1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Enflasyon nedir ? Para nedir ?

Konusu 'Ekonomi' forumundadır ve Suskun tarafından 5 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    ENFLASYON NEDİR

    Çağımızın ekonomideki vebası sayılan enflasyon nedir? Bu hastalıktan korunabilme, yakalanıldığı taktirde tedavisi var mıdır? Bu çağımızın en önemli ekonomik hastalığı acaba yalnızca tek tıp bir hastalık mıdır? Ayrı ayrı hastalık nevileri var ise bunlara hangi tür tedavi yöntemleri uygulanmalıdır? İşte bu sorunlara ışık tutabilmek maksadı ile siz sitemizin değerli misafirleri ile fikirlerimizi paylaşmak, mümkün olduğu taktirde eleştiri ve önerilerinizi tartışmak istiyoruz. Bu nedenle belki geniş bir bilgi aktarımı, bu bilgi akışına göre kısa bir sonuç ve öneriler bulacaksınız. Demin de söylediğim gibi amaç çoklu tartışma ortamı yaratmak. Şüphesiz ki enflasyon bu anlatılmaya çalışılanlar ile her yönü ile izah edilemez. Çözüm önerileri de binlerce olabilir. Yazımdaki amaç hastalığın nerelerden kaynaklandığı ve nelere neden olduğunu açıklayabilmektir. Hastalık teşhisi doğru konulur, doktor tedavi etmek ister, hasta da iyileşmek ister ve tedaviye katılır ise başarı eksiksiz olacaktır. Bizde hasta iyileşmek istemekte, teşhisler eksiklerine rağmen doğru, doktor ise gerekli tedaviyi uygulamaktan muhtelif nedenler ile çekinmektedir. Bilinmesi gereken ise “DEVLET MALI DENİZ- YEMEYEN DOMUZ “ tekerlemesinin artık bitmesi gerektiğidir. Aksi halde ÜLKEMİZİN çok daha büyük karışıklıklara düşeceği yani “hastanın ameliyat edilmesi” zaruretinin ortaya çıkacağıdır. Ameliyat ise her zaman başarılı olmaya bilir.

    PARA NEDİR?
    Para bir değişim aracıdır. Zamanımızda tüm dünyada kullanılmakta olan para sistemi, kağıt para sistemi olduğundan paranın kendi başına bir değeri bulunmamaktadır. Ancak para, toplumlarda üretilen her türlü mal ve hizmetlerin ölçülmesini ve değerlendirilmesini sağlayan, üzerinde toplumsal mutabakatın bulunduğu bir değişim ve değerlendirme aracıdır. Kendisine bu gücü sağlayan ise devletin hükümranlık gücüdür.
    Uluslar arası ilişkilerin son derece gelişmesi, paranın eskisine göre çok daha hızlı hareket imkanına sahip olması, dünya devletlerinin paralarının sağladığı itibar dikkate alındığında devletleri paralarının güçlerine göre de sıralayabilmek mümkündür. Bu iyi paradan kötü paraya doğru bir sıralama olacaktır.
    İşte iyi para ( itibar gücüne dayalı devletlerce düzenlenen ulusal değişim aracı) tıpkı bir mal gibi diğer ülke halkları ve devletleri tarafından da ithal edilir ve tasarruf aracı olarak da değerlendirilir.
    Yabancı devlet parasının ulusal ekonomilerde ihtiyaç miktarından fazla bulundurulması o ülkenin ekonomisine doğrudan katkıda bulunmak anlamı taşır. Ülkede para konvertibilite (dönüşebilirlik) imkanına sahipse tedavülde birden fazla para bulunur ki, işe o zaman İngiliz maliyecisi Thomas GRESHEM in söylediği ve kanun olarak kabul edilen İYİ PARA KÖTÜ PARAYI KOVAR hükmünün işlediği enflasyonist her ortamda daha fazlası ile görünecektir.

    ENFLASYONA NEDEN OLAN KAVRAMLAR
    FİYAT ARTIŞLARI :
    Enflasyon teorik olarak bütün mal ve hizmetlere ait fiyatların eş zamanlı yükselmesidir. Bir başka değişle bir kısım malların fiyatlarının artması, bazılarının düşmesi olayının enflasyon ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

    TALEP ENFLASYONU: Fiyat, arz ve talep eğrisinin kesiştiği yerde oluşacaktır. Alıcı alacağı malı en ucuz yerden almayı, satıcı ise malını en pahalı olan yerde satmayı isteyecek ve amaç edinecektir. İşte yöresel veya ülke genelinde toplam arz ile toplam talebin dengelendiği yerde ulusal veya yöresel fiyat dengesi oluşacaktır.
    Talep fazlası nedeni ile oluşan enflasyonun arzın talebi karşıladığı yerde biteceği tabidir. Talep enflasyonuna yaklaşım genel olarak iç talebin kısılması şeklinde olacaktır.

    MALİYET ENFLASYONU: Maliyet enflasyonu, girdi fiyatları, ücret artışları ve finansman giderlerindeki artışlardan kaynaklanır. Buna literatürde ÜCRET- FİYAT SARMALİ denilir. Maliyet enflasyonunda ise, fiyatlar maliyet artışı nedeni ile yukarı doğru itilecektir veya itilmeye çalışılacaktır Maliyet enflasyonuma yaklaşım ise, işgücünün verimindeki artıştan sağlanan ilave kazancın ücretlere yansıtılması şeklinde şeklin de olmalıdır. Bu şekilde oluşan bir yaklaşım fiyat artışına dönüşmeyecektir.
    Gerek TALEP ENFLASYONU VE GEREKSE MALİYET ENFLASYONUN da halkın beklentisi sürmediği veya oluşmadığı sürece enflasyon devam etmez. Beklenti oluştuğu sürece enflasyonist sarmal güçlenecek, talep artışına neden olacak ve insanlar tavırlarını bu beklentilere göre oluşturacaktır.

    Daha önce de değindiğimiz gibi para bir değişim aracıdır. Bizatihi kendisinin bir değeri olmamasına karşın bir değer ölçme veya değerlendirme aracıdır.
    Her devlet hükümranlık hakkı nedeni ile paranın basılması ( sağlanması ) ve kullanılması, hükümranlık hakkının dayandığı diğer faaliyetlerin de yerine getirilmesinin temel unsurunu teşkil etmektedir.
    Devletin toplumsal görevlerini oluşturan
    1. Kanunların uygulanması,
    2. Alt yapının yapılması ( yollar, hava limanları, barajların yapımı,)
    3. Toplum Savunması ( iç ve dış güvenlik ve bunun gerekli kıldığı silahları üretmek veya satın almak, uçak, gemi, otomotiv gibi savunma veya ulaşım amaçlı araçların üretim veya satın alınmasını temin
    4. Toplumun sağlık sorunlarını çözmeye yönelik hastane, dispanser, sağlık ocağı, bulaşıcı hastalıklara yönelik özel hastane ve tedavi merkezlerinin oluşturulması,
    5. Tüm bunların saplanabilmesi için yeterli deneyim ve eğitime sahip insan kaynağı oluşturabilmek ve bunların koordinasyonunu sağlayacak tedbirleri almak, planlamak ve bunlar ile ilgili yatırımları yapmak,
    6. Toplum kesimleri arasındaki gelir dağılımını dengelemek,
    7. Bu hizmetlerin üretimi için istihdam sağlamak,
    8. Bütün bu hizmetlerin yerine getirilebilmesi için gelir elde etmek (vergi toplamak )
    Yönetenlerin en önemli vazifelerini oluşturmaktadır. Devletin gelir gücü bu hizmetlerin karşılanması için yetmediği zaman devletler
    1. Yeni vergiler ihdas edilebilir veya vergi oranları arttırılabilir,
    2. İç ve Dış piyasalardan belli vadeler ile borçlanırlar, (Bono ve tahvil ihraç ederek)
    3. Devletin, vergilendirme olanağı zayıflıyor ise, borç bulma yeteneği de zayıflar veya zayıfladığı intibağını verir. Yukarıdaki iki şıkkın devlet giderlerini karşılamaya yetmemesi veya borçlanma kabiliyetinin azalması halinde devlet piyasadaki para miktarını arttırabilir.
    Enflasyonun olmadığı bir ortamda devletin ödünç alma veya vergi artışı istemek gibi talepleri özel yatırımlar ile sosyal içerikli yatırımların yapılması amacına yöneliktir. Bunları gerçekleştirmek için borç talebinde bulunan devletin tüketim harcamalarında tasarruf sağlaması beklenmelidir.
    Ancak fiyat artışlarının olduğu, devletin hızla büyüdüğü ortamlarda ise, bu uygulamalar farklı sonuçlar doğurabilir. Ekonomiyi kısıtlamak için alınan önlemler ( özellikle vergi artırımı ) fiyat artışlarını dolayısı ile enflasyonu hızlandırabilir. Bunların bir neticesi olarak ekonominin yönetimi değişebilir veya zayıflayabilir.
    Ancak bu ortam devleti yönetenlerin, devletin, ekonomi içersindeki rolü ve bu role uygun alınması gereken önlemlerin neler olduğu veya olması gerektiğini anlayamadığı bir yapıda olması halinde gerçekleşir ve enflasyon süratle artarak, sarmalın oluşmasına kuvvetlenmesine neden olur.
    Talebin arzdan fazla olması, uluslararası bir olaydır. Isınan ekonomilerde mallara olan talebin sürekli yüksek olması, daha önceden belirtildiği üzere maliyetleri yukarı doğru iterek , talebin arza karşı aşırılık göstermesinden kaynaklanan fiyat artışlarını dengeleyecektir. Zira ekonomide yeteri kadar eksik kapasite bulunmamaktadır. Dünya ülkelerinde atıl kapasite mevcut ise bunlar talebe yönelik olarak devreye girecek, ancak ekonomiler ısındıkça atıl kapasite de bulunmayacaktır.
    Enflasyon endüstrileşmiş, gelişmiş ülkeler için devamlı ve ciddi bir sorun değildir. Zira bu ülkeler, dünya genelinde zaten yeteri kadar üretilmeyen ve kendi denetimleri altında bulunan bir kısım sanayi üretimlerini dış piyasalara daha pahalı satabilme imkanına sahiptirler yani oluşan eflasyonist baskıyı aktarabilirler. Bu ülkelerde hızlı enflasyondan ziyade uzun süreli işsizlik yani “DEFLASYON” tehlikesi olabilir.


    Refah seviyesinin yükseltilmesi, refah devletinin kurulabilmesi kurulabilme çalışmaları devlete yeni sorumluluklar getirmiştir.
    Refah devletinde devlet, çalışanlar kadar çalışamayacak durumda olanları, insanların çalışma süreleri sonlarında yaşamlarını idame ettirecek ve geliştirecek sosyal Güvenlik Sistem veya sistemlerini oluşturmak, insanların iş güvenliklerini sağlamak, işsiz kalanların yeni bir iş buluncaya kadar ( belirli süre ) sosyal sorunları ile ilgilenmek, kimsesiz, bakıma muhtaç kişilerin gereksinimlerini sağlamak v.b. sorumluluklar da devlet sorumlulukları arasına katılmıştır.
    Ayrıca kitle haberleşme araçlarının son derece hızla gelişmesi, fikirlerin anında tüm dünya ülkelerine ve halklarına iletilebilmesine dolayısı ile bir refah devleti olan A.B.D. de ve G-7 ülkelerinde olan yaşam standardındaki gelişmeler ile ulaşılan ve yaşamı kolaylaştıran mal ve hizmetleri izleyebilmesi, DÜNYADA TÜKETİCİLİĞİN AŞIRI ŞEKİLDE artmasına neden olmuştur.
    Tüketimin ülkeler genelinde artması, dünya arz ve talep dengesini bozmaya, bozulan dengeler ve üstlenilen yeni yükümlülükler devletlerin mali yapılarını süratle bozmaya, dünyada dış ticaret fazlası veren sanayileşmiş ülkeler dışında bir enflasyon çizgisi oluşmasına, ülkelerin gerek birbirinin ekonomilerinden etkilenerek gerekse ülke içi kaynakların doğru kullanılmamasından ve talepteki çeşitlenmeye yönelik ürün çeşitlenmesi sağlanamaması nedeni ile sarmallar oluşmakta, enflasyon beklentisi de topluma yerleşmektedir.
    Özellikle gelişmekte olan ülkeler ile az gelişmiş ülkelerde tüketimin hızlanması ithalatı arttırmakta, ihracat/ithalat oranı düşmekte ve ülke sık sık İMF-Dünya Bankasından ödemeler dengesi açıklarını kapatabilmek için destek talebinde bulunur hale gelmişlerdir. Dolayısı ile İMF ve Dünya Bankası bu tür devletlere özellikle dış ticaret açıklarını kapatacak veya azaltacak “ İSTİKRAR PROĞRAMLARI” uygulamaları için baskı yapar hale konuma gelmiştir. Ekonomik gelişimini tamamlamış ve dış ticaret açığı vermeyen veya süreklilik arz etmeyen ülkeler için doğru olan bu talep diğer ülkeler için sorun teşkil eder hale gelmiştir.
    İşte bir başka sarmal da ülkelerin iç kaynaklarını yeteri kadar aktif hale getirememesi, alınan dış yardımların ise yeterli büyüklükte olmaması, ülkeleri ve yönetenleri her seferinde daha büyük sorunlar ile karşılaşmalarına, sorunların ertelenmesine, ertelemeler nedeni ile de daha büyük sorunların içine girmelerine neden olmakta ve sarmal çok daha fazla kuvvetlenmektedir. Zira devletlerin üstlendikleri sorumlulukları kapatabilecek gelire sahip olmamaları devletlerin borçlanma maliyetlerini de olumsuz etkilemektedir

    Sarmal enflasyonun oluşum nedenleri kanımca aşağıdaki şekilde sıralanabilir.
    1- Siyasal-Sosyal Gelişmeler:
    Maliyet ve fiyat artışlarının, çağdaş toplum- refah devleti yaklaşımlarının, toplum için zorunlu hale getirdiği yükümlülükleri, sosyal-siyasal gelişmeleri ekonomik olaylar ile birlikte incelenmelidir. Aksi taktirde enflasyonun anlaşılması ve çözümlenebilme olanağı olmayacaktır.
    Zira refah devletinde yoksulluk, adaletli bir gelir dağılımının gerçekleştirilmesi, hayat standardizasyonunun sağlanması, kabul edilebilir seviyede ( sürdürülebilir ) işsizlik oranının idamesi konusunda yönetenlere ciddi yükümlülükler düşmektedir.
    Yönetimlere düşen ve sürekli genişleyen yükümlülük ve sorumluluklar, kamu borçlanma ve vergi oranlarının artmasına neden olmaktadır.
    Toplam talep artışında, devletin yaşam standardını oluşturmak için üstlendiği yükümlülüklerin de ciddi katkısı olmaktadır. Ancak, yönetenler çağdaş toplum oluşturulmaya çalışılırken sosyal ve ekonomi yönetimi için ne gibi sorumluluklar üstlenmeleri gerektiği, bu sorunların çözümü için oluşturulması gereken stratejilerin eksiksiz tespit edememiş ve gerekli çözümleri de üretememiştir.
    Zamanımızda, iletişim teknolojisindeki hızlı gelişme, ulaşım imkanlarının çok hızlı ve etkin şekilde gelişmesi, eğitim ve eğitim sistemlerinde meydana gelen değişiklikler yönetenlere, hizmet kalitelerini arttıracak, gerekli bilgi ve gelişimi yaratabilecek eleman temininde hükümetlere geniş imkanlar sağlamıştır. Ancak bu gelişmeler beraberinde, yönetenlerin toplum ihtiyaçlarına yönelik talep artışlarına, tüketici olarak piyasaya daha fazla girmesine ve talep yığılmalarına neden olmaktadır. Çağdaş üretim ve yaratılabilen kapasite artışları, dünyada oluşan talep birikiminin altında kalmıştır. Bu ise sarmal enflasyonun ciddi halkalarından birini oluşturmuştur.
    2- Çok hızlı artan tüketim: İnsanoğlu çağdaş teknoloji ürünü olan buzdolabı, radyo, Televizyon, Bilgisayar , otomotiv, geleneksel yapı dışında çağdaş yapıda oluşturulan konut ihtiyaçları v.b., bunların tip ve modellerinin ve niteliklerinin sürekli değişmesi ve nüfus artışının da meydana getirdiği ilave talep artışları , talep eğrisinin çok şiddetle artmasına, arzı oluşturan toplam üretimin ise bu hızla arttırılamaması nedeni ile sarmal enflasyon oluşumuna ciddi katkıda bulunmaktadır.
    Yönetenler enflasyonun varlığından genel olarak şikayetçidirler. Ancak, enflasyonun düşürülmesi için uygulanan ekonomik önlemlerin büyüme hızını düşürmesi, doğal bir sonuç olarak işsizlik oranındaki artışlar nedeni ile tüketimin arttırılmasına yönelik davranışlar sergilemektedir. Bu ise bir nevi tavşana kaç tazıya tut politikası niteliğindedir. Ancak tüketimi arttırabilmek için parasal gelir artışı sağlanması ihtiyacı vardır. Yönetenler süratle bunu da yerine getirirler. Dolayısı ile sarmal enflasyonun bir diğer halkası da meydana gelir. Ekonomik istikrar çalışmalarında denge bir üst sarmalda kurulmaya çalışılmaktadır.
    3- Herkes için sağlanan eğitim imkanı: Eğitim anayasal bir haktır. Sağlanması görevi de yönetenlere yüklenmiştir. Kültür ve eğitim düzeyinin yükseltilmesi için yapılan yoğun çalışmalar, üniversite eğitiminin geliştirilmesi ve teşvik edilmesi ve nüfus artısı nedeni ile de devamlı şekilde artmaktadır. Bu sebeple geleneksel eğitim için kurulan okul binaları, kütüphaneler, yurtlar v.b. yetersiz kalmaktadır.
    Eğitimin bir hak olarak kabul edilmesi, bütçe içersinde yer alan okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim, üniversite ve üniversite sonrası eğitimleri için ayrılan payların giderek artmasına veya arttırılmasına neden olmaktadır. Zira bunların yapımı kadar, eğitmen ve yardımcı personel maliyetleri de çığ gibi artmaktadır.
    Daha fazla eğitim, daha iyi eğitim vermek için yaratılan talebe uygun okul, derslik, malzeme, bilgi kaynağı, laboratuvar gibi araştırma alt ve üst yapılarını oluşturmak, yeterli ve kaliteli eğitmen ve yardımcı personel temin etmek gibi yüksek maliyetleri üstlenmek, yetersizlikler ile ilgili eleştirileri kabul etmek, karşılanılamayan talep ile ilgili sorumluluklarını azaltarak halkın talepleri karşısında sorumlu olmayan bir yapıda örgütlenmek gereği meydana çıkmıştır. Oluşturulan sınav sistemleri, orta ve üniversite öğrenimleri için buna en bariz örnekleri teşkil etmektedir.
    İşte tür bu harcamalar da sarmal enflasyonun oluşumunda ciddi bir yer işgal etmektedir.
    4- Sanki savaş varmış gibi körüklenen savunma harcamaları: Gerek soğuk savaş döneminde gerekse küreselleşen dünyada soğuk savaş sonrası oluşan stratejik dengelerde devletler varlıklarını idame ettirebilmek, iç ve dış güvenliklerini sağlayabilmek için en son modern silah, araç ve gereçler ile bunların kullanımına yönelik teknolojik alt yapıyı oluşturmak zorundadır. Özellikle bizim gibi dünyanın sıcak bölgesinde yer alan devletlerde gerek iç gelişmeler, gerekse dış etkenler ve çevresel nedenler ile yoğun bir silahlanma ve savunma harcaması yapılması son derece doğaldır.
    Ancak, savunma harcamalarının yoğunluğunun ve kısıtlanmasının da ülke varlığı adına risk oluşturacağı bilinerek olanaksızlığı ülkemiz için sarmal enflasyonun halkalarından birini oluşturmaktadır

    Enflasyon ile mücadelenin temeli, çok çalışmak, çok üretmek, az tüketmek, daha az dış alım, daha çok dış satım gerçekleştirmek, bütçe gelir ve giderlerini gerçekçi değerlere oturtmak, bütçenin denk hazırlanması ve bütçe açıklarına izin verilmemesi, toplumun alınacak önlemlere zorla değil isteyerek katılımının sağlanması, ulusal paranın yeniden bir tasarruf aracına dönüştürülmesi gibi çalışmaların öncelikle ülkeyi yönetenler, üreticiler, üretime katkıda bulunanlar, bunları ulusal veya dünya pazarlarında pazarlayanlar tarafından inanılarak, inanılanların tüm topluma aşılanarak verilmesi gerekmektedir. DIŞ DESTEK ŞU AŞAMADA MUTLAKA ÇOK ÖNEMLİDİR ANCAK, ESAS OLAN KENDİMİZE VE KENDİ GÜCÜMÜZE GÜVENMEKTİR. BAŞARI BURADA YATMAKTADIR.
    Aksi halde başarı olmayacak. Spiral enflasyon çok daha fazla artan beklentiler, denetlenemeyen veya denetimden çıkan fiyatlar nedeni ile hızla hiper enflasyona doğru yol alacaktır. Belki de bu program başarmamız için son bir şanstır. Zira bundan sonrası çok daha acı reçeteler ve hiç ummadığımız bir moratoryum ilanı ile saygınlık ve itibarımızın yitirilmesidir.
    Başarmak için orta vadede süratle ulusun iradesine baş vurmak, yönetenlere güvenmek, önceliklere göre çözüm yolları bulmak ve uygulamaya başlamak, hedef saptamak ve tespit edilen hedeflere zamanında varmak gereklidir. Zira ülkemiz bir dünya devleti, bir refah devleti olmaya adaydır.
    Bu konu üzerine görüşlerinizi, fikirlerinizi, ilave düşüncelerinizi mutlaka yazınız. Bunlar yapmakta olduğum çalışmalara ışık tutacaktır. Belki bu mücadelede ön saflarda bulunanlara da katkıda bulunma imkanı bulunabilir.
     

Sayfayı Paylaş