1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Eğilim Nedir?

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 2 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Eğilim Nedir?

    Duygusal yönelme. Ruhbilim dilinde başta hayvansal içgüdüler ve insansal içtepiler olmak üzere bütün istekler, gereksinmeler ve heyecanlar, tutkular, zevkler ve etkinlikler (faaliyetler) birer eğilimdir ya da bir eğilimin ürünüdür. Bu konu, ruhbilim tarihinde ilkin Fransız ruhbilimcisi Theodule Ribot tarafından incelenmiştir. Ribot, Psychologie des Sentitnents (Duygular Ruhbilimi) adlı yapıtının ikinci cildinde eğilimlerin bir listesini yapmaya çalışır, şöyle der: "Birçoklarını kaçırtan ya da başarısızlığa uğratan bu tartışmalı konuya yanaşmak her ne kadar ataklık olacaksa da ilkel içgüdülerin ya da eşdeyişle eğilimlerin bir listesini yapmaya çalışmak gerekiyor. Çünkü tüm haz ve elem, tüm heyecan ve tutkularımızın kaynağı bu eğilimlerdir".

    Ribot, eğilimleri ilkin üç bölüme ayırmaktadır: 1. Fizyolojik eğilimler, 2. Psiko-fizyolojik eğilimler, 3. Psikolojik eğilimler.

    Ribot'ya göre canlıda ilk oluşan eğilim beslenme içgüdüsüdür. Ona göre beslenme içgüdüsü de üç bölümdür: A. Açlık ve susuzluk, B. Alınan besinleri dönüştürmek için solumak, C. Dışarıya atmak için terlemek, dışkılamak ve işemek.

    Psiko-fizyolojik eğilimler de iki bölümdür: A. Alan eğilimler (Gözün görmeye, elin dokunmaya eğilimi gibi), B. Veren eğilimler (Hareket etme, sesler çıkarma eğilimleri gibi).

    Psikolojik (Ruhsal) eğilimlerse bireyin bilinçli bir varlık olarak gelişmesine hizmet eden eğilimlerdir ki hoş ve hoş olmayan ya da bu ikisinin karması olan davranışların kaynağı olarak heyecanlardır. Ribot bu üçüncü kümedeki eğilimlere ruhsal içgüdüler de demektedir, şöyle diyor: "Ruhsal içgüdüleri ilk cildin önsözünde anlattığımız halde burada oluşma tarihlerini sırasıyla yeniden hatırlatacağız:

    1. Korunma içgüdüsünün savunma biçimi olan korku.
    2. Korunma içgüdüsünün saldırı biçimi olan kızgınlık (hiddet).
    3. Duygudaşlık (sempati) eğilimleriyle cinsellik dışındaki tüm heyecanlar.

    Bu üç ilkel eğilim türevleriyle birlikte ruhsal yapının temellerini oluşturur. Bunlardan korku'yla kızgınlık en genel olanlarıdır, çünkü en aşağı derecedeki hayvanlarda bile vardır. Törel ve toplumsal heyecanların kaynağı olan duygudaşlığa dayanan eğilim heyecanları sadece kimi hayvanlarda sokulganlık biçiminde görülebilir. Bunların dışındaki eğilimler bunlardan sonra oluşmuşlardır, kapsamları da daha sınırlıdır, şunlardır:

    4. Oyun içgüdüsü ki güç fazlalığının tüketilmesi eğilimidir (Bu içgüdüden şu eğilimler doğmuştur: A. Beden eğitimi gereksinimi. B. Serüven zevki, C. Çabucak hastalıklaşan kumar tutkusu, Ç. Estetik etkinlikleri,

    5. Bilmek eğilimi, bilseme (tecessüs) ki anlak (zeka) ve dikkatin biraz gelişmesinden sonra ortaya çıkar. İlk biçimleri dokunmak, işitmek, görmek gibi duyu alışmalarından ibarettir ve önceleri baştan başa kılgısalken (ameli iken) daha sonra zihinsel duyguların çeşitlenmelerini oluşturur,

    6. Daha sonra ve belki de yalnız insanda beliren bencil eğilimler, eşdeyişle ben'in kendi kendinden haberli olmasıdır ki büyüklük taslamayla (gurur) alçakgönüllülük (mahviyet) ve bunların değişik biçimleri olan heyecanları dilegetirir.

    7. En geç oluşan ve bütün hayvanları kapsayan cinsellik içgüdüsüdür. Bana göre şimdi geçmiş ve gelecek tüm yalın ve karmaşık heyecanların kaynağı bu eğilimlerdir. Kitabımızın bundan sonraki bölümleri bu yargımızı pekiştirecek incelemelerden ibaret olacaktır".

    Değerli ruhbilimci G. Dwelshauvers Psychologie (Ruhbilim) adlı yapıtında şöyle demektedir: "Disposition, inclination ve tendance deyimleri birbirlerinin yerinde kullanılmaktadır. Dispozisyon genel bir deyimdir. Bir bireyde koşulların ilk baskısında uyanan, ergenlikle soyaçekimden gelen ya da özel birtakım durumlarda birçok etkenlerin etkisiyle gerçekleşen bütün olanakları dilegetirir. Dispozisyonlar bizi herhangi bir şeye eğilim duymaya götüren daha özel duygulanım durumlarını gösterir; tandanslara gelince, Ribot'nun da değindiği gibi, dinamik bir düşünceyi içerir.

    Gene Ribot'ya göre bir eğilim, bir hareket, başlangıcı, hiç olmazsa devinimi etkileyen bir etmendir. Ribot, eğilimlerin anlamını haksız yere daraltmıştı, eğilimlerin arasında zihinsel dispozisyonları da koymak gerekmez mi ya da devinimin anlamı genişletilmek istenirse düşünce devinimlerine, çağrışım akımlarına da yayılmamalı mıdır?

    Bu üç deyim, aralarındaki ince ayrımlar gözetilmediği için, genellikle aynı anlamda kullanılır. Bir bakıma aralarında ortak bir şey de vardır; çünkü üçü de duygusal yaşamın sürekli ırasını (karakterini) gösterir. Bir heyecan belli bir zamanda belirir, sonra yitip gider. Bir üzüntü, bir sevinç de böyledir. Eğilimse, tam tersine, belirmediği zaman bile yerinde durmaktadır. Bundan başka dispozisyonlar bilinçli değildirler, hem de dinamik olarak bilinçsizdirler.

    Dinamik bilinçsizliğin ruhsal yaşamdaki önemi büyüktür, akıl hastalarıyla doğuştan eğilimlerin incelenmesi dinamik bilinçsizliğin kapsam ve etkinliğini gösterir. Bundan ötürüdür ki eğilimleri, yukarda gördüğümüz ilkel duygulanımlardan (teessür hallerinden) ayıran şey sürekli olmaları, dinamik bir bilinçsizlikten (bilinçdışından, gayrişuûrdan) gelmeleridir. Tandans ve dispozisyonlarda hem us (akıl) hem de duyu (his) oluşumları vardır, bunlarda tam anlamıyla duygusal yaşama özgü bulunanları ayırdetmek kolay değildir. Bundan ötürüdür ki bilim, sanat, söylevcilik (hitabet), deney dispozisyonlarından ve iradeyi ilgilendiren tehlike, sakıntı (ihtiyat), yenilik ve eskilik tandanslarından söz edilir.

    Öte yandan içgüdüler tandansları doğurur, o kadar ki zihinsel yaşamın bu karmaşık etkinlik biçimleri arasında duygulanımsal (teessüri) olanı kesinlikle ayırmak çok güçtür. Bir bakıma iyi yapılmış bir içgözlem bunları ayırabilir ama bunun için gene de en iyi yöntem hastalık-bilimsel (patolojik) yöntemdir. Biliyoruz ki ruh hastalıkları usun (aklın) denetimini ortadan kaldırarak normal yaşamda silik kalan durumları belirttiği için duygulanım oluşumlarını da büyümüş olarak gösterirler". Dwelshauvers bu savını kanıtlamak için erken bunama, melankoli çöküntüsü (depresyonu) ve korkulardan örnekler veriyor.

    Bu hastalıklardaki hiçbir belli nedene dayanmayan (sebepsiz) duygulanımlar bilinçdışı bir kaynaktan gelmektedir. Bilinçdışı dinamizm ve duygulanımsal eğilimlerin zihinsel yaşamımızdaki etkileri bu örneklerde gereği gibi belirmektedir. Dwelshauvers'in anlattığına göre W. H. R. Rivers, L'lnstinct et L'Inconscient adlı yapıtında Freudcu yöntemle bir kapalı yer korkusunun çocukluktaki nedenini ortaya çıkardığını yazmıştır.

    Dweishauvers şöyle demektedir: "Demek ki korkunun başı ve olayı unutulduğu halde belirtileri ve bu belirtilerin çevresinde toplanan düşünceleri belirleyen duygulanım eğilimi yasamakta devam ediyordu". Dweishauvers, eğilimleri, pek çok ve pek çeşitli olduklarını anlattıktan sonra, şöyle sınıflandırmaktadır: 1. Organsal gereksinmelere bağlı eğilimler, 2. Soyaçekimsel (irsi) ya da özgül (nevi) eğilimler, 3. Asıl bireysel eğilimler, 4. Alışkanlıkla kazanılmış ve kökleşmiş eğilimler, 5. Zihinsel yaşamın gelişmesinden oluşan ussal (zihnileşmiş veya akli) eğilimler.
     

Sayfayı Paylaş