1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

El fenerim...

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve alemdar tarafından 15 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. alemdar
    Cesur

    alemdar Öyle bir geçer zaman ki! V.I.P

    Katılım:
    27 Haziran 2010
    Mesajlar:
    2.866
    Beğenileri:
    2.544
    Ödül Puanları:
    6.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    ATAMIZIN ŞEHRİNDEN
    Banka:
    3.934 ÇTL
    Diğer annelere biraz haksızlık ediyorym ama, elimde değil. Benim annem, yılların annesidir. Sabah günaydınım, akşam(akşamları) duam (dualarım). Yağmurun elleri, bulutun gözleri..... Dağların yaşlı güzelliği, bağların bereketi. Gökyüzünün esmerleşip, perdelerin çekildiği saatlerden sonra, içimdeki fırtınalardan kimsenin haberi olmazdı. Her gece efkarımı giyinirken, küçücük bedenimle teslim olurdum acılara. Düşlerimin karanlığında çıkış ararken, bir el fenerim olsun isterdim. Küçük bir el feneri... Evin içinde küçük bir gaz lambasından odaya yansıyan yalın ışık, duvarda hayali gölgeler yaratırdı geceleri. Duvardaki saatin sessizliği bozduğu bir evde, hacıvat çıkacak sanırdım gölgelerden, yada karagöz! İkisi bir olup, beni güldürecek sanırdım. Düşlerimle karşımdaki hayal arasında sıkışıp kalırdım, uykulu gözlerimden sanki gemiler kalkardı. Adını bilmediğim şehirlerden birinde benim yerime başka çocuklar dalardı uykuya... Düşlerimin karanlığında bir el fenerim olsun isterdim. Bana yolumu gösteren, içimi aydınlatan, ışığım olan... Korku dağlarımı dinamitler, açılan yollardan uçsuz bucaksız yeşilliklere koşardım. Bir kuş sürüsünün peşine takılırdım belki. Yorgun denizciler alırdı beni gecelerden. Hayallerimi tutuşturan bir sonsuzluğun koynunda uyurdum. Son kaleyi de eline geçiren muzaffer bir kumandan bulurdum karşımda, bense günahsız bir savaş esiri... Evin içindeki bu saklambaç oyununda hep bendim ebe... Kendi rüyalarımın çadırında, küçük bir el fenerim olsaydı. İçimin ıssız kıyısında boş bir sandal beni beklerdi, ama annemi almadan nereye giderdim ki! Bir hüzün haritasında, sevinç definesinin ne işi olurdu ki! İçimden bulanık sular akardı, yüreğimde kış bulutları. Damlarından buz sarkan yoksul bir evde, kendimi buzul çağının garip çocuğu olarak görürdüm. Kederin heybesine bolca acı koyduğu kadersiz bir kadının, acılar denizinde sabaha kadar kulaç attığını düşünürdüm. Her şeyi görmezlikten gelirdim de, buruk gülüşlerin ardındaki gerçeği, en iyi ben bilirdim. Ah! Keşke bir el fenerim olsaydı. Yorganın altında, ayak parmaklarımı oynatır, herkesin uyuduğu bir saatte, duvarda akrebin yelkovandan nasıl kaçtığını seyrederdim. Ah! Bir el fenerim olsaydı (neler yapardım neler). El fenerim olmadı ama harika bir annem vardı benim.(Bizim yerimize ağlayan, bizim yerimize ıslanan kadındır annem...) Saygıda kusur ettiğim çocukluk yıllarımda, isyan bayrağını açtım delikanlılık günlerimde, beni en kolay affeden kadındır annem. Sabahları günaydınım, akşam duam olmuştur. Acılara doğuştan gönüllü bir anadolu kadınıdır annem. Her anne gibi... Her yıl anneler gününde yılın annesini seçerler.Nice kutsal analardan birini onurlandırırlar. Ben yıllardır yapıyorum seçimimi. Ama ilk kez seçimimi dışa vuruyorum. Duygularımı cümle aleme hissettirmek istiyorum. Bütün anaların kutsal olduğu, bütün anaların cenneti ayaklarının altına aldığı bir dünyada annemi ödüllendiriyorum. Biraz duygusal davranıyorum. Diğer annelere biraz haksızlık ediyorum, ama elimde değil. Benim annem yılların annesidir, diğer anneler kusuruma bakmasın... Akşam ezanları büyükleri camiye çağarırken, bizleri de evimize yollardı. Boynuna kement atılan taşlar nereye kadar gidebilirdi k? Yıldızları çoğaltırdım yorganım altında, yemezdi... Acılar ayaklanırdı içimde, parmak uçlarımdan saçlarıma kadar uzanırdı...
     

Sayfayı Paylaş