1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Farklı bir kültür ...Erkeğini seçmek

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 19 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    Büyük Sahra Çölü'nün kenarındaki yalnız bir köyde Afrika'nın en şaşırtıcı töreni yapılıyor. Ömürleri bir damla suyun peşinde geçen Vudabeler, dokuz ay sürecek kurak mevsimden önce güç toplamak için Nijer'in Fudduk köyünde bir araya geliyorlar.


    Genç erkekler boyanıp süsleniyor ve yedi gün sürecek mırıltılarla süslü Gerival başlıyor. Genç kızların dikkatini çekmek isteyen dansçılar kadın gibi davranıyorlar.
    [​IMG]

    Nijer'in geri kalanında yaşayanların bile aklına gelmeyen, çorak bölgede kaybolmuş gitmiş, yoksul bir köy var. Burası birkaç yıldır Afrika kültürlerini araştıranların giderek daha fazla ilgisini çekiyor. Bunun nedeni kıtanın en görkemli törenlerinden birine ev sahipliği yapması. Bu köyün adı Fudduk; törenin adı ise 'Gerival'. Yüzleri boyalı genç erkeklerin günler süren dansı, eş bulma gayreti, çorak arazide birbirine tutunmaktan başka şansı olmayan bir halk, bir damla suyun peşinde geçen bir ömür...
    [​IMG]
    Ülkenin büyük kısmı Sahra Çölü ile kaplı, Agadez kasabası da onun kıyısında, kum denizinde bir 'liman'. Agadez'den bir dolmuşa binip başkent Niamey yönüne yola çıkıyorum. Yaklaşık 115 kilometre sonra İngal kasabası yol ayrımına varıyorum. Buradan güneye uzanan kumlu, yarı çöl arazide yedi kilometre yürüyeceğim. Sizin de yolunuz bir gün buraya düşerse Nijer'in gece gündüz hiç bitmeyen kavurucu sıcağında ne sabahı, ne de güneşin batmasını bekleyin. Bir an önce yürüyüp bitirin o yolu, Fudduk köyüne varın.
    Köy denince aklımıza gelen nedir? Belki topraktan, taştan yapılmış evler, onların arasında dolaşan tavuklar, evlerin yanında hayvan barınakları, çevrede ekili alanlar… Dünyanın en yoksul ülkelerinden birinde bulunan Fudduk, farklı bir köy. Evleri yere çakılı dört direk ve üzerlerine gerili bir kumaş parçasından oluşuyor. Bu iklimde insanların öncelikle kendilerini güneşten koruması gerek, bu yüzden günün büyük bölümünü bu kumaş parçasının altında geçiriyorlar. Çevrede gerçekten yapıya benzeyen bir iki toprak evcik var. Bunlar uluslararası yardım kuruluşlarının inşa ettiği odalar ve içinde en fazla on ürünün satıldığı bir bakkalcık.

    Fudduk uçsuz bucaksız Büyük Sahra ile güneydeki daha verimli topraklar arasında, parmak boyunda dikenleri olan çalıların ve bodur ağaçların tek tük bulunduğu çorak düzlükte yer alıyor. Yörede yılın dokuz, on ayı hiç yağmur yağmıyor; su birikintileri kuruyor, gündüz kimse gölgeden çıkmıyor, geceleri de hava kimi zaman dondurucu olabiliyor. Diğer üç ayda ise benim Agadez'de kaldığım günlerde gördüğüm gibi şiddetli yağmurlar yağabiliyor. İnsan o sıcağın, kum ve susuzluğun içinde kasabanın sokaklarının 30, 40 santimetre su altında kalmasına inanamıyor. Bu dönemde toprakta görülen seyrek otlarla hayvanlarını beslemeye çalışan Vudabeler uzun yürüyüşler yapmak, kısa yağmurlu dönemi iyi değerlendirmek, her gün yeni yeşil alanlar bulmak zorunda. Bu yürüyüşlerde sürüler ile onları güden aileler otları görece daha bol olan İngal kasabası çevresinde birikiyor. Bir anlamda yağmur mevsiminin sonunu belirleyen Gerival'in, İngal kasabası yakınında yapılması rastlantı değil.
    Fudduk'a Agadez'de tanıdığım Boderi ile gittim. Ailesinin Fudduklu olduğunu, onların yanında kalabileceğimizi söyledi. Boderi ve ailesi Vudabe topluluğundan. Vudabeler Nijer, Çad, Mali, Senegal, Burkina Faso gibi Batı Afrika ülkelerinde yaşayan Fulanilerin (öteki adıyla Pöllerin) bir alt topluluğu. Vudabeler yalnızca Nijer'de yaşıyor, ancak öteki Fulanilerle dilleri ortak: Fulfulde dili.

    Fudduk'a törenin başlamasından on beş gün önce, eylül başında vardık. Ortalıkta benden başka köy dışından kimse yoktu. Amacım Gerival'in ön hazırlıklarını da izlemekti. Çadırımı Boderi'nin ailesinin yanına kurdum, yani annesi, babası ve dokuz kardeşinin 'evinin' yanına. Üzerinde doğru düzgün giyeceği bile olmayan ailenin yoksulluğunu Boderi'ye incitmeden sormaya çalıştım. Yörenin kumlu ve kurak arazisine bir şey ekip biçmenin mümkün olmadığı açıktı. Boderi eskiden keçilerinin olduğunu, ancak ardı ardına gelen kuraklıklar yüzünden artık hayvanlarının kalmadığını anlattı. Ailesi, kendisinin Agadez kasabasında kazandığı parayla, gönderdiği yiyecekle yaşıyordu. Yanımızda getirdiğimiz bir çuval pirinci annesine verdik. Kadın pirinci büyük bir tencerede pişirdi, yine bizim getirdiğimiz domates salçasıyla karıştırdı. Aile o gün ve izleyen günlerde hep pirinç yedi.
    Başlangıçta köyde yaşam her zamanki gibiydi. Her sabah ailelerin yetişkin kızlarından oluşan konvoy, eşek ve bidonlarıyla birkaç kilometre mesafedeki kuyulara yola çıktı. Babalar güneş tepedeyken gölgede yattı. Anneler pirinç veya darı pişirmeye çalıştı. Her akşam gün batarken beş dakika süren kum fırtınası ortalığı birbirine kattı. Sonraki günlerde köyün hemen dışında daha çok kadınların katıldığı bir hazırlık gözüme ilişti. Öncelikle sukabaklarından yapılmış geniş taslar göz alıcı bir kırmızıya boyandı. Her aile Gerival için özenle geleneksel yataklardan hazırlıyor, üzerine renkli hasırlar seriyor, taslar ve aynalı, boncuklarla yapılmış türlü süslemeler koyuyordu. Gerival için köye eşekleriyle, develeriyle gelen konuk aileler de yanlarında getirdikleri eşyalarla aynılarını yaptılar. Böylece yan yana dizilen sukabaklı, süslemeli yataklar belki bir kilometre uzunluğu geçti.
    Fudduk, konuklarına hazırlanırken ben günlerimi az da olsa gölge veren dikenli ağaçların altında geçirdim. Kimi zaman gölgeden çıkmamak için gün ortasında bir şey yememeyi seçtim, günde altı, yedi litre su içtim. Yaklaşık on gün sonra develer üzerinde akın akın insan, Gerival için hazırladıkları özel eşyalarıyla köye gelmeye başladı, ilk gördükleri çalının altında kendilerine geçici bir yer edindi. Bir iki gün içinde Fudduk çok kalabalıklaşmış, Nijer'de herkesin heyecanla beklediği köklü bir geleneğin izlenebileceği merkez olmuştu.

    Nijer bir gelenekler ülkesi. Gelenekler, çoğu göçebe yaşayan Vudabeler için de birliklerini sağlayan bir olgu. Belki bunun en belirgin kanıtı 'Vudabe' kelimesinin anlamı: 'Tabu insanları.' Buradaki tabuyu, geleneğe yakın bir anlamda algılamak gerekiyor. Stepte sürekli göç ederek yaşamak ve zorlu doğa koşullarına dayanmak geleneğin temelini oluşturuyor. Kuraklığa karşı sabırlı olmak, sürekli yer değiştirmek, kum fırtınalarına göğüs germek saygı duyulması gereken bir gelenek onlar için, bir yaşam yolu. Zorlu doğa koşulları, onları tinsel boyutta bir araya getiriyor.
    Gerival'in yapılacağı yedi gün Vudabelerin birlikte olmaları, sosyalleşmeleri, kurak dönem başlamadan önce güç toplamaları için bir fırsat. Gerival, genç Vudabe erkeklerinin katıldığı bir tür güzellik yarışması. Bu yarışma kendilerine eş bulmalarını sağlıyor, Vudabeleri kaynaştırıyor. İlk gün, en güzel giysileri kuşanmış konuk klanın ileri gelenleri ağırlanıyor. Uzun uzun karşılıklı saygılar sunuluyor, yemekler yeniyor. İlk günün akşamı da konuklar ilk Gerival dansına hazırlanıyor.
    Yedi gün süren Gerival danslarına katılacak genç erkekler için makyaj işin çok önemli bir parçası. Yüz genellikle kökboyayla renklendiriliyor, burun üzerine ve yanaklara sarı veya beyaz çizgiler çekiliyor, beyaz noktalarla desenler yapılıyor. Dudaklar siyaha boyanarak dans sırasında gösterilecek dişlerin beyazlığının daha da belirginleşmesine çalışılıyor. Boyunda boncuk gerdanlıklar, kolyeler, renkli deriler var. Ayaklara kadınların kullanacağı tipte bir kumaş sarılıyor. Başa da açık renkli bir kumaş bağlanıyor, keçi tüyü takılıyor, yüzün iki yanından süslü deriler uzanıyor. İki metreye yakın boyları, düzgün yüz hatları, saatler süren makyajlarıyla şimdiye kadar gördüğüm en güzel topluluklardan biri Vudabeler. Artık dansa katılmaya hazırlar. Ama gece gündüz yedi gün sürecek danslara nasıl dayanacaklar? Danstan önce çoğu katılımcı, uyku ve yorgunluk duygusunu azaltmak için bitkilerden çıkarılan bir tür uyarıcı madde alıyor.
    Ve Gerival dansı... Elli ya da daha fazla dansçı dirsek dirseğe, yan yana diziliyor ve bir tür mırıldanma başlıyor. Yükselip alçalan ritme birkaç saniye sonra gövdeler de uyuyor. Her daha şiddetli ses vuruşunda, dizlerini biraz kırarak ayak uçlarında yükseliyorlar, kollarını yavaşça ileri doğru uzatıyor, yine ayaklarının üzerine iniyorlar. Dans bu şekilde sürüp gidiyor, ayak uçlarında yükselip kolları hafifçe kaldırırken bir yandan da geleneksel sözleri mırıldanıyorlar.

    Aslında oldukça yalın olan bu dansı etkileyici, neredeyse gerçeküstü kılan şey, her dansçının bir yandan da bir mimik gösterisine girişmesi. Başı sağa sola çevirme, kocaman bir gülümsemeyle bembeyaz dişleri ortaya çıkarma, gözleri olabildiğince büyük açma, baygın bakışlar, gözleri şaşı yapma... Bütün bunlar dans sırasında yüzlerden geçip duruyor. Bu arada kimi dansçı sıradan bir iki adım öne çıkarak bir tür transa giriyor, gözleri bir noktaya dikiliyor, tüm gövdesi delicesine titriyor. Arkadaşım Boderi'ye göre bunlar önceden uyarıcı bitkiyi bilerek fazla kaçırıyor. Bu gösterinin en önemli amacı izleyiciler arasındaki genç kızların dikkatini çekebilmek. Belki evliliğe adım atabilmek, belki de Gerival sırasında küçük bir gönül macerası yaşamak. Zira Vudabelerin kadın erkek ilişkilerinde çok katı kuralları yok.
    Büyük Sahra'nın kıyısında yüzlerce yıllık geleneğini sürdüren topluluğun erkekleri kadınlara yaklaşmak için yine kadınlara özgü davranışlar sergiliyor, bu yolla seçilmeye çalışıyor. Güç ve kas gösterileri, çok yemek, çok içmek, gürültü çıkarmak, ata iyi binmek, iyi güreşmek yerine Vudabe erkekleri makyaj yapıyor, ışıltılı takılar ve kadınsı mimiklerle kendilerini fark ettirmeye çalışıyor. Gerival'in dışarıdan bakanlarca 'gerçeküstü' diye tanımlanmasının nedeni bu olsa gerek.
    Bir başka dansta tam bir çember oluşturuluyor, önceki dansa çok benzese de buna küçük adımlar, zıplamalar da ekleniyor. Bu dansta katılımcıların bir nebze olsun eğlenmeye çalıştığı izlenimine kapıldım. Dans gece sürerken ben yorulup çadırıma döndüm, her sabah yaptığım gibi gün ağarmadan uyandığımda dansın hâlâ sürdüğünü gördüm.

    Gerival'de günler ilerledikçe yorgunluk belirtileri başlıyor, kimi dansçıların ayakta durmakta zorlandıkları görülüyor. İlk birkaç günden sonra da yaşlılar hem gösterisinin güzelliği hem de dayanıklılığı öne çıkan dansçıları belirlemeye başlıyor. Yaşlılar dışında genç kızlar arasından seçilen üç kişi de böyle bir seçim yapabiliyor ama her dansın ardından kazananları belirlemek asıl olarak yaşlıların görevi.
    Yaşlılar, ellerinde taşıdıkları değneklerle çok yavaş adımlarla dansçıların önünde ilerleyip beğendiklerinin önünde hafifçe eğiliyor, değneğin ucuyla da genç erkeğe dokunuyor. Bunu yaparken yalnızca bir kişi seçme zorunluluğu yok, her beğendiklerini bu geleneksel yöntemle belirleyebiliyorlar. Yedinci güne gelindiğinde artık dansçılar son performanslarına hazırlanıyor. Buraya yalnızca en dayanıklılar gelebildi ama onlar da günlerce sürekli dans ettikten sonra artık ayakta durmakta zorlanıyor, dans sırasında yere yığılanlar bile oluyor. Bir yandan da son gün kalabalık iyice büyüyor, dansları izlemek isteyen yüzlerce insan birbirini eziyor.
    Gerival'i anlamaya çalışırken 'tuz kürü' olgusundan da söz etmek gerek. Yağmurlu dönemde Vudabelerin hayvanlarını İngal çevresine getirmelerinin, ot bulmanın dışında bir nedeni daha var. Bu yörede bolca bulunan tuz da hayvanlar için önemli. Yağmurlu dönemin sona erdiğini belirleyen törenlere Batılılar 'Cure Salée' (tuz kürü) adını veriyor.
    Yörede birçok kişi 'Gerival' ve 'tuz kürü'nü aynı anlamda kullanıyor. Ama arada aslında önemli bir fark var. Gerival ile aynı günlerde bölgedeki diğer etnik topluluklar da 'tuz kürü' kutlamaları yapıyor, özellikle de Tuaregler. Ama yalnız Vudabelerin tuz kürü kutlamalarına 'Gerival' adı veriliyor.
    Daha önceleri tüm topluluklar hep birlikte İngal çevresinde tuz kürü kutlamaları yapardı. Ama son yıllarda Vudabeler bundan rahatsız olup törenlerini kendi aralarında yapmaya başladı, Gerival'i tuz küründen ayırdı. Bu nedenle birkaç yıl önce de tören yeri için İngal yerine Fudduk köyünü belirlediler.
    Boderi'ye göre geleneksel olarak bütün bunlar aslında yalnızca Vudabelere özgü konular. Vudabelerin tuz kürünün (ya da Gerival'in) hem ülkede hem de dünyada çektiği ilgi, öteki toplulukları da Vudabelere özenip onlara katılmaya, kendi kutlamalarını yapmaya itti. Yine Boderi'ye göre öteki toplulukların tuz kürleri 30 yıldan daha eski değil, ama Gerival Vudabeler var olduğundan beri var.
    Yağmurlar bitti, toplanma, geri dönme zamanı geldi, Fudduk yavaş yavaş boşalıyor. Gerival için kurulan ama kullanılmayan, daha çok bir sergi yeri olarak hizmet veren yataklar ve üzerlerindeki eşyalar toplanıp develere, eşeklere yüklenecek, bir yıl sonraki Gerival'e kadar saklanacak. Vudabeler Fudduk'ta geçen bir haftayı hatırlayıp güç toplamaya, bir Gerival daha görmeye çalışacak. Direklere gerili gölgeliklerden oluşan 'evleriyle' su birikintilerini izleyerek göçecekler. Sonunda su birikintisi de kalmayacak, kimi yıllar yağmurlar tam da o sırada, suya en çok ihtiyaç duydukları sırada başlayacak. Kimi yıllar da susuzluktan yitip gitmiş toprakları ıslatacak.
     

Sayfayı Paylaş