1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Evlilikte cinsellik

Konusu 'Cinsellik' forumundadır ve Suskun tarafından 6 Mayıs 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Evlilikte Cinsel Hayat

    Evlilikte İlk İlişkiye Hazırlık

    Evlilik Cinsel İlişkiyi Neden Köreltir

    Evlilikte Cinsel Yaşamın Dinamikler Üzerine Etkileri

    Evlilikte Cinsel Uyumu Korumanın Yolları

    Evlilikte Cinsel Tatminsizliğin Nedenleri

    Cinsiyet Nasıl Belirlenir

    Evlilikte Cinsel Şiddet Ve Tecavüz



    EVLİLİKTE CİNSEL HAYAT
    ::::::::::::::::::::::::


    Evlilik, kadının ve erkeğin beraber yaşamak üzere karşılıklı anlaşma ile oluşturdukları sosyal bir kurumdur. Bu kurum sevgiyi, saygıyı, cinselliği, mutluluğu ve üzüntüyü dahi paylaşmayı içerir...

    Evlilik kadının ve erkeğin sahip olduğu temel haklardan bir tanesidir. Evliliğin toplum tarafından kabul görmesi içinde yasalar çerçevesinde onaylanması gerekir. Gelenek ve göreneklerde evliliğin oluşmasını ve yapısını etkilemektedir.

    Kadının ve erkeğin sosyal yaşamdaki rolleri daha doğar doğmaz yetiştirilme tarzları ile başlar. Bu roller toplumsal ve kültürel farklara göre bazı değişikliklere uğrasalar da temelde aynı esaslardadırlar. Kadının yapısı itibarı ile daha duygusal olması kolay incinip kolay sevinmesi hormonları ile ilgili olup bu onun annelik yapabilmesi için gereklidir. Kadın adet gördüğü zaman veya gebe kaldığı zaman veya doğum yaptıktan sonra fiziksel olarak eskisine nazaran daha güçsüz düşer. Bunun sonucunda da erkek koruyucu ve kollayıcı olmak zorundadır.

    Kadın ve erkek ilişkisindeki en önemli şey kadını kadın ,erkeği erkek olarak kabul etmek ve karşı tarafın istek ve arzularına saygı duymaktır. Çünkü daha evvelde söylediğimiz gibi daha bebeklikten itibaren farklı yetiştirilir ve farklı hissetmeye başlarız. Bir kadının bir erkeğin nasıl düşündüğünü veya bir erkeğin bir kadının niçin farklı davrandığını anlamasına imkan yoktur.

    Çünkü farklı hormonlar etkisi altında olunca karşı cinsin bilemediği ve anlayamadığı duygular gelişir. Mesela kadınlar erkeklerin niçin seks isteklerini kontrol edemediklerini ve devamlı seks istediklerini (daha doğrusu duygusuzca seks yapabilmelerini)pek anlayamazlar.

    Kısaca açıklayacak olursak erkeklerde devamlı sperm ( meni ) üretimi vardır ve bunun depolandığı kesenin kapasitesi eğer hiç boşalma olmazsa yaklaşık dördüncü günden sonra dolar ve sanki idrar torbanız dolduğunda nasıl işeme arzusu duyuyorsanız ve bu ilerledikçe rahatsızlık yaratıyorsa, erkekte eğer boşalmadığı süre dört gün veya daha fazla olursa devamlı kontrolsüzce seks arzusu duyacak sonuçta belki de saldırganlaşacak ve hatta istenmeyen olaylarla karşılaşılacaktır.

    Bazen ise doğanın bir savunma sistemi olarak ilişki kuramayan veya mastürbasyon yapamayan erkek uykusunda boşalacaktır. Bu gerçeği göz önüne alarak hanımlarımızın eşlerine olan yaklaşımlarına daha iyi değerlendirmelerini istiyoruz ve aralarında olabilecek bazı problemleri cinsellikten uzak durarak onları istedikleri şekilde yönlendirebileceklerini düşünürlerse en yanlış şeyi yapmış olacaklardır.

    Erkeklerde kadınları oldukları gibi kabul etmeli ,onların yaşam tarzlarına ve duygusallıklarına saygı göstermelidirler, çünkü bu kadının doğasının bir gereğidir ve duygusal olmayan bir kadın ne erkeğini mutlu edebilir ne de iyi bir anne olabilir.

    O zaman karşılıklı sevgi ve saygı ,birbirinin isteklerini anlama ve destekleme evliliğin temel şartlarındadır. Farklı iki cinsin arasındaki diğer insanlardan farklı olan iletişim cinselliktir ve özel olmalıdır.

    Evlilikte iki farklı cins arasında geliştiği için en önemli iletişim aracı, paylaşım cinselliktir. Uyumlu bir cinsellik her iki tarafında olaylara bakış açısını yumuşatacak ve toleransın artmasına sebep olacaktır. Cinsellik eşler arasında bir iletişim biçimi olup birbirlerine karşı olan duygularının sözle ve bedenle ifadesidir. Birçok kişi için özellikle kadınlar için evlilik cinselliğin başlangıcıdır. Kişiler o güne kadar toplumdaki cinsiyet rollerini öğrenmişlerdir.

    Ama bu konuda konuşmak değer yargıları ve ön yargılar tarafından zorlaştırılmıştır. Birbirleri ile konuşmaktan kaygı ve isteklerini dile getirmekte güçlük çekerler. Bunu yok etmek içinde sevgi ,saygı ve anlayışla birbirlerini anlamaya çalışmalıdırlar. Evlilikte sağlıklı bir cinsel yaşantı için kadının ve erkeğin kendi vücudunu ve eşinin vücudunu tanımaya çalışması gerekir.

    Karşı tarafın nelerden çekindiğini ve ya nelerden hoşlandığını dikkate almak,rahatsız olduğu şeyleri yapmamak veya bunun kötü bir şey olmadığını izah etmek çok önemlidir. Kadın için cinsellikte en önemli şey kendini güvende hissetmektir hele hele yıllarca bir tabu olarak büyütülmüş olan ilk gece,ilk cinsel ilişki korkusu ve o gece yaşayacakları kadının ilerdeki bütün cinsel hayatını etkileyebilir. Kadın kendini güvende hissederse, sevildiğini ve sayıldığını hissederse ancak cinsel istek duymaya başlar .

    İlk ilişki sırasında her iki tarafta birbirlerinin bedenlerini yeni tanıyacaklarından ve nasıl tepki vereceklerini bilmediklerinden yumuşak ve anlayış ile yaklaşılmalıdır. Özellikle bekaretini kaybedecek olan hanımlarımız için eşlerinin çok anlayışla yaklaşmaları önemlidir, çünkü kadın o güne kadar hiç bilmediği bir duyguyu yaşayacaktır ve belki de canının çok yanacağını düşünmektedir ama biz erkekler olarak eşimize gerekli güveni verebilirsek, yavaş hareket edeceğimize onun canını acıtmayacağımıza rahatsız olduğu yerde veya acı duyduğu yerde duracağımıza inandırırsak, kadında şüphe ve tereddütlerini atacak ,ilişkiye hazır hale gelecektir.

    Kadın sevgiyle ve güvenle cinselliği hissedeceği için cinsel ilişkiye girmeden önce ne kadar uzun süre bir yaklaşım yaşanırsa yani ön sevişme yaşanırsa bu kadını o kadar rahat hale getirecektir. İlk ilişkide yaşayabileceklerinizi anlatmadan önce isterseniz bekaret - kızlık zarı ( hymen ) nedir kısaca açıklayalım.

    Kızlık zarı, vajina ( hazne ) girişinde kadınlarımızın adet görünceye kadar ve de cinsel hayatları başlayıncaya kadar vajeni dışardan gelebilecek mikroplardan ve hastalıklardan korumak üzere doğal olarak oluşmuş bir yapıdır. Çok çeşitli tipleri vardır. Bazı kadınlarımızda hiç olmayabilir, bazılarında yarım olabilir , bazılarında ise halk arasında elastik zar olarak isimlendirilen ve ancak doğumda yırtılabilen türdendir. Elastik zar esasında ortasındaki deliği cinsel ilişkiye mani olmayacak büyüklükte olan bu nedenle de kanamaya neden olmayan zardır.

    Zarın kalınlığı da çok değişken olup, bazı hanımlarımızda çok ince yapıda ve erkeğin en ufak hareketi ile yırtılabilen yapıdadır. Bazıları ise daha kalındır ve zor yırtılır. Zor yırtılan zarlarda kanama miktarı fazlaca olabilir ,eğer panik yaratacak veya bedensel rahatsızlık yaratacak boyuttaysalar hemen bir kadın doğum uzmanına başvurularak , kanama durdurulmalıdır. Bazıları ise ilişkide yırtılmayacak kadar kalın olup bunlar ancak bir hekim tarafından uyuşturularak,acı vermeden açılmaktadır.

    İlk Gece Hissedilenler ve Yaşanan Sorunlar
    Kadın hiç yaşamadığı bir duyguyu yaşayacağı için heyecan duymakta ve aynı zamanda korkmaktadır .Erkek ise belki ilk beraberliğini yaşayacak veya hayatını birleştireceği kadınla ilk deneyimi olacaktır. Bu yüzden onda da başarılı olma duygusu ve korkusu hakimdir.

    Kızlık zarının yırtılması abartıldığı gibi acı veren bir olay değildir. İlk ilişki sırasında kadın belki bir iğne batması ve ya sinek ısırığı tarzında bir acı duyabilir ve ya duymayabilir ve az miktarda pembemsi bir kanaması olabilir,daha sonra ise daha evvel bilmediği bir dolgunluk ve bası hissi duyacak zaman ilerledikçe ve güven arttıkça bu dolgunluk hissi zevke dönüşecektir.

    İlişkinin ilk ayında her ilişkide belki başlangıçta çok hafif bir sızlama veya rahatsızlık duyulacak ama bu kısa sürede kaybolacaktır. Cinsel hayatınızı daha kolaylaştırmak ve vajendeki dolgunluk hissine alışabilmek için ilk hafta belirli aralıklarla beş - on dakika vajeninize bir tampon koyabilirsiniz. Bu hem kızlık zarındaki hem de vajen deki genişlemeye alışmanızı sağlayacak, rahatsızlık duymanızı engelleyecektir.

    Kızlık zarının bozulmasından sonra kadınlarımızın ilk gece yaşadığı sıkıntıların ikincisi de vajinismus dediğimiz vajen çevresini saran kasların spazmı sonucu cinsel ilişkinin imkansız yada çok ağrılı hale gelmesidir.

    Bu sıklıkla baskılayıcı cinsel yetiştirme sonucu yani aile ve sosyal çevre olarak cinselliğin kötü, yanlış bir şey olduğuna inanılarak yetiştirilen veya çok acı duyacaklarına inanan kadınların cinsel ilişki yaşayacakları sırada bilinçaltının koruma dürtüsü ile vajen girişindeki kasları kasması sonucu oluşur.

    Yapılması gereken sakinleşmek, belki belli bir süre ilişki denemesine ara vermek veya birkaç gün ertelemektir. Bu arada kadını rahatlatmak ona yaşanacakların evli çiftler arasında hak olduğunu, ayıp olmadığını ve ona zarar vermeyeceğini anlatmaktır. Eğer tekrar denememizde gene aynı sorunla karşılaşıyorsak yapmamız gereken şey profesyonel yardım almak yani bir hekime başvurmaktır.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Evlilikte İlk İlişkiye Hazırlık
    ::::::::::::::::::::::::


    Evlilik aslında birbirinden farklı iki insanın paylaşmaya başladığı yeni bir hayat dönemi olarak değerlendirilir. İnsan hayatındaki her değişim strese sebep olur ancak evlilik gibi köklü değişimlerin yeri daha bir farklı olmaktadır.

    Şöyle düşünün kültürel olarak aile yaşantısı olarak birbirinden farklı iki kişinin aynı evi aynı zaman ve mekanı paylaşmaya başlamaları hayatınızda ne kadar radikal bir değişimdir.

    Hele bir de eşinizle öncesinde tam tanışmadığınızı düşünün. Belki de hep güzel saatleri paylaştınız ve birbirinize göstermek istediğiniz yüzünüzü gösterdiniz. Gülünecek neşeli anları paylaştınız. Ancak artık evlisiniz ve iki kişilik düşünmek zorundasınız. Bu durumda kendinizi kısıtlanmış gibi hissetmeniz gayet doğaldır. Karşı tarafın da aynı duyguları paylaştığını unutmayın. Bunu böyle düşündüğünüzde karşılıklı anlayışla bazı sorunların üstesinden gelebilirsiniz.

    Yeni yaşamınızda değişen bir şeyde artık düzenli bir cinsel yaşamın başlaması. Özellikle toplumumuzda insanların büyük bir çoğunluğu ilk cinsel deneyimlerini eşleri ile yaşamaktadırlar. Daha önce yaptığım bir araştırmada erkeklerin % 40 ı ilk deneyimlerini kendi eşleri ile geçekleştirdiklerini gördüm. Bu oran kadınlarda daha da yüksek çıkmıştı. Dolayısıyla tecrübesiz iki insanın bir araya gelmesi üstelikte yanlış bilmeleri nedeniyle bazı cinsel sorunlarda karşımıza çıkmaktadır.

    En sık evliliğin ilk günlerinde cinsel birleşmeyi başaramama karşımıza çıkmaktadır. Bunun temelinde bazı törelerinde etkisi vardır. Kapıda birileri sizden haber beklerken sınavdaki bir genç gibi performans kaygısı yaşayan ve cinsel organında sertleşme sorunu yaşayıp ilişkiye girmeyenlerle sıkça karşılaşmaktayız.

    Bazen de cinsel ilişkide yaşayacağını sandığı için kendini aşırı kasan ve bu nedenle ilişkiyi başaramayan genç kızlarla da karşılaşmıyor değiliz.İlişkiye müsaade etmeyecek kadar vajina kaslarında kasılma ile giden duruma ise vaginismus diyoruz.

    Tüm bu durumlar bazen kendiliğinden çözülebilir ancak bazen de çözümlenemeyen basit sorunlar ayrılmaya varacak nahoş durumlarla karşımıza çıkmaktadır. Eğer bir iletişim sorununu kendiniz çözemeyecekseniz sorunun çözümü için bir profesyonele başvurmaktan çekinmemelisiniz




    Evlilik Cinsel İlişkiyi Neden Köreltir
    ::::::::::::::::::::::::

    Çoğu erkeğe, hayatı boyunca bir kadına bağlanmak ve sadece bir kadınla birlikte olmak ürkütücü gelir. Fakat, buna rağmen günümüzde birçok bilinçli erkek tek eşliliği savunuyor. Evlilik ilişkisinde erkeklerin yaptığı hatalardan biri, gün içinde yaşanan sorunları yatak odasına taşımak. Erkek, gün içinde yaşadığı bütün sorunları eve geldiğinde eşine yansıtıyor. Bu da kadının eşine karşı soğumasına ve yatakta arkasını dönmesine yol açar. Veya erkek her an beyninde gün içinde yaşananları veya yaşanacak olan şeyleri tartışıyor ve dolayısıyla yatakta tatmin edici bir beraberlik
    kuramıyor. Tabii böyle bir durum sadece erkekler için değil, kadınlar için de geçerli. Çiftler, ilişkilerinde doyurucu bir cinsel hayata sahip olmak için, kendilerine hakim olmayı öğrenmeliler. Yaşamsal sıkıntıları yatağa taşımamak, sadece o ana konsantre olmak,
    burada en uygun yöntem. Bunları pratik hayata geçirmek çok kolay görünmese de, bir çözüm bulmak gerekiyor. Çözüme gitmenin birinci kuralı da, oturup karşılıklı konuşmak. Çünkü, sorunların konuşdukça azaldığını unutmayın. Ancak konuşma adabınıza da özen gösterin. Birbirinize iyi davranarak, saygılı cümleler kurarak iletişim sağlamanız, hem ilişkinize, hem de kendi iç dünyanıza iyi gelir.




    Evlilikte cinsel yaşamın evlilik dinamiklerine etkileri
    ::::::::::::::::::::::::


    Evlilik, hayatın ciddî adımlarından biri ve bir çok gerçekle birebir karşılaşma sürecidir. Evlilikle beraber farklı bir insanla aynı çatı altında yaşamaya başlar ve eşimizi tanımak isteriz. İşte cinsellik de bu tanıma süreçlerinden biri.

    Evlilikte cinsellik hafife alınamayacak kadar önemlidir. Zira evlilikteki her şey gibi cinsellik de bir paylaşımdır ve iki tarafın da bu paylaşımdan memnuniyeti esastır.

    Bütün bunlarla beraber cinsellik her şey değildir. Eğer öyle olsaydı cinsellik ihtiyacı giderildikten sonra eşler arasında ömür boyu mutluluğun sürmesi gerekirdi. Oysa eşler arasında cinselliğin hoş ve verimli olabilmesi, öncelikle zihinsel ve ruhsal ilişkinin iyi olmasına paralel olduğundan, bu ayki konumuz cinsellikten ziyade cinselliğin evliliğin dinamiklerini nasıl etkilediğine ilişkin olacaktır.

    1. Dinamik: Yaşamları boyunca mütedeyyin yaşamaya çalışan gençlerin cinsellikle ilk tanışmaları ve cinsel deneyimleri, evlilik süreciyle başladığından evliliğe kaygı, korku ile başlamamaları ve gerekli bilgiyi doğru kanallardan almaları için gençlere destek olunmalı ki, daha ilk geceden yaşanacak paylaşım, deneyim için eşler birbirine anlayışlı ve destekleyici davranabilsinler. Bazıları, olur olmaz ortamlarda kendi mahremiyetlerini ortaya atarak ve belki de biraz ilgi çekmeye çalışarak gençleri ilk geceden korkuya hazırlarlar. Yüce dinimiz eşler arasında mahremiyeti ön plâna çıkararak bu tür sakıncalı ortamların yaşanmaması için güzel kaideleri bünyesinde taşımaktadır. Sanılanın aksine, balayı cinselliğin en güzel yaşandığı günler olmayabilir. Fakat evlilikle birlikte cinsellik de sonraları doğal sürecine girecektir. Kaygı, yerini deneyime bırakarak evlilikte cinsel mutluluk yaşanmaya başlanır.

    2. Dinamik: Karı koca cinsel beklentilerini birbirine çekinmeden ifade etmelidir ki, karşı taraf da bu talebi karşılama gayretinde olsun. İletişimimizdeki açıklık, netlik, samimiyet aynen cinselliğimize de yansır. Zihinsel ve ruhsal olarak doyumlu bir ilişki yaşıyorsak, cinselliğimizden de doyum alırız. Aslında cinsellik karı koca arasında yaşanan ilişkinin sadece çıplak halidir.

    3. Dinamik: Bazen ilişkimizdeki her hal, durum ve rengi yansıtırız cinselliğimize. Meselâ eşlerin arası herhangi bir sebepten açılmış olabilir. Arada yaşanan küskünlüğü bazen erkek, cinsel olarak karısına yaklaşarak sonlandırmak ister. Oysa ki, kadın ruhunda duygusallık, cinsellikten önce geldiğinden, eş (kadın) bu yaklaşımı bazen benliğine yapılmış hakaret gibi algılar. Çünkü eşe göre önce gönlü alınmalı, hata tamir edilmeli, sonra cinsellik yaşanmalıdır. Ne yazık ki, bizim kültürümüzde bazen koca duygularını sözel olarak yansıtmaktan çekindiğinden, kendince doğru olan yolu tercih etmektedir. Böylesi bir durumun hoş olan yanı şu gerçekle hareket edilirse daha doğru algılanır: Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, erkeğin cinselliğini bütünüyle içgüdüsel olarak algılamak doğru değildir. Erkeğin karısına karşı cinselliğinde şehvet, şefkat, sevgi vardır. Belki kadın psikolojisi gibi duygusallık ön plânda olmayabilir. Fakat erkek cinselliğini de, bütünüyle duygudan bağımsız düşünmek doğru değildir.

    4. Dinamik: Kadın psikolojisi her zaman beğenilmeyi ve arzulanmayı ister. Erkek cinsel talebini kadın ruhunu incitmeden nazikçe talep etmelidir. Böyle olmadığı taktirde cinsellik vazife gibi algılanır ve zaman içinde bu beraberlik tek taraflı doyumla yaşanarak zamanla eşler birbirinden soğuyarak cinsellik mekanik bir yapı kazanır. Halbuki cinsellik evliliğin önemli enerji kaynağı olduğundan, yaratılıştaki fıtrî ihtiyacımızı Cenab-ı Hakkın izin verdiği meşru dairede karşılama nimetini iyi değerlendirmemiz gerekir.

    5. Dinamik: Bazı kişilik yapılarında öfke doğrudan dillendirilmez. Daha ziyade bastırılmaya çalışılır. Ya da öfkesini karşı tarafa tavırlarıyla yansıtır. Yani bazen surat asar, bazen karşısındaki lâkayt bir tutum benimser, bazen de taleplere karşı duyarsız kalır. Bu tutum psikolojide “pasif-agresif” tutum olarak adlandırılır. İşte bu pasif-agresif tutum eşler arasındaki cinselliğe yansıdığından, sanki eşlerden biri öfkesini bu yolla dinginleştirmeye çalışır. Oysa ki, bazen eşlerden biri bu tutumu intikam gibi değerlendirdiğinden, aradaki ilişki daha da çıkmaza sürüklenmektedir. Eşler aralarındaki cinsel ilişkiyi hiçbir zaman bir intikam aracı ya da öfke malzemesi yapmadan, neye ve kime sinirlenmişlerse doğrudan iletişime geçerek halletmeye çalışmalıdırlar. Her iki taraf da cinselliklerinin darbe alabileceği her konuya duyarlı olmalıdırlar. Evlilikte yatağın terk edilmesi çok önemli bir olaydır. Zira karı koca arasındaki olumsuzluk, aynı yatakta kalındığı sürece her an tatlıya bağlanabilir.

    6. Dinamik: Her oda yatak odasını, yatak odası da her odayı etkilemektedir. Bu cümleden anlaşılacağı gibi odalar arasında karşılıklı etkileşim söz konusudur. Evlilikte cinsellik ilişkimiz için bir enerji kaynağıdır, demiştik. Gerçekten de ne kadar düzenli, dengeli, verimli bir cinsellik yaşanıyorsa, karı koca ilişkisi o denli sağlıklı olmaktadır.

    7. Dinamik: Cinsellik aynı zamanda bünyesinde cinsel kimliği barındırır. Yani kadın cinsel kimliği ve erkek cinsel kimliği. Cinsellik, sağlıklı yaşandığı oranda bu kimliklerimizle barışık bir ruh hali yaşamaktayız. Yoksa bazen buralarda yaşanan aksaklık kadın ve erkek arasında kimlik kaosuna, üstünlük çatışmasına dönüşmektedir. Oysa yaratılış gereği kadın ve erkek her şeyde olduğu gibi birbirini tamamlamaktadırlar. Cinsellik evlilikteki her şey gibi paylaşım olduğundan üstünlük değil, ancak karşılıklı bir doyum aracıdır

    8. Dinamik: Erkek cinselliği daha ziyade görselliğe, kadın cinselliği dokunsallığa dayanır. Böylesi fizyolojik gerçeklikten hareketle, kadın evliliğinde her zaman öz bakımına dikkaveli ki, erkeği için vazgeçilmez olsun. Erkek de kadının fizyolojisini dikkate alarak eşine nazikçe, ruhunu okşayarak, şefkat ve şehvetle yaklaşmalıdır. Bu tarz cinsel ilişkiyle sonuçlanan hamilelikler çok daha sağlıklı olmaktadır. Ve yine anne adayı o zorlu süreci böyle şefkatli bir tutumla daha kolay tamamlayabilmektedir




    Evlilikte cinsel uyumu korumanın yolları
    ::::::::::::::::::::::::


    KARŞILIKLI MUTLU BİR CİNSEL İLİŞKİ İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
    Cinsel ilişki, devam eden sağlıklı bir evliliğin en önemli bölümünü oluşturur. Karşılıklı olarak tatmin edici bir cinsel ilişki kendiliğinden otomatik bir şekilde olmaz. Çiftlerin emek harcaması gerekir. Kişiliğin diğer özellikleri gibi her bir eşin cinselliği de kişiye özgüdür. Her bir eş cinselliğe yaklaşırken diğer eşe saygılı ve anlayışlı olmalıdır. Evlilikte cinsellik konusunda dikkat edilmesi gereken önemli noktaları şöyle sıralayabiliriz.

    - Parasal konulara dikkat!
    Cinsellik ve evliliğin diğer bölümleri birbiri ile ilişkilidir ve birbirini etkileyebilir. Örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya çatışmalar cinsel arzuların azalmasına sebep olabilir.

    - Kişisel inançlara saygı gösterin
    Cinsellikle ilgili olarak her bir eşin kendisine göre neyin “doğru” neyin “yanlış” olduğu konusunda farklı görüşleri vardır. Gerçek yaşamda, iki eşin arasında yaşadığı cinsel ilişkide “doğrular” ve “yanlışlar” yoktur. Ancak her bir eşin kabul edilebilir veya kabul edilemez davranışlar konusunda inançları vardır. Kişisel inançlara anlayışla yaklaşılması ve saygı gösterilmesi gerekir, ancak bu çerçevede ortak bir yol bulunabilir

    - Yeniliklere açık olun!
    Her iki eşin karşılıklı anlaşması üzerine, cinselliği rutin ve sıkıcı olmaktan kurtarmak için çaba sarf etmek gerekir. Bu anlamda cinselliğinize yenilikler katmak iyi bir fikir olabilir.

    - Filmlerdeki cinselliğin etkisi altında kalmayın
    Mümkünse filmlerde veya pembe dizilerde sunulan cinsellikten çok fazla etkilenmemeye çalışın. Sadece siz ve eşiniz cinsel ilişkiniz için en tatmin edici ve kabul edilebilir olanı bilebilirsiniz ve seçersiniz. Kendi cinselliğinizi, cinsellikle ilgili başkalarının “normal” saydığı filmlerde size sunulan ‘sorunsuz’ ya da ‘ideal’ kalıplara uydurmaya çalışmayın.

    - Eşinizi tanımaya çalışın
    Çeşitli seks teknikleri öğrenmektense eşinizin cinselliği hakkında daha fazla şey öğrenmeye çalışın. Kadınlık ve erkeklilik bir bilinmezliktir; bu bilinmezlikle ilgili bir şeyler öğrenmeye açık olun ve birbirinize bu konuda yardımcı olun.

    - Cinselliği bir silah olarak kullanmayın
    Bazı çiftler, evlilikteki diğer sorunları çözmek için seksi bir silah gibi kullanırlar ki bu yöntem sorunların daha karmaşık bir hal almasına, büyümesine ve cinsel problemlerin oluşmasına sebep olur.

    - Cinsel hayatınızı eşinizle konuşun
    Evlilikteki diğer sorunlarda olduğu gibi tatmin edici sağlıklı bir cinsel ilişki de karşılıklı komünikasyona bağlıdır. İlişkinizde karşılaştığınız sorunları bekletmeden ertelemeden çözmeye çalışın ki dönüşümlü olarak cinsel ilişkinizi de etkilemesin. İçinizde sizi kurcalayan sorunlar olduğu sürece romantik olmak ve eşinizin cinsel arzularına karşılık vermek çok zordur. Seks hayatınızı eşinizle konuşmaktan korkmayın. Sevdiklerinizi, sevmedikleriniz, isteklerinizi, duygularınız, fantezileriniz eşinizle paylaşın. Paylaşın ve birlikte öğrenin.


    UZUN VE SAĞLIKLI BİR EVLİLİKTE CİNSEL YAŞAMIN ROLÜ NEDİR?
    Sağlıklı bir evlilik için beklentilerinizin gerçekçi olması gerekir. Genellikle, hepsi olmasa bile, evliliklerden mitsel düzeyde beklentiler vardır. Eğer evlilik içindeki gerçeklikler bu mitlerle uyuşmaz ise eşlerden biri veya her ikisi birden çok büyük hata yaptıklarını düşünebilirler.

    İyi bir evlilik romantik mi olmalıdır?
    Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları vardır. Bazen evlilikteki zorluklar romantik duyguların üzerini örtebilir. Bütün çiftlerin aşkı hissedikleri ve yine bütün çiftlerin aşkı hissetmedikleri zaman vardır. Ama bu sadece duygularda aşkı hissetmemek aşkın orada olmadığı anlamına gelmez. Evlenilen kişinin bir başkasını mutlu etmek için ne gücü ne de yeterli yeteneği vardır. Mutluluk kişinin kendi içinden gelir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü vardır ancak mutluluğun esas kaynağı değildir.

    Sadece sevgi bütün sorunların üstesinden gelebilir mi?
    Evliliğin daima ilgiye ihtiyacı vardır. Evlilik ince örülen bir oya işi gibidir. Bir gecelik bir iş değildir. İnce detayları vardır ve hassas olmak gerekir. Eşler tutarlı ve sürekli bir şekilde birbirlerinin ihtiyaçlarına ve beklentilerine hassas bir şekilde yaklaşırlarsa ve ilişki içerisindeki değişikliklere adapte olabilirlerse işte o zaman aşk ve sevgi süreklilik kazanır ve sorunlar daha kolay aşılır. Daha sağlıklı bir cinsel birliktelikte o zaman ortaya çıkar.

    Bir eş ne kadar zeki olursa olsun veya ne kadar güçlü kişisel özellikleri olursa olsun eşinin beyninden geçenleri okuyabilmek gibi bir yeteneği olamaz. Duygusal, fiziksel, sosyal ve finanssal ihtiyaç ve beklentiler açık bir şekilde sözel olarak iletilmelidir. Eşin gerçekçi bir şekilde o ihtiyacı veya beklentiyi karşılayabilme gücü varsa bunu gerçekleştirebilmek için önce böyle bir ihtiyacın ve beklentinin varlığından haberdar olması gerekir.

    Evlilikteki çatışmalar sevginin az olduğunu mu gösterir?
    Evlilikte çatışmalar ve kargaşalar kaçınılmazdır ancak bu çatışmalar evliliğe zarar vermek zorunda değildir. Eşlerin geçmişlerine, büyüdükleri ortamlara ve yaşadıkları olaylara bağlı olarak farklı görüş açıları ve farklı duyguları vardır. Bu farklılıklar bir eşin doğru diğerinin yanlış olduğu anlamına gelmez; sadece eşlerin birbirlerinden farklı düşünce ve duygulara sahip oldukları anlamına gelir. Çatışmalar, eğer uygun bir şekilde çözülürse, ilişki için sağlıklı bile olabilir. Çünkü eşler birbirlerinden yeni fikirler ve yeni bakış açıları öğrenmiş olacaklar. Önemli olan iki farklı insanın uyum içinde birlikte yaşayabilmesidir.

    Bu bilgiler ışığında eğer eşler kendilerini iyi bir ilişkinin dinamikleri hakkında eğitmek için yeterince efor ve zaman harcarlarsa ve ilişkilerinde etkili ve doğru iletişim tekniklerini kullanırlarsa yıllarca sürecek sağlıklı ve doyurucu bir ilişki yaşama olasılıklarını ve şanslarını yükseltmiş olacaklardır.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Evlilikte cinsel tatminsizliğin nedenleri
    ::::::::::::::::::::::::

    Cinsel tatmin nedir?
    Cinsel ilişki sıklığının az oluşu mudur?

    Eğer öyleyse, ilişki sıklığının az olması mı tatminsizliğe yol açmaktadır, yoksa tatminsizlik mi cinsel ilişki sıklığının az olmasına yol açmaktadır? Evlilikte stres cinsel tatminsizlik nedeni midir, yoksa cinsel tatminsizliğin bir belirtisi midir? Cinsel tatminin ne olduğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.

    Bu nedenle bu konuda yapılan araştırmaların çoğu “cinsel açıdan evliliğinizden memnun musunuz” sorusuna verilen basit bir evet-hayır cevabı ile başlamaktadır. Bunun ardından yöneltilen soruların çoğu ise cinsel tatminsizliğin daha net bir şekilde tanımlanması ve nasıl giderileceğinin belirlenmesine yardımcı olmaktadır.

    Araştırmalara göre evliliklerde kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla cinsel tatminsizlik yaşamaktadır ve kadınların en yaygın şikayeti istek duymamak ve/veya uyarılmamak olmaktadır.

    2000 yılında ABD’de yapılan kapsamlı bir araştırmaya göre cinsel tatminsizlikle en fazla bağlantısı olan etmenler belirlenmiştir. Bunlardan bazılar:

    * Evlilik ilişkisinin genel niteliği ve duygusal yakınlığın derecesi. Bu etmenler özellikle kadınların algıladığı cinsel tatmin derecesi ile yakından ilişkilidir.
    * Eşin dinsel inançları. Cinselliğin yalnızca üremek için var olduğuna ya da cinsellikten zevk almanın günah olduğuna inananlar daha sıklıkla cinsel tatminsizlik yaşamaktadır.
    * Eşlerden birinin çoğunlukla orgazm olmaması. Kadınlar genellikle duygusal ve bedensel yakınlığı orgazmdan daha önemli bulsalar da, taraflardan birinin çoğunlukla orgazma ulaşamaması cinsel tatmini düşürmektedir.
    * Cinsel ilişki sıklığı. Araştırmacılar cinsel ilişki sıklığının az olmasının cinsel tatminsizliğe neden olup olmadığı konusunda görüş birliğine varamasalar da, cinsel ilişki sıklığının az olması ve cinsel tatminsizliğin birbiri ile paralel ilerlediği bir gerçektir.
    * İlişki harici cinsel aktivite. Ön sevişmeye daha fazla vakit ayıranlar daha yüksek cinsel tatmin belirtmektedirler.
    * Yaş. Yaş, diğer durumlara da bağlı olarak cinsel tatmin düzeyini artırabilmekte veya azaltabilmektedir. Yukarıda belirtilen etmenlerin cinsel tatminin düşürüyor olması durumunda, yaş arttıkça cinsel tatmin de daha fazla azalmaktadır. Cinsel tatmin yüksekse, yaş arttıkça daha da artma eğilimi göstermektedir.

    Daha az sıklıkla cinsel tatmin düzeyini düşürdüğü belirtilen diğer etmenler de şunlar:
    * Geçmişte yaşanan bir cinsel taciz öyküsü
    * Menopoz
    * Genel fiziksel sağlık
    * İlaçların yan etkileri
    * Fiziksel görünümden memnun olmak ya da olmamak
    * Cinsel yoldan bulaşan hastalıkların yarattığı şikayetler
    * Eşlerin evlilik öncesi cinsel yaşantısı
    * Uyuşturucu veya alkol bağımlılığı ve
    * Bazı zehirli kimyasal maddelere maruz kalınması




    Cinsiyet Nasıl Belirlenir
    ::::::::::::::::::::::::


    Genetik biliminin bulguları, memeli hayvanlar ve insanlarda yenidoğan canlının cinsiyetinin, döllenme sırasında, annenin gebe kalma anında belirlendiğini ortaya koymaktadır. Üstelik, cinsiyetin belirlenmesine etken olan da anne değil, yalnızca babadır.
    Cinsel üreme, biri dişi diğeri erkek iki üreme hücresinin varlığını gerektirir. Bu hücrelerin birleşmesiyle embriyo oluşur. Üreme hücreleri vücudun diğer hücrelerinden farklıdır: göz, kas, sinir, gibi hücreler 46 tane kromozom taşırlar, oysa üreme hücrelerinin sadece 23 tane kromozomu bulunur. Yani, üreme hücrelerinin diğer hücreler gibi yaşayabilmesi için karşı cinsten bir başka üreme hücresiyle birleşmesi zorunludur; böyle bir birleşme olmaması halinde, bir "yarım hücre" niteliğindeki sperm (erkek üreme hücresi) veya ovum (kadın üreme hücresi) çok kısa bir süre içinde ölür. Memelilerde erkek iki tip sperm üretmektedir Erkeğin spermindeki yarım hücrelerden yarısı (x) kromozomu, diğer yarısı da (y) kromozomu taşır. Buna karşılık dişi, yalnızca (x) kromozomu taşıyan tek tip yumurta üretmektedir. Bu tek tip yumurta iki tip sperm ile de birleşebilir: bir (x) kromozomu taşıyanla birleşip (xx) dişi embriyonu meydana getirebileceği gibi, (y) taşıyanla birleşip (xy)erkek embriyonu da oluşturabilir. Dişinin iç üreme organında bulunan yumurtayı erkeğin menisindeki hangi tip spermin dölleyeceği, tamamen rastlantıya bağlıdır. Erkek iki tip spermi de aynı sayıda ürettiğine göre, yumurtaya ulaşan ve onu dölleyen spermin (x) veya (y) olma olasılığı hemen hemen eşittir. Buna göre, doğacak çocuğun erkek ya da dişi olma olasılığı da eşit sayılabilir.
    Cinsiyetin baba tarafindan belirlenmesi bütün hayvan türleri için geçerli değildir. Bazı hayvanlarda; kuşlarda ve kelebeklerde, spermler kromozom bakımından türdeştir; iki ayrı tipte kromozom taşıyan, dişinin yumurtasıdır. Bu nedenle, yavrunun cinsiyeti anne tarafından belirlenmiş olmaktadır.
    Cinsiyet döllenme anında belirlenir. Sperm ile yumurtanın birleşmesiyle meydana gelen embriyodaki kromozom birleşimi, yenidoğan varlığın cinsiyetini belirleyecek olan iç salgı bezlerinin oluşmasını sağlar. Bu salgı bezleri de erkeklik ya da dişilik organlarının gelişmesine neden olur. Ancak, bu gelişme belli bir süre almaktadır:
    örnekse insan embriyosunda sonuçta erbezi ve yumurtalık durumuna gelecek olan ilk embriyo dokuları gebeliğin ancak beşinci ya da altıncı haftasında ortaya çıkmaktadır. Başka bir deyişle, başlangıçtaki kromozom formülü cinsiyeti gerçekten belirlemektedir ama, bu formülün işlemeye başlaması ancak belli bir gecikmeden sonra mümkün olduğu için de, anne rahmindeki yeni varlık erkeklik ya da dişilik yönüne dönmeğe hazır bir erselik olarak yaşama başlamaktadır. Gelişmekte olan embriyoda hem erkek hem de dişilik organlarının varlığı, ergin erkekte rahmin ve diğer dişilik özelliklerinin kalıntıların bulunması, bunu doğrulamaktadır.

    Öyleyse, embriyonun başlangıçtaki ayrışmamış cinsiyetini erkek ya da dişi yönüne çeviren nedir? Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, kromozom formülünün doğru olarak işlemesini sağlayan şeyin cinsiyet bezleri tarafından salgılanan hormonlar olduğunu gösteriyor. Bu cinsiyet bezlerine erkeklerde erbezi, kadınlarda yumurtalık adı verilir, erkek cinsiyet hormonu androjen (ya da testosteron), dişi cinsiyet hormonları da östrojen ve progesteron olarak adlandırılırlar. Gerek erkeklik özelliklerinin (erkek üreme organları ile kalın ses ve vücudun belirli yerlerindeki kıllar gibi ikincil erkeklik özellikleri) gerekse dişilik özelliklerinin gelişmesi ve olgunlaşmasını sağlayan bu hormonlardır.
    Yapılan deneyler erkek ve dişilerin hormonal özelliklerinin ve buna bağlı olarak da gelişme mekanizmalarının farklı olduğunu da ortaya koymuştur. Memelilerde dişide yumurta salgısının cinsiyet özelliklerinin belirlenmesinde oynadığı rol, erkeğin erbezinin erkeklik özelikleri üzerindeki etkisinden çok daha azdır. Yenidoğan dişi farede iki yumurtalık da alındığı zaman dişilik organ ve özelliklerinin gelişmesi durmamakta, buna karşılık erkek yavruların erbezleri alındığında bütün erkeklik özelliklerinin gelişmesi durmakta, üstelik bazı dişilik özellikleri belirmektedir. Yaşama başladığında bir erkek memeliden erbezleri alınacak olursa dişilik özellikleri egemen olmaya başlayacaktır; ama bunun tersi, yani yumurtaların alınmasıyla erkeğe dönüşme sözkonusu değildir, bunun için ayrıca vücuda erkeklik hormonu verilmesi gerekecektir. Başka bir deyişle, dişinin yapısında kendiliğinden varolan gelişme eğilimleri, olgunlaşmış bir dişilik sisteminin ortaya çıkması için yeterliyken, erkek gelişmesi ek bir etkeni, erkeklik hormonunun varlığını gerektirmektedir.

    Memelilerde prototip dişi olmasına karşılık, kuşlarda erkektir. Tavukların yumurtalıkları alınınca hızla horoz tüyleri, ve diğer erkek özellikleri ortaya çıkmaktadır. Çiftliklerde, çeşitli nedenlerle dişilik hormonu üretemeyen tavukların kendiliklerinden cinsiyet değiştirdikleri sık sık görülen olaylardandır Bu türde, kendiliğinden gelişen temel özellikler erkeklik yönünde, hormonların yardımıyla sonradan oluşan özelliklerse dişilik yönündedir

     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    Evlilikte Cinsel Şiddet Ve Tecavüz
    ::::::::::::::::::::::::

    Fiziksel şiddete uğrayan kadınların büyük bölümü cinsel şiddete de uğruyor. Kadınların çoğu dayaktan sonra zorla cinsel ilişki ve ters ilişki kurmaya zorlanıyor, itiraz ettiklerinde ise, tecavüz ediliyorlar.

    Herhangi bir cisimle, kadının cinsel organına saldırıda bulunmak da kadına yönelik cinsel şiddet türlerinden. Şiddet uygulayan bazı erkekler süpürge sapı, mısır, salatalık, şişe vb. cisimleri vajinaya sokmak yoluyla kadına işkence yapıyorlar.


    Evlilikte Tecavüz - Dayaktan sonra her üç kadından ikisine koca tarafından tecavüz ediliyor, her altı kadından biriyle zorla (anal ilişki) ters ilişkide bulunuluyor. Kadınlar, kocanın ters ilişki teklifini kabul etmediklerinde, çok yoğun bir biçimde şiddete uğruyorlar.


    Fuhuşa Zorlamak -
    Kocaların kendi seçtikleri başka erkeklerle karılarının cinsel ilişkiye girme talebi ve talepleri kabul edilmediğinde, dayaktan sonra erkeklerin tecavüzüne uğraması da sanıldığı kadar nadir rastlanan durum değildir.


    Tecavüz Sonucu Evlilikler -
    Kaçırılarak tecavüze uğrayan ve ailesinin zoruyla evlendirilen kadınlar da var. Bu da kısacası ömür boyu cinsel tacize yol açmaktadır. Aileler, "bekareti bozulan", başkasına "satamayacaklarını" düşündükleri kızlarını zorla, hatta döverek, eve kilitleyerek tecavüzcü ile evlenmeye zorluyorlar. Tecavüzün travmasıyla cinsel isteksizlik duyan eşine, fiziksel şiddet uygulayarak tecavüz etmeye devam ediyor. Tecavüzcü erkek, cezalandırılmak yerine, ailenin zoruyla mağdur durumdaki kızla evlendirilerek ödüllendiriliyor ve bu kadına ömür boyu, dayakla tecavüz etme hakkını elde ediyor.


    Şiddete Uğrayan Kadınların Ruhsal Durumları
    Had safhada korku.
    Ürkeklik, sessizlik ve çekingenlik.
    Eşinden korktuğunda başlayan titreme krizi.
    Uykusuzluk.
    Bitkinlik, halsizlik, seslere karşı aşırı tepki.
    Baş dönmesi, ayakta duramama.
    Unutkanlık.
    İrkilme, çarpıntı, öfke patlamaları.
    Aşırı yorgunluk.
    Umutsuzluk.
    Sık sık çarpıntı hissi.
    Kendini suçlama.
    Perdeleri açma korkusu.
    Yalnız sokağa çıkamama.
    Geleceğe yönelik plan yapamama.
    Güvensizlik, düzgün cümleler kurmakta zorlanma.
    Yalnızlık hissine kapılma.
    Konuşurken gözle iletişim kuramama.
    Solgunluk, bezginlik.
    Sık sık ağlama krizleri.
    Hayata karşı ümitsizlik.


    Şiddet Uygulayanlar Nasıl Erkekler

    Şiddet uygulayan erkeklerin, yalnızca, "hasta ruhlu ve alkolik" olduğunu düşünenler büyük hata yapmış olurlar. Hepsi normal, bildik, tanıdık biçimde davranan erkekler. Çoğunlukla kadınlar şiddet uygulayan kocalarını "dışarıda melek" olarak tanımlıyorlar. Hatta bazıları, bu nedenle ailesine ve dostlarına, şiddete uğradığını söyleyemediğini, kendisine inanmayacaklarından emin olduğunu ifade ederler.

    Alkol kullanımı şiddeti iki yönlü etkiliyor. Alkollü olduklarında erkekler, daha "rahat ve fütursuzca" şiddet uygulayabiliyorlar ve şiddeti alkolün arkasına sığınarak açıklayabiliyorlar. Ancak, alkol şiddetin kaynağı değil erkeklerin kullandığı bir araçtır.

    Şiddet uygulayan erkeklerin yaşları, 16-78 arasında değişiyor.

    Bu tarz erkeklerin büyük bölümünün gelir getiren bir işi var. Gelir getiren faaliyetleri olanların büyük bir grup oluşturması, toplumun şiddet uygulayanların "işşiz, bir baltaya sap olamamış" erkekler olduğuna dair ön yargısını geçersiz kılıyor.

    Şiddet uygulayanlar mühendis, doktor, mali müşavir ve sanatçılar; döviz bürosundan lokantaya, pazarcılıktan market işletmeciliğine, tesisatçılıktan marangozluğa, küçük imalatçıya kadar çok değişik işte çalışan, esnaflar, polis, bekçi, zabıta gibi kamu kesiminde çalışanlar, büro elemanları, inşaatçılar, muhasebeciler; her meslek grubundan ve her kesimden erkekler.


    EVDEKİ TERÖR
    TECAVÜZ: İKTİDAR AMAÇLI CİNSEL SALDIRGANLIK


    Saldırganlık bir kişi veya grubun bir kişi veya gruba, onların isteği dışında, onları incitebilecek, zarar verebilecek davranışlara yönelmesi olarak tanımlanabilir.

    Saldırganlıkta bir güç ilişki vardır. Saldırı güçsüz ve zayıf konumda olanlara daha güçlü ve egemenliği ellerinde tutan kişiler tarafından yöneltilir. Çok uzun zamandır yaşamlarının farklı alanlarında denetlenen ve güçsüz konumuna sıkıştırılmış bir cins olarak kadınlar, ekonomik, sosyal, psikolojik ve cinsel aşağılanmalarla karşı karşıyadır.

    Bu genel tanımdan, kadınlara yönelik şiddete geçtiğimizde, şiddetin, kadınların yaşamlarının her alanında yaygın olarak gözlenebilir ve bütün kadınların karşılaştığı bir dizi olgudan oluştuğunu görürüz. Kadınlara yönelik şiddet olaylarını ırza geçme, ensest, fahişelik, pornografi ve en yaygın ve "meşru" kabul edilen biçimi olan eş dövme başlıkları altında toplayabiliriz.

    Aslında erkeklerden kadınlara yönelen bedensel, psikolojik, cinsel saldırılar onlara yöneltilmiş aşağılama ve güç gösterme yollarıdır.

    Irza Geçme
    Irza geçme, saldırganlığın ağır bastığı bir cinsel saldırı. Erkeğin bir kadın veya erkekle onun isteği ve rızası dışında, güç kullanarak, korkutarak veya ilaç-alkol gibi bir madde ile yargılama yeteneğini etkileyerek ya da rıza gösterme yaşının altınd olan bir çocukla yaptığı cinsel girişimlerin tümü ırza geçmedir. Olayın suç sayılması için cinsel organlara dokunulması gerekir ancak erkek cinsel organının girmesi (penetrasyon) veya boşalması (ejekülasyon) zorunlu koşul değildir. Irza geçme eylemi hemen daima, bir erkek tarafından bir kadına yönelik, ama daha seyrek olarak da erkekler arasında olabilmektedir.

    Hangi kadınlar, hangi koşullarda cinsel bir saldırı ile karşılaşma riskine sahiptir?
    Bu risk 15 aylıktan 82 yaşına kadar kısaca her yaşta kadınlar için vardır. Ama cinsel saldırı en sık 16-19, daha sonra 20-24 yaş arasında yaşanıyor. Olayların yarısı tamamen bir yabancı tarafından, kalan yarısı ise az veya çok tanıdıkları bir erkek tarafından gerçekleştirilmektedir. Kaptanoğlu'nun (1987) 89 erkekten oluşan araştırmasında, ortalama 18 yaşında olan kadınların yüzde 69'u kendilerine saldırıda bulunan kişiyi tanımaktaydı (%16 arkadaşlık, %27 komşuluk, %19 kanbağı).


    Neden Kadınların Irzına Geçilir?
    Başında söylediğimiz gibi kadınlara yönelik şiddet, egemenlik kurmanın bir aracı. Ama ikinci bir düzeyde, bu egemenlik, başka bir biçim altında ortaya çıkabiliyor.

    Irza geçen erkeğin, aslında erkeklerden korktuğu, bu korkusunu yenmek için bir misilleme olarak kadınlara karşı şiddet yönelttiği görüşü, farklı bakış açılarınca en çok paylaşılanı. Daha önce suç öyküsü olmayan erkeklerin, bazı durumlarda toplu olarak işgal edilen yörenin kadınlarına tecavüzde bulunması ve bu durumun "mubah" kabul edilmesi, aynı bakışın bir uzantısı olarak düşünülmelidir. Kadınlara uygulanan cinsel saldırılar aracılığıyla, savaşan erkeklerin korkuları azaltılıp, güçlülük duygusunu ve askerler arası birliğin artması sağlanmaktadır.

    Abel ve Blanchard (1978) cinsel suçlar nedeni ile mahkum olmuş erkeklerde yaptıkları çalışmada bu erkekleri belirleyen üç özellik tanımlar:
    * Şiddet/zor kullanmayı içeren, sapmış bir cinsel uyarma vardır.

    *Kadınların şiddet uygulanmasından keyif aldıkları inancı gibi, kadın cinselliğine ilişkin çarpık varsayımları vardır.

    *Karşı cinsle ne zaman ve hangi koşullarda ilişki kurabileceğine ait becerileri eksiktir.

    Irza geçme olgularının kadınlar tarafından çok kere bildirilmemesini, kadınların aslında olayları kışkırttığı ve saldırıdan zevk aldığı düşünceleri ile açıklayan, sınanmasına bile gerek görülmemiş önkabuller hüküm sürmektedir (Penfold ve Walker 1984).

    Aslında özellikle Freud'dan sonra çok kabul gören, kadınların şiddet kullanılmasından keyif aldıkları düşüncesi, belki bir grup kadın için fantazi düzeyinde geçerli olabilecek, özel ve yaygınlığı bilinmeyen bir mittir. Kadınların kuyruk salladığı, açık saçık veya karanlıkta dolaşarak ya da başka yollarla erkekleri kendilerine saldırmayı kışkırttığı görüşünün de geçerliliği yoktur.

    Kadınların olayı duyurmaması çok nedenlidir. Zaten bedensel ve ruhsal bir örselenmeden geçmiş olan kadının, mağdur olduğu halde ispat etmesi yükümlülüğü vardır. Durumunu kanıtlayabilse bile, toplumun, hatta ailesinin gözünde değerini yitirebileceği, düşmüş kadın olarak kabul edilmese bile değerinden bir şeyler yitirmiş olarak görüleceği korkusu, dayanaklı olan bir endişedir. Bu durumdan kurtulması için bekar olan bir kadına kendisine saldıranla evlenmesi önerilir ve bu evliliğin beş yıl sürmesi halinde saldırgan hiçbir bedel ödemek zorunda kalmayacaktır.

    Cinsel Bir Saldırı Yaşayan Kadını Neler Bekler?
    Olay yaşanırken, ilk aşamada çok şiddetli bir panik hali ile birlikte hayatta kalma endişesi, hatta mücadelesi vardır.

    Iza geçmenin, kadının yalnız kişiliğine ve cinselliğine değil, somut anlamda bedenine yönelik fiziki bir saldırı da olduğu düşünülürse basit yara bere, çürükten, ivedi bir tıbbi yardımın zorunlu olabileceği kırık, çıkık, kanama vb'nin de tabloya eklenmesi beklenebilir.

    Olayın hemen ardından, kişiye göre şiddeti ve süresi değişebilen ama sıklıkla ilk birkaç ay için kişinin yaşamında egemen olan özel bir tablo, "Travma Sonrası Stres Bozukluğu" tablosu sergilenir". Bu devrinin özelliklerini sıralarsak:

    Saldırı olayının tekrar tekrar yaşantılanması, konu il ilgili hayaller ve kabuslar, olayın yaşandığı ortamlara benzer koşullarda onu sembolize eden bir olayla karşılaşıldığında şiddetli ve kaygı durumları.

    Saldırı ortamına benzer durumlardan kaçınma eğilimi ve ortama uygun biçimde tepki vermekte donukluk.

    Yeni ilişkilere kuşkulu bakma, bedensel zarar görme endişesi önde olmak üzere yaygın korku ve güvensizlik içinde, sürekli bir alarm halinin yaşantılanması.

    Yaygın ağrı, uyuşma, uykusuzluk, iştahsızlık, yorgunluk gibi bedensel zorluklar.

    Özetle, ırzına geçilen kadınlar, hem bedensel hem psikolojik boyutları olan ciddi bir travma yaşarlar. Yukarıda sayılan psikolojik zorluklar bir bölüm kadında bir yıl içinde yavaş yavaş azalabilir. Ancak, gözlemler ve bazı çalışmalardan edinilen kanıtlar yaşanan zorlukların her zaman kolay kolay geçmediğini, bir yılla sınırlı kalmadığını göstermektedir. Kadınların yarısının 30 ay sonra hala sokağa çıkmaktan korktukları veya yalnız çıkmadıklarını, sosyal ilişkilerinin olay öncesine göre belirgin biçimde aksadığını, kaygılı ve sıkıntılı olduklarını göstermektedir. Cinsel isteksizlik, cinsel uyum güçlüğü gibi cinsel zorlukların ise çok daha uzun zaman yaşanan zorluklar olduğu anlaşılması kolay bir durumdur (Wirtz, Harrell 1987).

    Ne Gibi Önlemler Alınabilir?
    Irza geçme, kadınları çok yönlü etkilediğine göre, önlemleri de çok yönlü olmalıdır.

    Irza geçme olguları ile birlikte düşünülen, kanıtlanmamış ve geçerliliği olmayan mitlerin yıkılabilmesi amacıyla tabu bir konu olmaktan çıkartılması mücadelesi verilmeli.

    Evli-bekar, "sahipli-sahipsiz", daha önce cinsel deneyimi olan-olmayan fahişe ayrımı yapılmaksızın, ırza geçilme olayını yaşayan tüm kadınlar aynı değerler sistemi içinde ele alınmalı.

    Hücum eden kişinin eski bir sevgili, arkadaş, koca, bir tanıdık veya akraba olması durumu kadının durumunu kuşku ile karşılamaya yönelik bir kanıt olarak kabul edilmemeli.

    Kadının mağduriyetini kanıtlaması yerine, tecavüz edenin suçsuzluğunu kanıtlama zorunluluğu, yani ispat yükünün yer değiştirmesi sağlanmalı.

    Cinsel bir saldırı ile karşılaşan kimseler utanç, şaşkınlık, korku veya öfkesini ayarlayamama endişesi ile yaşanan travmayı aktarmak ve kanıtlamak işlemleri sırasında yeniden zorluk yaşamaktadır. Bu nedenle, zorunlu bilgilerin edinilmesi için konuyu yakından tanıyan ve nasıl müdahale edileceğini bilen özel eğitimden geçmiş polis, hukukçu, doktorlar yetiştirilmeli.

    Kriz sırasında ve daha sonra, bedensel, davranışsal, cinsel zorluklara çok yönlü bir yaklaşım gerekmektedir. Bu yaklaşımda etkili öğelerin neler olduğunu belirlenmesi ve kullanılması gerek. Bilinç yükseltme ve "kendine yardım" gruplarının, "üstüne gitme" tedavilerinin ırza geçme olgularını onarmadaki yerlerinin incelenmesi, akla gelen ilk önlemler içinde sayılabilir.

    Kaynak Şahika YÜKSEL



    KADINA YÖNELİK ŞİDDET/EVDEKİ TERÖR

    MOR ÇATI

    ERKEKLER VE TECAVÜZ KONUSU

    TECAVÜZ KONUSUNDA ERKEKLERİN SORUMLULUKLARI

    Maalesefki çoğu erkek tecavüz konusunda bir sorunun olduğunu inkar etmekle kalmayıp, tecavüz konusunda onlara herhangi bir sorumluluğun düşmediğini iddia etmektedirler. Kısacası erkekler tecavüzü "kadının sorunu" olarak görmektedirler.

    Tecavüz gerçeğinin hepimizin hayatını etkilediğini artık erkekler de görmelidirler. Erkeklerin ve kadınların saldırıya uğradığı bu dünyada, erkeklerin de bu acı gerçeği duymamazlıktan gelmemeleri gerekir. Dolayısıyla, tecavüz sadece "kadın sorunudur" düşüncesi erkekler için artık geçerli olmaması gerekir. Kadınlar, tecavüze uğrasalarda uğramasalarda tecavüz olayından doğal olarak etkileniyorlar, erkekler tecavüz etselerde etmeselerde bu olaydan etkileniyorlar.

    TECAVÜZCÜLER NEREDEN GELİYORLAR?
    Acı gerçek 1 - erkekler tecavüz eder. Bizi bu gerçekten hiçbirşey uzaklaştırmamalıdır. Tarihten günümüze kadar erkekler bu gerçeği inkar etmişlerdir. Gerçek 2 - tecavüzcüler toplumsal bir sorundur ve toplumun tüm fertleri bu sorumluluğu üzerlerine almalıdırlar.
    Gerçeklerin görülmesi ve sorumlulukların alınması çoğu erkek için güçtür. İnkar etmeler, savunmaya geçişler artık erkekler için yeterli kabul edilmeyecektir.

    CİNSEL OBJELER CİNSEL HEDEFLERİ OLUŞTURUR
    Hiç kimse tecavüzcü olarak doğmaz, onlar tecavüzcü haline getirilir. Tecavüzcüleri yaratan kültür ve toplumlar, kadınları da yaratır.
    Bazı erkekler neden tecavüz eder de bazıları etmez sorusuna cevap ise iki kesiş noktalarında belirlenir; tavır ve davranışlar ve şiddet ve erkek olmak. Erkeklerin hepsi bu kesiş noktalarına bağlıdır çünkü erkek olarak bunlarla büyüyorlar.
    Erkekler birlik olabilse, tecavüz konusuna son verebilirler. Ama maalesef şu anda tek birlik olan gurup tecavüzcü erkekler.


    ERKEKLER KADINLARA KARŞI KULLANILAN ŞİDDETE İSTESELER SON VEREBİLİRLER!!!

    ÖZYUVADAKİ TECAVÜZ

    "Tecavüz" ve "tecavüz eden"..... Bu sözleri kim hoş karşılar? Duyunca irkiliriz, dehşete kapılırz. Tecavüz eden insanları, farklı fantaziler içinde ama, hemen daima tanıdık-bildik, eş-dost erkeklerden farklı olarak hayal ederiz. Bizim çevremizdeki, ailemizdeki erkeklerden çok farklı, muhtemelen iri yarı, gece karanlıkta, tenhada karşımıza ansızın çıkan birileridir. Belki de evin kapısını kırıp eve girmiştir.

    Ama üzgünüm ki, bu bir yanılsama. İnanılması güç ama sayılar gösteriyor ki, kadınlara en çok kocaları tecavüz ediyor. ABD'de yapılan toplumsal bir taramada, her yedi kadından birine kocalarının tecavüz ettiği tanımlanmıştır. Evlilikte zorbalık yolu ile cinselliğin dayatılmasının evlilik tarihi kadar eski bir geçmişi var. Ama evli olan bir erkeğin, kendi karısının ırzına geçebileceğinin sürülmesi oldukça yeni ve çelişik bir kavram.

    Evlilik anlaşması içinde tarafların cinsel yakınlık, cinsel ilişki kurması "yasal" ve "normal" olarak görülüyor. Bu durum, yasal bir zeminde işlenen bir suçu, saldırganlığı gündeme getiriyor. Bu tartışmanın gündeme gelmesi için iki önkabul zorunlu. Kadının bir mal olmadığı, kadın bedeninin salt kendine ait olduğu ve kendi istediği gibi ve istediği zaman dokunulabilir olduğu. Diğeri, "özgür onam" veya eskilerin deyişi ile "rıza" kavramı. Özgür onam, tarafların o konuda oy birliği ile karar verip anlaştıkları, gönüllülük esasına dayanan bir anlaşmadır.

    Tecavüz Nedir?
    Cinsel istek denetlenebilir, yönlendirilebilir, ertelenebilir bir dürtüdür. Tecavüzde, saldırgan cinsel davranışta, bazı cinsel motifler olmakla birlikte, temel etken öfke, düşmanlık ve gücün ifade edilmesidir. Tecavüz edenlerin bir bölümünde ise zarar verme gibi sadistik motifler ön planda olur. "Uyarılmış bir erkek" için tecavüz, cinsel isteğin engellenemez bir sonucu değildir. Kısaca, tecavüz cinselliğin değil, saldırganlığın ifadesidir.

    * Bir kadınla (kişi ile) onun isteği dışında kurulan tüm cinsel yakınlıklar tecavüzdür;

    İçki veya başka bir ilaç-madde etkisi altında olup, cinsel bir yakınlık kurmakla ilgili karar verebilecek durumda olmayan bir kadınla (kişi ile) kurulan ilişkiler tecavüzdür;

    Bir kadının (kişinin) fiziksel güç kullanmakla tehdit edilerek sokulduğu cinsel yakınlıklar tecavüzdür;

    Bu sayılan durumlarda veya benzer koşullarda cinsel yakınlıklara giren kişiler (erkekler) saldırgan tecavüz eden kişilerdir;

    Tecavüz eden kişi ve tecavüz edilen kişi arasındaki ilişki koca, sevgili, eski koca, akraba her ne olursa olsun uygulanan eylem bir saldırganlık ve tecavüzdür.


    Evlilikte Tecavüz Bir Kadının Cinsel Yaşantısını Nasıl Etkiler?
    Cinsel isteksizlik vardır. Kadın cinsel isteğini artırmak için çareler arar. Dişini sıkar, kendisini ilişkiye girmeye zorlar. Ama iki kişinin ister zorla, ister isteyerek başladıkları ilişki sırasında keyifleri kısa zamanda azalabilir. Keyifli ve istekli bir cinsel yakınlık sırasında veya cinselliği hatırlatan herhangi bir durumda, zorla yaşadıkları cinsel ilişkilere ilişkin sahneler tekrar tekrar anımsanır.

    Basit yakınlık için yapılan değişleri bile cinsel içerikli olarak değerlendirip, şiddetli tepkiler verebilirler.

    Sokaktaki adamın tecavüzünü yaşamış olan bir kadın, tecavüzün adını koyabilir. Kimseye söylemese, saklasa bile tecavüze maruz kaldığını bilir. Ama, yuvasında eşinin tecavüzüne tekrar tekrar uğramış olan bir kadın, bir saldırgan ile evli olduğunu ve sokakta tecavüz edilen kadın gibi bir sorun yaşadığını kendi kendine bile tanımlamaz. Kadınlık rolünün alışkanlığı içinde kendisini suçlar ve cinsel yönden eksik bir kadın olarak tanımlar. İstemediği zaman, eşini kırmamak için cinsellik yaşamaya kendini mecbur kılar.

    Hangi Erkekler Evde Tecavüz Eder?
    Bazı erkekler, hem eşleri hem başka kadınlara tecavüz edebildikleri halde, bir kısım erkekler eşleri dışında hiçbir kadına tecavüz etmemiştir. Evlilik içi tecavüz konusunda çalışmaları olan Diana Russell'a (1990) göre, bu konuda kocalar, farklı gruplara ayrılırlar:
    * Salt bir saldırı şeklinde cinsel yakınlık tercih eden kocalar,
    * Hem tecavüz ederek, hem karşılıklı istekle cinsel bulunan kocalar,
    *Aslında karşılıklı anlaşarak sevişmeyi seven ama karısı isteksiz olunca, veya reddedince tecavüz edebilen kocalar.


    Tecavüz etmeyen kocalar.
    Güç, denetleme, cinsellik, sadizm, öfke; hangi motif ön planda olursa olsun tecavüz eden kocaların sahip olduğu ortak bazı özellikler olduğu görülmektedir. Groth'a (1981) göre, yaşanan sahiplik ilişkisinde cinsel yakınlıklar çiftin biçiminde yaşanır. Başka bir deyişle, tecavüzde bir muhabbetin paylaşılması söz konusu değildir, duygular paylaşılmaz. Bu kopukluk salt iki kişi arasında yaşanmaz. Saldırgan aynı zamanda kendi duygularından, sıcaklığından da kopuk bir cinsellik yaşar. Saldırgan kocalar iletişim kurma, duygularını tanıma ve ifade etme güçlüğü içindedirler. Bir şeye kızınca, hayal kırıklığına uğrayınca bunu bildikleri tek yol olan cinsel-saldırganlıkla ifade ederler. Dahası, bu yöntemi her türlü evlilik sorunu için, bir çözüm olarak görülür.

    Sonuçta, tecavüz eden kocalar cinsel saldırganlıklarını çok insani, kadınların çok tanıdığı bazı duygu ve gereksinimlerini karşılamak amacı ile gerçekleştirir.

    * Düşmanlığının ifadesi: "Senden bu şekilde öfkemi aldım";

    Güvensizliğini giderebilmek, kendini daha çok beğenebilmek için: "Kendimi erkek hissediyorum, kendimi başarılı hissediyorum";

    Kötü duygu ve düşüncelerden kurtulabilmek: gerilimi azaltmak, dırdırı engellemek, yalnızlığını gidermek;

    Bir türlü karşılayamadığı duygusal gereksinimlerini karşılayabilmek: "Bir yakınlığa ihtiyacım vardı, kendimi kabul edilmiş, sevilen biri olarak gördüm".

    Ama geçici olarak bu amaçlarına yaklaşmış olsalar bile, yetersizlik, güvensizlik, duygusal yakınlığı yaşama gereksinimleri karşılanmadığı için, yeniden yeniden tecavüz eder dururlar.

    Evlilikte Tecavüz Durdurulabilir mi? Nasıl Son Bulur?
    Kocanızla istemediğiniz halde, size fizik güç kullanarak zorladığında veya "kavga çıkmasın, dışarı gitmesin" diye zorla dişinizi sıkıp sevişmek zorunda kaldığınızda, eşinize, dostunuza, ailenize danışıp, öğüt istediniz mi? Onlar size ne dedi, ne gibi çareler önerdi? Duyuyor gibiyim: "Sen sık dişini otur, yaşlanır, durulur, erkeğini dışarı yollama, nihayetinde o senin kocandır" filan demişlerdir. Siz de kendi kendinizi; "Bende bir şey var, kadınlığım eksik" gibi nedenlerle sorumlu, hatta suçlu bulmuş olmalısınız. Ama suçlanmayın, eksiklik hissetmeyin. Evli veya bekar kadın, erkek, çoçuk her bireyin bedeni ve cinselliği ve bunların kullanım hakkı kendine aittir.

    Fizik, duygusal, cinsel şiddetin yer aldığı bir ilişkide tecavüz eden, saldırgan kişiler bu durumdan yakınmaz ve hayati bir zorunluluk dayatmadıkça değişmek için ciddi bir çaba göstermez. Çok kez, eşin terketmesi, hapishaneye girmek veya bunlara yakın bıçağın kemiğe dayandığı durumlar, saldırganları değişmeye zorlayabilir. Dolayısıyla, haksız gibi görünse bile yuvadaki cinsel şiddeti, tecavüzleri, saldırganlığı durdurma öncülüğü ve sorumlululuğu da mağdura aittir. Şiddet mağduru olan bir kadının bu inisiyatifi alması ve sürdürmesi, zahmetli ve iniş çıkışları olan bir süreçten geçmesi kaçınılmazdır. Bu, başka bir yazı konusu (bu kitaptaki "Kadınların Şidetten Kendilerini Koruması Neden Zor" yazısına bakın). Ama diyelim ki, karısına tecavüz etmeyi alışkanlık haline getirmiş bir erkek, artık farklı bir cinsellik yaşamak istiyor. Bu, nasıl gerçekleşebilir?

    Evde Karısına Tecavüz Eden Bir Koca Değişmek İsterse Neler Yapabilir?
    İlk adım, karınıza yaptıklarınızın adını koymakla başlar. Yaşananın cinsellik değil, saldırganlık olduğunu inkar etmeyin. Ne olduğunuzu tanımakta, kendinize açık olun.

    Geçmişte karınıza cinsel olarak saldırmışsanız, kontrol etmezseniz yeniden yapma olasılığınız çok yüksek demektir. Geçmişi değiştiremezsiniz ama geleceği denetleyebilirsiniz. Şimdi davranışlarınızı ve düşünüş biçiminizi değiştirmeniz mümkün. İşe isterseniz önce sert, saldırgan davranışlarınızın bir çetelesini tuturak başlayın. Onu ne sıklıkta zorluyorsunuz, tehdit ediyorsunuz, bir şeyler fırlatıyorsunuz, eşyalarına zarar veriyorsunuz, sokağa çıkmasını, para harcamasını, giyinmesini sınırlıyorsunuz? Siz de farkettiniz galiba, liste çok kalabalıkmış meğerse.

    Bunu tek başınıza yapmanız çok zor, profesyonel bir yardım almalısınız. Profesyonel destek işinizi kolaylaştıracaktır. Psikolojik danışmanlık veya tedavide size kendinizi Kontrol etme becerilerini öğretebilirler. Bu okuldan mezun olmak zaman alacak. Alışmadıklarınızı yapacaksınız. Kendi duygularınıza kulak kabartacaksınız. Davranışlarınızın başkalarında, karınızda yarattıklarını tanıyacaksınız ve bunların değiştirmeye çabalayacaksınız. Sihirli bir ilaç gibi, bir seferde etkileyen özel bir teknik yok. Düşünme ve uygulamaya yönelik pek çok ev ödevi var. Siz bu işe başladınız diye, eşinizin bir günde size inanmasını ve güvenmesini beklemeyin hemen. Saldırganlık eğilimlerinizin ne zaman, hangi koşullarda çıktığını gözlemeye çalışın. Bu tür davranışlara götüren duygu ve diğer öncü işaretli tanımaya çalışın. Kendinizi ne kadar tanırsanız, kendinizi denetleme şansınız o denli artabilecektir.

    Yine bu süreçte önemli bir başka uğraşınız, yaptıklarınızın karınıza yaşattığı olumsuzlukları, ona verdiğiniz acıları tanımak. Sizin tedaviye başlamış olmanız iyi bir adım, ama uzun soluklu bir uğraş içindesiniz. Zorlama insanda fizik, duygusal, cinsel etkiler yaratır. Daha açıkçası, yaşananlar belirli sorunlara neden olmuştur. Cinsel ilişkiye zorlanan bir kişinin, daha sonra çok kez cinsel keyfi etkilenir. Cinselisteği azaldığı gibi, istek duyduğunda geçmiş olayların anımsanması cinsel keyif almamasına neden olur veya şiddetli bir korku, panik yaşayabilir. Karınız bu olayları evinizde, yatağınızda yaşamıştır. Bu mekanlarda sizin yanınızda kendini rahat, gevşek ve eminiyette hissetmesi çok zor gerçekleşecek. Kısa zamanda bu güveni duyması olanaksız. Ancak uzun bir zaman, kararlı ve tutarlı olarak, şiddet içeren davranışlarınız gözlenmezse, karınız, sizin yanınızda kendini gevşek ve rahat hissedebilir. Onun kendi içindeki karışık ve size yönelik olumsuz duygularını halletmeden bunların gerçekleşmesi zor. Ama sebat ederseniz belki bir gün size güvenebilir, hatta cinsel isteği bile uyanabilir. Siz, bir daha onun isteği dışında zorla bir yaklaşımda bulunmamaya karar vermiş olsanız bile bu vaatlere kolay kolay inanamayacaktır.

    Tedavi süresince ilişkin bir konuyu daha tanıtmak isterim. Bu süreçte kendi geçmişinize doğru da yolculuk edeceksiniz. Sert, saldırgan davranışlarınız nasıl ve ne zaman başladı? Size yönelik bu tür muameleler yaşadınız mı? Önemli konulardan biri: saldırgan, zorlayıcı davranış ve tutumlarınız size kendinizi nasıl hissettiriyor? Kendinizi daha çok erkek olarak mı görüyorsunuz? Eşinizle cinselliği konuşma ve kendizini ifade etme yollarını biliyor musunuz? Eve, işinize, eşinize, kendinize ait konuları açık ifade etmesini biliyor musunuz?

    Bunların yanıtlarını bulmak ve eşinizle iletişimi geliştirmek ve keyifli bir cinsellik yaşamak; bunlar da mutlu sonla elde edilecekler.

    Evlilikte Tecavüz ve Kadın Hakları
    Her kadının kendi bedenini konrol etme, cinsel bir yayınlık yaşama, çocuk sahibi olma veya doğum kontrolüne karar verme hakkı var. Kocası dahil hiç kimse, bir kadını fizik veya duygusal zor kullanarak veya bunlarla tehdit ederek cinsel ilişkiye mecbur edemez.

    Evli olmak bir kadının istemediği zaman sevişmeme hakkını ortadan kaldıramaz.

    Evli olmak kocanın mülkü olmak demek değildir.

    Eşler arasında cinsel konularda bir uyumsuzluk olduğunda bu konuyu konuşarak, gerekirse profesyonel bir danışmanlık alarak değiştirmek mümkün olabilir. Bir anlaşma olmazsa ayrılabilirler. Evlilikte tecavüz, cinsel uyumsuzluğa çözemez. Tecavüz, kocanın karısını cezalandırması veya onu aşağılamasıdır.



    CİNSEL ŞİDDETE EĞİLİMLİ ERKEKLER
    "Normal" olarak tanıdığımız veya adlandırdığımız erkeklerin cinsel şiddete ve tecavüze başvurmaları kanıtlanmıştır. Fakat bazı özellikleri taşıyan erkeklerin, bu tarz davranışlarda bulunmaları daha fazla olanak taşımaktadır.

    Aşağıdaki özellikleri gösteren erkeklere dikkat edilmesinde fayda vardır.
    * Sizi dinlemeyen, sizin dediklerinizi kaale almayan, sizin söylediklerinizi duymadıklarını iddia eden erkekler. Bu tarz davranan erkeklerin kadınlara saygısı yoktur.

    Herkesin etrafında görünmeyen bir baloncuk vardır. Bu sizin kişisel sınırınızı tayin eder. Bu sınırın içerisine biri girdiğinde rahatsızlık hissedersiniz. Yani bu kişi size çok yakın yaklaşmış olur ve bu yüzden husursuz olursunuz. Bu kişisel sınırınızı ihlal eden, yani size sürekli çok yakın duran erkekler.

    Kadınlara karşı kızgınlık ve agresif sözler sarfeden erkekler. Bu agresif duygular çok kolay bir şekilde şiddetli davranmaya dönebilir. Bu tarz erkekler genelde kadınlar "hayır" dediklerini anda çok agresif olurlar.

    Sizin ne istediğinizi bilmesine rağmen sadece kendi istekleri doğrultusunda hareket eden erkekler. Bu tarz erkekler genelde evdeki tüm kararları kendileri alıp bir de sizin nereye gidip gidemiyeceğine karar vermekten hoşlanırlar. Seks yapma konusunda da kararın kendilerinde olmalarını isterler. Sizin isteyip istememeniz önemli değildir. Zaten çoğu evlilik içi tecavüzler bundan kaynaklanmaktadır.

    Seks konusunda karşılık vermediğiniz zamanlarda size suçluluk duygusunu hissettirmeye çalışan ve haksız yere size bu konuda sözlü hakaret eden erkekler.

    Aşırı derecede kıskanç veya sahiplenme duygusu olan erkekler.

    Kadınlar konusunda doğru olmayan veya gerçek dışı olan düşünce/fikirlere sahip olan erkekler.
    Örneğin, kadınlar erkeklere hizmet etmek için yaratılmıştır gibi.

     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    ÇOCUKLARA YAPILAN CİNSEL TACİZ
    Sadece Amerika'da her sene kayıtlara geçen 80,000 çocuk tacizi olayı vardır. Yapılan açıklamalara göre bu konuda rapor edilmeyenlerin sayısı rapor edilenlerden daha fazla. Sorunun tanımlanması, çocuk tacizinin durdurulması ve tacize uğrayan çocukların profesyonel yardım görmesi gerekmektedir. Çocuklara cinsel tacizin uzun vadedeki hem duygusal hem de psikolojik etkeni küçümsenmeyecek derecededir.

    Çocuk cinsel tacizi bir çok kişi tarafından yapılabilinir; anne, baba, üvey anne, üvey baba, kardeş, akraba, öğretmen, komşu veya herhangi bir yabancı kişi. Bir çocuk cinsel tacize uğradığında çocukta çoğu zaman rahatsız edici duygular, düşünceler veya davranışlar gelişebilir.

    Hiç bir çocuk cinsel tacizle başa çıkabilmek üzere psikolojik açıdan hazır olamaz. İki üç yaşındaki çocuk bile, her ne kadar böyle bir olayın yanlış olduğunu bilmese bile, ilerki yaşlarında yaşadığı bu olaydan dolayı olumsuz bir şekilde etkilenecektir.

    Beş yaş ve beş yaşın üstündeki çocuklarda, taciz uygulayan kişiyi tanıyorlarsa bir karmaşa yaşamaları normaldir; bu tarz cinselliğin yanlış olduğunu bilmelerine rağmen, cinsel tacizi uygulayan kişiye olan sevgi ve bağımlılıklarından dolayı cinsel tacizi kimseye anlatmazlar. Eğer çocuk cinsellikten kaçmaya çalıştığında, tacizci genelde çocuğu ya şiddet ya da artık onu sevmeyeceği gibi yaklaşımla tehdit eder. Tacizci aile içinden birisi ise çocuk diğer aile fertlerinin kızacağını, onunla utanç duyacağını düşünür ve hatta bu olayın duyulması durumda ailenin parçalanacağını bile düşünür. Bu tarz düşünceler ve duygular da çocuğun cinsel tacize katlanmasına neden olur.

    Cinsel tacize uğrayan çocuklarda genelde bazı ortak karakteristikler oluşur; özsaygıları düşük, hiç bir işe yaramama duygusu, seks konusunda tuhaf düşüncelerin oluşması, içine kapanık ve yetişkin insanlara fazla güvenmemek gibi. Hatta bazı çocularda intihara teşebbüs bile olabilir.

    Cinsel tacizi uğrayan bazı çocuklarda başkalarınla iletişim kurarken sadece cinsellik üzereni kurabiliyorlar yeni ilişkilerini. Bu tarz çocuklar, yetişkin olduklarında genelde ya çocuklara cinsel taciz uyguluyorlar ya da para kazanmak için cinselliklerini kullanıyorlar.

    Çoğu zaman cinsel tacizin fiziksel belirtileri yoktur. Ancak bazı durumlarda doktorlar tarafından muayenede bir takım belirtiler bulunabilir.

    Cinsel tacize uğramış çocuklarda aşağıdaki bahsedilenler ortaya çıkabilir:

    Cinsellik veya seks konularına anormal ilgi gösterme veya tamamen ilgisiz kalma.

    Uyku sorunları veya kabus görme.

    Depresyon veya aile fertlerinden/arkadaşlarından uzaklaşma.

    Vücutlarının kirli olduğu veya cinsel organları bölgesinde bir sorun olduğu gibi komentlerde bulunma.

    Okula gitmeyi istememe.

    Normalin dışında yaramazlık yapma / söz dinlememe.

    Yaptığı çizimlerde, oynadığı oyunlarda cinzel tacizi andıran resimler/oyunlar.

    Anormal bir şekilde agresif olma.


    Cinsel tacize uğramış çocuklar ancak kendilerini güvencede hissettiklerinde başlarından geçen olayları anlatırlar. Eğer çocuğunuz size bu konuda birşey söylerse, söylediklerini sakin bir şekilde dinleyin. Dinledikten sonra da çocuğunuza bu olayların onun suçu olmadığını vurgulayın. Derhal tıbbi ve psikolojik profesyonel yardım almaya çalışın.

    Ebeveyinler çocuklarının cinsel tacize uğrama riskini veya eğer uğrarlarsa bunun çocuğu olan etkisini azaltmak için şunları uygulamalıdırlar:

    Çocuğunuza şunu söylemelisiniz; "eğer senin vücuduna biri dokunmaya çalışırsa o kişiye hayır de ve gelip hemen bana söyle lütfen." Ayrıca, çocuklarınıza büyüklerini karşı saygılı olmaları gerektiğini vurgularken, büyüklerin her dediğini yap anlamına gelmediğini de vurgulamalısınız. Örneğin çocuğunuza kesinlikle şu cümleyi söylemeyin; "Öğretmeninin veya bakıcının her dediğini yapmalısın."


    Cinsel tacize uğramış çocuklar ve aile fertleri derhal profesyonel açıdan yardım almaları gerekmektedir. Çocuk veya ergenlik çağındaki gençler üzerine uzman psikiyatristler, tedavi ile cinsel taciz sonucu meydana çıkabilecek olumsuz etkileri ortadan kaldırabilirler. Bu da çocukların erişkin yaşlarında doğabilecek sorunları ortadan kaldıracaktır.
     

Sayfayı Paylaş