1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Erbakan Ve Evde Hapİslİk

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve Hazangülü tarafından 30 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    13.12.2004 kabul tarihli 5275 sayılı “Ceza ve Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun” 29.12.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Yaklaşık on aydır uygulamada olan bu yasa 01. 06. 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sadece 5328 sayılı yasayla 1.4.2005 olan yürürlüğe girme tarihi hakkındaki 123/1-(b) maddesi, 1 Haziran 2005 olarak değiştirilmiştir. Tek değişiklik budur. Uygulamadan kaynaklanan başkaca bir değişiklik yapılmamıştır.

    Şubat ve Nisan aylarında Erbakan için bu yasada yapılan değişik çok tartışıldı. Cumhurbaşkanı yasa değişikliğini geri gönderdi. Meclis yeniden kabul etti. İşte tartışmalara neden CGİTK’nun 110 uncu maddesidir. Madde başlığı “Özel İnfaz Usulleri”dir. Maddenin birinci fıkrasında altı ay veya daha az süreli hapis cezasının nasıl uygulanacağını düzenlemektedir. Maddenin eski ikinci fıkrasında ise konutta cezanın infazını şöyle düzenlemektedir: (2) “Kadın veya altmış beş yaşını bitirmiş hükümlülerin mahkûm oldukları altı ay veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine karar verilebilir.” Maddenin 3 üncü fıkrasında da 75 yaşını bitirmiş olanların sağlık durumu ile ilgili olarak konutta cezanın infazını düzenlemektedir. Buna göre “(3) Yetmiş beş yaşını bitirmiş olup da üç yıl ve daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanların, bu cezalarının ceza infaz kurumlarında çektirilmesi sağlık durumları itibarıyla elverişli olmadığı, tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanelerince verilecek raporla tespit edilenler hakkında cezanın konutlarında çektirilmesine hükmü veren mahkemece veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemece karar verilebilir. Ancak, mahkûmiyete konu suç nedeniyle herhangi bir zarar doğmuşsa, bu zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi şartı da ayrıca aranır. Bunlar hakkında beşinci fıkra hükümleri uygulanmaz.” İşte değişenler (2) ve (3). üncü fıkralardır.

    Eski bir başbakan hakkındaki hapis cezasının infazı söz konusu olunca hemen yasa değişikliği yapılmıştır. Hazine zararının tahsili koşulundan vazgeçilerek, başka tazmin yolu getirilmiştir. Refah Partisi'nin kapatılmasından sonra RP genel merkezi tarafından il teşkilatlarına dağıtılmayan paraların, dağıtılmış gibi gösterilerek makbuz kesildiği iddiasıyla açılan “kayıp trilyonlar” davası diye bilinen davada Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi mahkumiyet kararı vermişti. RP'nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan, “evrakta sahtekarlık” suçundan 2 yıl 4 ay 10 gün hapis cezasına, kurucu üyeler ve il başkanlarından 69 yönetici de "yolsuzluk ve zimmete para geçirmek" suçundan mahkum olmuştu. Hatta Refah Partisi'nin eski Kayseri İl Başkanı ve Milletvekili Şaban Bayrak da, bu kapsamda aldığı 4 aylık hapis cezasını çekmek üzere cezaevine girmişti. İşte yasa değişikliği “Necmettin Erbakan hapse girmesin” diye bu davadan dolayı yapılmıştır. Öneri TBMM Başkanı Bülent Arınç'tan gelmişti. Çağrıya uyan AKP, bunun için yasa tasarısı hazırladı. Hazinenin zararlarının tazmin hakkı ise saklı kalacaktı... Çok sert tepki gösteren CHP’nin çok sert tepkisine karşılık tasarı, kanunlaştı. 23.02.2006 kabul tarihli 5462 sayılı "Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" 5275 sayılı CGİTK’un 110 uncu maddesinin ikinci fıkrasını değiştirdi ve üçüncü fıkrasını yürürlükten kaldırdı. Buna göre Erbakan için değişen madde yeniden şöyle düzenlendi: "(2) Mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak üzere; a) Kadın veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları altı ay, b) Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları bir yıl, c) Yetmiş beş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları üç yıl, veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine hükmü veren mahkemece veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemece karar verilebilir."
    Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer yasayı geri çevirdi. 10.03.2006 tarihli yazısındaki geri gönderme gerekçesine göre yapılan madde değişikliğiyle; “işlenen suç nedeniyle doğmuş zarara ilişkin hukuksal sorumluluk saklı kalmak koşuluyla” iki koşul kaldırılmaktadır. Birincisi, 75 yaşını bitirenlerden 3 yıl ya da daha az süreli hapis cezası verilenlerin, cezalarının konutta çektirilmesi için aranan, hükümlünün sağlık durumunun, cezasının infaz kurumlarında çektirilmesine elverişli olmadığının tam teşekküllü Devlet ya da üniversite hastanelerince verilecek raporla saptanması koşulu kaldırılmıştır. Daha da önemlisi; eski düzenlemedeki ikinci koşula göre; işlenen suç nedeniyle doğan zararın aynen iade, suçtan önceki duruma getirme ya da tazmin yoluyla tümüyle giderilmesi emredici bir hükümdür. Değişiklikle bu ikinci koşul da kaldırılmıştır. Kanunun Meclise iade eden Cumhurbaşkanı; CGTİK’nun 110. maddesinin, aradan çok kısa bir süre geçmesine karşın değiştirilmesini ve söz konusu maddede yer alan iki koşulun kaldırılmasını haklı kılacak nedenlerin Yasa teklifinin gerekçesinde, Adalet Komisyonu raporunda ve Meclis Genel Kurulu görüşmelerinde açıklıkla ortaya konulamadığını belirtmiştir. Hatta bu yasal düzenlemenin “...bir siyasal parti eski genel başkanının durumuna çözüm getirmek ve üzerine geçirdiği Hazine yardımını geri ödemeden cezasının infazını evinde sağlamak amacıyla yapıldığı” kamuoyunun bildiği bir “yadsınamaz” gerçektir. Sayın Cumhurbaşkanına göre; “Ayrıca, getirilen kuralın kamunun değil, kişilerin yararını gözettiği göz ardı edilemeyecek bir olgudur. Cezanın konutta infazı için aranan, işlenen suç nedeniyle doğan zararın ödenmesi koşulunun kaldırılması, değişikliğin kamu yararı amacı taşımadığını göstermektedir. Düzenlemede, zarara ilişkin hukuksal sorumluluğun saklı tutulduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir. Çünkü, cezanın konutta çektirilmesinin zorlayıcı öğesi olan zararın ödenmesi önkoşulu ortadan kaldırılmaktadır.” Haksız mı? Bu gerekçe haklıdır. Kişiye özel yasa olmaz.

    Meclis, Sayın Cumhurbaşkanının geri çevirmesine aldırmadı. Yasayı değiştirmeden, aynen ve yeniden kabul etti. 6.4.2006 kabul tarihli 5485 sayılı yasayla değiştirilen CGTİK’daki 110 uncu maddesinin yeni düzenlemesine göre; işlenen suçtan doğan zararın ödenmesi koşulu kaldırıldı. Artık rapora da gereksinim yok. Böylece, Necmeddin Erbakan’a “evde hapislik” hakkı verildi. Merak ediyor musunuz, bu davanın diğer sanıkları kimlerdi acaba? Ya da şöyle söylemeli: “Kayıp trilyonlar” yüzünden kamu zarara uğratıldı ama trilyonları kaybederek işledikleri suçla Hazineyi zarara uğratan hükümlülerin “hukuksal sorumlulukları” saklı. Kayıp trilyonlar zaten kayıp… Hazineyi zarara uğratanların cezaları “evde infaz edilirken” ziyaret serbest… El öpebilirsiniz. Ev hapsinde el öpmenin, cezanın infazına bir manisi yok. Sadece sıra olursanız; ev hapsinde infazın düzeni bozulmaz.

    Alinti

    Not Bu yazi hic yeri degil ama Bu kisilerin yerinde bir fakir olsa yada 1 cifci olsa neler olurdu acap bukadar sanli olurmuydu ?? yoksa Maphuslarda cürütülürmüydü
     

Sayfayı Paylaş