1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Elazığ Antik Kentleri (Doğu Anadolu Bölgesi)

Konusu 'Turizm Rehberi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 8 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Elazığ Antik Kentleri (Doğu Anadolu Bölgesi)

    Harputtaş, Karpata (Elazığ-Harput)

    Elazığ (Harput), Paleolitik Çağdan (yontma taş) itibaren çeşitli toplulukların yerleştiği bir alan olmuştur.
    Elazığ, eski çağlardan bu yana bir çok toplumun yerleştiği, farklı kültürlerin geliştiği bir yer olmuştur. Özellikle yöredeki höyüklerde yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen kalıntı ve buluntuların çeşitliliği, köklü bir tarihe ve [​IMG]kültür varlığına sahip olduğunu göstermektedir. Elazığ yöresindeki ilk arkeolojik araştırmalara 1945 yılında başlanmış ve belirli aralıklarla sürdürülmüştür. Geniş çaplı arkeolojik araştırma ve kazılara Keban Baraj Gölü altında kalacak olan yerleşim alanlarının kurtarılması amacıyla 1960'larda başlanmıştır. Doğu Anadolu'nun kültür tarihini aydınlatan Ağın, Kalaycık, Aşvan, Boytepe, Fatmalı-Kalecik, Kaşpınar, Haraba, Han İbrahim Şah, Korucutepe, Norşuntepe, Tepecik, Tülintepe, Körtepe, Değirmentepe kazıları yöredeki ilk yerleşimin Paleolitik Çağda başladığını göstermiştir. Ayrıca yöre tarihi ile ilgili ilk yazılı bilgiler de Hitit ve Asur tabletlerinden öğrenilmiştir. O yıllarda Harput önemli bir yerleşim merkezi idi.

    M.Ö. XIX. yüzyılda bulunan Asurlular'a ait çivi yazılı tabletlerde rastlanılan Karpata isminin eski Elazığ olan Harput ile bağlantılı olduğu sanılmaktadır. M.Ö.XIII.yüzyıla tarihlendirilen Hitit dilindeki çivi yazılı bir tablette Harput, Harputtaş olarak adlandırılmış ve Harputtaş, Harziuna ülkesinin dört şehrinden birisi olarak gösterilmiştir. Prof.Bossert, Hitit tabletlerinde ismi geçen Harputtaş'ın bugünkü Harput'un olduğunu ileri sürmüştür. M.Ö.IX. ve VIII. yüzyıl Hitit kitabelerinde de Harput'un ismi Harputtavanas olarak geçmektedir. M.Ö.900-650 yıllarında Urartular Harput'a Supanı adını vermişlerdir. Osmanlı Döneminde bu kente [​IMG]Mezra ismi verilmiş, Sultan Abdülaziz zamanında yapılan imar çalışmalarından sonra Sultan Abdülaziz'in yaptırmış olduğu yeni binalardan ötürü Mamuretul Aziz (Sultan Aziz'in mamur ettiği yer) ismi yakıştırılmış, sonradan bu isim halk arasında Elaziz'e, ardından da Elazığ'a dönüşmüştür.

    Elazığ-Harput yöresinde XX.yüzyılın ikinci yarısında başlayan, İstanbul Üniversitesinin yaptığı kazılarda yörenin ilk halkının Hurriler olduğu açıklık kazanmıştır. Burada ele geçen tabletlerden öğrenildiğine göre, Hurriler Güneydoğu Anadolu'nun büyük bir bölümüne yayılmış, M.Ö.II bin yılının sonlarında kuvvetlenerek ırkdaşları Subar Beyleri'ni de egemenlikleri altına alarak, sınırlarını genişletmişlerdir. Hurriler den sonra bölge Hititlerin hakimiyeti altına geçmiştir. Urartuların bölgeye egemen oldukları M.Ö.IX. yüzyıla tarihlendirilen kitabelerden Palu, Kömürhan ve Bağın'da da aynı döneme tarihlenen eserlerle karşılaşılmıştır. Bunlardan günümüze ulaşan Harput Kalesinin de Urartular zamanında yapıldığı anlaşılmaktadır. M.Ö.VII. yüzyıllar da bölgeye Medler hakim olmuş, onları Persler izlemiş ve yöre Pers Satraplarınca yönetilmiştir. Büyük İskender'in Anadolu'ya egemen olmasından sonra İskender'e yenik düşen Pers ordusu bölgeden çekilmiş ve hakimiyet tamamen Helenlere geçmiştir. Bununla beraber Perslerle olan mücadele hiçbir zaman sona ermemiş, çatışmalar daha sonraki dönemlerde Romalılara kadar da uzanmıştır. Bizans döneminde ise Fırat'ın batısı Bizans, doğusu Sasaniler, hakimiyetine girmiştir.

    [​IMG]M.S.I.-III.yüzyıllarda Harput'a hakim olan Romalılar ,madencilikte ileri olup yörede maden işletmeleri kurmuşlardır. Sasaniler'le Bizanslılar arasında zaman zaman el değiştiren Harput , VII.yüzyılın ortalarında Bizanslıların egemenliğine, daha sonra da H.z.Ömer zamanında Arapların hakimiyetine girmiştir. X.yüzyılda ikinci defa Harput'u ele geçiren Bizanslılar burada bir vilayet teşkilatı kurmuşlardır. Harput ve çevresi 1071 yılında kazanılan Malazgirt savaşından sonra 1085 yılında Türklerin eline geçmiştir. Yöredeki İlk Türk egemenliği Çubukoğulları ile başlamış, Harput'a Türkmen boyları yerleştirilmiş ve kent onarılmıştır. Artukoğulları Harput'ta 1113-1234 yıllarında hakimiyet kurmuşlardır. Artuklular döneminde Harput bir bilim, kültür, sanat ve ticaret merkezi haline gelmiştir.

    Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubat ,Artukluların egemenliğine son vererek Harput'a egemen olmuştur. Selçuklular zayıfladıktan sonra Harput'a, Moğol akınları başlamış ve Artuklu ve Selçuklu kültür birikimlerini de önemli ölçüde tahrip etmişlerdir. İlhanlılardan sonra Harput'a 1339 yıllarında başlayıp 1465 yılına kadar sürecek olan Dulkadiroğulları dönemi başlamıştır. Harput ve yöresi 2465'te Akkoyunluların eline geçmiş, bu dönemde Harput'ta sikke basılmış, kültür, sanat ve bilim alanında büyük gelişim göstermiş, çok sayıda din adamı ,bilim adamı ve sanatkar yetişmiştir. Harput 1507 yılında Safaviler'in eline geçmiş, Yavuz Sultan Selim tarafından 1515'te Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 15 Mayıs 2016

Sayfayı Paylaş