1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ey Dünya İnsanları, Hepiniz "TÜRK"sünüz...

Konusu 'Ne Mutlu Türküm Diyene' forumundadır ve wien06 tarafından 1 Haziran 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Batılı olmayan ülkelerin aydınlarının en büyük zaafı, Batı’nın içyüzünü bilmemeleridir. Batılı ülkelere giderler, görürler ve dönerler. Batılı ülkelere gitmeden önce Batı hayranı iken, dönüşlerinde Batı’ya kara sevdalı olurlar. Onlar için Batı bir tanedir, ne yaparsa, doğrudur, her dediği yapılmalıdır! Bu durumda olanların, Batı’nın “küreselleşme politikası”nı idrak etmeleri asla mümkün değildir. Halbuki, “küreselleşme politikası”nda gerçek amaç, Batı sömürüsüne engel olan milletleri ve dinleri etkisiz kılmaktır. Bunların başında Türk Milleti ve İslâm Dini gelmektedir. Küreselleşme politikası, Batının sömürü politikasının günümüzdeki adıdır.

    Batılı dostlarımız (!), tarihî saplantıları gereği “Türk” ismini dünyadan silmek için çeşitli stratejiler üretirken, Amerikalı Araştırmacı – Akademisyen Gene D. Matlock, dünyadaki insanların büyük çoğunluğunun “Türk” kökenli olduğunu öğrenince; “ Ey Dünya İnsanları, hepiniz “TÜRK”sünüz!” demekten kendini alamamıştır.



    Türklerin binlerce yıl önce medeniyetinin kurucuları olup, anayurtlarının Orta Asya olduğunu belirten Araştırmacı Yazarın bu ilginç araştırması, 68 yıldan beri yaşadığı Meksika’da, Meksikalıların ve Türklerin ortak özelliklerini fark etmesiyle başlamıştır. Gene D. Matlock, insanların büyük çoğunluğunun “Türk” kökeninden geldiğini özetle şöyle ifade etmektedir:

    “Milyarlarca insan Türk diliyle konuştu ve konuşuyor. Karlı Yakutistan’dan ılıman Ortaavrupa’ya, Sibirya’dan kavurucu Hindistan’a kadar. Hatta Afrika’da bile Türk dilinin çınladığı yerleşim yerleri vardır.

    Türk Dünyası büyük ve olağanüstü. Bu dünya içinde en kalabalık olanlar, Türkler. Onlar, dünyanın her köşesinde tanınan büyük bir ülke’de, Türkiye’de yaşıyorlar. Kendi halkıyla, eski töreleriyle, yüksek ve emsâlsiz kültürüyle. Bu millet hakkında binlerce kitap ve makale yazılmıştır.

    Ben uzun süre Türk Dünyası’nın bu kadar az bilinmesinin sebebini anlamaya çalıştım. Bu, bir tesadüf müydü? Hiçbir dil, Türkçe gibi, bu kadar ayrıntıya, nüansa ve lehçeye sahip değildir. İnsanların kanları aynı, ataları aynı, tarihleri aynı, fakat dilleri farklı ise, kendileri de farklı milletler olurlar.

    Türk Dili ve Türk Dünyası Çok Büyük

    Türk Dünyası büyüktür. Çok muammalı. Bu dünya, bir pırlanta gibi, onun her yüzü, her kenarı bir millettir. Azerbaycanlılar, Altaylılar, Balkarlar, Başkırlar, Gagavuzlar, Kazaklar, Karaimler, Karaçaylılar, Kırgızlar, Kırım Tatarları, Kumuklar, Tatarlar, Tuvalılar, Türkmenler, Uygurlar, Özbekler, Hakaslar, Çuvaşlar, Şorlar, Yakutlar, v.b.
    Elbette ki, Türkçe yer isimleri Avrupa haritalarında kalmıştır. Bu haritalarda, bazı ülkelerin ve insanların tarihi açıkça okunur.

    Avrupa haritalarında gösterilen eski birer Türk kentleri olan Kipenj’ın Rus Penza’ya, Shapashkar’ın Cheboksary’e, Buruninej’ın Viranej’e, Bryansk’e dönüşmesinin sebebi anlaşılır hale gelir.

    Eski bir Türkçe kelime olan “Aleman”, “uzak” anlamına gelirdi. Günümüzde Almanya olan Alemania ismi buradan gelir. Pek çok Germen kavmi mavi gözleri, geniş elmacık kemikleri ile belirgin biçimde Kıpçak görünüşlüydü ve Germen yazılarında, âdetlerinde ve halkın hafızasında da gösterildiği gibi Türkçe’yi konuşuyorlardı. Onlar, uzak Altay’dan gelen kişilerdi.

    Fransa ve İtalya, İngiltere ve Avusturya, Yugoslavya ve Çek nüfusunun bir kısmının da benzer bir erken dönem tarihi vardır. Arşivlerden, neredeyse 16. Yüzyılın sonuna kadar Türk dillerinin kullanıldığı anlamı çıkıyor. Aslında daha sonra, engizisyon mahkemesi döneminde, Roma Katolik Kilisesi, arşivlerin büyük oranda temizlenmesini onayladı. Yine de, neyse ki, bazı belgeler kurtuldu. Alışılmadık olanı, Türklerin Orta Avrupa’da yaşadıklarını söylemeye imkân veren de bu belgelerdir.

    Tuna’nın haritası incelendiğinde Kıpçak isimlerinin bolluğu görülür. Balkan kelimesi Türkçe’de “Ormanla Örtülü Dağ” demektir. Azerbaycan’daki şaşırtıcı biçimde güzel ormanlarla kaplı böyle bir dağa bu ad verilmiştir.

    1950’lerde Orta Amerika’ya seyahat ederken, Salvadorlular, orada yaşayan varlıklı Türklerin (Turkoların) nüfusundan yakınmıştı. Oysa, onlar ve mevcut Amerikalı Kızılderili kabileleri de, hepimiz gibi, Türklerin torunlarıdır.”


    KAYNAK: Ey Dünya İnsanları, hepiniz “TÜRK”sünüz!, Gene D. MATLOCK
     

Sayfayı Paylaş