1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Erich Von Daniken hakkında

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve ~meLek~ tarafından 10 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. ~meLek~
    Cadı

    ~meLek~ GalataSaray'ım

    Katılım:
    15 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    3.052
    Beğenileri:
    188
    Ödül Puanları:
    3.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci (:
    Yer:
    Napcan geLcenmi ki?
    Banka:
    109 ÇTL
    Her konunun temel isimleri vardır, işte dünyadışı yaşam
    düşüncesinin daha da doğrusu geçmişte bizi ziyaret eden
    dünyadışı canlılar fikrinin en popülist ismi Erich Von Daniken
    bunların başında geliyor. Bu ilginç İsviçreli yurdumuzu daha
    önce birkaç kez ziyaret etmesine rağmen, bu kadar ilgi
    çekmemişti ya da pek haberdar olmamıştık. Oysa o yıllarda
    kitapları çok satıyordu. Şimdilerde Daniken bir klasik
    sayılabilir, kitapları dev satış rekorları kırdı ve 28 dilde
    yayınlandı. Daniken´le Ankara, Hattuşaş, Derinkuyu, Kaymaklı
    ve İstanbul´da beraber olduk. Çoğumuzun geçmişte etkisinde
    kaldığı bu çizgidışı adam acaba nasıl biriydi merakıyla
    doluyduk. Birkaç söyleşiden sonra ortaya farklı bir kişiliğin
    çıktığını gördük, belki o da ilk kitaplarında yazdıklarından
    öteye geçmişti veya artık fikirlerinde daha olgundu. Ama Von
    Daniken, kesinlikle Türk magazin çizgisinde anlatıldığı gibi
    değildi. O ne uyduruk haberlerde olduğu gibi Türkiye´de UFO
    ´ları arıyordu ne de saçma TV programlarında gösterildiği gibi
    kıkır kıkır gülerek, "Burada UFO yokmuş", psikozlarına
    giriyordu.
    Daniken´in fikirleri sağlam, gelecekçi ve tutarlı. Cesurca
    tutucu çevrelerin görmek istemedikleri veya çıkarlarına uygun
    düşmeyen noktaları yakalıyor ve insanların gözlerine sokuyor.
    Bu arada da çok açık bir şekilde de "Ben hiç UFO
    görmedim.", diyebiliyordu. Kendisiyle yaptığımız söyleşide
    bunun birçok örneğini bulacaksınız. "Tanrıların Arabaları"nı
    görmeyen, ama varlıklarını ironik bir dille soruşturan bu akıllı
    Avrupalıyla söyleşiye Kapadokya´daki yeraltı kentleriyle
    başladık.
    Von Daniken´le söyleşi
    "Kanal" olduklarını iddia eden insanların
    bir kısmı "ben bu mesajı veriyorum"
    derken, bir ötekisi de "ben de şunu
    getirdim" diyor. Öylesine karşıt, zıt
    iddialar var ki, tüm kanalcıların iddiaları
    çelişki içinde"...
    " ERICH VON DANİKEN
    SORU- Yeraltı kentlerini kimler inşa
    etmiş olabilirler?
    DANİKEN - Kesinlikle eminim, binlerce yıl
    önce eski çağlarda uçan makineler vardı.
    Bundan eminiz bazı eski metinler bu uçan
    makineleri açık bir şekilde tanımlıyorlar.
    Ayrıca, Etopya Kralları´nın kutsal kitabı
    "The Capate Nedist" da aynı şekilde
    referans veriyor. Öte yandan Tevrat´da
    Kral Süleyman bölümünde de uçan
    makineler tanımlanıyor. Bu uçan
    makineler, dünyadışı yapımı araçlar
    değiller, bunu karıştırmamak gerek. Söz
    konusu uçan makinelerin pilotları bizim gibi dünyalıydılar.
    Dünya dışından gelmediler. Ve hatta bu uçan makinelerin
    pilotlarının bazıları gangster, haydut, soyguncuydular ve
    bunlar zaman zaman Kapadokya´da da uçmuşlar ve insanlar
    onlardan korkmuşlar. İşte o zaman uçan makinelerin
    geldiklerini görünce, yeraltına inmişler.
    SORU- Uçan kötüler veya düşmanlar mı vardı diyorsunuz?
    DANİKEN - Evet, örneğin Vietnam Savaşı da böyle olmuştu.
    ABD Vietnamlılara karşı savaştı, Vietnamlılar ne yaptılar?
    Aynı şeyi... Kapadokya´da da böyle oldu. Vietnamlılar,
    Amerikalılar´dan korktukları için yeraltına girdiler.
    SORU- Resmi görüş olan Hıristiyanlar´ın yeraltı kentlerini
    yaptıkları ve saklandıkları düşüncesine katılmıyor musunuz?
    DANİKEN -Tabii ki değil, herkes biliyor ki tüm yeraltı
    kentlerinde Hıristiyanlardan kalma freskler ve kiliseler var.
    Ama bunlar sonradan yapılma, hiçbir şey Hıristiyanlar´ın
    yaptığını kanıtlamıyor.
    SORU- Peki, siz Türkiye´de Hititler´le de ilgilendiniz, neden?
    DANİKEN- En eski Hitit Kralları, ilk Hitit Kralı aynı zamanda
    tanrı olarak tanımlandılar. Tüm eski Hitit Kralları´nın
    isimlerinin anlamı tanrı demekti. Ve ben ilk Hititlerin dünyadışı
    varlıklar tarafından eğitildiklerini veya etkilendiklerini
    düşünüyorum.
    SORU -Hattuşaş Kaya Tapınağı, bu tür bir tapınak mı?
    DANİKEN- Evet, bir tür kaya içine gömülmüş bir tapınak,
    burada önemli olan uzun kafalı din görevlileridir.
    Hatırlarsanız, Mısır firavunları da böyleydi, yani uzun
    kafalıydılar yani kafatasının deformasyonu söz konusu. Bu
    deformasyon dünya çapında bir fenomen, ne sadece burada
    ne de Mısır´da, dünyanın her yerinde Amerika´da, Güney
    Amerika´da görebilirsiniz. Ve işte buradaki de bu
    deformasyonun bir sembolü. Bana göre, cennetteki
    öğretmenler gibi görünmek, onlar gibi görünmek, onlara
    benzemek istiyorlardı yani dünyadışı varlıkların kopyasını
    çektiler. İşte semboller orada, aynı zamanda da uçan
    kanatlarında sembollerini görüyorsunuz. Uçan kanatların
    ortasında tekerleği de görüyorsunuz, yine Mısır´daki gibi...
    SORU- Kristal Kafatası hakkında ne düşünüyorsunuz?
    DANİKEN- Bunu iyi biliyorum, sahibi Anna Hedges´i hala
    yaşıyor mu bilmiyorum ama tanıyorum. Bu kafatası onun
    evindeydi.
    SORU- Biz bunu Londra´da bulduk.
    DANİKEN- Hayır, aynısı değil, sanmıyorum.
    SORU- İki tane var zaten, değil mi?
    DANİKEN- Belki üç veya dört tane, ikisi Londra´da. British
    Museum´daki hiç zarar görmemiş ve saf kristal. Orta Amerika
    ´da Lubaantum kentinde bulunmuş olan bu olmalı. Arada fark
    vardır, Anna Hedges´in ki iki parçadır yani çenesi ayrıdır,
    müzedeki ise tek parçadır. Ama asıl önemli olan kimin yaptığı,
    hangi aletleri hangi metodlarla kullandığıdır. Kristali eksenine
    doğru böylesine kesebilmek kimsenin harcı değil zira kristaller
    eksenlerine doğru hareket ederler ama bunlar hakkında hiçbir
    açıklamamız yok, neden yapıldığını bilmiyoruz.
    SORU- Günümüzde, dünyadışı canlılarla ilişki kurduklarını ve
    onlardan mesajlar aldıklarını iddia eden topluluklar, gruplar ve
    insanlar var, siz ne düşünüyorsunuz?
    DANİKEN- Çok şüpheliyim, her şeyden önce inanmak
    zorundasınız ve ben inanmayı sevmiyorum, bilmek ve sonuç
    istiyorum. Bu tür "kanal" olduklarını iddia eden insanların bir
    kısmı "ben bu mesajı veriyorum" derken, bir ötekisi de "ben
    de şunu getirdim" diyor. Öylesine karşıt, zıt iddialar var ki,
    tüm kanalcıların iddiaları çelişki içinde. Eğer gerçekten
    dünyadışı bir zeka ile telapatik ilişki içindeyseler, isteyin
    bakalım Einstein´ınkine benzer bir formül versinler ve
    anlaşılsın. Ama hiçbir şey gelmiyor, ben bu "kanal" insanlara
    güvenmiyorum.
    SORU- UFO´larla parapsikolojik olaylar arasında herhangi bir
    ilişki varolabilir mi?
    DANİKEN- Binlerce yıl önce dünyadışı canlılar kendi
    şekillerine göre bizleri yarattılar. Bizler bu dünyanın
    canlılarıyız, maymunlar gibi değiliz, onlardan farklıyız çünkü
    akıllıyız. Maymunlar hala aptal, bu aileden sadece bizim
    zekamız var. Tüm eski kutsal kitaplar der ki; "Tanrılar,
    İnsanoğlu´nu kendi şekillerinde yarattılar.." Binlerce yıl önce
    bir uzay aracı dünyaya raslantı olarak değil, kasıtlı olarak
    geldi. Gezegenimizin ne sıcak, ne de soğuk olmadığını
    biliyorlardı. atalarımızdan birisini örnek olarak yanlarına
    aldılar, örneğin bir Neandertal´i. Hücredeki DNA´yı
    değiştirdiler ve gelişmesini sağladılar ve sonra aynı türün dişisi
    ile döllenmesini sağladılar. Böylece evrim başladı, işte Darwin
    burada haklı ama suni döllenme nedeniyle farklı bir zeka ve
    bilgiye sahip olundu.
    Eğer yeni bir nesil istiyorsanız, en az iki kişiye yani bir kadın
    ve bir erkeğe ihtiyaç duyarsınız. Arıtk Adem ve Havva
    hikayesi sona eriyor, eğer tanrılar kendi şekillerine veya
    zekalarına göre İnsanoğlu´nu yarattılarsa, bizim parapiskolojik
    fenomenlere yani telepati, durugöre, telekinezi gibi yetilere
    sahip olmamız gerekiyor. Zira bizim atalarımız bu yetilere
    sahiptiler, kendim için konuşursam ben de telepatik güce
    sahibim ama ancak sevdiğim insanlarla gerçekleştirebilirim.
    Ama telepatide kelime veya cümle düşünemezsiniz ancak
    resimler kullanabilir veya yollayabilirsiniz, susarsanız su resmi
    düşünmeniz örneğinde olduğu gibi. Eskiler bunu biliyor ve
    kullanıyorlardı.
    John Mack
    SORU- Biraz da dünyadaşı canlılar tarafından kaçırıldıklarını
    iddia eden insanlara yönelelim. Kaçırılma olaylarına veya
    iddialarına ne diyorsunuz?
    DANİKEN- Kuşkularım var, on yıl önce bazı kadınlar bana
    gelip kaçırıldıklarını ve yapay olarak döllendirildiklerini
    anlattılar, hatta deli olduklarını bile düşündüm. Erkekler de
    gelmeye başlayınca durakladım, çok güzel kadınların
    hologramları onlara gösterilmiş, spermleri alınmıştı. Hepimizin
    seksüel fantazileri vardır, böyle düşünüyordum. Ancak,
    Pulitzer ödüllü saygın bir kişi olan Harward Üniversitesi´nden
    John Mack 450 sayfalık bir kitap yazınca düşünmeye
    başladım. Mack kitabın başında kitabına istek dışı başladığını
    yazıyordu, bir kadın arkadaşının UFO´lar tarafından
    kaçırıldıktan sonra gelip ondan yardım istemişti. Önce
    kuşkulanan Mack, sonra kadının zengin olması ve çok normal
    görünmesinden etkilenerek bir araştırmayı başlatmış ve
    benzer 48 olay daha bulmuş. 48 olayın kahramanlarının
    tümüne psikiyatrik, psikolojik testler uygulamış ve hatta
    tomografilerini çektirtmiş, 28 olayda yapay döllenme
    belirlemiş, iki erkek ve bir kadının cinsel organlarında fiber
    gibi mikro parçalar bulmuş. Yapılan deneylerde parçaların
    dünyasal elementlerden oluştuğu anlaşılmış. Ben Mack´i
    yakından tanıyorum, ne yaptınız diye sorduğumda tutarlı
    cevaplar aldım. Bizler kuşlara, balıklara, ayılara halkalar,
    metal plakalar takıyoruz, diğer kuşlar, balıklar bunları görüp
    hatta kokluyorlar ama birşey anlamıyorlar. Biz de aynı
    konumdayız. John Mack´a inanıyorum ancak bu konuda çok az
    gerçek var, çoğu fantazi ama gerçek olaylar var. Şu anda
    birileri bizi gözlüyorlar. Mack´ın kitabında bu kişilerle yapılan
    söyleşiyer de var, yazar "neden?" diye soruyor. "Neden bu
    kişiler?" cevap genelde aynı, dünyamız büyük bir felaketle
    karşı karşıya kalacak ama bu felaket çevresel değil,
    astronomik olabilir. Galiba dünyadışı canlılar, dişilerden
    bebekler alarak kendi genleriyle genetik bir karışım
    yaratmakla meşguller ve bu felaketten sonra yeni bir nesil
    yaşamaya devam edecek. Ama ben bu korkunç senaryoyu
    sevmiyorum.
    SORU- Tarihin kendisini tekrar ettiğini söyleyebilir miyiz?
    DANİKEN- Kesinlikle, her zaman.
    SORU- Bazı kaçırılma olaylarında fiziksel izler var, bazıları ise
    ruhsal olarak kaçırıldıkları iddiasındalar ve hatta bazıları ölüm
    ötesi deneylerine çok benziyorlar?
    DANİKEN- Bunun için bir açıklamam yok. Bunu yapanların
    bizim anlamadığımız bir teknolojileri olması gerekiyor. Bir
    başka boyut, bilmediğimiz bir fizik, bizler anlamıyoruz.
    Düşünün 30 yıl öncesini, örneğin bir meleğin hologramını
    düşünün, büyükbabanız hareket eden, renkli ve konuşan bu
    resmin gerçek olduğuna inanır, tanrıdan bir elçi geldiğini
    sanırdı. Ama bu sadece teknolojik bir gerçek yani hologram ve
    onlar da bizim anlamadığımız bir tekniği kullanıyorlar.
    SORU- Sizden önce bu yaklaşımlarda bulunan Bergier,
    Charroux, Pauwels gibileri vardı, ilginiz ne düzeyde?
    DANİKEN - Bergier, uzun zaman önce öldü, Pauwels yaşıyor ve
    Figaro magazinin başı, hepimiz zaman zaman Ancient
    Astronaut Society´de (Antik Astronotlar Derneği) buluşuyor,
    konuşuyoruz.
    SORU- Yönetmen Spielberg, Roswell olayını konu alan bir film
    yapmayı düşünüyormuş ve filmdeki otopsi olayının yayınlanan
    değil gerçek olanını kullanacakmış, olabilir mi?
    DANİKEN- Duydum ama yapacağından emin değilim. Spielberg
    çok zeki bir insan ama bir musevi. Dini kesimlerin onun böyle
    bir şey yapmasına izin vereceklerinden kuşkuluyum.
    SORU- Ama, "Schindler´in Listesi"inde belgesel görüntüler
    vardı?
    DANİKEN - Evet, ama bu farklı, bunlar dünyadışı canlıların
    belgeseli olacaktır.
    SORU - ABD´de UFO´ların üssü olarak varsayılan ve yeri çok
    gizli tutulan bir 51. Bölge iddiası var, biliyor musunuz?
    DANİKEN- Fazla birşey bilmiyorum, görmedim, ama yıllar
    önce Colorado Springs Uzay Merkezi´nde bulundum. Oradan
    yakın uzayı ve dünyayı gözlüyorlardı. Tüm uydulardan bilgi
    geliyordu, uydu hangi ulustan olursa olsun bilgi alabiliyorlardı.
    Çok etkileyici bir yerdi, görevlilere UFO´lara rasladınız mı diye
    sordum. Evet, dediler, hem de birçok kez. Dünya dışı mı yoksa
    dünyalı mı, dedim, dünyadan yollanan herhangi bir cisme UFO
    demiyorlardı çünkü ne olduklarını biliyorlardı. Eğer dışardan
    geliyorlarsa UFO diyorlardı, anlayamadıklarını söylediler,
    özellikle de çılgın manevralarını ve aniden yok olmalarını
    anlayamıyorlardı.
    SORU- Geçen yıllarda, Britanya UFO Araştırma Birliği Genel
    Sekreteri John Spencer ile bir söyleşi yapmıştık, Spencer,
    Pentagon´da bir dünyadışı canlının bulunduğunu ve bu konuda
    Beyaz Saray´ın bir açıklama yapacağını söylüyordu, sizce bu
    mümkün olabilir mi?
    DANİKEN- Hiçbirine inanmıyorum, hiçbir zaman doğruları
    söylemiyorlar. Halktan korkuyorlar, dinsel ve bilimsel şok
    onları korkutuyor.
    SORU- Bir de dünyadışı teknolojik yardım iddiaları var,
    örneğin kanatsız ve radarda görülmeyen NASA´nın son
    çalışması X-36´nın bu tür bir yardımla yapıldığı söyleniyor?
    DANİKEN- Bu grubu ve çalışanları tanıyorum, böyle bir kanıt
    yok.
    SORU- Dünyadışı canlıların Amerikalılar ve Ruslar´a yardım
    ettikleri iddiaları aynı çizgide eğer doğruysa acaba neden
    Avrupalılar´a veya diğer ülkelere yardım etmiyorlar?
    DANİKEN- Gerçekten bilmiyorum ama bu çok komik.
    Amerikalılar´a yardım ettiklerini sanmıyorum, belki
    Amerikalılar gerçekten bir UFO düşürmüş olabilirler. Belki de
    Türk Hava Kuvvetleri bir UFO düşürmediği için böyledir.
    Amerikalılar, böyle bir olayı yaşadıkları için dünyadışı
    canlılarla biraraya gelmiş olabilirler. Bu tür iddiaların
    gerçekliğini bilmiyorum.
    SORU- Uzun yıllardır, tüm dünyada pek çok yere gittiniz, sizce
    hangi ülkeler veya coğrafik bölgelerde dünyadışı ziyaretler
    veya kaçırılmalar geçmişte veya günümüzde daha yoğun?
    DANİKEN- Kaçırılmalar ABD´da daha yoğun, ancak eski
    zaman ilişkilerinin daha çok eski Peru ve Orta Amerika´da
    yaşandığını sanıyorum. Bu arada ilk kez bir açıklamada
    bulunmak istiyorum. Peru´daki ünlü Nazca Düzlüğü ile yeni bir
    araştırmam var. Uçaktan yeni fotoğraflar çekildi, daha hiç
    kimse görmedi, dağın tepesinde pistler var, bilinen Nazca
    Düzlüğü´den 40 km daha yukarda. Bu çalışmada Nazca yaylası
    merkez alınarak uçakla konsantre daireler çizildi, beşer km´lik
    gittikçe genişleyen daireler böylece tüm Nazca´nın kuşbakışı
    resmi ele geçirildi ve hiç keşfedilmemiş yerler görüldü. Dağı
    bile düzlemişler, 280 metrelik bir figür var, üç ay önce
    belirlendi, merdiven gibi yükseltiler var, 23 km uzunluğunda
    çizgiler var. İlk kez birşey dikkatimizi çekti, yerdeki çizgilerin
    eskileri ve yenileri var yani eski bir pistin üstüne yenisi
    yapılmış. Eskisi belki 3000 yıllıktı onların altında geometrik
    bulmaca gibi şekiller vardı. Bu yenilerde tam tersi, şekiller
    üstte bu sefer. Ama bu garip pistte birer metrelik çukurlar
    dolu. Neden olduğu bilinmiyor zaten Nazca´nın sırrı hiçbir
    zaman çözülmedi. Bilimin tüm yaklaşımları çöplük, bu resimleri
    bile göremiyorlar, tüm bildikleri Nazca Düzlüğü´ndeki kuş,
    maymun gibi resimleri göstermek ve onları eski seramik vazo
    resimleriyle karşılaştırmak. Bu çok aptalca, neden bu kadar
    kocaman resimler için uğraşılsın ki? Bir şey daha var, Nazca
    Düzlüğü´nde dolaşan bir sürü insan arabalarıyla,
    motorsikletleriyle pek çok yeri harap ettiler. Yedi yıldan bu
    yana Peru Hükümeti bölgeyi yasak ilan etti, şimdi düzlüğe
    gidebilmek için bir milyor ABD $´ı ödemek zorundasınız. Ayrıca
    5 yıl hapis cezası da var, ancak havadan on metre kadar
    yakına alçalabilirsiniz ama yayan gitmek mümkün değil. Bu
    alana gidip örnekler alamıyoruz. Yakında Amerikan ABC Tv´si
    ile Nazca´ya gidip, helikopterle bu görüntüleri alacağız. Bu
    yeni bir tv dizisinin çalışması.
    SORU- Nemrut Dağı için ne düşünüyorsunuz?
    DANİKEN- İki, üç kez gittim ama dağın içinde ne olduğunu
    bilmiyorum. Siz bilmelisiniz, neler olduğunu araştırmalısınız.
    Belki de tanrılarla ilgili bazı yazılar vardır.
    SORU- Dünyadışı canlıları araştırmaya başlamadan evvel ne
    yapıyordunuz?
    DANİKEN- Yaşamımı sürdürmek için para kazanmaya
    çalışıyordum. Altı yıl paralı bir Latin-Yunan okulunda okudum,
    ailem İsviçre´de otelcilik yapıyordu, okuldan sonra otelcilik
    okullarına gittim, 1966´da "Tanrıların Arabaları" nı
    yazdığımda otelcilik okulunun birinci sınıfındaydım.
    SORU- Sizin gibi İsviçreli olan ve uzaylılarla ilişkisi olduğunu
    iddia eden ve sayısız fotoğraf ve film çeken Billy Meier
    hakkında fikriniz ne?
    DANİKEN- Biliyorum, o bir geri zekalıdır. Meier bir yalancıdır,
    dinsel içerikli bir uzaylı mezhebi kurarak çok para kazandı,
    hepsi bu. Ben tutucu olmak istemiyorum ama bunlar benim
    fikir ve düşüncelerim. Tarih doğruyu gösterebilir, insanların
    daima dünyadışı yaşam olasılığını düşünmesini istedim ama
    asla fikirlerimin tutucu, kesin ve dinsel olmasını istemiyorum.
    Erich Von Daniken işi gerçek bir fenomendir, neden benim
    fikirlerim bu kadar popüler oldu? Çünkü insanlar buna
    inanmaya hazırdılar, Hindistan´daki konuşmalarıma
    inanamayacağınız kadar çok öğrenci katıldı. Profesör´e,
    neden bu konuyla bu kadar ilgililer, diye sorduğumda, bana
    onların hissettiklerini ve düşündüklerini anlattığımı söyledi.
    Daniken´le yaptığımız söyleşiyi açıkçası bitiremedik, daha
    konuşacak ve konuşulan bir çok konu var. Ama Daniken hızını
    aldı gitti, biraz da onu hayret ve hayranlıkla izledik, bir gün
    içinde onlarca söyleşi yaptı, imza günlerinde konuştu durdu.
    Aynı fikirleri, aynı dikkatle bıkmadan usanmadan anlatıyordu.
    Kısacası Erich Von Daniken, çizgi dışı bir adam.
    Ata Nirun, Daniken işbirliği için Cep Kitapları sahibi Sn. Osman
    Deniztekin´e teşekkür eder
    "Kapadokya´nın asıl heyecan uyandıran yanı yerin altında
    saklıdır. Toprağın altında kurulmuş çok büyük kentler vardır,
    binlerce ve binlerce insanın barındırmış dev boyutlu kentlerdir
    bunlar. En ünlüsü de bugün Derinkuyu kentinde olanıdır...
    burada 52 havalandırma bacası, ayrıca 15.000 kadar da daha
    küçük çapta kuyu vardır, en büyüğü 85 m. derinliğe
    inmektedir... bu arazide keşfedilen yeraltı kentlerinin sayısı
    36 kadar... Kaymaklı ile Derinkuyu yeraltı kentleri arasındaki
    bağlantıı sağlayan galeri on km. uzunluğundadır... Peki ama
    kim kurmuş bu kentleri? Ne zaman kazmış yerin altını?...
    Burası 2. ve 3. Yüzyıllar´da ilk Hıristiyanların saklandıkları
    yerdir... Ne var ki, buranın asıl yapımcıları Hıristiyanlar
    değildi, onlar burayı hazır buldular... Kimi yerde kentler 13
    kattır, alta katlarda Hitit çağından kalma öteberi
    bulunmuştur... Bir düşman ordusunun geldiğini varsayalım ama
    bu ordu eğer yerde olsaydı yani karadan gelseydi, yeraltı
    kentlerinde yaşayanların izlerini, bacalardan gelen yemek
    kokularını farkedebilirlerdi.... Bu nedenle diyorum ki,
    yeraltına gizlenen bu insanlar yalnızca dünyalı düşmanlardan
    değil, uçan düşmanlardan korkuyorlardı... Bu bir teori ama
    savunabilirim... Habeşlerin kutsal kitabı Kebra Negest´de,
    Tevrat ve Kuran´daki Hz. Süleyman bölümlerinde ve Hint
    Destanları´nda sayısız örnek vardır..." (Erich von Daniken/
    Yüce Tanrı´nın İzinde-Cep Kitapları 1995)
     

Sayfayı Paylaş