1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ey cellatlarla dost hüznümün son demi..

Konusu 'Şiir' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 6 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL






    İçimde esaretine gıpta ettiğim azatlı bir tutsak çeviriyor çıkrığını.
    Ve tüm ivediliği ile çekiyor,
    hayatın kuyusundan yarının pamuk ipliğine bağlı kovasını.
    Kırılgan yarının dumanlı içinden
    ne çıkacağını şimdi bilmez olduğum kadar,
    daha önceleri de hiç tanımamışım meğer.
    Aynaya bakmayalı beri kaç milat geçmiş üstümden sessizce.
    Ben sağır olalı meğer kaç yarın selam vermiş bugüne, duymamışım.
    Kahverengi okyanusların gelgitlerinden avuntularım çökmüş.
    Ve bu kentte yıldırımlar hep yerden göğe tersine düşmüş.
    Kaygılarım tükendi, yargılarımı yıpratıyorum artık.
    Bu gitgide çöken devrik cümlelerin öznesi bende gizlenmeseydi keşke.
    O zaman yalancı bir gerçek, gerçekçi bir yalanla tükenmezdim böyle.
    Kırılası bir tutam kibirle zirveye çıkmış,
    bir tutam hüzünle yerin dibine girmiş,
    izbe mekanımdaki bir tutam yalnızlıkla aklını uçurmuş ben...
    Zavallı ben, asıllarla gölgeleri karıştırdım.
    Hayatın badirelerle dolu labirentinde kaybolmaca oynuyorum.
    Nasıl bir oyun ki bu, kendime sobe diyecek bir kendim bile yok...
    Dün gece gözlerimi kısarak bile bakamadığım,
    muğlak bir kuytuda büzülmüş,
    zayıf ve müzmin çürümelere terkedilmiş bir ceset girdi düşüme.
    Karanlık göz çukurları ve yer yer eksilmiş etleriyle,
    görseniz öyle acı ki...
    Yorumlamaksa, yoğunluğu kadar yormuyor gecemi acıtanın kimliğini.
    Zira düşlerimdi düşümdeki.
    Bu gece damlasız bir yağmur olmak vardı bulutlarda ama,
    ne çare ki biliyorum.
    Diz boyu biriksem dahi,
    sahte yapraklarla bezeli bir gülün köklerine akamadan,
    toprağa varamadan darmadağılırım ben.
    İlham serapları taşıyorum, avucuma astığım küfemdeki bestede.
    Ama takatin habbesi yok yürekte.
    Ey cellatlarla dost hüznümün son demi! Sıra sende.
    Çöz kelepçelerimi. Eksiliyorum yine.
    Bu gece, bari bu gece kalbime değme emi...

    ALINTI
     

Sayfayı Paylaş