1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ekonomi ve Devlet

Konusu 'Sosyoloji' forumundadır ve Suskun tarafından 18 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL


    [​IMG]
    Ekonomi ve Devlet
    Tarihsel süreç izlendiği zaman devletin ekonomideki ağırlığı göreceli olarak artmıştır. Modern devlet tanımlamasının ortaya çıktığı XX. Yüzyıl başlarından itibaren bu artışlar daha hızlı bir artış göstermiştir. Devlet borçlanmaları artmış ve borçlanmalar savaş ekonomisi ile muazzam boyutlara yükselmiştir. Devlet finansman ihtiyacını sadece borçlanmalar ile değil vergilerin arttırılması ile sağlamaya çalışmıştır.

    ImageTarihsel süreç izlendiği zaman devletin ekonomideki ağırlığı göreceli olarak artmıştır. Modern devlet tanımlamasının ortaya çıktığı XX. Yüzyıl başlarından itibaren bu artışlar daha hızlı bir artış göstermiştir. Devlet borçlanmaları artmış ve borçlanmalar savaş ekonomisi ile muazzam boyutlara yükselmiştir. Devlet finansman ihtiyacını sadece borçlanmalar ile değil vergilerin arttırılması ile sağlamaya çalışmıştır. Vergi türleri artmış, oranlar yükselmiş ve geçici vergiler kalıcı hale gelmiştir. Örneğin, II. Dünya Savaşı zamanında İngiltere savaş masraflarını karşılamak için ek vergiler koymuş, halk buna savaş olduğundan dolayı karşı çıkmamıştır ve savaştan sonra bu vergiler kaldırılmamıştır. Aynı şekilde 1999 Adapazarı ve Düzce depremlerinin yaralarını sarmak için Türkiye geçici vergiler çıkarmış fakat zamanla bu vergiler kalıcı hale gelmiştir. Görüldüğü gibi devlet savaş, doğal afet veya başka sebeplerden dolayı vergiler yoluyla ve borçlanmalar yoluyla ekonomi üzerinde ki ağırlığını arttırmıştır. Üretime doğrudan devlet müdahalesi çoğu gelişmemiş ülkede ve özellikle krizden sonra gelişmiş ülkelerde ağırlığını arttırmıştır. Kumanda ekonomisi dediğimiz makro ekonomik kararlar ve özellikle mikro ekonomik kararların devlet (hükümet) tarafından alınan yapılarda büyük sorunlar olmaktadır. Devlet teşebbüsleri zarar etse dahi varlığını sürdürmekte ve bu zararları halkın sırtına yüklemektedir. Bunun yanı sıra yönetimi elinde bulunduranlar yakını, tanıdığı veya desteklediği kişileri kayırarak bu kurumlara işe sokmaktadır. Bu da büyük bir adam kayırmanın yanında teşebbüslerde çalışan sayısını arttırmakta ve doğal olarak zararlara neden olmaktadır. Piyasa ekonomisine yapılan müdahaleler kısa dönemli çıkarların maksimum hale getirilmesi için işleme konulmaktadır. Seçmen kitlesine verilen vaatlerin tutulması ve özellikle iktidarın veya oyun garanti haline getirilmesi için hükümetler veya partiler ülke çıkarlarına zarar veren kararlar almaktadır. Bunun en yaygın örneği ise şüphesiz memur alımların özellikle seçim zamanında aşırı artmasıdır. Yunanistan’ın içinde bulunduğu durumun iki açıklaması vardır. Birincisi, artan memur alımları ile devlet kurumları büyük zarar etmiştir ve devlet borçlanması büyük seviyelere ulaşmasıdır. Devlet çalıştırdığı memurların finansmanını borç ile kapatmış ve aynı şekilde harcamalarını (askeri, nakdi, dış ticaret açığı gibi) borçlanarak kapatmaya çalışmıştır. Sonunda ise sürdürülemez bir yapı ortaya çıkmış ve doğal olarak balon bir noktada patlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti böyle bir tehlikeyle karşı karşıya kalmamak istiyorsa yapısal önlemleri süratle yerine getirmelidir. Kişiler veya partiler iktidarlarını kaybetmemek için her yolu denemeye yatkındırlar. İktidar ilk ele geçirildiği zaman yapılan birinci iş kendi adamlarını, yakınlarını veya güvendiği tanıdıklarına iş vermek, görev vermek veya yönetme yetkisi vermektir. Çünkü bu kişiler sayesinde koltuğunu sağlamlaştırmaktadır. Son yaşanan kaset skandalından sonra partisinin yönetimi değişen CHP bu söylenenlerin güncel örneklerindendir. Eski genel başkanlarının adamlarının yönetimden dışlanması ve kendi adamlarının yönetime dahil edilmesi koltuğun sağlamlığını sağlamak içindir. Örneğin değişen belediye başkanları ilk faaliyetlerinde eski yönetimin kayırdığı kişileri yönetimden uzaklaştırmakta ve güvendiği (kayırdığı) kişilere koltuk vermektedir. Bu yapılırken bilgi, tecrübe veya hak edebilirlik değil itaat aranmaktadır. Siyasilerin ekonomi ile attığı siyasi nutuklar genelde meydanlarda kalmasının sebebi ortadadır. İyi konuşmak iyi işler yapmak anlamına gelmemektedir. Her iktidar kendi otoritesini kurmak için çeşitli yollara başvurmaktadır. Bu yoların en bilineni ise yukarıda açıklanmaya çalışılan adam kayırma örnekleridir. Türk siyasi tarihinde ister kamusal alanda olsun ister özel sektör alanında olsun nice sayısız örnek iktidar sahiplerinin temeli adam kayırmada yatan çeşitli olaylara sahne olmuştur. Bazı medya patronları, iş adamaları ve sanatçılar desteklenmiş, korunmuş ve kayırılmıştır. Bunun yanı sıra kamu yöneticileri en itaatkarlardan ve yakınlardan seçilmiş, korunmuş ve desteklenmiştir. Diğer bir yapılan ise devlet kademelerine fazla insan alımı, vergilerin arttırılması ve harcamaların arttırılmasıdır. Özet olarak seçmenler seçim meydanlarında bol keseden atılan yalanlara kanmamalıdır. Her iktidardan faydalanacak ve her iktidarın koruyacağı kişiler vardır. Uzun süreli sürdürülebilir bir kalkınma için devletin ekonomiden ve özellikle adam kayırtmadan elini eteğini çekmek zorundadır. Düzenleyici ve kontrol edici rol devletin temel rolü olmalıdır. Aksi taktirde devletimiz iflas etme tehlikesine maruz kalabilir. İşte o tehlike anında yanımızda AB gibi bir güç değil cesede saldıracak akbabalar buluruz.

    Hakan UZUN 2010
     

Sayfayı Paylaş