1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Fatih Sultan Mehmet'in Vasiyetnamesi

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve cırcırböcee tarafından 1 Şubat 2007 başlatılmıştır.

  1. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.525
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    Fatih Sultan Mehmet'in kayıp vasiyetnamesi bulundu!


    23 Mayıs 1936'da İngiltere'de çıkan ünlü The Times Gazetesi, Fatih'in kayıp vasiyetinin bulunduğu haberiyle çıkmıştır.
    Bu haberi okuduktan sonra iflah olmaz bir Fatih sevdalısı olan Süheyl Ünver hocanın yerinde durması mümkün müdür?
    İngiltere de bulunan dostu Esad Fuad Tugay dan yazıyı bulup kendisine göndermesini ister.
    Yazı eline geçer ama elindekinden yine de tatmin olmaz ateşli ruhu.
    Gözü, belgenin Fransızca aslındadır.
    The Times a mektup gönderip belgenin aslı hakkında bilgi rica eder.
    Londra civarında bir kütüphanede bulunduğunu, lakin kitapların Amerikalılar tarafından satın alınmak istendiğini öğrenir.
    Bu defa Londra Büyükelçisi Cevat Açıkalın dan belgenin Princeton Üniversitesi Kütüphanesine satıldığını öğrenir.
    Ne de olsa işin ucunda Fatih vardır ve Süheyl hocanın altın oku, hedefine ustaca yaklaşmaktadır.
    Yıllardan 1950 olur. Süheyl hoca, Princeton Üniversitesi Kütüphanesinde yazma eserler kataloğunda 168 numarada kayıtlı olduğunu öğrendiği kitabın bir kopyasını sonunda temin etmiştir.
    Belge, eski Fransızca ile kaleme alınmıştır, dolayısıyla Türkçeye tercümesinden önce yeni Fransızcaya çevrilmesi gerekmektedir.
    Bu görevi Galatasaray Lisesi profesörlerinden M. P. Gauthier üstlenir.
    İstanbul Üniversitesi de basmayı kabul etmiştir.
    Gayri hocanın keyfine diyecek yoktur.
    Yıllardan 1952 dir ve işte elimizde bir kitapçık durmaktadır:
    Fâtih Sultan Mehmed in Ölümü ve Hâdiseleri Üzerine Bir Vesika

    Fatih"in Vasiyetnamesi denilen ve bir mektubun içinde geçen bu metinde neler vardır?

    Mektup Galatada oturan bir Ceneviz tüccarı tarafından Avrupada oturan kardeşine yazılmıştır. Bir kere, Fatihin hâlâ bir sır olmaya devam eden ve ölümüyle yarıda kalan son seferini hangi devlete karşı açtığıyla ilgili meseleye dair bir ipucu yakalıyoruz mektupta. Sefere katıldığını öğrendiğimiz yazar, 3 Mayıs 1481 de vefat eden Fatih i, nisan ayının sonunda Halep ten gelen elçilerin ziyaret ettiğini ve eğer kalkıp gelirse, şehri kendisine seve seve teslim edeceklerini bildirdiklerini aktarır. Takdir edersiniz ki, Fatih, İtalyanların 12 Adayı teklif ettikleri ve Teşekkürler, almayayım diyen İsmet İnönü ye hiç mi hiç benzemez. Derhal harekete geçen Fatih, Memlûklar üzerine sefer açmış, ancak Gebze civarına vardığında hastalanmış, ölümünün yaklaştığını anlayınca da, huzuruna 3 önemli kişiyi çağırıp vasiyetini yazdırmıştır. Mektup bu vasiyetnameyi ve Fatih in ölümüyle ilgili bazı bilinmeyen noktaları aydınlatan içeriden bir belge hüviyetinde.

    Sıhhati tartışmalı da olsa, seferde hazır bulanan birisi tarafından yazıldığı besbelli olan bu belgeye göre Fatih,

    1) İstanbul da yaptırdığı Fatih Camii nin avlusuna gömülmek istemiştir (bilindiği gibi, o zamana dek padişahların cenazeleri Bursa da toprağa veriliyordu, dolayısıyla bu, hanedanın mezar siyasetinde köklü bir değişiklik demekti),

    2) Sanılanın tersine, sağ olan iki oğlundan Cem Sultanın değil, Bayezidin kendisinden sonra tahta çıkmasını emretmiştir,

    3) Ordudaki yeniçerilerin, Bayezid tahta çıkmadan önce İstanbula sokulmamasını tavsiye etmiştir (yağmaya girişeceklerinden korkuyordu),

    4) Tahta geçecek olan oğlu II. Bayezid e, bazı danışmanlarından şikayet ederek onların tavsiyeleriyle yenilikler yapmak zorunda kaldığını, bu yüzden onları hizmetinde tutmamasını söylemiştir,

    5) Topladığı muazzam hazinenin büyük bir itina ile muhafaza edilmesi gerektiği, zira ileride ona muhtaç olacakları uyarısında bulunmuş,

    6) Kölelerinin âzad edilmesini buyurmuştur.

    Metinde dikkat çeken nokta, Fatih in, ölümünden önce, gerçekleştirdiği hızlı reformlarından neredeyse bir tür pişmanlık duymuş olmasıdır. Bu tavır değişikliği, muhtemelen ölümünden önce yeniliklere karşı biriken toplumsal ve siyasî tepkilere bir tür taviz olarak anlaşılabilir. Gerçi genç tarihçilerimizden Oktay Özel, Fatih in gerçekleştirdiği reformların abartıldığı kadar radikal olmadığını söylemektedir ama, zamanın toplumu, Fatih in kararları karşısında açıkça sürklase olmuş, daha doğrusu yorulmuş vaziyetteydi. Tahta fütuhatçı politikasıyla öne çıkan Cem in değil de, güvercin kanada mensup Bayezid in geçirilmesinden, Fatih in peşinde şimşek hızıyla kıtadan kıtaya savrulmuş olan Osmanlı siyaset ve toplumunun, 30 yıllık koşturmanın ardından bir hazım sürecine, bir sükûnet devrine ihtiyaç duyduğu sonucunu çıkarmamız daha doğru görünüyor.

    Vasiyetnamenin bir diğer önemli maddesi, Fatih in Kanunnamesine sonradan katıldığına inandığım Cem Sultan ı öven paragrafı yalanlayan cümledir. Burada Fatih in de toplumu aktif bir dinlemeye geçirmeye ikna olduğunu görmekteyiz. II. Bayezid i pısırıklıkla suçlayanlar, onun iktidarının, Yavuz ve Kanuni nin gelişini hazırlayan bir pekişme çağı olduğunu unutuyorlar nedense.

    Aslında danışmanlar meselesi bugün de güncel. Demek ki, Fatih in çevresinde ona sürekli fikir ve proje sunan, onu yönlendiren ve kendisi üzerinden siyaset üretmeye hevesli bir danışman kadrosu vardı ve tıpkı bugün Başbakan ı yönlendiren çekirdek kadro gibi, hedeflerini ona dikte ediyor, onu harekete zorluyor, onun üzerinden siyaset üretiyorlardı. Mektuptan Fatih in bu kadronun tasfiyesini düşünmüş ama başaramamış olduğunu anlıyoruz.
     
  2. Girayhan

    Girayhan Uzman

    Katılım:
    12 Şubat 2007
    Mesajlar:
    936
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    21 ÇTL
    gerçekte çok güzel bir çalışma teşekkürler

    anacak üzülerek söylemeliyim ki yabancıların bizim tarihimize gösterdikleri bu ilgiyi biz neden kendi tarihimize göstermiyoruz
     

Sayfayı Paylaş