1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Eğitim sistemini etkileyen başlıca felsefi akımlar

Konusu 'Eğitim İçerikli Makaleler' forumundadır ve dderya tarafından 19 Nisan 2015 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.295
    Beğenileri:
    7.479
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    204 ÇTL
    4. EĞİTİM SİSTEMİNİ ETKİLEYEN BAŞLICA FELSEFİ AKIMLAR

    [​IMG]


    â. İdealizm


    İdealizm'îkTanlamda kullanılır. Birincisi ahlaki anlamdadır ki, bireyin yüksek amaçlarını, ulaşmak istediği hedefleri anlatır. İkinci olarak felsefi anlamda ise. İlkçağ Yunan filozoflarından Eflatuncun ilk kez kullandığı “idea” kavramına dayanır. Ona göre idea tüm varlı ve nesnelerin ilk gerçek örnekleridir. Bunlar maddi olmayan, zihinde adeta gizlenmiş olarak bulunan ruhsal nitelikte düşünceler, kavramlardır.

    İdealar zaman ve mekâna bağlı olarak değişmeyen, esas gerçeklerdir, doğuştan gelirler. Gördüğümüz, bildiğimiz gerçekliğin temelinde idealar yani ruhsal, düşünsel özler, kavramlar vardır. İdealistlere göre fiziksel gerçeklik, ikincildir, ruhsal gerçeğin bir görüntüsünden ibarettir, fiziksel varlıklar, nesneler ideaların bir gölgesidir Madde değil asıl olan idealardır. Bunlar evrenseldirler. Bireysel zıhın de evrensel zihinle ilgilidir
    Bu felsefeye göre bilginin kaynağı insan zihnidir Bireysel zihin evrensel zihnin kavramlarım kullanarak bilgiye ulaşır Bir şeyi bilmek demek, bireysel akılda var olan bu evrensel düşüncelerin, kavramların farkına varılması, bunların bilince çıkarılması, hatırlanması demektir. Yani bilme, öğrenme etkinliği esas olarak zaten zihinde örtük olarak var olan bilgilerin düşünülüp hatırlanmasından ibarettir


    İdealizme göre eğitimde yolan insan”dan çok ‘'olrnası gereken insan” esas alınır. Eğitimde hedefler buna göre belirlenir. Eflatun, Kant, Hegel, Leibniz, Berkeley idealist filozoflardır.

    b. Realizm

    Bilgi teorisi olarak idealizmin zıddıdır. Evren, doğa, tüm nesneler insan zihninin dışında, ondan bağımsız olarak bulunurlar. Varlık ve nesnelerin varlığı bize bağlı değildir. Bu alan nesnel bir gerçekliktir. Evren somut nesnelerden oluşur. Varlık ve nesneler kendi başlarına vardır. Her şey zihinden bağımsızdır. Gerçek (reel olan) objenin (nesne) kendisidir. Realiteyi insan zekâsı, aklı yaratmaz. Tüm bilgileri duyularımızla, gözlem, sınama- yanılmalarla elde ederiz. Realite ile doğru bilgilere ulaşmak için gözlemler, incelemeler yapılsa da gene aklı kullanarak gerçek bilgilere varabiliriz. Varlığa ilişkin bilgiler duyularımızla sınırlıdır. Bilgi gerçeklerin algılanmasına dayanır. Akıl bizim dışımızdaki varlık ve olguları algılar, kavrar. İnsan zihin, akıl yolu ile bu nesnel gerçeği öğrenip kavrayabilir. Toplumsal değerler bu nesnel gerçekliğe göre şekillenir.

    Realizme göre eğitimde konu alanları önemlidir. Nesnelerle ilgili bilgiler sistematik bir bütünlük içinde düzenli olarak öğrenilir. Realizmin içinde belirli noktalarda birbirinden ''"ayrılan birkaç ekol (akım) vardır. Realistler eğitimi disiplinli, düzenli, otoriter bir işleyiş olarak düşünürler. Konular sistematik bütünlük içinde verilmelidir. Eğitim öğretmen merkezlidir. Öğretmen konusunda uzman olan kişidir. Eğitim yeni kuşaklara kültür aktarma işlemidir. Ünlü Yunan filozofu Aristoteles realist bir filozoftur.

    c. Natüralizm

    Bilgi teorisi açısından, çıkış noktası realizmdir. Ayrıca tek ve en önemli gerçeğin somut doğa olduğu kabul edildiği için, bu noktada materyalizme de yakındır.

    Natüralist felsefeye göre birey doğanın en önemli parçası, öğesidir. Her şey doğadan çıkar ve ona bağlıdır. İnsan doğa ile bütünleştiği ölçüde başarılı ve mutlu olur. Doğa tüm varlıkları içinde barındıran bir sistemdir. Varlıklar, nesneler görünen doğadan ibarettir. Doğadaki zenginlik ve çeşitlilik insanı mutlu etmeye yeter artar. Doğa tüm bilgilerin, insan etkinliklerinin kaynağıdır. Doğanın genel yasaları insan ve toplumlar için de gcçerlidir ve bu yasalara uygun yaşamak insanların da lehinedir. Çünkü insan doğanın ürettiği bir varlıktır dolayısıyla onunla uyuşan, tutarlı olan bir yaşam sürmelidir. Bu bakımdan insan doğaya uygun olmayan suni davranış ve tutumlardan kaçınmalıdır. Doğanın yasaları insanlara da rehberlik yapar, onlara gerçeğe uygun davranmanın ilkelerini gösterir.

    Natüralistlere göre eğitimde de esas, doğaya uygun yaşamak ve doğa ile uyum içinde olan bireyler yetiştirmektir. Öğretimde de tüm bilgiler doğadan türctılmeli, eğitimin öncelikli amacı doğanın anlaşılması ve kavranması olmalıdır. Pedagoji tarihinde bu akımın en önemli temsilcisi J.J.Rousscau'dur. O Emile adlı eserinde bu natüralist eğitim anlaş ışını çok detaylı, romantik, coşkulu bir üslup içinde sergilemiştir. Roıısseau'ya göre çocuk zorlama ve baskılardan, korkulardan uzak bir biçimde, anlayışlı, toleranslı bu ortamda yetiştirilmeli; çocuk doğa içinde kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda, yöntemlerle sınama yanılmalarla öğrenmeli, kullanmalıdır.
    Rousseau’ya göre çocuğun gelişiminde, öğretiminde gene doğadaki ilkeler esas alınmalı, yavaş yavaş ve aşamalı bir yol izlenmelidir. Rousseau bu düşünceleri ile pedagoji tarihinde bir dönüm noktası olmuştur.

    d.pragmatizm

    Bilgi edinmede deneyi esas alan bir felsefedir. Emprizm-deneycilik tarihsel olarak J.S.Mill’in Faydacılık (utilitarism) felsefesine kadar götürülebilir. Ancak bu felsefeyi geliştiren, popülerleştiren, yaygın, kapsamlı, popüler bir felsefe haline getiren Amerikalı WJames ve J.Dewey’dir. Pragmatizme göre gerçek mutlak değil değişkendir, görecelidir. Dolayısıyla bilgiler de değişkendir. İdealist ve realist felsefelere bir tepki felsefesidir. Daha çok 19.ve 20.yüzyıl felsefesi olarak kabul edilir.

    Pragmatizme göre esas olan değişmedir, sürekli oluşumdur. Bilgi bireyin çevresi ile nesnelerle etkileşimi sonucu oluşur. İnsan yaşantılar sayesinde öğrenir. Gerçekler ancak deneysel etkinliklerle ortaya çıkar. Onun için de gerçekler sürekli değişebilir. Değişmeyen tek şey doğanın kanunlarıdır. Ancak insan için doğanın yapısı ve özelliklerinden çok insanın doğa ile ilişkisi, insamn nesneler üzerindeki etkisi, onlardan yararlanması önemlidir. Her nesne, varlık ve olay, bireye etkisi, ondan yararlanılması oranında anlamlıdır. Din, sanat, ahlak, hukuk vb. ile ilgili ilkeler, konular insan için bir zorunluluk değil, tüm bunların insan yaşantısındaki etkileri veya bunların insan yaşamındaki işlevleri önemlidir.

    Pragmatik felsefe öğrenci merkezli bir eğitimi esas alır. Öğretimde öğrencinin ilgi ve ihtiyaçları, gelişimi, bireyselliği belirleyici öğelerdir. Bu nedenlerle eğitim programlan esnek, işlevsel, olmalı, somut, hayati, kullanılabilir bilgi ve becerileri içermelidir. Teorik bilgilerden çok beceriler esas alınmalıdır. Öğretimde yöntem olarak bol araç-gereç kullanılmalı, dersler deney ve gözlemlere yer verilen laboratuvar ortamında işlenmelidir. Ders dışı sosyal etkinliklere dersler kadar önem verilmelidir.

    Eğitimde, öğrencilerin eleştirel düşünme problem çözme becerileri geliştirilmeli, toplumsallaşma açısından öğrenciler aktif, etkin birer yurttaş olarak yetiştirilmelidir. Bu açıdan iletişime, toplumsal etkileşime önem verilmelidir.

    c.Varoluşçuluk (Existentialism)

    W9.yüzyılda M.Heidegger gibi düşünürlerin de önemli katkıları olmakla birlikte daha çok bir 20.yüzyıl felsefesi olarak ortaya çıkan varoluşçuluk felsefesini J.P.Sartre yaygınlaştırıp popülerleştirmiştir. Sartre’a göre “var olan” “öz”den önce gelir. Ayrıca bu varoluş canlıların içinde sadece insana özgü olan bir durumdur.

    Varoluşçuluk insan merkezli bir felsefedir. Her şey insanla başlar, insanla biter. Ayrıca bilinç de insana özgü bir özelliktir. Bu açıdan insanın “özgüri'olması çok önem taşımaktadır. İnsan benzersiz, kendine özgü “tekil” (biricik) bir varlıktır, insan olmuş, bitmiş bir varlık değil, oluşum halinde olan bir varlıktır. İnsanın varoluşu bireysel bir olgu ve çabadır. İnsan önce vardır, daha sonra doğa ve toplumla etkileşerek kendisini yaratarak, kendisine özgü bir varlık haline gelir. İnsan kendi varlığını kendi elleriyle yaratmaktadır. Özgürlük bireyin kendisini gerçekleştirmesi bakımından zorunludur. Dolayısıyla varoluşçuluk bireyselliği öne çıkarıp savunmaktadır.

    İnsan önceden tanımlanamaz, belirlenenle/. Onu “bir şev” çapan kendi erdemleridir Ne nasıl olacaksa bunu insanın kendisi gerçekleştirecektir. Burada önemli olan insanın bilinci ve yaşam sürecidir. İnsan donatıldığı gizil yeteneklerinin farkına varmalı, bunları düşünce ve davranışlarıyla onaya çıkarmalıdır. Varoluşçular böylece eğitimin merkezine “ınsatf'ı onun bireyselliğini, yeteneklerini, özgürlüğünü, sorumluluğunu, eylemlerini ko\maktadırlar İnsan bu bireysel özgürlük ve sorumluluğu gerçekleştirmeye, onun gereklerini yapmaya da adeta mahkûmdur. Eğitimin amacı bireyin kendisini bulmasına, gerçekleştirmesine yardım etmektir.

    Varoluşçuluk insanın sınırlandırılmasına karşıdır. İnsanın özgürleştirilmesini, özerkliğini savunur. Eğitim bu tür bireyleri yetiştirilmesine ortam hazırlamalıdır.

    Grup yaşamı, toplumdaki normlar düzeni insanın bu özgürlüklerini, kendisini var ve ifade etmesini kısıtlayabilir; onun için bunlar eleştirilmeli, onların getirdiği sınırlamalara karşı çıkılmalıdır.

    Varoluşçulukta bilgi öznel bir nitelik taşır, kişiseldir. Bireyin iradesi ile oluşur, değeri, anlamı da bireyseldir. Dolayısıyla bilgiler kesin ve yansız değildir. Bilgi öznel ve görecelidir.

    Varoluşçulara göre toplumsal değerler de, toplumsal tercih ve yargılardan çok, kişilerin tercih ve kararlarına göre oluşmaktadır (oluşmalıdır). Kişiler değerler karşısında sessiz kalmamalı kendi seçme iradelerine, yargılarına yer vermelidir. Değerlerde dışsal değil, içsel tercih, yorum önemlidir. Değerler bu anlamda çok görecelidir. Bireyler kendi karar eylemlerinden sorumludur. Birey bu tercih ve karar mekanizmasını başkalarına devretmemelidir.


    Aydın YAKA
    İzmir 2012
     
    YoRuMSuZ bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş