1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Fas

Konusu 'Ülkeler Tarihi' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 8 Aralık 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Fas (Arapça: المغرب El Mağrip), resmî olarak Fas Krallığı (Arapça: المملكة المغربية), Kuzey Afrika'da yaklaşık olarak 32 milyon nüfusa ve 447,000 km2 yüzölçüme sahip bir ülkedir. Başkenti Rabat ve en büyük şehri de Kazablanka'dır. Fas'ın, Atlantik Okyanusu'dan, Cebelitarık Boğazını çevreleyip Akdeniz'de son bulan uzun bir sahil şeridi vardır. Doğudan Cezayir, Kuzeyden İspanya (boğaz boyunca bir denizden bir sınır ve Ceuta ile Melilla adlarında iki küçük özerk şehir), güneyden de Moritanya ve Batı Sahra ile komşudur.

    Fas, Afrika'da bulunduğu halde Afrika Birliği'ne üye olmayan tek ülkedir ve girmeyi düşündüğüne dair bir emâre de yoktur. Bununla birlikte; Arap Ligi'nin, Arap Mağrip Birliği'nin, Frankofon'un, İslam Konferansı Örgütü'nün, Akdeniz Diyaloğu grubunun ve G-77'nin üyesidir.

    Etimoloji

    Tam Arapça ismi El-Memleke El-Mağribiyye (Batı Krallığı)'dır. Genellikle El-Mağrip (Batı) ismi kullanılır. Tarihî referanslarda, ortaçağ Arap tarihçileri ve coğrafyacılar, Fas'ı El-Mağrip el Aqşá (En Uzak Batı) olarak anmışlardır. Aynı şekilde, Cezayir için El-Mağrib al Awsat (Orta Batı) ve Tunus için de El-Mağrip al Adna (Yakın Batı) denmiştir.

    "Morocco" kelimesi, Latince'deki "Morroch" kelimesinden gelir. Morroch, Latince'de Murabıtlar ve Muhavvidler'in başkentleri olan Marakeş'e verilen isimdir . İranlılar "Marrakech" ve Türkler de, antik İdrisî ve Marinî başkent Fes'ten dolayı bu ülkeye Fas demişlerdir.

    Marakeş ismi büyük ihtimâlle, Berberîce'de Tanrının Toprakları anlamına gelen Mur-Akush kelimesinden gelmektedir.

    Tarihçe

    Berberî Fas

    Bugünkü Fas topraklarındaki ilk yerleşimler Cilalı Taş Devri'ne (M.Ö. 8000 yıllarından kalma, Capsian kültürüne ait kalıntılar) aittir. Kalıntılar, o devirde Fas'ta büyük bir kuraklık yaşandığını göstermektedir. Birçok teorisyen, Berberîlerin ataları olarak kabul ettikleri Amazigh adında bir halkın bu devirde var olduğuna inanır. Büyük ihtimalle, bu halkın Fas topraklarına gelişi ve bu topraklarda tarımın başlaması aynı tarihlerdir. Daha sonraları, klasik dönemde Fas, Moritanya olarak anılmaya başlanmıştır.
    Volubilis'te bir Roma mozayiği.

    Roma idâresi

    Kuzey Afrika ve Fas, Akdeniz uygarlığına erken klasik dönemde Fenikeli tüccarlar ve koloniler sayesinde -oldukça yavaş ve geç- dahil olmuştur. Fenikelilerin gelişiyle, Akdeniz'in bu stratejik köşesi Roma'nın ilgi alanına girmiş ve kısa süre sonra da bu bölge Moritanya Tingitana adıyla Roma'ya dahil olmuştur. 5. yüzyılda bölge Vandallar ve Vizigotların eline geçti. Bunu, Bizans idaresi izledi. Ancak hiçbirisi, Fas'ın yüksek dağlarındaki Berberîleri hüküm altına alamadılar.

    Ortaçağ'da Fas

    7. yüzyılda, İslam Devleti gücünün doruğundayken, Fas'taki ilk fethi Şam Emevileri'nin hizmetindeki bir komutan olan Ukba ibn Nafi komutasındaki İslam ordusu yaptı. 670 yılındaki bu ilk fethin ardından Ukba ibn Nafi'nin halefleri Fas'ın fethini tamamladılar ve 683 yılında ülkeye "Maghreb al Aqsa" (En Uzak Batı) adını verdiler. Uygulanan asimilasyon yaklaşık olarak bir asır sürdü.

    Fetihten önce, yedinci asır boyunca, Arap kültürünün etkisi altında kalmış olan Berberîlerin büyük çoğunluğu; Arapların kıyafet geleneklerini, kültürlerini ve İslam dinini benimsediler. Devletlerini bu kültüre göre şekillendirip, ilk örneklerini Nekor ve Barghawata devletleriyle verdiler. Ancak bu devletlerin kuruluşları beraberinde uzun iç savaşları da beraberinde getirdi. İdrisî hanedanının kurucusu olan İdris ibn Abdallah, ülkenin Bağdat'taki Abbasi halifeleriyle ve Endülüs Emevîleriyle olan bağını kopardı ve yollarını ayırdı. İdrisîler Fes şehrini alıp, bu şehri başkent haline geitirdiler ve Fas bir bilim kültür merkezi ve bölgesel bir güç haline geldi.

    İdrisîler'in ardından Arap göçmenler Fas'taki politik güçlerini yitirdiler. Berberîler yönetimleri şekillendirmeye başladılar ve yeniden ülkenin hakim gücü haline geldiler. Fas, bu Berberî yönetimleri zamanında belki de tarihteki en parlak dönemini yaşadı. Arap İdrisîler 11. yüzyılda tehcir edildiler. Murabıtlar, Muvahhidler, daha sonra Marinîler ve son olarak Saadîler; Kuzeybatı Afrika'nın büyük bölümünü, müslüman İberya'yı ve Endülüs'ü içine alan büyük devletler kurdular.

    1666–1912 Alaouite idâresi

    Saadîler'in ardından Alaouite hânedanı yönetime geldi. Bu sıralarda Fas, İspanya ve Osmanlı'nın nüfuz mücadeleleri ile baskılarına mâruz kalıyordu. Alaouite hânedanı kısa süre için, kendisinden önce gelen hânedanlara nazaran daha küçük bir alanda, sessiz bir zenginlikte hüküm sürdüler ve pozisyonlarını korudular. 1684 yılında Tanca'yı ilhâk ettiler. Hânedanın başındaki İsmail ibn Şerif, yerel güçlere karşı birleşik bir krallığı savundu ve bunu da gerçekleştirdi.

    Avrupalı Nüfûzu

    15. yüzyılda, Atlantik kıyılarındaki başarılı Portekiz saldırı ve istilâları Fas'ı derinden etkilememişti. Napolyon Savaşları'nın ardından gittikçe İstanbul'dan bağımsız hareket etmeye başlayan Mısır ve Kuzey Afrika ile Bey'lerin hükmü altındaki korsanlar Avrupa için kolonicilik bakımından cazip hale geldiler. İlk olarak Fransa, 1830'lu yılların başlarında Fas ile ciddi şekilde ilgilenmeye başladı. Birleşik Krallık'ın Fas'taki Fransız nüfûzunu 1904 yılında tanıması Alman İmparatorluğu'nu kızdırdı. Haziran 1905 krizi Algeciras Konferansı'nda çözüldü. Buna göre, 1906 yılında Fransa'nın özel durumu tanındı ve Fas'ın geleceği Fransa ile İspanya'nın ortak kararlarına bırakıldı. İkinci Fas Krizi Berlin tarafından çıkarıldı ve Avrupa büyük güçlerinin arasını açtı. Krizin ardından imzalanan Fes Antlaşması'yla Fas tam oalrak bir Fransız sömürgesi haline geldi ve Kuzay ile Güney Sahra sınır bölgeleri İspanya'ya bırakıldı.

    Coğrafya

    Fas Afrikanın kuzeybatısında bir ülkedir. Atlantik okyanusu kıyıları Cebelitarık boğazı ile Akdeniz kıyılarını ayırır. Güneyinde tartışmalı Batı Sahara bölgesi ile güney ve güneydoğusunda Cezayir bulunmaktadır. Batısında atlantik kıyılarına yakın Kanarya adaları ve Madeira Adaları bulunmaktadır. Kuzeyinde Cebelitarık İspanya'yı Fas'tan ayırır.

    Başkenti Rabattır. Büyük şehirleri Kazablanka, Agadir, Fez, Marakeş, Meknes, Tetouan, Tanca, Oujda, Ouarzazate ve Laayoune'dir (Batı Sahra).

    Yükseltiler

    Afrika'da bulunan sıra dağ dizisi olan Atlas Dağları kıtanın kuzeybatısında Fas'tan başlayarak, Cezayir ve Tunus ülkelerine uzanır. Dağlar Fas'ın üçte ikisini kaplar ve yüksek doruklara erişir. 4.000 metreyi geçen dorukları bulunur. Cebel Toubkal, ülkenin en yüksek noktası, 4.167 metredir. Fas'ta 4 ana dağ sırası bulunur; Atlas Dağları (Yüksek atlas, Sahra atlasları ve Orta atlaslar ) ve rif dağları.

    Kuzeydeki ilk sıra Akdenize sınır oluşturur. Cebel Tihithin ile 2.456 metrelik doruğa ulaşır. Rif sıradağları bu bölgede sıralanır.

    Orta Atlaslar , Fas'ın su kuleleri olup doğudaki çorak düzlüklerle batıdaki verimli arazileri birbirinden ayırır. Doğuya doğru 3.100 metreyi geçen doruklar (örneğin Cebel Bou Naceur) bulunmakta. Batıda yükseklikler azalarak platolara ve düzlüklere izin verir. Güneyde Yüksek Atlaslar ile sınırlanır.


    Tarım

    [​IMG]
    Argan ağaçları Fas'a özgü, endemik bitkilerdir. Besleyici, kozmetik ve çok sayıda tıbbi özellikleri için değerli olan Argan yağı bu ağacın meyvesinden sağlanır.​


    Fas'ta tarım için ülkenin işgücünün yaklaşık %40'ını kullanır. Ve böylece, tarım ülkenin en işkolu konumunda yer alır. Arpa, buğday ve diğer hububat ana ürünler arasında yer almaktadır. Atlantik kıyısında, geniş ovalarda zeytin, narenciye ve üzüm yetiştirilmektedir.

    Sosyal yardım


    Sosyal Güvenlik Ulusal Fon (La Caisse Nationale de Sécurité Sociale-CNSS), Nisan 1961 tarihinden itibaren, ücretliler için Fas sosyal güvenlik programını yönetmektedir. Bu kamu kurumu, şirketlerden prim toplamaktan ve ayrıca ekonominin temel sektörlerinde çalışan işçilerin (sanayi ve ticaret, tarım, balıkçılık ve esnaf) sosyal güvenlik şemsiyesi altındaki masraflarını karşılamkatan sorumludur. Sosyal güvenliğin şemsiyesi; hastalıklar, hamilelik, sakatlık ya da yaşlılık bir sonucu olarak ücret kaybına karşı, işçileri (ve ailelerini) korur. Yaklaşık 5.000 personeli ile, kurum, ülke genelinde 50 ofis ile yayılıdır

    Nüfus
    Arap ülkeleri içerisinde Fas Mısır, Sudan ve Cezayir'den sonra dördüncü kalabalık nüfusa sahip ülkedir[13]. Faslıların çoğunluğu müslüman ve maliki mezhebindendir[21]. Nüfusun büyük bir bölümü Berberilerden oluşur; Berberilere Ortaçağ’dan bu yana, bir çok kez arap göçmenler de katılmıştır; Berberice ağızları halkın üçte birince konuşulsa da (özellikle dağlık kesimlerde) araplaşma sürmektedir. Daha düne kadar özel bir öbek oluşturan Fas’taki Musevi nüfus, 1956’da başlayan göçler sonucu bütünüyle ortadan kalktı. Sömürge döneminde çok olan Avrupalıların sayısı günümüzde sayısı 50.000’i aşmamaktadır. (Avrupalılar daha çok Rabat ve Casablanca’da toplanırlar).

    Çeşitli doğal çevrelerin çok eşitsiz yapılaşma sunması sonucunda nüfus, ülke içinde çok düzensiz olarak dağılım göstermektedir. Çorak ya da çöl bölgelerinin hemen hemen ıssız olmasına karşın Akdeniz kesimi ovaları ya da Atlas Okyanusu’na yakın kuzey kesimlerdeki ovalar oldukça yoğun nüfus barındırmaktadırlar. Rif ve Anti Atlaslar gibi bazı dağ kütlelerinin de nüfusu yoğundur. Kentleşmede çok eşitsizdir; Kuzey Fas’ın Atlas Okyanus’u kesiminde, özellikle Casablanca-Kenitra ve Fas-Rabat eksenlerinde kentleşme yoğundur. Bununla birlikte, kentleşme hızla ilerlemektedir: 1926’da nüfusun % 10’dan azı kentlerde yaşarken 1981’de bu oran yaklaşık % 40’ çıktı. Kazablanka, Rabat, Asfi, ya da Agadir gibi modern kıyı kentlerinin gelişmesi, Fes ve Marakeş gibi iç kesimlerdeki geleneksel eski kentlerde oranla çok daha belirgindir. Nüfus artışı hızlıdır: 20. yüzyılın başında Fas’ın nüfusu 5 milyondan azdı; 1954’te 10 milyona ulaşan nüfus 1985-1990 yıllarında 22 milyona ulaştı ve bu rakam günümüzde 33 milyonun üzerinde seyir etmektedir. Doğal nüfus artış oranı% 3 dolaylarındadır; aile planlaması siyaseti sayesinde doğumlar azalmaya başladıysa da, gene de doğum oranı çok yüksektir. Fas genç bir nüfusa sahiptir: 15 yaşından küçükler toplam nüfusun yarısına yakınını oluşturmaktadırlar. Ayrıca 2011 başlarında meydana gelen demokrasi ayaklanmalarından Fas da etkilenmiş, halkın idareye karşı rahatsızlıkları çeşitli yürüyüş ve gösterilere sebep olmuştur. 20 Şubat 2011'de Rabat'ta yapılan (katılımında facebook gibi internet sitelerinin de etkisinin olduğu) büyük miting'den sonra Kral Muhammed El-Hamis (VI Muhammed) halka yaptığı ilk ulusa seslenişle reform sözü vermiştir. Kral Muhammed, komisyonun başkanlığına Abdüllatif Menuni'nin getirildiğini, Menuni'nin haziran ayına kadar kendisine anayasa reformu önerilerini sunacağını kaydetmiştir. VI. Muhammed anayasada reform sözünü tutmuş, yapılan reformla yetkilerinin devrini referanduma sunmuştur. Halkın Krala karşı büyük saygısının olmasının nedeni babası 2.Hassan'dan sonra baskıcı rejime son vermesi ve (İslam peygamberi) Muhammed'in soyundan gelmesidir. (Kazablanka'daki Hassan II camiinde altından yapılan levhada seceresinde gösterilmektedir)

    Sanat

    [​IMG]
    Geleneksel Fas salonu​

    Mimari ve dekorasyon


    Geçen yüzyılın altmışlarında popüler olan ve ortaklaşa yapılan sergilerle gelişen, manda döneminin sanatta etkisini bu dönemin Fas resimlerinde görülebilir.

    Fas'ta dekorasyonda görülen çeşitlilik ve renklerdeki kontrast, ülkedeki ve çevresindeki medeniyetlerin çeşitliliğinin yansımasıdır. Geleneksel Fas modası pek çok kültür ve geleneğin çeşitliliğinin sonucu olarak Fas millî giyimini karakterize eder.

    Mağribi mimarisi bu bölgede özelliklerini kazanırken diğer mimari akımlara göre data yavaş big gelişim göstermiştir. Seville, Granada, Marakeş ve Fez gibi şehirlerin yapıları bu mimari tipinden (doğal olarak ) etkilenirken dünyanın pek çok farklı bölgesinde de Mağribi miamrisinin etkilerini görmek mümkündür.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Fas Mutfağı/Fas Yemek Kültürü

    Özgün ve rafine bir mutfak



    Kuzeybatı Afrika'da yer alan Fas'ın mutfağı gerek çeşni gerekse çeşit açısından çok zengin, kendine özgü ve rafinedir. Taze ve kuru meyvelerin büyük bir özenle kullanıldığı Fas Mutfağı şekerle tuzun karıştığı nadir lezzetlerden biridir.
    Fas Mutfağı genelde ete, balığa ve sebzeye dayanır. Et olarak kuzu, koyun, tavuk ve güvercin eti tüketilir. Hem Akdeniz hem de Atlantik Okyanusu'na 2000 km. kıyısı olan Fas'ta balık ve deniz ürünleri de çok değişik şekillerde hazırlanarak tüketilir. Tavada, ızgarada, fırında ve tencerede değişik tekniklerle pişirilen balık ve ve deniz ürünleriyle kuskus* da yapılır. Bu balıklı kuskus Kuzeybatı Afrika Ülkelerinde yalnızca Fas'ta yapılır. Yukarıda da belirttiğim gibi, Faslılar kuzu ve koyun etini, tavuk etini taze ve kuru meyvelerle pişirir. Bu yemeklere şeker de ilave edilir. Taze meyve olarak en çok ayva kullanılır. Çok kullanılan kuru meyveler ise kara erik kurusu ve kuru üzümdür. Kara erikli tavuk veya kuru üzümlü kuskus Faslıların en lezzetli yemeklerindedir. Fas'ta en az 6-7 değişik şekilde kuskus yapılır. Kuzu etli, tavuk etli, sebzeli ve tabii kuru üzüm ve tarçınla yapılan tatlı kuskus gibi.
    Fas'la çok çeşitli ve bol sebze yetişir. Faslılar sebzeyi et, tavuk ve balık ile pişirdikleri gibi yalnızca soslu sebze olarak da tüketirler. Tabii çeşitli sebzelerden çiğ olarak hazırladıkları çeşit çeşit salataları ve mezeleri de unutmamak gerekir. Salata ve mezelerde en çok kullanılan sebzeler, salatalık, patlıcan, dolmalık biber, turp, karnabahar ve kabaktır. Ayrıca domates de salata ve giriş yemeği olarak çok tüketilir. Zeytin Faslıların hem yemeklerinde hem de salatalarında kullandıkları çok önemli bir besin maddesidir.
    Faslılar çok ekmek yerler. Özellikle kara ekmek tüketen Faslılar, bayramlarda ve özel günlerde beyaz ekmek yerler. Bu ekmeğin içine buğday taneleri koyup üzerini de süslerler. Faslılar günümüzde hala ekmeklerini evde yapmayı tercih ederler. Ekmeği evde yoğurup, pişmesi için fırına gönderirler.
    Tatlılar Fas'ta genelde çeşitli "kuru pasta" lardır. Kurabiye de diyebileceğimiz bu tatlılar iki çeşittir. Çay ile yenen içi badem ezmesi ile doldurulan "Kaab elghzal" denen çeşitlerle, üzerine bal dökülerek daha tatlı olarak hazırlanan ve kahve ile yenen tatlılardır. Tabii badem tüm Magrib Ülkelerinde olduğu gibi, Fas'ta da tatlıların en vazgeçilmez temel malzemesidir.
    Fas Mutfağı'nın en ünlü yemeklerinden biri "Pastilla"dır. Bu baklava hamuru ile yapılan bir nevi tatlı ve tuzlu börektir. Geleneksel olarak yalnızca bayramlarda ve özel günlerde yapılır. Bu özel tatlı börek, çekilmiş badem, kuru üzüm, tarçın, bal, maydanoz ve güvercin veya tavuk eti ile yapılır.
    Faslıların sabah kahvaltıları hafiftir. Kahvaltıda, genel olarak, tereyağı, ekmek, reçel ve bal yerler. İçecek olarak ise çay, kahve veya sütlü kahveyi tercih ederler.
    Fas'ta en önemli yemek öğle yemeğidir. Faslılar günümüzde bile öğle yemeği yemek için evlerine dönerler. Öğle yemeği giriş, temel yemek ve tatlıdan oluşur. Giriş yemeği çorba veya çeşitli salata ve mezelerdir. Ana yemek beyaz veya kırmızı et ve sebzeden oluşur.
    Tatlılar ise genelde badem ezmesi veya cevizle yapılan tatlılardır. Meyve her yemekten sonra mutlaka yenir.
    Akşam yemeği hafif bir yemektir. Genellikle bu öğünde, nohut, mercimek veya bakla ile yapılan çorbalar içilir. Arkasından da krep veya börek gibi hamur işi veya kuskus yenir. Tabii bu kuskusun yanında et ve sebze yoktur.
    'Kuskus bizim ülkemizde bilinen yuvarlak makarnalar değildir. Kuskusun ana maddesi irmiktir. Kuzey Afrikalılar irmiği ıslatılmış elleri ve un ile çalışarak özel bir yöntemle yumuşatır ve değişik irilikte kuskus elde ederler. En iyi kuskus en ince olandır. Tabii artık kuskus geleneksel şekilde yalnızca evlerde yapılmamakta, aynı zamanda bir gıda maddesi alarak sanayide de üretilmektedir. Günümüzde kuskus Batı Avrupa Ülkeleri pazarlarında bol miktarda bulunmaktadır
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Fes, tepesi düz, genellikle kırmızı, püsküllü, silindirik şapka. İsmini başlıca üretim merkezi olan Fas'ın Fes şehrinden alır. Başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere birçok müslüman ülkede kullanılagelmiştir. Kırmızı rengini kızılcık boyasından almıştır.

    [​IMG]

    Tarihçe

    Sultan II. Mahmut döneminde Osmanlı sarayında Avrupalı gibi giyinme modası baş gösterdi. Daha sonra bu moda ilim adamlarına ve halka yayıldı ancak Avrupa usulü şapkaların namaz kılarken zorluk çıkarmaları, sipersiz bir şapka kullanımını gerekli kıldı. Sultan Mahmut'un fermanı üzerine fes, imparatorluğun resmi şapkası oldu. 1840lardan itibaren süvari ve topçu hariç, Osmanlı askerlerinin üniformasının bir parçası haline geldi. Arnavut askerleri beyaz fes takıyorlardı.


    TBMM 25 Kasım 1925'de Şapka Kanunu'nu çıkardı ve yüzyıllardır kullanılagelen fes, sarık ve benzeri başlıklar yerini modern Avrupa'nın kullandığı şapkalara bıraktı. Osmanlı son döneminde kullanılan koyu kırmızı renkli, tepesinde kenara veya arkaya sarkan püsküllü, silindir şeklinde bir tür şapka. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla resmi giyecek olarak kabul edilen fes, Osmanlı İmparatorluğu'na Fas şehrinden gelmiş ve adını bu şehirden almıştır. Fesin Osmanlılar tarafından kabulü, II. Mahmud devrinde serasker ve Kaptan-ı Derya Koca Hüsrev Paşa'nın Akdeniz seferinden dönüşünde Fas'tan getirdiği fesleri Kalyoncu askerine giydirilmesiyle benimsenmiş ve yayınlanan bir tamimle resmen kabul edilmiştir. 1832'den 1925 yılına kadar kullanılan fesi Tanzimat döneminde İstanbul'da sivil ve asker bütün görevliler giymiş, sarık yalnız bilginler ve din adamları tarafından kullanılmıştır. Taşrada, sarık tercih edilmiş, bu sebeple de halk, fesli ve sarıklı olarak ikiye ayrılmıştır. Fesin yüzyıllar boyu kullanılan sarığın yerini alması önemli bir yenilik olmuş, bu yüzden lehte ve aleyhte birçok görüşler ileri sürülmüştür. Fes için ayrı bakanlık kurulmuş, yayınlanan fes nizamnamesi ile fesin nerelerde giyileceği, kimlerin ne tür fes kullanacağı belirtilmiştir. İstanbul'da Defterdar'da bir fabrika kurularak fes yapımına başlanmıştır. Cumhuriyet döneminde, 1925'te Şapka Kanunu ile fesin giyilmesi yasaklanmıştır.

    Dünyada fes

    Fes, geçmişte Osmanlı İmparatorluğu'nun parçası olan ülkelerde, birçok müslüman ülkede, bazı Afrika ülkelerinde, Hindistan ve Pakistan'da yaygın olarak kullanılmıştır. Günümüzde kullanımı oldukça azalmıştır. Pakistanda fes, hilafet yanlılığının göstergesidir. Pakistanlı politikacı Navabzade Nasrullah Han, 2003'teki ölümüne dek fesini çıkarmamıştır.

    Popüler kültürde fes

    Fes, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaygın olarak kullanılması nedeniyle Avrupa'da Osmanlılıkla ve Türklükle özdeşleştirilmiştir. Günümüzde dahi birçok Avrupalı, Türkiye'de yaygın olarak fes takıldığı kanısındadır.
    Bazı karikatürlerde fes tembelliğin ve rahatına düşkünlüğün göstergesi olarak kullanılmıştır. Bunun nedeni 19. yüzyılda fes takılan coğrafyada bulunan, İngiliz aristokrat, asker ve devlet adamlarının, gayriresmi akşam eğlencelerinde ve istirahat zamanlarında fes takmış olmalarıdır.
    Galler doğumlu Britanyalı meşhur komedyen Tommy Cooper, 'püskülü öne gelecek şekilde ters taktığı fesi' ile meşhurdur. Askerliğini Orta Doğu'da yapmış olan Cooper, Mısır'daki bir sihirbazlık gösterisi esnasında şapkasını kaybedince, garsonlardan birinin fesini ödünç almıştır. İzleyicilerin çok hoşuna gittiğini görünce fesini o günden sonra sürekli kullanmıştır.
     

Sayfayı Paylaş