanya sırasında çekilmiş fotoğraflarını Eva'ya gönderdiği için bu nedenler arasında kıskançlık da bulunabilir. 29 Mayıs 1935 te ikinci intihar girişiminin de nedeni aynıydı. Bu sefer de Unity Midford hakkındaki dedikoduları duymuştu. Eva sonunda Hitler le ancak Hitler'in koşullarını kabul ederek yaşayabileceğini öğrendi.

    Eva Braun, Führer'le hep evlenmek istediyse de, Hitler bunu kabul etmedi. Albert Speer'e, "Bekar olduğum için çevreme çok kadın toplanıyor" , diyordu. Speer, "Hitler kadınlar tarafından çok çekici bulunduğuna inanırdı. Ama bu konuda çok da tetikteydi. " diyordu. Adolf kendini milletine adamak zorunda olduğundan, Eva ile evlenemeyeceğini söylüyordu. Bir yardımcısına, evlendiği taktirde oy kaybına uğrayacağından korktuğunu itiraf etmişti. "Münih'te emirlerimi bekleyen bir kız var" diyordu. Führer evlilik için şunları öne sürüyordu, "Benim için evlilik felaket olurdu. Bir erkekle karısı arasında mutlaka bir anlaşmazlık çıkacaktır; bu, erkeğin karısına hakkı olduğuna inandığı zamanı vermemesi ile başlar. O zaman ya karşımda ihmal edilmiş bir kadının aksi yüzü olacaktı; ya da, görevlerimi ihmal edecektim... Evliliğin kötü yanı bazı hakları yaratmasıdır. Bu durumda da en iyisi metres tutmaktır. O zaman yük hafifler ve herşey bir armağan düzeyine yükseltilir."
    Öte yandan Führer sekreterine şunları söylüyordu: "Eva hoş kadındır, ama ben de gerçek ihtirası uyandıran Geli olmuştur. Eva ile evlenmeyi aklıma bile getiremem. Yaşam boyu bağlanacağım sadece Geli olabilirdi."

    Eva ile Hitler'in seks yaşantıları da şaşırtıcıydı. Braun bir kere Speer'e normal bir seks ilişkileri olduğunu söylemişti ama başka bir sefer, "Hitler istediğim kadar iktidar sahibi değil" demişti. Eva, ablasına Hitler'le seks yaşantısının "tümüyle normal" olduğunu açıklar ken, yakın bir arkadaşına anlattıkları bambaşkaydı: "Erkekliğine gelince ondan hiçbir şey alamadığımı söyleyebilirim."

    Hitler genç kadınlardan cinsel deneyimlerini anlatmalarını isterdi. Dr.Walter Langer savaş sırasında Amerikalılar için Führer'in p***olojik profilini çıkartmıştı. Langer, kendisinde güçlü bir mazohist damarın bulunduğunu ve kadınlarla olan cinsel ilişkilerinin "anlaşıldığı kadarıyla doğal olmadığını ve bunun yeğeni Geli Raubel'in intiharına ve Eva Braun'un iki kere intihar girişiminde bulunmasına yol açtığını" belitiyordu.

    Eva, 15 Nisan 1945 de Hitler'in koruganındaydı. Almanya'dan kaçmak için elinde sayısız fırsat vardı ve oraya Führer'in isteğine karşın gelmişti. Müttefikler 29 Nisan da Berlin'i kuşattığında Braun'un umutları gerçekleşti. O gün evlendiler. Ertesi gün de birlikte intihar ettiler.

    "Kadınların gerçek erkekleri sevdikleri doğrudur" demişti Hitler. "İçgüdüleri, bir kahramanın himayesi altına girmeye zorlar onları."
     

Sayfayı Paylaş