1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Eski Bayram Kokuları

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve kelebek tarafından 15 Eylül 2008 başlatılmıştır.

  1. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Ah nerde o eski bayramlar diye başlayan bir yazı yazabilecek yaşa gelmeyi epey bekledim.

    Sanıyorum artık vaktidir. Yaşım müsait. Dedemlerden "rahmetli" diye söz ediyorum nicedir, anneannem "Allahım elden ayaktan düşürmeden al yanına" duasında...

    Her bayramı bir arada "bayram gibi" kutlayan o koca aile, telefonda bayramlaşıyor kaç zamandır...

    "Modernleştikçe" uzaklaştık çokları gibi biz de... Tek sobanın etrafına kümelenip sohbet etmeler bitti. Kaloriferle ısı odalara yayılınca, sohbetlerin keyfi de dağılıp gitti. Yer sofrasından masaya terfi edilince tadı kaçtı yemeklerin... Telefonda "görüş"ür olduk, "görüş" mesafesinin dışından...

    Eski bayramlar, "tatil" oldu.



    * * *



    Herkesin bayram imgeleri vardır.

    Benimki taş zeminde sabun kokusudur uyanınca burnuma çalan... Bir de coşkulu fasıl sesi, kallavi ahşap radyodan yayılan...

    Sabah namazıdır, babamın dizi dibinde, dizimde ağrılarla "kılar gibi yaptığım..."

    Bayram harçlığıdır, annemin elinden kaptığım...

    Kapıda ramazan davulcusudur; bakkalda Arap kızı sakızı, sokakta lak¤lak ve çatapat... Bilyede "müselles", "lik"te tumba... Tozlu tarlada tek kale maçtır, "Oğlum daha yeni almadık mı papuçlarını!" nakaratı eşliğinde oynanan...

    Badem şekeridir bayram; kolalı beyaz mendil ve yandan ayrılmış saçta bir avuç kolonya kokusu...

    Büyük Sinema'da "Taşa Saplanan Kılıç "tır, bir türlü çıkarılamayan... ya da televizyonda

    "Bizim Sokak"ın siyah-beyaz dedesi, oyuncak yapan...

    Kevser anneannemin bahçesinde silkelenen duttur, Ülkü'yle büyüğünü kapmak için didiştiğim... Abduş dayımla uçurtma uçurmaktır, Mustafa dayımdan para aşırmak... Gülsüm teyzemle eğlenip, Perihan teyzemle dertleşmektir.

    Öğleyin önce un serpilip yoğrulan, sonra oklavayla açılan hamurun, tencere kapağı marifetiyle yarım aydan çiğ böreklere dönüşmesini merakla izlemek ve içine gizlice konan bakır 5 kuruşa ulaşma umuduyla özenle çiğnemektir.

    Rahmetli Nuri dedemin kucağında "Mebus olursun inşallah" duasıdır, mebusun ne olduğunu bilmeden dinlediğim...

    Taşlık sofada yer minderidir, ipten salıncakla inatçı bir sinek vızıltısı eşliğinde deliksiz öğle uykusu...

    Sonra baba tarafında, Adil Bey'le Saniye Hanım'ın evinde, "ikinci devre..."

    Bu kez halaların, amcaların kucağında bayram keyfi... Handan haladan şiirler, Sevim haladan ninniler, Fethiye haladan türküler... Kamil amcadan, Aydın amcadan hediyeler... Melih' le, Ateş' le, Atilla'yla, Necati Cumalı’nın

    deyişiyle "pembe yüzlü çocuklar"dık bayramlarda, "öyle pembe ki burun delikleri yavru tavşanlar gibi..."



    * * *



    Bu sabah, o eski bayramların kokusu geliyor burnuma, tütüyor burnumda...

    Yaşlanıyorum galiba...

    O bakırdan 5 kuruşun, peşinde değilim...

    Mendiller kolalanmasa da olur, saçlar kolonyalanmasa da...

    Lakin sevgiler ertelenirse olmaz... Sevmenin değer vermek, kıymet bilmek, hatır sormak, yardıma koşmak, kapı çalmak, dua almak olduğunu anladım. En çok ondan özlüyorum geniş aile sofralarını...

    Ölen eski bayramlar değil aslında; eski duyarlılıklar...

    Onları yaşatabilsek, bayramlar da yaşar.

    Bu sabah, elinden tutup oğlumu, yukarıdaki listedeki herkesi gezdirmek istiyorum.

    Bir kısmı için çok geç kaldım.

    Geç kalmadıklarımla bari doyasıya bayramlaşayım.

    Siz de öyle yapın: sevdayı, vefayı başka bayrama ertelemeyin.​
     
  2. arzum

    arzum Forum Tutkunu

    Katılım:
    8 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.918
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    MuHaSeBe
    Yer:
    İstanbulll
    Banka:
    10 ÇTL
    Çok güzel bir paylaşım olmuş kelebek okurken kendi geçirdiğim bayramlar aklıma geldi çocukken daha mutlu olurduk daha bi heycanla beklerdik bayramları bayramlıkları giymek için heycanla beklerdik hele harçlıklar aa büyük amcam şu kadar para verdi öbürü bu kadar,amca cocuklarına sormalar senin ne kadar harçlıgın oldu tabi büyüdükçe bunlar kalktı.sonra toplanıp lune parka gitmeler malesef şimdi evden çıkmak bile gelmiyor içimden:( uyanır uyanmaz hemen babanemlerle bayramlaşmaya gitmeler şimdilerde oda yok malesef artık evde toplanmanın yerini mezarlıklar aldı:( artık amcamlarla babnemlerde buluşmalar yerine mezarlıkda karşılaşmalar aldı:( sevdikleirmizin değerini kıymetini bilelim büyüklerimizi kırmayalım hayır dualarını alalım arkadaşlar emin olun insan kapısını çalıcak birini de bekliyor kapı çalıcak sıcak biri evide arıyor.
     
  3. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Aynen benim için de geçerli arzum, eski heyecan kalmadı içimde falan. Aslında bayram değil güzelliğini yitiren de bizler bilemiyoruz kıymetini. Benim içimden de gelmiyor artık bayramlarda dost akraba ziyaretleri. Yozlaşıyoruz galiba toplum olarak :)
     
  4. iLk_NuR

    iLk_NuR Üstat

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.332
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    1.130
    Yer:
    meLekLerin arasından:)
    Banka:
    93 ÇTL
    ben sizden küçük olduğum halde 2 3 sene önceki bayramların tadını alamıyorum artk gün geçtikçe herşey değişiyo insanlar değişio en önemlisi:(
     
  5. iLk_NuR

    iLk_NuR Üstat

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.332
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    1.130
    Yer:
    meLekLerin arasından:)
    Banka:
    93 ÇTL
    Çok değil bundan otuz otuzbeş yıl öncelerine gidelim isterseniz. Bayram denildiğinde büyük küçük herkesin içini kaplayan heyecan nasıl anlatılabilir o,bayram telaşesi buKurban-bayrami-mesajlari-

    O yıllarda 8-9 yaşlarında bir çocuk olarak bende kalanları siz değerli kardeşlerimle paylaşmak o günleri yaşamamış olan sizlere bir büyüğünüz olarak anlatmak bana adeta bir borç ancak kendi adıma da bir mesaj verme kaygısı diyebilirsiniz.

    “Nerdeee o eski bayramlar ” klişesini sık sık duyar ancak o eski bayramları öylesine özel yapan şeylerin neler olduğu hakkında pek açıklayıcı şeyler duymazsınız. Geçmişe duyulan özlemin yansıması sanılır bu şikayetler.Ancak maalesef bu geçmişe duyulan özlemin değil,ruhunu yitirmeye başladığımız bu özel günlerin,her yeni sene ile biraz daha yok oluşuna şahit olmanın,bizlere binlerce yıldır o özel günlerde aynı sevinçler ve aynı heyecanlar tattıran duyguları kaybetmenin serzenişleridir.

    Bayram öncesinden tüm ülkede başlardı o büyük telaşe.Devletin en üst kademesinden tutun en mütevazi aile reisine .Öncelikle bayram alışverişi bir ritüel gibiydi.Olmazsa olmaz yani.Ev hanımları haftalar öncesinden bayram münasebeti ile ev temizliğine girişir,çocuklar ise ellerinde hesap makinası olmaksızın bayramda toplayacakları başhiş’in hesaplarını yaparlardı.(Her ne kadar yapılan hesapları hediye edilen mendiller bozsa da.)

    Ve Arife akşamı çocuklar bu ritüelin bir parçası olarak muhakkak banyo yaptırılır (arife gecesi banyo yapmak boy uzatırmış inancı nedeni ile) sabah giyeceği cici bayramlıklar muhakkak yatağın başucunda olur.Ve uzun heyecanlı bir gecenin ardından sabahın erken saatlerinde baba’nın seslenmesi ile birlikte cami nin yolu tutulur.

    Bayram namazı sonunda genellikle hepside birbirini tanıyan cemaat cami kapısının önünde saf olur istisnasız herkes bir biri ile bayramlaştıktan sonra herkes önce evlerine sonrasında ise sırası ile aile büyüklerinden başlayan ziyaret silsilesi ile bayramların en büyük özelliği olan buluşma,ziyaret,hasbıhal bunun yanısıra en büyük özelliklerden biri olan küskünlüklerin son bulması dargın insanların buna son vermesi o eski diye adlandırılan bayramların güzel olarak hatırlanmasında en büyük etkenlerdir.

    Sokaklar çocuklarla dolu maytaplar,çatapatlar,mantar tabancaları en büyük eğlenceleri.

    Toplanılan hasılatlar genelde bu işlerde tüketiliyor.Macuncular,elma şekerciler,baloncular ve pamuk şekerciler her sokağın başında etraflarında onlarca çocuk.Haa bir de ayı oynatıcılarımız vardı o günlerde mahalle aralarından eksik olmayan.Ben her ne kadar çok korkuyor olsamda uzaktan bir yerlerden o hayvanın vahşi görüntüsünün yanısıra nasıl da o adama saldırmadan onun dediklerini yaptığına hayretle bakıyor,akıl sır erdiremiyordum.

    Bu gün bayram.

    Birey olarak toplum olarak bayramın bizlerde yaptığı en büyük çağrışım nedir sizce ?

    TATİL….

    alıntı
     

Sayfayı Paylaş