1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Eşikten sonrası

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve Suskun tarafından 28 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Eşikten sonrası​
    1. “eşik”


    Bir kapının eşiğindeyim. Kapının arkasını merak ediyorum, kararlılık ile karasızlığın, hem isteyip hem istememenin bıçak sırtı ikileminde. Doğum sancısı başladı, doğum yakın. Sancısız doğum yoktur. Bedelsiz mutluluk da… Bir kapıyı aralayarak geldim şu anki kapının eşiğine. Yürümem gereken bir yol vardı, yürüdüm o yolu emin adımlarla. Her adımımda daha da güçlenerek; ayaklarım yere basarak… Ruhumun kırık kanatları döküldü, yepyeni ve daha büyük kanatları filizlendi ardında. Beni kıran, döken, küçülten ve güçsüz bırakan her şey savruldu kanatlarımın rüzgarından.Yürüdüm o yolu ve ve yeni bir kapının eşiğindeyim yine. Yine, yeni. O kapı bir gün açılacak, er ya da geç. Yalnızca zaman meselesi. Açılması gerektiği zaman geldiğinde açılacak. Henüz değil; ama bir gün mutlaka. Eşikte yaşamayı yaşam sanan zavallılardan olmayacağım. Eşikten uzakta havada asılı kalanlardan da… Ayaklarım hiç olmadığı kadar yere basarken beni yukarıya çekmek isteyen her şeyle savaşacağım. Bir karış suda enfes almaya çalışmak yerine engin okyanuslara süzüleceğim. Boğulacaksa insan engin sularda boğulmalı, bir karış bulanık suda değil.

    Zaman zaman ruhuma sinsi birer yılan gibi yaklaşan o zincirleri biliyorum. Varlıklarını biliyorum; ama o kadar küçüksünüz ki… O kadar zavallı… Uzanıyor o zincirler, dokunuyorlar zaman zaman. Soğukluğunu hissediyorum bir an; ama bağlayamıyorlar beni, bağlayamayacaklar. Alevimin sıcaklığında eriyecekler bir bir.

    Bir kapının eşiğindeyim. O kapıyı açacağım bir gün. Henüz değil. Belki zor olacak ardındakilerle tanışmak. Belki değil. Belki de aslında hep bildiğim şeyler var orada. Belki de fırtınalar…

    “Bu sonumuz olacaksa eğer, dillere destan bir son olmalı.” dediği gibi Thoden’in, bu, benim yok oluşum olacaksa dillere destan bir son olmalı. Ne olursa olsun benim olmalı. Bana ait olan olmalı, başkalarının değil. Ama… Bu son, o son değil. O son değil. Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır. İçinde yeni başlangıçlar barındıran bir son, istenmeye değmez mi?

    2. “yaşamda dört işlem”


    Yaşamda dört işlem… Hayallerimizi çarpmalı, dostluklarımızı toplamalı, acılarımızı çıkarmalı, ama hiçbir şeyi bölmemeliyiz.

    3. “yaşamda dört mevsim”

    Hayallerimiz ilkbahar, aşklarımız yaz, ayrılıklar sonbahar, yalnızlığımız kış.

    4. “dün, bugün, yarın”

    “Dün”e ait olanlar bugüne taşınıyor. “Yarın”a ait olanlar “bugün”e yapışıyor. “Dün” “bugün”ü eskitiyor; “yarın” “bugün”ü öteliyor. Rahat bırakın “bugün”ü. Özgür kılın. “Bugün” yalnızca “bugün”ü yaşayın. Çünkü insan gerçekte “bugün” yaşar yalnızca.

    5. “yaşam-mücadele(si)”

    Yaşam, bir mücadele değildir büyüklerin ve bizden deneyimlilerin dediği gibi. Yaşam, yol yürümektir. Yol ayrımlarındaki seçimdir. Yaşam, seçimdir.

    6. “sünger çekmek”

    Sünger çekmek yaşama. Çekiyorsun; ama çektiklerin süngerde kalıyor. Çek ve bekleme, at o süngeri elinden. At ki bir daha sünger çekme şansının olmadığını bilerek iyi yaşa, hakkıyla yaşa, hakkını vererek yaşa, kaliteli yaşa. Kendini yaşa.

    7. “senin”

    Yaşadıkların senindir, yaşamadıkların değil. Yaşayamadıkların da senin değildir. Yaşamak istediklerin senin.

    8. “ip”


    Düğüm ayrı bir şey değildir. İpin kendisindedir.

    Çözmek ayrı şey değildir. İpin içindedir.
    Bağlamak ayrı bir şeydir. İple ilgili değildir.
    İp senindir. Senin elinde değildir.

    9. “anı”

    Yaşantılardan arta kalan tortular “anı” değildir. Anılar belki de yaşantılarda eksik kalanlardır, hep tamamlamak istediğimiz.

    10. “ırmak-deniz”

    Her ırmak denize kavuşmak ister. Kavuştuğundaysa ırmak değildir artık o; ama deniz hep denizdir.

    11. “uçurtma”

    Uçurtma ne kadar yüksekte de olsa ipine bağlıdır.

    12. ”yaşamın anlamı”

    — Yaşamın anlamı nedir?

    — Bu soruyu sormamaktır.

    13. “benim gibi”

    — Benim gibiler var mı dünyada?

    — Senin kadar değil.

    14. “damla”

    “Damla kendisini tamamladığında damlar.” dediği gibi şairin; insan, içinde bir şeyler tamamlandığında gerçekten yaşar.

    15. “yürek”

    “Yüreğinin götürdüğü yere git.” diyor ya yazar… Gittiğimiz yere yüreğimizi götürsek daha iyi değil mi?

    16. “mutluluk”

    “Mutluluk” dediğimiz şey, aslında mutsuzluklardan arta kalan şeylerin toplamı mıdır? Mutsuzlukların kısa bir süreliğine boşalttığı alan mıdır? Siyah beyaz büyük bir resmin küçük renkli bir karesi mi? Çölde bir vaha? Upuzun bir yokuşun birkaç nefes alımlık düzlüğü? Ya da… kara inat filizlenen kardelen çiçeği? Kar olmadan kardelenin anlamı olur mu?

    17. “kuyu”

    Dipsiz bir kuyuya taşlar atıp ses beklemek yerine, derin bir kuyunun soğuk ve koyu karanlık dibini görmek daha iyi. Sığ sularda yüzmeye çalışmak yerine, derin, dalgalı ve tehlikeli sulara dalmak gibi.

    18. “gemi”

    Pusulası olmayan bir gemi yerine, pusulasının bozuk olup olmadığını bilmediğimiz bir gemi daha mı iyidir?

    19. “isteyememek”

    İstemek, acı çekmeyi göze almaktır. İstememek acıdan uzak durmaktır.

    İsteyememek, acı çekmeyi göze alamazken acıdan uzak duramamaktır.

    20. “korkuluk”

    Bir korkuluk diktim yüreğimin acılarla kavrulan, susuzlaşan, çoraklaşan yerlerine. Korumayı gerektirecek bir şey olmadığı halde. Kimse yaklaşamayacak. Ben bile…

    21. “dolu-boş”

    Dopdolu bir geçmiş ile bomboş bir gelecek arasında sıkışıp kaldım. Kınından öfkeyle çektiğim kılıç yılgın ellerimden kayıp düştü. Savaş bitti. Çok şey gibi…

    22. “döngü”

    (döngü)


    Kendimi anlamaya çalışmaktan kendimi anlatamadım insanlara. Kendimi anlatmaya çalışmaktan anlayamadım kendimi.
    (döngü)
    Kendimi anlamaya çalışmaktan kendimi anlatamadım insanlara. Kendimi anlatmaya çalışmaktan tanıyamadım insanları. İnsanları tanımaya çalışmaktan anlayamadım kendimi…
    (döngü)
    Kendimi anlamaya çalışmaktan…

    23. “yön”

    Aşağıya iniyor insan, en diplere, kendisini kaybedecek kadar derinlere… Yukarıya çıkıyor insan, en yükseğe, herkesten güçlü olacak kadar yükseklere… Sağa dönüyor insan, aklında sol varken. Sola dönüyor insan, aklında sağ varken. Sağa-sola dönüyor insan, diğer tarafı yok sayarak. İleriye gidiyor insan, atılganlıkla, korkusuzca… Her şey belirsiz olsa da ilerliyor. Duruyor insan, olduğu yerde öylece duruyor. Zaman ve mekan donuyor, insanlar silikleşiyor.

    Aşağı-yukarı-sağa-sola-ileri-dur!
    Asla, asla gitme geri. Geriye gitme/meli
     

Sayfayı Paylaş