1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Enerji: Hareketin Kuvveti

Konusu 'Alternatif Tıp' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 30 Aralık 2014 başlatılmıştır.

  1. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.416
    Beğenileri:
    7.327
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.722 ÇTL
    ENERJİ(ENERGIA) HAREKETLİ KUVVET
    İçinde yaşadığımız dünya katı maddelerden meydana gelmiş görünmesine rağmen, deniz gibi sürekli hareket halinde olan akıcı bir enerjiden oluşmuş, onunla çevrelenmiştir. Modern bilim de, insan organizmasının sadece moleküllerden oluşan, sadece bir fiziksel yapı olmayıp tüm evrende olduğu gibi bir enerji alanına sahip olduğunu doğrular. Demek ki hepimiz enerjiyiz ve de sürekli hareket halinde olan bir enerji denizinde yaşıyor, yüzüyoruz. Enerji kelimesi; Grekçe kökenli. Grekçe'de energia, 'hareketli kuvvet' anlamına geliyor.

    EVRENLE UYUM SAĞLAMAK
    Enerji kendisini madde olarak değil, hareketlerle gösteren bir kuvvettir. Bir kar fırtınasını gözlerinizin önüne getirin. Kümeleşmiş vaziyette uçuşan bir kar kümesi, bize görsel olarak bu oluşumu gösterdiği gibi, çıkardığı sesle de duyu organımıza hitab eder. Bizler de bu oluşuma rüzgar adını veririz. Peki rüzgar nedir? Tabii ki bir enerjinin yarattığı, havanın yer değiştirmesiyle oluşan harekettir.

    ENERJİNİN KÜÇÜK HİKAYESİ
    Evreni algılayışımız büyük ölçüde bilim dünyasının bakış açısından etkilenir. Bilim dünyası sayesinde her şeyin katı ve ayrı göründüğü bir dünya kavramından, her şeyin akışkan ve birbirleri ile bağlantılı olduğu, çok daha kapsamlı bir dünya kavramına geçiş yaptık. İki bilardo topunun çarpışması, tüm fiziksel tepkilerin nedeni olduğunu ileri süren bu uygulama ile benimsenebilir.

    HER ŞEY BAĞLANTILIDIR
    Albert Einstein bütün Newton yasalarını yıkan ünlü izafiyet teorisini açıkladı. Bu teoriye göre uzay üç boyutlu değildi. Zaman da uzaydan ayrı bir kavram olamazdı. Uzay ve zaman birbirine sıkı sıkıya bağlıydı. Dört boyutlu bir evreni oluşturuyorlardı. Zaman ve uzay doğanın oluşması için belirlenmiş iki elemandı.

    GEÇEN ZAMAN
    Önceki yaşamlarınızı algılama kapasitesini veya gerçekleşebilecek olayları görebilmeyi (önsezi) açıklamak için bu doğrusal olmayan zaman kavramına baş vururuz. Kimi zaman bir olay olmadan önce onu hisseder, oluşumuna da tanık oluruz.

    BÜYÜK ZAMAN
    Deneyimlerimizin yargılarının zayıflamasını durduracak olan büyük zamandır. Çünkü onlar Newton'un doğrusal zaman kavramıyla desteklenemezler.Hepimiz saatin Newton'un yasalarına göre ilerlemesine rağmen,zaman durmuş veya özelliklede çok fazla mutlu olduğumuzda çok hızlı geçiyor sandığımız durumlar yaşamışsınızdır.

    ÖNCEKİ YAŞAMLAR-GELECEK YAŞAMLAR
    Einstein'ın uzay-zaman evreni teorisi bize, olayların algılanan doğrusallığının, izleyen kişiye bağlı olduğunu gösterir. Hepimiz önceki yaşamlarımızı fiziksel bir evrende, aynen uzak bir geçmişteymiş gibi değerlendiririz.

    HER ŞEY DÖNÜŞÜYOR
    Einstein'ın izafiyet teorisinin önemli sonuçlarından biri de enerji ile maddenin birbirlerine dönüşebileceğini kabul etmektir. Maddenin hareketlerini yavaşlatarak kendini gösteren enerji olduğunu kabul edersek, fizik anlamda kütlenin de enerjinin bir şeklinden başka bir şey olmadığı sonucuna ulaşırız. Doğrusu bu yaklaşım, mantığımıza uygun düşmektedir. Vücutlarımız da; önce enerjidir.

    ENERJİ ALANI
    Bir odadaki kişinin varlığını onu görmeden veya işitmeden hissettiğiniz oldu mu? Ya da hiç ilk defa karşılaştığınız birine karşı sempati veya antipati duydunuz mu? Bu izlenimler enerji alanındaki uyum veya uyumsuzlukla açıklanabilir.

    AŞKA DOĞRU BİR HAZIRLIK
    Hareketli ve sürekli değişen enerji parçacıklarının, suda yüzen nesnelere benzeyen şekilleri ile pek farkımız yok. Esasta aynı parçacıklardan oluşuyoruz diyebiliriz. Bütün bu enerji parçacıklarının ise, kimi zaman düzenli, kimi zaman düzensiz hareket ettiklerini ama her zaman bağlantı içinde olduklarını söylemek gerekir. Bu anlık bağlantı karşılıklı iki insanın birbirlerini akıllarındakini anlama imkanı verir. Bu sistem bu güne kadar hiç fark etmediğimiz bir duyarlılıkla karşımızdakini sevme, aşk yaşama ve yardımlaşma olgusunu meydana getirir. Enerjiyi anlamaya ve kullanmaya başladığımızda, evreni çok daha ileriye, enerjinin çok daha yüksek şekline; doyumsuz aşka kadar gidebiliriz.

    ENERJİ İPİ
    İnsanoğlu evren denen bütünün parçasıdır. Uzay ve zamanla sınırlanmış bir parça olarak, kişiliğini, düşüncelerini, duygularını, geri kalandan ayrıymış gibi algılar. Oysa söz konusu olan, bilincini etkileyen bir çeşit optik yanılsamadır. Bizim için bu yanılsama, bize yakın olan kişilere karşı, sevgimiz kadar, kişisel arzularımızı sınırlayan bir hapis gibidir. Görevimiz, bütün canlıları, tüm güzellikleriyle doğayı içine alacak kadar, nihayet, merhamet çemberimizi genişletecek kadar, bu hapisten kurtulmak olmalıdır. Kimse bu noktaya tüm olarak gelmeyebilir ama böyle bir amacın peşinden koşmak içinde yine de bir özgürlük tutkusu ve temelde huzuru bulmak demektir.

    Evrensel yer çekimi yasasına göre bütün her şeyin beğeni derecesine göre birbirlerine çekildiklerini ortaya koyar. Örneğin bir taşı atarsam yere düşer. Dünyanın merkezine doğru çekilir. Aynı şekilde Ay Dünya'ya, Dünya da Ay'a doğru çekilir. Dünya ile Ay arasında çekim enerjisinin yer değiştirebileceği uzunlukta bir çeşit görülmez enerji hattı vardır. Bu özel ve narin hat, iki insan veya iki cisim arasında enerjinin iletilebileceği uzunlukta beyaz bir ip, ışık veya kuvvet olarak düşünülebilir.

    Burada önemli olan karşılıklı iki varlıktan enerji gönderilenin, beyaz ipin kendisine gönderen tarafından uzatılan ucunu sıkıca tutup, kendisine doğru çekme özelliği yatar. İpin ucunu uzatan genelde sıfat dolu enerjiye sahip, özel biridir. Saklı ve verici iken enerji bolluğundan atak olanı değildir. Potansiyel ve sonuca giden daima ipin ucu uzatılandır; daha atak ve atılgan olmak zorundadır. Bu el ve ipin ucu aynı zamanda iki atom arasındaki ilinti gibidir. Soluduğumuz havadaki birliktelik gibi.

    Sevgi, istek, aşk, atom ve molekülleri gibi. İşte bütün her şey, istek ve arzu enerji boyutunda, küçük ama etkili beyaz enerji ipleri ile birbirlerine bağlıdır. İpin ucunu iyi tutar kendinize doğru sağlam ve güvenle çekerseniz ipin diğer ucu sonsuza dek veya istediğiniz zaman diliminde sevgi ve mutlulukla dolu olarak size bağlanır. İpin ucunu isteksiz ve tereddütlü çekerseniz, bir zaman dilimi içerisinde sizin olmuş olan ipin diğer ucu, sizin elinizden kurtulup yeni enerji boyutlarına doğru yol alacaktır.

    Zehra Akdoğan
    Reiki Grand Master & Renk Uzmanı
     
    KıRMıZı bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş