1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Erkekler için Aşk

Konusu 'Erkeklerin Dünyası' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 7 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Erkekler için Aşk

    Bizler, uygun ortam ve koşullarda güzel bir yüz gördüğümüz zaman asla dayanamayız, hele ki o yüzün sahibi güzel bir vücuda da sahipse... Özellikle yaş henüz kemale ermemişse, yani delikanlılık durumu varsa, bu dayanma sınırı daha da düşüktür. Bu konuyla ilgili bir başka klişe de turist kızların her zaman libidomuzu yerinden oynattığı. Bu sadece Türk'lere has bir özellik sanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü bu durum dünyanın her yerinde geçerli. Nedeniyse komşunun tavuğu mantığıyla açıklanabilir. Gelir geçer olan yaz aşkları her zaman etkileyici olur.

    [​IMG]

    Çünkü turist olduğu anlaşılan bu kızlar, geldikleri gibi kalbinizi fethettikten kısa bir süre sonra geri döner. Siz de elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi ortada kalırsınız. Tabii tarihteki aşk hikâyelerinden esinlenip bu aşkın peşinden koşanlara da rastlanabilir ama ortada bir gerçek var: Şu kısacık dönemde sizi bu kadına bağlayan en büyük neden, yine aynı şekilde kısa bir süre sonra onu kaybedecek olmanız. Kaybetmek, bir erkek için söylenebilecek en son söz olsa gerek. Bu tür kayıplar aşkı körükleyen ve sizi içten içe yakıp aptallaştıran sebeplerin başında gelir. Çözümü ise 40 faktörlü bir zaman kreminden başka bir şey değil (Not: Bu krem hayali olmakla birlikte hiçbir eczaneden temin edilemez!).

    EN GÜZEL AŞK ZOR OLANDIR...
    Nedendir bilinmez ama ulaşılamayan, zor elde edilmiş ne varsa, hayatımızda bıraktığı izler ve etkiler daha derin oluyor. Yıllarca beğenip bir türlü alamadığınız arabanın, sürücü koltuğuna bir saatliğine oturmuş olduğunuzu düşünün. Mutluluk katsayınızı tavana vurduran bu saat dilimi, sizin için bir ömre bedel olabilir. Tabii bu örnekten yola çıkarak kadınlar ve arabalar arasında bire bir bağlantı oluşturmanızı tavsiye etmiyoruz. Ama yine düz mantıkla baktığınızda, ulaşamayacağınız bir kadına aşık olmanız kadar doğal bir şey yoktur. Durumu örneklendirmek gerekirse, beğendiğiniz bir kadm düşünün. Onunla bir gece geçirmek için daha yakından tanımaya karar verdiniz. Beklediğiniz geceye ulaşamadan, hoşlandığınız kadının evli olduğunu öğrendiniz. Eğer kabul etseydi, belki de birkaç gece sürecek olan bu hoşlanma seviyeniz, ulaşamamanın verdiği garip duygularla tutkuya, hatta ve hatta saplantıya dönüşecekti. Her yerde takip edilen bu kadından ufak bir sinyal beklenir ve bir gülümsemesi bile yanlış yorumlanabilir. Ona duyduğunuz platonik aşk, karşılığını bulmadığı sürece artacağından yapabileceğiniz en güzel şey "ondan uzak durmak"tır. Eğer uzak duramıyorsanız, bir arkadaşınızdan aşık olduğunuz kadının yanındayken sizi kameraya almasını rica edin. Yaptığınız aptalca hareketleri, başka bir deyişle içler acısı halinizi görünce kısa zamanda bu sevdadan vazgeçebilirsiniz. Bu illâ evli bir kadın olmak zorunda değildir tabii. Çok beğendiğiniz ünlü bir film yıldızı da olabilir. Hatta yanlışlıkla bir yerde karşılaşsanrz tüm deli aşık cesaretinizi toplayıp, ona "Ne sen beni tanıyorsun, ne de ben seni. Ama seni tüm hayatım boyunca sevdim" diyebilirsiniz. Muhtemelen birkaç saniye sonra korumaları eşliğinde yanınızdan uzaklaşan bu kadına biraz daha umutsuz bir şekilde bağlanıp, rezil olma durumunuza alışmaya çalışırsınız. Peki nedir bu duygu selinin arkasında yatan gizem? Neden her insan ömründe bir kez de olsa mutlaka aptalca davranışlar içerisinde bulunduğu bu dönemden geçiyor? Bunu açıklayan ilk ve en güzel kaynak Yunan mitolojisi; Eros ve metabolizmayı alt üst eden sapladığı oklar bu döneme oldukça açıklayıcı bir yanıt oluşturabilir. Üstelik aşkın yeri, mekânı ya da zamanı hiç fark etmiyor. Herkes aynı şekilde neredeyse aynı duygularla yaşıyor aşkı. Yazıyı tatlandırmak için hemen örnek verip şu zaman ve mekân kavramını açıklayalım. Bir kıtada "Romeo ve Julief'in aşkı yükselirken diğer kıtadaysa "Leyla ile Mecnun" dilden dile dolaşır. Kavuşamayan aşıkların destanı isim mi değiştirdi yoksa Fuzuli ve Shakespeare'e ilham kaynağı olan duygu aynı mıydı? Doğru cevabı söylüyoruz: İkinci seçenek yani aynı duygu... Üstelik bu duygu o kadar ölümsüz ve kendisini yineleyen bir duygu ki, yüzyıllar boyunca bu iki eserin kalıcı olmasını sağlamış ve yazarlarını da ölümsüzleştirmiştir. İşte aşkın bir de bu yarana yanı var. Daha doğrusu yarattırıcı yanı. Bu ödülü "Aşk bir sudur" türünden kullananlar varken "Güzelliğin beş para etmez, bu bendeki aşk olmasa" diyen Aşık Veysel'ler de vardır. Bu iki aşk arasındaki fark da buradadır zaten. Birincisinin söyleyeni bilinmez, ikincisi ise dilden dile dolaşıp efsane olur. Bu yüzden aşık olduğunuz anlardaki yaratıcılığınızı iyi kullanmaya balan.

    O KADIN YETERİNCE GÜZEL Mİ?

    Baştan beri söz ettiğimiz bir güzellik var. Üstelik bu güzellik gayet göreceli bir kavramdır ve kişiden kişiye değişir. Aşk denilen şeyse bu güzelliğe vurulmaktır. Peki evliliğin aşkı öldürdüğünü iddia edenler ne kadar haklı? Evlenmiş ve boşanmış erkeklere soracak olursanız, onlara göre hayatlarından geçen tüm kadınlar güzeldir ama yeterince değil. Bayan doğruyu bulmak için sadece görünüş güzelliği yeterli değil. Güzelliğinin yanı sıra şirin, zeki, eğlenceli gibi ekstra tamamlayıcı özellikleri de olmalı. Aksi takdirde dış güzellikle başlayan aşk, kısa sürede tükenip sonlanır. Bu aşamadan sonra ise suç hemen evliliğe atılır. Oysa gerçekler farklı, evlilikle aşk arasında katil - maktul ilişkisi yok. Güzellik ve aşk ise tartışmasız birbirlerini tetikleyen iki kavram. Özellikle gençseniz bu ikiliden kaçışınız olamaz. Ama yaş ilerleyip, gerçek aşkı aramaya koyulduğunuz zaman bunun bir delilik değil de, inşam sakinleştiren, hayatını düzene koyan bir duygu olduğunu görebilirsiniz. Plato'nun (Eflatun), gerçek aşkı tanımladığı cümlelerde insanlara kızan bir Tanrı vardır. Bu kızgın Tanrı, insanları ortadan ikiye ayırır ve yeryüzünde farklı noktalara gönderir. İşte bu ayrılıktan sonra her insan kayıp olan diğer parçasına ulaşma arzusuyla yani kendini tamamlayabilme tutkusuyla deli gibi gezer durur. Bir arayış içerisindedir velhasıl. Yarım kalan insanoğlu için, diğer yarısının nasıl bir şey olduğu kafasında net olarak vardır ama iş onu bulmaya gelince seçeneklerin hiçbiri tam olarak uymaz. Evliliklerse sırf bu yüzden bir noktadan sonra sonlanır. "Harika bir vücudu var, çok güzel bir kadın ama gereğinden fazla zeki. O kadar ki, zekâsı çenesine vuruyor", "Çok tatlı, şirin bir karım var ama biraz tutucu" şeklinde kurulabilecek cümleler uzayıp gider. Neredeyse çok az insan kendisine bire bir uyan diğer yarısını bulmuştur.

    FELSEFESİ BİR YANA BU İŞİN BİR DE KİMYASI VAR

    Bizi üzen aynı zamanda aşın mutlu eden hatta aptallaştıran aşk, bilim adamlarına göre Eros'un oklarından değil beynin salgıladığı hormonlardan kaynaklanıyor. Araştırmacılara göre beynin serbest bıraktığı küçücük bir amfetamin, bu büyük sonuçları doğuruyor. Mesela aşkın gözünün kör olması da, göz bebeklerinize kadar özel bir salgı tarafından uyuşturulmuş olmanızdan kaynaklanıyor. Pheniletamin ya da PEA olarak bilinen bu salgı, beynin işleyişini doğal yollarla değiştirir. Bilgisayara girmiş bir virüs gibi, birden bire olur olmadık şeyleri yapmanıza yönlendirir. Bu aşamadan sonra ise tüm aşıklar aklı bir karış havada, aşırı mutlu ve süper enerjik insan oluverir.

    Bu kadarıyla da kalmaz hayata çok optimist bakan, tabiri caizse Pollyanna ile kısa bir görüşme yapmış edasıyla gezerler. Bu uyuşukluk dönemi karşı cinse olan ilgiyle başlar. Fakat görselliğin dışında koku, cazibe, parasal durum ve statü gibi kompleks bir karışım bu ilgi alanlarını kapsar ve etkili olur. Yine de temel olarak "aşk haritanıza göre" yan dairede oturan sarışın kadına karşı duyduğunuz dayanılmaz çekicilik ve orada olma isteği, sizi etkiler. Beynin aşık olunacak kadını seçmesindeki bir diğer aşamaysa çocukluk dönemine dayanıyor. Bu dönemde çevrenizde olan insanlar sizin için bir model oluşturur. Bu yüzden erkeklerin çoğu annesine, ablasına ya da yakın akrabalarına benzeyen kadınlardan daha çok hoşlanır. Fakat yaş ilerledikçe ve olgunlaştıkça sadece benzerlik yeterli olmaz ve karşı cinste aranılan özellikler de artar. Mesela gençken sarışınlardan çok hoşlanan bir birey, ilerleyen zaman diliminde inançları kendine uyan, kariyer sahibi, gerçekçi bir esmere körkütük aşık olabilir. Çünkü zamanla beyninde oluşturduğu kadın profiline bu kadın daha çok uyar. Her insanın sesi ve görüntüsü olduğu gibi kendine has bir kokusu da vardır. Ve nasıl bebekler annelerini kokularından tanıyarak ayırt edebilirse, biz de 10 bin farklı kokuyu ayırt edebiliriz. İşte beyinde yer alan ve bu kokulan ayırt etmemize yarayan bölüme "Limbik" sistem deniliyor. Limbik sistem korku, nefret, şehvet gibi içgüdüsel ve ilkel duyguların yapılandırıldığı yerdir aslında. İşte bu yüzden koku, insan beyninde beklenmedik elektriklenmelere yol açarak, karşı konulamayan arzu ve erotik isteklere neden olur. Bu sistemin bir başka göreviyse uzun vadede görsel olarak unuttuğunuz bazı insanları bir yerdeki koku ya da dokudan hatırlamanızı sağlar (İlk olarak gittiğiniz cafe, parfümü, sevdiği yemek vb). Korku, sinir ve çekici bulma gibi bölümlerin bulunduğu limbik sistemin biraz üstünde yer alan ve görme, konuşma gibi temel fonksiyonları yerine getiren korteks bulunur. Burada ayrıca düşünce ve duygular da şekillenir. Başka bir deyişle eğer sarışınlara karşı inanılmaz bir ilgi duyuyorsanız, bu küçüklüğünüzden beri pompalanan medya desteğiyle korteksinizin arasında olan bir meseledir. Sonuç olarak limbik sistem ve korteks arasında bulunan nöronlar ve sinir hücreleri arasındaki transfer ilk ateşlemeyi yapar. Ve PEA türünde birçok amfetamin ortaya çıkar. Limbik sistem tam olarak bu PEA'larla (dopamin, endorfin gibi) sarıldığı anda aşık olur ve uçtuğunuzu sanırsınız. Bu arada bağımlılık yapan birçok uyuşturucu da PEA seviyenizi yükselterek size geçici mutluluklar sağlayabilir. Hatta bazı anti-depresanlar bile bunu yapabilir. Fakat bu ilaçlan ve kimyasalları kullanarak bağımlılık kazanmış insanların aşık olması çok zordur.

    Not bu bir reklam değildir!.. çikolata yemek de beyne endorfin salgılatır. Bu yüzden, ulaşamadığınız bir sarışın olursa üzülmek yerine hayatın tadını esmer bir bitterle çıkartın.

    Çünkü onlarm PEA eşikleri çok yükselmiştir. Yani alışmış kudurmuştan beterdir durumu söz konusudur. Üstelik kısa mutluluklar veren bu kimyasalların yan etkileri uzun süre etkili olur. Açıkça söylemek gerekirse uzun bir süre aşkı unutun! Gerçek aşk size doğal yollardan endorfin salgılatacak ve mutlu olmanızı sağlayacaktır. Üstelik bağımlılık da yapmaz ve ne zaman biteceği tamamen beyninize bağlıdır. Aynca bitse bile korteks size bu aşamada yardımcı olup ara ara geçmiş güzel günleri hatırlatır ve aynı heyecam duymanızı sağlar.
     

Sayfayı Paylaş