1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Engelsiz yaşam ,engelsiz mutluluk

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Suskun tarafından 21 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]


    Hiç düşündünüzmü?Ya engelli olsaydınız!..
    Siz hiç dış dünyayla irtibat kuramayan, iç dünyasında yalnızlık oyunu oynayan birini gördünüz mü?
    Siz hiç oturma çağını ya da yürüme çağını geçtiği halde oturamayan, yürüyemeyen birini gördünüz mü?
    Siz hiç konuşamayan, derdini anlatamadığı için alay konusu olan birini gördünüz mü?
    Siz hiç göremediği için karanlık bir dünyada yaşayan, alay edilen hatta taciz edilen birini gördünüz mü?
    Siz hiç yaşıtlarının anladığını anlayamayan, onlardan daha geç anladığı için bu durumun üzüntüsünü yaşayan birini gördünüz mü?
    Siz hiç hareketlerini kontrol edemediği için sallanarak yürüyen, ama sağlıklı insanların deli diyerek korkup kaçtığı birini gördünüz mü?
    Siz hiç en olmadık yerlerde (sokakta-otobüste) sara-epilepsi nöbeti geçirip kaskatı olan, çırpınan, etrafındaki insanları ne yapacaklarını bilemez hale getiren birini gördünüz mü?
    Bu saydıklarımdan birini ya da birkaçını mutlaka görmüşsünüzdür. Şimdiye kadar görmediyseniz, dışarı çıktığınızda etrafınıza dikkatle baktığınızda mutlaka görürsünüz.
    Şimdi bir dakikanızı bana ayırmanızı istiyorum. Sadece bir dakikanızı.
    Kapatın gözlerinizi ve bu insanlar gibi bir engeliniz olduğunu düşünün.
    Yürüme engelinizin olduğunu düşünün. Yürüyemiyor, koş**ıyor hatta kendi işlerinizi bile yapamıyorsunuz. Yani, hep birilerinin yardımına ihtiyacınız var.
    Konuşamadığınızı ve duyamadığınızı düşünün. Bir şeyler söylemek istiyorsunuz olmuyor, sesiniz çıkmıyor. Birileri size bir şeyler söylüyor ama duyamıyorsunuz. Duyamadığınızı da söyleyemiyorsunuz. Karşınızdaki yanlış anlıyor, size kızıyor. Üzülüyorsunuz ama elinizden bir şey gelmiyor.
    Göremediğinizi düşünün. Hazır gözleriniz kapalıyken, biraz deneme yapın. Bir şeyler yapmaya çalışın gözleriniz kapalıyken, etrafınızdaki nesnelere çarpmamaya çalışarak. Karanlığın, insana güvensizlik verdiğini hissedin. Her an, başınıza gelebilecek tehlikeleri göremediğinizi düşünün. Sonra görme engelli insanların bu korkuları, bu duyguları hayatları boyunca hissederek yaşadıklarını düşünün.
    Ya da fiziksel olarak sağlıklı olduğunuzu ama zihinsel olarak problemli olduğunuzu düşünün. Anlamıyorsunuz. Size söylenenleri anlamıyorsunuz. Bakkala gitmeyi beceremiyorsunuz. Otobüse yalnız binemiyor hatta yalnız dışarı çıkamıyorsunuz. Çünkü yalnız çıkarsanız kaybolabilirsiniz.
    Zor değil mi?
    Bir dakika böyle olmak bile zorken, engelli insanlar hayatları boyunca engelleriyle yaşamak zorundalar, onların hayatlarını bir nebze olsun kolaylaştırmaksa siz sağlıklı insanların ellerinde..










    BAŞKASINA YARDIM EDEN KENDİNE YARDIM EDER..


    Vedat, Bandırma'dan İstanbul'a hızlı feribot ile gelmişti. Gece saat 24 sularında Yenikapı'danKadıköy'e gidecek servise bindikten sonra arkalarda kalan son cam kenarı koltuğa oturmuştu.


    Otobüse binen herkes tek başına cam kenarına oturmuştu. Otobüse yeni bir genç daha bindi ve "HHHhıhhkadddıkööööy mü?" diye sordu. Otobüstekiler tedirgin bir şekilde bu sesin geldiği yöne döndüler.
    Otobüse binen genç engelli biriydi. Sağ kolunda bir problem vardı ve hırıltılarından anlaşılıyordu ki konuşmasında da sorun vardı. Serviste bu durumu fark eden yolcuların hemen hepsi, bu engelli kişiyi görmeyecek şekilde kafalarını camdan yöne çevirdiler.
    Kimisi kucağındaki çantasını boş olan koltuğa koydu.

    Servise önce binmiş yolcular, bu engelli kişinin yanlarına oturmasını istemiyor görünüyorlardı ve bunu belli edecek şekilde beden dillerini
    konuşturuyorlardı. Vedat en arkadan olayı izliyordu. Bir taraftan herkes tarafından geri çevrilen bu engelli kişinin kendi yanına gelip gelmeyeceğini de merak ediyordu.

    İbrahim, Bandırma'dan İstanbul'a hızlı feribotla gelmişti. Çocukken beyin felci geçirmiş ve bu hastalık kendisinde kalıcı farklılıklar yaratmıştı. Birincisi konuşması ciddi ölçüde bozulmuştu. Sağ kolu, istem dışı kasılmalarda bulunuyordu. Üstelik bu kolu ve bu
    kolun parmaklarını dilediği gibi kullanamıyordu. Bunun yanı sıra yine de İbrahim kendini çok şanslı sayıyordu. Çünkü beyin felci yaş**ış olan bazı başka insanların çok daha ciddi sorunları vardı. Hiç olmazsa iyi-kötü konuşabiliyor ve kendi başına yürüyebiliyordu. Bununla birlikte okul yıllarında çok zorluk çekmişti. Özellikle okulda çocukların çoğu tarafından dışlanmıştı. Normal bir insan gibi
    konuşamadığı için, çoğu zaman çocukların alay konusu olmuştu. Ne var ki, beyin felcine uğramayı kendisi seçmemişti. Neden öyle davrandıklarını hiçbir zaman anlamlandıramamıştı. Zaten kendisi sağ kolunu, istediği gibi kullanamamaktan ve kendini ifade
    edememekten psikolojik olarak rahatsızlık duyuyordu.

    İnsanlar anlayışlı davranacaklarına daha da anlayışsız davranıyorlardı.

    Yenikapı'dan Kadıköy servisine bindi. Eskiden bir deniz otobüsü giderdi Kadıköy'e; ama İDO şimdi onun yerine bir midibüs seferi koymuştu. Gece vakti yine de emin olamadı, bu midibüsün Kadıköy'e gidip gitmediğinden. Midibüsün üstünde bir yazı da yoktu.
    Midibüsün basamaklarından çıktı ve kendisine çok zor gelen işi yapmak zorunda kaldı. Konuştuğu anda herkes
    onun bir engelli olduğunu anlayacak ve sanki o bir canavarmış gibi onunla yan yana oturmaktan kaçınacaktı. Çaresizce sordu: "HHHhıhhkadddıkööööy mü?" Önden birisi "Kadıköy" dedi. Bundan sonra herkes birer birer kafasını pencere yönüne çevirmeye başladı.

    Her dönen surat, İbrahim'in engelli koluna ve diline bir iğne gibi batıyordu. Kafalarını çevirdikleri yetmiyormuş gibi, bazıları İbrahim'i fark ettikten sonra yan koltuğa kimsenin oturmasına izin vermeyecek şekilde çantalarını koydular. İbrahim'in gözünden akan
    yaşı, bir tek Vedat fark etti.

    Vedat, önce ne yapacağını tam kestirememişti. Kafasının içinde ışık hızıyla düşünceler dolaştı. Bir önceki hafta bozulan akışları düzeltmekle ilgili bir yazı okumuştu. Bu engelli gencin yaş**ının akışı çok önce bozulmuştu. Bu midibüsteki insanların davranışları, bu akıştaki bozukluğu daha da yükseltmişti. Akışı düzeltmek için bir şeyler yapmalıydı. Birden Vedat, koltukların arasında yürüyerek oturacak bir yer arayan engelliye seslendi:

    "Burada yer var." Üç kelimelik bu basit daveti duyan İbrahim, uzun süredir susuz kalmış birinin bir şişe suya kavuştuğu kadar sevindi.

    Vedat, midibüs hareket ettikten sonra düşündü:

    "Hayatımızın bazı alanlarında biz de bu engelli genç gibi yardıma muhtaç ve kimsesiz değil miyiz? Birçok konuda bizim akışımız da bozulmuş değil mi? Kendi akışımızı düzeltmek, başkalarına yardım etmekten, onların akışını düzeltmekten geçmiyor mu?
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]


    Türk Sporunun öteki yüzü:
    Bedensel Engelliler

    Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Demirhan Şerefhan, belki de hiçbirimizin düşünemediği ya da aklımıza geldiğinde çarçabuk savuşturduğumuz bir düşünceye özellikle dikkat çekiyor; sadece doğuştan engelli olunmuyor. Yıllar sonra, hepimizin başına gelebilme olasılığı olan bir gerçek. Köklü bir sivil toplum örgütü olan TED Koleji'nden gelen Şerefhan, ülkemizdeki bedensel engellilerin sporla hem rehabilitasyona kavuştuğunu hem de en büyük sorunlarını unuttuklarını önemle belirtiyor ve ekliyor; "Her duyarlı vatandaşa bu konuda görev düşüyor."
     

Sayfayı Paylaş