1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Emre Gürcan - Parantez İçinde Taşıyorum Ellerini..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 17 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL




    hayattan hep kaçtın.
    koşarak boşluğa döndün ellerimden
    boşluktan sola döndün
    boşluk bir ağırlığa döndü
    taşıyamayacağın kadar topladın nefesimden
    sen, belki sonra sağa döndün.
    çok uzaklaştın kendinden...
    ardından cadde kesildim
    bilmiyorum kaç şerit göz yaşı unuttun bende..
    yalanın hala sıcaktı, çok uzaklaşmış olamazdın benden
    çocukluğumda bir yerde -durmalıydın-
    ayrılık lunaparkında çarpışan anılar vardı
    hayata çarptım
    sol elimi kaybettim
    sağ elini kaydettim kağıdın her yerine..
    aklımda trafik çok sıkıştı
    yüreğimdeki araba mezarlığına indim
    kendimi işedim kendimden
    büyük ihtimal tanrıya sıçradı
    çünkü polisler geldi
    bir polis copu gibi girdin içeri, kimse görmedi
    kimse hissetmedi yaşamımın bir lobunu kaybettiğimi.
    yaşımın ufaklığı diyalize bağlandı
    tüm karşıtlıklar geçer dediler
    beni senden bana mülteci düşürmeye çalıştılar
    büyürsün geçer
    geçerken büyürsün dediler.

    hayatı hep kustun
    benim payıma kalan mıydı sustuğun?
    eşit değildik biz
    eşit olamazdı sesimizdeki iz
    uykumu yitirmiştim gece yetmezliğinden
    şiirler bitmedi
    geçmedi.
    bir kabız geçmiş ilerlerken içimden, bir halt değişmedi.
    sağ bulunmam ufak bir ihtimal!
    solak doğmam ve senin hep solumda oturman da öyle..
    yani sana kendimi yazarken
    sürekli koluma çarpmış olman
    sadece bu.
    istediğim tek kişilik bir sıra ve iki kişilik bir aşktı
    belki biraz kısaydı avuçlarımdaki çizgiler
    avuçların neden hep sağırdı ellerime karşı bilmiyorum
    birilerinin kaldırmasını beklerken üzerimden beni
    anlayamayacaksın hiçbir kağıdı anlamanı beklediğim gibi.
    cümlelerime ömür biçerken mutlu olacaksan
    sana sessizliğimdeki morgu gezdirmeliyim..
    dilin kemirgen dokundukça kıtalara ayrılan iniltileri ardında sesimin
    muhtemeldir ölmek için yaşıyoruz
    yani ölümü yaşarken taşıyoruz.

    hayata hep kandın.
    palavra atmalıydım son mektupta
    öpmek istemiştim çünkü seni
    dudaklarımı sana bıraktığımda
    buz dolu bir küvet içinde bulmuştum gülümseyişimi
    ve tek bir telefon numarası
    -tek bir telefon konuşması:
    hepsi son-
    adın muson yağmuruydu
    ve üşüdüm son cümlede
    çünkü havanın seni soluması gerekiyordu
    çünkü yardım etmeyecekti birleşmiş milletler
    gecenin çölleşen tenine.
    alışırım sanıyordum
    -bir kaç tur daha kendimi kandırıyordum-
    -bir kaç tur daha geç kalıyordu zaman-
    ama geçmedi
    denedim
    sağlık karnemin sayfaları yetmedi seni benden atmaya.
    beni senden atmaya kaç uyku hapı gerekti?

    hayattan hep kaçtın.
    ardından gelmeye kalktım bir ara tekrar
    yol yoruldu ve ben her yolu denedim inan
    dua bile ettim kaç din varsa o kadar
    kaç din eskittiyse tanrı, ben o kadar takvim eskittim.

    kaç adama böldün kendini
    kaç adam tükürdün üzerime
    kaç adım attın nefesimden bilmiyorum...

    bir gün belki ben dururum
    ve bütün insanlar önümden geçer
    sen sanarım birini, biri beni bir başkası sanar
    ve karşılaşırsak o gün
    tanışmışız gibi gelebilir belki..
    belki gülümsersin..
    belki bir anı gelir aklına..
    -anının güzelliğinden mi beni taşıyorsun
    yoksa benim için mi anını bilinmez-
    belki dudağında bana tanıdık bir küfür olur
    dudağımda senden kalma bir çukur.
    yürürüm hayata
    belki seni ardımda bırakıp, adımlarımı hızlandırırım
    belki gelmek istersin peşimden
    gelsen kaç cümle gelebilirsin bilmiyorum
    kaç cümle gidebildin ki zaten?




    Emre Gürcan



     

Sayfayı Paylaş