1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ege'nin İşgali

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 28 Nisan 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Bilindigi gibi Izmir, 15 Mayıs 1919′da sabahın erken saatlerinden itibaren
    Yunan kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir. Bu aynı zamanda Ege Bölgesi
    işgalinin fiili başlangıcı sayılır. Karaya çıkmak için hukuksal gerekçe Mondros
    Mütarekesi’nin yedinci maddesinde bulunmuştur. Bu maddeye göre: Itilâf
    Devletleri, kendilerinin güvenligini tehdit eden bir durumun ortaya çıkması
    halinde, stratejik noktaları işgal edebilirlerdi.

    Venizelos’un bunu kullanması için fazla düşünmesine gerek yoktu. Nitekim
    Izmir’e çıkan Yunan kuvvetlerini yerli Rumlar çılgınca tezahüratlarla, kilise
    çanlar çalarak, papazlar askerleri öperek, takdis ederek, kadınlar ve erkekler
    kurtarıcılarının önünde diz çökerek karşılamışlardır. Karaya çıkmanın ardından
    Türk halkının kıyıma ugratılması başlamıtır.

    Yunanlılara karşı münferit bazı karşı koymaların dışnda örgütlü ve özellikle de
    bir kumandaya baglı askeri bir direniş söz konusu olmamasına ragmen, Izmir’de
    katliam yaşanmış , evler soyulmuştur. Özelllikle subayların evleri her türlü
    taarruza maruz kalmış , şahsi eşyaları, levazım ve techizatlar gaspedilmiştir. Aile
    fertlerinin hayatlarına, ırz ve namuslarına taarruz vuku bulmuştur.

    Işgal günü durumu ögrenen Istanbul hükümeti, şaşkınlık yaşamış ve olayın
    mahiyeti kesin bir açıklık kazanıncaya kadar, panige meydan vermemek ve
    kontrol dışı olaylara engel olmak için Istanbul’da, Izmir’in işgali ile ilgili
    haberleri yasaklamış ; bu sayede 16 Mayıs’a kadar Izmir’in işgali, Istanbul’da
    hemen duyulmamıştır. Daha sonra, olayın duyulmasından itibaren Istanbul’da
    protesto mitingleri düzenlenmiştir.

    Izmir’in ciddi bir direniş olmaksızın işgal edilmesi üzerine, işgali Izmir
    ile sınırlamayı asla düşünmeyen Venizelos, Yunanistan’ın bekledigi tarihi fırsatın
    dogdugunu düşünerek, itilâf devletlerinin izni olmamasına ragmen, karaya çıkan

    (Izmir’de ilk kurşunun Gazeteci Hasan Tahsin-asıl adı Osman Recep Nevres tarafından atıldıgı
    ifade ediliyorsa da konu tartışmalıdır. Celâl Bayar’a göre Izmir’de ilk kurşun Aziz Efendi tarafından
    atılmıştır(Bayar, 1965: 1796).


    Yunan kuvvetlerine işgali Ege Bölgesi’ne yaymalarını ve Anadolu’nun içlerine
    dogru ileri yürüyüşlerine devam etmelerini emretmiştir.

    Venizelos’un istegi dogrultusunda Anadolu içlerine dogru ilerlemeye
    başlayan Yunan ordusu, Izmir’den sonra Urla’ya saldırmış 16 Mayıs 1919 ve ilk
    defa burada (küçük çapta da olsa) düzenli birliklerin direnişi ile karşılaşmıtır.
    173. Alayın yirmiyi bulmayan kuvveti ile Urla halkından silahlandırdıkları 120
    kişilik bir milis kuvveti ile akşama kadar direnilmişse de Urla’yı muhafaza
    mümkün olmamıştır. Benzer bir durum Ayvalık ta’da yaşanmı tır. 28/29 Mayıs
    sabah karaya çıkmak isteyen Yunan birliklerine 172. Alay Komutan Ali Çetinkaya’nın
    kuvvetleri direnmiştir. Ancak bütün çabalara ragmen Yunanlılar,
    29 Mayıs’ta Ayvalık’ı işgal etmişlerdir. Ayvalık, resmi Türk silahlı kuvvetlerinin
    Ege’de ki ikinci direniş noktasıdır.

    Urla ve Ayvalık’ta ki bu duruma karşın bir taraftan Büyük ve Küçük
    Menderes, diger yandan da Gediz vadisini izleyerek ilerleyen Yunan kuvvetleri,
    birçok önemli yerleşim birimini hiçbir direnişle karşılaşmadan işgal etmiştir. 22
    Mayıs’ta Menemen’i işgal eden Yunan birliklerini, Menemen istasyonu nda
    kaymakam, memurlar ve ahali birlikte Yunan bayrakları ve çiçek buketleri ile
    karşılarlar. Işgal sırasında Menemen’de ki mevcut cephane ve makineli tüfekler de
    hiçbir direniş gösterilmeden Yunanlıların eline geçmiştir. 27 Mayıs 1919′da Aydın’ı işgal
    eden Yunan kuvvetleri, burada direniş görmediler. Direnmeye karşı çıkanlar: Müslüman ahalinin
    Izmir’de oldugu gibi burada da zarar görecegini ileri sürmüşlerdir.

    Manisa’da aynı akibete ugramıştır. 25 Mayıs 1919′da Kaymakam
    Kostantinos Cakolos kumandasında bulunan bir Yunan alayı , yollarda hiçbir
    direniş görmeksizin Manisa’yı işgal etmiştir. 48 bin silah, 8 kamalı , 80 kadar
    kamasız top, milyonlarca cephane Yunanlıların eline geçmiştir.
    Akhisar ise daha Yunanlılar gelmeden işgalcilerin begenisini kazanacak bir tavır
    sergileyerek milli direnişe davet edenleri soguk karşılamış , hatta reddetmiştir.

    Bu durum çok büyük bir tehlikeyi ve son derece ciddi ve önemli bir
    sorunu ortaya koymuştur: Tehlike istenilen direnmenin görülmemesi, sorun
    da bunun nedenlerini çözümlemek, milli direniş bilincini tabana yayarak milli
    direniş hareketini başlatmaktır.

    Başlangıçtaki bu pasifligi tamamen vatan sevmemek veya Yunan işgalini
    benimsemek, hele de vatan hainligi ile açıklamak yanlış olacaktır. Zira bu pasif
    tutumda Yunan işgalinin geçici olduguna dair yerli Rumların propagandaları ,
    Ingiliz ve Fransız irtibat subaylarının yaptıkları yogun desenformasiyonun
    önemli etkileri vardır.

    “Itilâfçı” “Ittihatçı” partizanlıgının toplum yaşamında dogurdugu uzun
    süreli bölünmüşlük de bir fikir etrafında birleşmeye engel olmuştur.
    Daha da önemlisi mütareke imzalayarak savaş haline son veren devletin yeni
    durum karşısında açık, kesin ve net bir tavır almayarak kararsız davranması
    giderek Kuvay- Milliye yi illegal bir hareket olarak sunmasıdır.
    Ayrıca uzun süren savaşların, milletin maddi ve manevi bünyesinde
    meydana getirdigi çöküntünün zihinlerde oluşturdugu savaşı dışlayıcı çevrenin
    psikolojisi de bu tavırların sergilenmesinde rol oynamıştır. Işgalcilerin begenisini
    kazanarak veya en azından onları kızdırmayarak geçici oldugunu sandıkları işgali
    mümkün olan en az kayıpla geçiştirebilmek ümidinin de etkili oldugu söylenebilir.


    KAYNAK:
    Ege’de Milli Direniş Bilincinin Uyanmasında ve Milli Direniş Hareketinin
    Başlamas nda Celâl Bayar’ın Katkıları
    Okt. Burhanettin Bilmez
    Celal Bayar Üniversitesi Rektörlügü,Manisa
     

Sayfayı Paylaş