1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Eski Türklerde Hakanlık

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 10 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Eski Türklerde Hakanlık

    Türklerin yaklaşık dört bin yıllık bir tarihi olduğu tahmin edilmektedir. Çeşitli tarihi, siyasi ve hukukî sebeplerle birden fazla devlet kurmuş olan Türklerin anayurdunun Orta Asya olduğu bilinmektedir. Bilinen ilk Türk devleti veya Türklerin egemen olduğu devlet Hunlardır. Daha sonra Türkler küçüklü büyüklü birçok devlet kurmuşlardır. Güçlü, kuvvetli anlamına gelen Türk kelimesine devlet ismi olarak ilk defa Göktürklerde rastlanmaktaysa da günümüzde Türk soyundan gelen bütün toplulukları ifade etmek için kullanılan genel bir kavram halini almıştır.

    Türk tarihi ile ilgili araştırmalarda Müslüman olmadan önce ve sonra olmak üzere ikili bir ayrıma gidilmesi klasik hale gelmiştir. Çünkü Müslümanlık Türk tarihinde gerçekten önemli bir yere sahip olmuştur. Şüphesiz Türkler daha önce de din değiştirmişlerdir. Bu husus Türklerin dini açıdan sıkı bir taassuba sahip olmadıklarını göstermek açısından ilgi çekicidir. Ancak daha önceki din değiştirmeler sistem değişikliğini gerektirmemiştir. İslâm, hukukî hükümleri de kapsayan bir din olduğu için Müslüman olan Türkler İslâm’ın hukuk sistemini de benimsemişlerdir.

    Bu incelemede sadece Türklerde Müslüman olmadan önceki devlet başkanlığı kurumu üzerinde durulacaktır. Şüphesiz burada ilk belirtilmesi gereken husus bu konudaki kaynak kıtlığıdır. Muhtemelen bu eserin ilgili kısımlarında eski Türklerle ilgili kaynak sıkıntısının sebep ve sonuçları üzerinde durulacağından burada bu konuya temas etmeyi düşünmüyoruz.


    Şu kadarını söyleyelim ki, eski Türklerde devlet başkanlığı gibi en önemli kurum hakkında birkaç etnoğrafik, Çin kaynaklarından Batı dillerine aktarılmış güvenilirliği tartışmalı birkaç eser ile tarih amaçlı araştırmalara dayanarak kesin değer yargılarına varmak bizi hatalı sonuçlara götürebilir. Bununla birlikte “bir şey tamamen elde edilmezse onu tamamen terk etmek de doğru olmaz” prensibinden hareketle bu konuda ulaşabildiğimiz kaynaklardaki bilgileri değerlendirmeye çalışacağız.

    Yine belirtmemiz gerekir ki bu incelemede her bir Türk devletinde devlet başkanlığının incelenmesi gereksiz tekrarlara sebep olacağından mümkün olduğu kadar genelleştirerek Türk geleneğinde devlet başkanlığının öne çıkan özellikleri üzerinde durmaya gayret edeceğiz.

    Tarih boyunca Türkler küçüklü büyüklü yüzlerce devlet kurmuşlardır. Dirayetli devlet başkanlarına sahip oldukları zamanlarda bu devletlerin ömürleri uzun sürmüştür. Ne kadar layık olursa olsun herkesin devlet başkanı olma hakkı yoktu. Bunun için eski Türklerde büyük anlam ifade eden kut verilmiş aileyi mensup olmak gerekirdi. Kut, devlet ve siyasi hakimiyet anlamına gelen eski Türkçe bir kavramdı.

    Eski Türk inanışına göre Gök-Tanrı belirli ailelere devlet başkanı olma hakkını veriyordu. Bununla birlikte devlet başkanı Tanrı tarafından atanmıyor, halkın ileri gelenleri tarafından seçiliyordu. Bu seçimlere halk da katılabiliyordu.

    Eski Türklerde devlet şekli Monarşi, Hakan da ömür boyu görev yapan bir Monarktı. Hakan töre koyabilir, ülkeyi idare eder, gerektiğinde yargılama da yapabilirdi.

    Sonuç olarak şunu ifade etmek isteriz ki, eski Türklerle ilgili elimizde doğrudan yararlanacak kaynakların sınırlı oluşu, mevcutlar da genelde tarihçiler tarafından yazıldığı için devlet başkanlığı gibi hukuki bir kurum için burada yer verilenlerden başka bilgilere sahip olmadığımızı bu sebeple konunun beklenilen derinlikte olmadığını belirtmemiz gerekir. Zamanla bu konuların tatminkar araştırmalara konu yapılması gelecek nesillere için daha sağlıklı değerlendirmeler yapma imkanı sunacaktır.
     

Sayfayı Paylaş