1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Elif Şafak - Aşk

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve kelebek tarafından 9 Mart 2009 başlatılmıştır.

  1. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    [​IMG]

    "Ya ortasındasındır AŞK’ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde.. Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte “sorunsuz” bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir. Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella’yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır. Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar… ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller… Aşk… kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası… Aşk… Elif Şafak’tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman. " ​


    Elif Şafak’tan sarsıcı bir roman daha...
    “Bundan uzun zaman önceydi. Bir roman düştü gönlüme. Aşk Şeriatı. Yazmaya cesaret edemedim. Dilim lal oldu, kalemimin ucu kör. Kırk fırın ekmek yemeye yolladım kendimi. Dünyayı dolaştım. İnsanlar tanıdım, hikâyeler topladım. Üzerinden çok bahar geçti. Fırınlarda ekmek kalmadı; ben hâlâ ham, hâlâ aşkta bir çocuk gibi toy...
    “Hamuş” derdi Mevlana kendine. Yani Suskun. Düşündün mü hiç bir şairin, hem de nâmı dünyayı sarmış bir şairin, yani işi gücü, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava bile kelimelerden müteşekkil olan ve elli binden fazla muhteşem dizeye imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine SUSKUN adını verdiğini..?
    Kâinatın da tıpkı bizimki gibi nazenin bir kalbi ve düzenli bir kalp atışı var. Seneler var ki nereye gidersem gideyim o sesi dinledim. Her bir insanı Yaradan’ın emaneti saklı bir cevher addedip, anlattıklarına kulak verdim. Dinlemeyi sevdim. Cümleleri, kelimeleri ve harfleri... Oysa bana bu kitabı yazdıran şey som sessizlik oldu.
    Mesnevi’yi şerh edenlerin çoğu bu ölümsüz eserin “b” harfiyle başladığına dikkat çeker. İlk kelimesi “Bişrev!”dir. Yani “Dinle!” Tesadüf mü dersin ismi “Suskun” olan bir şairin en kıymetli yapıtına “Dinle!” diye başlaması. Sahi, sessizlik dinlenebilir mi?
    Bu romanda her bölüm aynı sessiz harfle başlar. “Neden?” diye sorma, ne olur. Cevabını sen bul. Ve kendine sakla. Çünkü öyle hakikatler var ki bu yollarda, anlatırken bile sır kalmalı.”
     
  2. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Goncalovski’nin Siberiad’ında bir kahramanına söylettiği gibi ‘Hiç kimse kendi yüreğinden başka bir yere sürgün edilemez.’

    SONER CAN

    İnsan hayatı onca dağdağasına, hatırlaya unuta, düşe kalka bir ömrü tükettiği halde yüreğinden bir adım öteye uzaklaşmadığının da farkındadır hep.

    Gülerken ağlayana benzeyişimiz de bundan.

    Nefret ederken sevmeye mail oluşumuz...

    Severken soğuyuverişimiz...

    Aşkı ilk duraktan almaya deliler gibi koşullandığımız halde son durağa kadar götüremeyişimizin nedeni bu.

    Cansever’in demesiyle ‘...sevgiyle de sevebilir insan sevdayla da.’

    Ama yanıldığımız şey sevmeye sebep olarak ‘aşk’ı gösterdiğimizde başlıyor hata. Oysa, ‘aşk’ sevmemeye rağmen var olandır. Sevmenin kökündeki insan, ‘aşk’ın kökenindeki ‘varlık’tır.

    Uç uca eklenen aşklar

    Hemen her romanı ciddi tirajlara ulaşan, son dönemde yetişen hatırı sayılır romancılarımızdan Elif Şafak, ‘Aşk’ ile ‘aşk’tan söz ediyor. Hem de ne aşk!

    Bir ucu Binbir Gece Masalları’nın uçan halılar şehri Bağdat’ta... Bir ucu Moğal ve Haçlı kılıçları ile yerle bir olmuş, silkinip kendine gelmeye... Kendine gelip gönlüne bir merkez bulmaya hallenen Anadolu’da... Bir ucu da yüzyıllar sonrasının New York’unda ucu göğü delen gökdelenlerinin insanın yalnızlığı koyultan gölgelerinin ötesinde, bir banliyö yalnızlığında umutsuzluğuna, sevgisizliğine, görmezden gelinmişliğini hapsolmuş Yahudi Ella’nın yüreğine uzanıyor.

    Şems-i Tebrizi ile Mevlana Celaleddin-i Rumi’in aşkın da ötesine geçen muhabbeti, aşkın ilahi yönünü anlatmak için örnek gösterilir hep. Oysa düpedüz dostturlar da iki insan ulusu. Şafak son romanında ‘Beni çok ama çok etkilediler ama özellikle onun halesi beni çekimine almıştır’ diyerek övdüğü Şems ile Mevlana’yı birer kahraman ilan etmesi okurdan çok kendi özeli içindi belki. Ama ya Ella’ya ne demeli?

    Öylesine gerçek bir tip yaratmış ki Şafak, romanı okurken bölümlere ayırdığı roman başlıklarında hep onun adını görmek istiyon insan. Bu iç içe geçmiş iki hikayenin başarısını da gösteriyor zaten.

    Yaklaşık sekiz yüzyıl öncesinden ‘aşk’a dair söylenenler Ella’ya tarifsiz ve tarifesiz ‘ilaç’ olabiliyorsa, ‘aşk’ kadar ‘aşk’a dair nelerin nasıl söylendiğini de ilginç kılar bu.

    Yazının çevirisi, çevirinin yazısı

    Tasavvuf süzgecinden geçen aşk, romanın içeriğini olduğu kadar Şafak’ın söyleyişini de belirliyor. Dil, hikayenin seyrettiği ortama göre zaman zaman aykırı düşse de romanın insanı içine alıveren duygusal ortamı ve sürükleyici kurgusu, Türk romanında son yıllarda özlemini çektiğimiz kalitede. Elif Şafak’ın zengin ama bir o kadar da duru dili ve söyleyişi okuru, bir sonraki roman için beklenti çıtasını daha da yukarılara çekmeye sevk edecektir.

    Öte yandan romanın İngilizce yazıldığını, Kadir Yiğit Us’un Türkçeye çevirdiğini, Elif Şafak’ın bu çeviriyi tekrar elden geçirip / yorumlayıp yayına hazır hale getirdiğini de eklemek lazım.

    Aşkın manifestosu

    ‘Aşk’ bir bakıma ‘kökü ezelde aşk’ın postmodern çağda modern bir manifestosunu yazma çabası olarak da görülebilir. Elif Şafak, romanında;

    ‘Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘Bırak kendini, ko gitsin!’

    Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var’ diyor.

    Kitabın ‘beşinci kural’ı bize sanıldığının aksine gerçek bir aşkın eskimediğini, aşkla hemhal olmuş bir viranenin muteber bir kişi olduğunu anlatıyor. İşte tam da burada, Elif Şafak ‘Aşk’ ile geldiği varmak istediği noktayı açık ediyor: Aşk, sadece aşk!

    Son söz

    Elif Şafak’ın Aşk’ın merkezinde sevgiyle yaşattığı Şems de Mevlana da bitimsiz bir nehir gibi. Şafak da kendi tarlasına açtığı suyolundan gönlünce akıtmış aşk dereciğini. birileri elbet, kendi tarafine göre zayıf, eksik ya da yanlış bulacaklardır romandaki ‘aşk’ evrenini. O vakit o kişilere düşen de kendi arklarını açıp gönüllerininin aktığı mihraklardan kendi tarlalarını sulamaktır.

    Mevlana’nın diliyle, ‘Aşk’tan aktararak son sözümüzü söyleyelim:

    ‘Aşk Şeriat’ı tüm dinlerden ayrıdır.

    Áşıkların şeriatı da mezhebi de Allah’tır.


    ‘Farklılıkları sadece aşk bir araya getirir’


    Elif Şafak, yeni romanı ‘Aşk’ı oturttuğu tasavvuf ekseninin kendisi için yeni bir gelişme olmadığını üzerine basarak söylüyor. Yazar, tasavvufla ilgisini şu sözlerle açıklıyor:

    ‘Benim tasavvufa ilgim bu romanla başlamadı. Tasavvuf merakımın kökleri bundan 14 -15 sene öncesine uzanıyor. İlk zamanlarda ilgim daha entellektüel bir merak vesilesiyle idi. Tezimi Bektaşi ve Mevlevi felsefesi üzerine yazmıştım. Ancak tasavvuf romanlarımda hep bir alt akıntı olarak vardı. Ama bu sefer ana damar oldu. Ben bu romanda yüreğimi açtım okurlara. Mevlana’nın bende çok izi var ama bana Mevlana’yı sevdiren kişi Şems’tir. Ben onu ilk defa Şems’in aynasında gördüm ve öyle sevdim.’

    Romanım çok kapılı saray

    Elif Şafak, Aşk’ın yazılış biçimi ve nedenine dair ipuçlarını ise şöyle veriyor:

    ‘Benim romanlarım çok odalı, çok kapılı saraylar gibi. Kimi okur bir kapıdan girer kimi ötekinden. Her okur her odayı sevmez, göremez. Farklılıkları buluşturmayı, hikayeler anlatmayı seviyorum. Bir tarafta New Yorklu, mutsuz, yavaş yavaş yaşlandığını veyorulduğunu hisseden aşkı kaybetmiş bir kadın. Öte yanda Amsterdam’da yaşayan modern bir sufi. Bir tarafta da 8 asır öncesinin Konyası. Tüm bu farklı unsurları bir araya getiren bağ ise aşk.’



    Star



    07 Mart 2009​
     
  3. sorumsuz

    sorumsuz Forum Onuru

    Katılım:
    11 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    3.211
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    2.880
    Meslek:
    ...
    Yer:
    bileyim?
    Banka:
    164 ÇTL
    tşkrler kelebek :D
     
  4. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Harikaydı gerçekten yaa..
     
  5. LoSt_LoVe

    LoSt_LoVe Forum Onuru

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.011
    Beğenileri:
    29
    Ödül Puanları:
    2.880
    Yer:
    En sevdiğimin yanından :=)
    Banka:
    119 ÇTL
    Tavsiyen aklımda kelebek elimdeki kitap bitsin inşallah elif şafak ta okuyacağım.
     
  6. MeRciMeK
    Masum

    MeRciMeK V.I.P V.I.P

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    9.073
    Beğenileri:
    1.872
    Ödül Puanları:
    7.230
    Banka:
    428 ÇTL
    elimdekiler bittikten sonra okumayı düşünüyorum...
     
  7. zemheri

    zemheri Usta

    Katılım:
    23 Ekim 2008
    Mesajlar:
    742
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    öğrenci
    Banka:
    6 ÇTL
    Şiddetle tavsiye ederim..çok hoş okumaktayım..Şemse hayran kalcaksınız..
    Şems kendini şöle tarif ediyor:
    "Ancak rüzgarda kuru bir yaprak sanmayın beni.Ağzı var dili yok dervişlerden değilim.Ben bizzat dilediği istikamete efil efil esen karayelm.."

    Bir başka yerde ise diyoki:
    "Hamdolsun sana ki adım adım şeytanımı müslüman etim..
     
  8. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.786
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    388 ÇTL
    güzele benziyor...benimde içime okuma aşkı düşürdünüz..
     
  9. zemheri

    zemheri Usta

    Katılım:
    23 Ekim 2008
    Mesajlar:
    742
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    öğrenci
    Banka:
    6 ÇTL
    Mutlaka oku bence kırmızı sende çok hoşlancaksın..:)ben yeni başladım sayılır..;)
     
  10. MeRciMeK
    Masum

    MeRciMeK V.I.P V.I.P

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    9.073
    Beğenileri:
    1.872
    Ödül Puanları:
    7.230
    Banka:
    428 ÇTL
    kitabı okumaktayım şu anda ( :

    hoşuma gitti ..:)
     

Sayfayı Paylaş