1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Emprizm (Deneycilik)

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve e-PaCk tarafından 22 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. e-PaCk

    e-PaCk Forum Gururu

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.481
    Beğenileri:
    44
    Ödül Puanları:
    1.880
    Banka:
    331 ÇTL
    Doğru ve genel geçer bilginin duyumlar yoluyla oluşan deneylerle kazanılabileceğini öne süren felsefe görüşüdür. Empirist anlayışa göre insan zihninde doğuştan getirilen hiçbir bilgi yoktur. İnsan zihni, bu nedenle boş bir levha gibidir.

    Empirist görüş, 17. ve 18. yüzyıllarda sistemli bir düşünce olarak felsefe tarihinde yerini almıştır. Empirizmi geliştirerek sistemli bir felsefe görüşü haline getiren önemli düşünürler John Locke, Davit Hume, Condillac, Herbert Spencer'dir.

    JOHN LOCKE (1632-1704)

    İnsan zihninde bulunan bütün düşüncelerin kaynağı deneydir. Yaşam içinde gözlemler ve deneylerle kazanılan bilgiler zihni doldurur. Locke'a göre deney iki aşamada gerçekleşir.

    Dış Deney (Duyumlama)

    Duyu organları yoluyla edinilen izlenimler.

    İç Deney (Düşünme)

    Duyu verilerinin işlenerek yargılar biçiminde bilgiye dönüşmesi.

    DAVİD HUME (1711-1776)

    İnsan zihninde önce duyumlama yoluyla oluşan "izlenimler" vardır. İzlenimlerden de düşünceler oluşur. İzlenimler, duyumlarla oluştuğu için canlı ve dinamik tasarımlardır. Düşünceler ise izlenimlere dayanır. İzlenimler, severken, nefret ederken algılanan canlı duyumlardır. Düşünceler ise bu canlı duyumların canlılığını kaybetmiş kopyalarıdır.

    D.Hume nedensellik ilkesini kabul etmez. Ona göre doğadaki hiçbir olayda nedensellik ilişkisi yoktur. Olaylar kendi başına oluşur. Hiçbir şeyin başka bir şeyle ilişkisi olamaz. Biz, olayları ardarda gördüğümüz için onlar arasında nedensellik olduğunu, birinin neden, diğerinin ise sonuç, olduğunu belirtmekteyiz.

    D.Hume'un bu yorumu "nedensellik ilkesi" üzerine bir kuşkunun doğmasına yol açmıştır. Eleştirici felsefenin kurucusu olan Alman düşünürü İmmanuel Kant, D.Hume'un bu görüşünden etkilenerek "Hume, beni dogmatik uykumdan uyandırdı" demiştir.

    E. CONDİLLAC (1715-1780)

    Empirist anlayışı duyumculuğa (sensualizm) indirgemiştir. Locke'un bilgi anlayışındaki dış deneyi bilgilerin tek ve mutlak kaynağı yapmıştır. Yani bütün insan düşüncesini duyumla temellendirmiştir. (Görüşlerini mermer bir heykel örneği ile açıklamıştır.)

    HERBERT SPENCER (1820-1903)

    Deneyci anlayışı evrimcilikle birleştirmiştir. Spencer'e göre insan, tüm yaşamı boyunca yaptığı deneylerle kazandığı deneyimleri, kalıtım yoluyla kazandıklarıyla birleştirerek gelecek nesillere aktarır. Spencer, empirizmi, türlerin yapmış olduğu deneyler toplamı olarak yorumlamıştır.
     
  2. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Ampirizm (Deneycilik)

    Empirizm de denir. Düşüncelerin tamamen deney ürünü olduğunu savunan felsefi öğreti.

    Ampirizm, klasik ve ineist rasyonalizmin karşıtıdır. Bu iki tez arasındaki tartışma, bütün felsefe tarihi boyunca sürmüştür. Bazı filozoflar bunları uzlaştırmağa çalıştılar. Eflâtun'a göre, ilmin ilkeleri insan ruhunda doğuştan bulunur; Aristoteles'e göre bunlar deney ile akıl arasındaki işbirliğinin ürünüdür; Epikurosçular ise mutlak bir ampirizmden yanaydılar. XVII. yy. da, Descartes'ın doğuştan gelme düşünceler kuramına karşı çıkan Locke, bütün bilgilerimizin iç veya dış deneyden geldiklerini savundu.

    Leibniz'e göre ilkeler, «küçük algılar», yani bilinçsiz ve gücül yargılar şeklinde doğuştan vardır; ama «tam algı», yani açık bir şekilde kavranan ve bilinçli olarak uygulanan yargılar biçimine girebilmeleri için deney şarttır.

    Ampirizm, David Hume ile Stuart Mill'in felsefelerinde çağrışımcılık şeklini aldı. Bu filozoflara göre bireyin deneyinden doğan çağrışımlar, ilkeleri kavramamızı, onları zorunlu ve evrensel saymamızı açıklamağa yeter. Herbert Spencer'e göre ilkeler, bireyde doğuştan vardır; ama birbirini destekleyen deneylerin üst üste yığılması ve bu yığılmadan ileri gelen kaçınılmaz çağrışımlar, insan nesilleri boyunca ağır ağır oluşmuşlardır. Evrim ve katılım ipotezlerine dayanan Spencer, Leibniz'in Descartes ile Locke'u uzlaştırdığı gibi, Kant ve Stuart Mill'i uzlaştırmıştır.

    Viyana okulunun öğretisi de denilen mantıksal ampirizm, yeni bir öğretidir. Bilgi edinmeye, edimli önermelere ve bunların totoloji yöntemleriyle birleştirilmesini indirgemeye çalışır. Bu görüşler, araştırmadaki deney dönemi ile teori dönemi arasındaki gel-git üzerinde duran açık bilgi öğretisi tarafından reddedilmiştir.

    Ampirizm, maddeci (Bacon, Hobbes, Locke) ve idealist (Berkeley, Hume, Mach, Avenarius) diye ikiye ayrılır.
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş