1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Felsefe Bilgisinin Özellikleri-Felsefi Bilgi Çeşitleri

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Suskun tarafından 14 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.177
    Beğenileri:
    306
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    11.032 ÇTL
    Felsefe Bilgisinin Özellikleri

    Felsefenin açıklamalarında “kesinlik” ya da “bitmişlik” yoktur.
    Felsefede filozofun kişiliği ve geçmiş yaşantısı önemli rol oynar.
    Kapsamlı ve bütüncül bir bilgidir.
    Esnek olup kendini daima yenileyebilir.
    Mantık ilkelerinden yararlanır; sistemli ve tutarlı bir bilgidir.
    Felsefe bilgisinin bilimlerdeki gibi öğrenilecek doğruları yoktur.
    Eleştirel ve sorgulayıcıdır.
    Olması gerekeni inceler.
    Yığılan (kümülatif) bir bilgidir. Bu nedenle tarihinden soyutlanamaz.
    Olgulara dayanma zorunluluğu yoktur.
    Çağının koşullarından etkilenir.
    Bilimlerin doğuşuna kaynaklık etmiştir.
    Evrensel bir bilgidir.
    Teknolojisi yoktur.






    Felsefi Bilgi Çeşitleri
    a) Gündelik Bilgi : Yaşantılardan elde edilen pratik bilgilerin genel adıdır. İnsan yaşamını kolaylaştıran ve sürdüren bu bilgi türü; sahip olduğumuz en eski bilgi çeşididir. Yaşamı kolaylaştırmanın ötesinde; onu olanaklı da kılan gündelik bilginin kaynağı yaşantının bizatihi kendisidir. Deneyimlerden, yaşantılardan doğar ve genellikle de duyum sürecine dayanırlar.

    Yaşadığımız fiziksel çevreden olduğu kadar toplumsal çevreden de etkilenen gündelik bilgi bu açıdan kültürel farklılıklar taşır. Hatta giderek herkese göre farklılıklar taşır; çünkü herkesin deneyimleri, yaşantıları ve bunun ötesinde de hayattan beklentileri faydası, çıkarı birbirinden ayrıdır. Herkesin üzerinde anlaşabileceği tek bir doğru bulmak olanaksızdır. Bu nedenle de gündelik bilgiler felsefenin ana konusunu oluşturmazlar.

    Özellikleri :

    -Yaşantılardan, deneyimlerden doğar
    -Duyuma ve algılara dayanır
    -Yaşamı kolaylaştırır hatta olanaklı kılar
    -Görelidir; kültürden kültüre ve hatta bireylere göre değişir
    -Analojiktir (andırım)
    -Farklı yöntemlerle elde edilir, genel bir yöntem yoktur
    -Az-çok nedensellik taşır, zorunluluk yoktur.
    -Sistematik değildir, konu bütünlüğü ve mantıki tutarlılık olmayabilir
    -Kendinden farklı bilgi türlerine kaynaklık edebilirler




    b) Teknik Bilgi : İnsanın günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla araç gereç yapımı ile ilgili bilgidir. İki türlü teknik bilgi vardır.

    * Gündelik bilgiye dayalı teknik bilgi : İnsanın gündelik yaşantısındaki tecrübelere dayanarak araç gereç yapmasıdır.

    * Bilimsel bilgiye dayalı teknik bilgi : Bilimsel verilerden yararlanarak araç gereç yapılması ile ilgili bilgidir.

    Özellikleri :

    - Objektiftir.
    - Akla dayanır
    - Sistemlidir
    - Evrenseldir
    - İnsana yarar sağlar
    - İnsan yaşamını kolaylaştırır.
    - Pratik bir uygulamadır
    - Amacı üretmektir



    c) Sanat Bilgisi : İnsanın çevresindeki olaylar ya da nesneler karşısındaki duygulanımlarını, heyecanlarını değişik biçimlerde ifade etmesiyle ortaya çıkan bilgidir. Örneğin edebiyat, resim müzik alanlarındaki eserler gibi.

    Özellikleri:

    1. Subjektiftir.
    2. Sonuçları kesin değildir.
    3. Akla dayanır
    4. Sistemli düzenlidir
    5. Evrenseldir
    6. Eleştiricidir
    7. Merak - hayret sonucu ortaya çıkar.




    d) Dini Bilgi : Tanrının insanlara peygamberler aracılığıyla, vahiy yoluyla bazı emir ve yasaklar bildirmesi şeklindeki bilgidir. Kutsal olanla bunun karşısındaki insanın konumunu ifade eder. Dinsel bilgiye kesin iman ile inanılır, eleştirisi yapılamaz.Mutlak gerçekliği inceler.

    Özellikleri :

    1. Doğmatiktir.
    2. Sonuçları kesindir.
    3. Vahye dayanır
    4. Sistemli düzenlidir
    5. Evrenseldir
    6. Akıl ötesi aydınlatır
    7.Bireyi ve toplumu ilgilendiren kurallara dayanır.
    8. İbadet biçimleri ve ahlak kurallarını içerir




    e) Bilimsel Bilgi : Bilimsel yöntem ve akıl yürütme yoluyla varlıklar hakkında elde edilen bilgidir. Bilimler üç gruba ayrılır:

    * Formel bilimler, mantık, matematik gibi.
    * Doğa bilimleri,fizik, kimya astronomi gibi.
    * İnsan bilimleri, psikoloji, sosyoloji, antropoloji gibi.

    Özellikleri :

    1- Bilimsel bilgi nesneldir.
    2- Bireyden bireye değişmeyip herkes için aynıdır.
    3- Evrenseldir.
    4-Bilim herhangi bir milletin, ırkın malı değil bütün bir insanlığın malıdır.
    5-Akla ve mantığa dayalıdır.
    6-Bilimsel olan akılsaldır.
    7- Merak ve hayret sonucu ortaya çıkar.
    8-Yığılan ve ilerleyen bir bilgidir.



    f) Felsefi Bilgi : Felsefi düşünce ile genel geçer ve kesinlikten uzak ama önyargısız, iyi temellendirilmiş, güvenli ve tutarlı olarak ortaya konan bilgidir.

    Özellikleri:

    1- Her sorunu aklın süzgecinden geçirir.
    2- Açıklamalarında bitmişlik ya da kesinlik yoktur.
    3-Filozofun kişiliği önemli rol oynar.
    4- Sistemli, düzenli ve birleştirilmiş bir bilgidir.




    Bilginin İmkanı
    Bilgi teorisinin ilk sorusu bilginin mümkün olup olmadığı sorusudur. Bu soruya olumlu cevap verenler genellikle felsefe tarihinde ‘dogmatik filozoflar’ olarak kabul edilir. Buradaki “dogmatik” kelimesi bir inancı körü körüne savunan , önyargılı bir insanın zihin tavrını ifade eden anlamdan farklı şekilde kullanılmıştır. Bilginin mümkün olmadığını düşünürlere de felsefe tarihinde ‘şüpheciler’ veya ‘septikler’ denir. Bu çeşit bilgi görüşünü savunmanın felsefi adı ise ‘Şüphecilik' veya ‘Septisizm zorunlu olan yöntemlerle'dir.

    Felsefi manada şüphecilik Kant’ın ifadesine göre gündelik, teknik olmayan anlamından farklı olarak ‘özel nedenlerden hareketle diğerlerinin bilgi diye kabul ettiği şeylerin geçerliliğinden ve kesinliğinden şüphe duyan ‘kişinin temsil ettiği akıma denir. Şüpheci bir filozof, dogmatik bir filozofun bilgi iddialarını, bu iddialarının temelinde bulunan dayanak ve ölçütlerini çürütmek suretiyle reddetmeye çalışır.


    Bilginin Kapsamı
    Bilgi teorisinin bir diğer problemi de bilginin kapsamı ve sınırları sorunudur. Bilginin kaynağını akıl ve duyu organları olduğunu ifade eden filozoflar için bilginin alanı, ancak duyular veya algılarımızla kavrayabileceğimiz alanla sınırlıdır. Buna karşılık bazı filozoflar duyusal olmayan duyularla kavranılmayan bir alanın varlığını ve bilgisini kabul etmektedir.

    Klasik anlamda filozoflar, insan bilgisine sınırlar konulmasına karşı çıkarlar. Nitekim bu anlamda bir Platon, bir Aristoteles, bir Farabi, bir Hegel‘e göre insan bilgisinin sınırları yoktur. Doğal veya fiziksel dünyayı ve olayları aşan konularda da bilgi elde etmek mümkündür. Kısaca tek cümleyle söylemek istersek metafizik mümkündür.

    Bilginin Kaynağı
    Bilgi teorisinin veya bilgi felsefesinin diğer bir problemi, bilgi kaynağı ve araçları sorunudur. Acaba bilginin ortaya çıkarılmasında genel olarak zihnin payı mı daha önemli yoksa zihnin dışardan çevreden aldıkları mı? İnsanlar bilimi iki şekilde kazanırlar.

    Birinci olarak akıl ve düşünme yeteneği ; ikinci olarak duyuları algılama, gözlemleme yeteneğidir. Bu arada bilginin elde edilmesinde bu yoların haricinde bir üçüncü yolun olduğu felsefe tarihçileri tarafından ileri sürülen sezgi yolu olduğu ifade edilmektedir. Sezgicilere göre sezgi, insanı “doğrudan bir seziş ve araçsız bir kavrayış” la eşyanın bilgisine vakıf kılan üstün bir yetidir. Felsefe tarihinde Yunan dünyasında Plotionos, İslam dünyasında İmamı Gazali ve diğer İslam mistikleri veya tasavvufçuları, çağdaş Batı felsefesinde Bergson, sezgiciliğin önemli temsilcileri arasındandır.

    Sonuç olarak demekti bilginin kaynağı veya araçları probleminde başlıca görüşler deneyci ve akılcı pozisyonlar, bu iki pozisyonu birbirleriyle birleştirmeye çalışan sentezci pozisyonlar ile bu pozisyonları reddeden ve bilgide sezginin rolünü ön plana çıkaran görüşlerdir.


    Bilginin Ölçütü
    Bilgi teorisi problemlerinden bir diğeri, bilginin veya doğru bilginin veya daha basit olarak doğrunun ölçütleri veya standartlarının ne olduğu sorunudur. Yani doğru bilginin doğru olduğunu hangi kıstasa göre değerlendireceğiz. En yaygın olan görüşe göre doğru, düşüncenin gerçekle uyuşmasından ibarettir. Eğer bir nesne hakkında oluşturulan görüş nesnenin kendisine uyuyorsa doğru, ona uymuyorsa yanlıştır. Buna doğru hakkında “uyuşma kuramı” (correspondence) adı verilir.

    Doğruyu ölçme ile ilgili bir başka kuram ortaya çıkmıştır. Bilgi ile nesne arasında bir uyuşma değil bir tasarım ile bir başka tasarım , bir bilgi ile bir başka bilgi arasındaki uyuşma sözkonusu olduğu için bu kurama “ tutarlılık (coherence) kuramı “ adı verilir. Doğruyu, zihindeki tasarımın dış dünyada bulunan nesneye veya olguya uyması olarak değil de yine zihindeki bir başka tasarıma, bu tasarımdan önce gelen ve daha asli olan bir tasarıma uyması , onunla uyuşması olarak tanımlanmaktadır.

    Pragmatist denilen filozoflar doğruyu bir başka şekilde tanımlamaya çalışmışlardır. Doğru, pragmatik olarak işe yarayan, pragmatik olarak doğrulanabilendir. Burada “pragmatik” kelimesinin anlamı farklı pragmatik filozoflar tarafından farklı şekillerde ele almışlardır. Pragmatist filozof W.James’e göre doğru, bizim için yararlı faydalı olandır. Diğer pragmatist filozof J.Dewey ise problemlerimizin çözümünde bir araç rolünü oynayabilen şey olarak tanımlamaktadır. Felsefe açısından önem taşıyan ve sık sık birbirine karıştırılan iki kavram üzerinde duralım.

    DOĞRULUK - GERÇEKLİK

    Doğruluk zihinle, zihinde bulunan veya zihnin ürettiği bir şeyle, teknik bir deyişle “önerme” ile ilgilidir. Bu önerme doğru veya yanlış olabilir. Buna mukabil gerçeklik veya gerçek - olmama, önermenin konusu olan şeyle özneye göre “ dıştan “ olan şeyle ilgilidir. Örneğin “ yağmurun yağması” bir gerçektir. Ama dışarıda yağmur yağdığını ifade etmemiz “doğru “ dur. ( Eğer dışarıda yağmur yağmıyorsa “ yanlış” tır.)

    DOĞRULUK - ANLAMLILIK

    Anlamla ilgili olarak herkes tarafından kabul edilen bir ölçüt vardır. Bir dilin sözdizim kurallarına uygun olmayan bir biçimde düzenlenen bir önermenin anlamlı olmasının asla mümkün olmadığıdır. Çünkü insanlar arasında anlaşma, yani birbirlerini anlama aracı dillerdir. Her dil de ancak gramer, sözdizim kurallarına uygun olarak cümleler veya beyanlar oluşturulduğunda anlam ortaya çıkar. Örneğin “ ben dün senden bir elma vereceğim” cümlesi anlamsızdır. Buna karşı şöyle bir cümle anlamlı olup , ne doğru ne de yanlıştır. “ Dünyayı zaman zaman uzaydan gelen varlıklar ziyaret etmektedir. “ Bu cümlenin anlamı açık ve bellidir; ama ne doğru olduğu ne de yanlış olduğu söylenebilir.

    Doğru Bilginin İmkanı
    Doğru bilginin olamıyacağını, savunan septisizme karşı, ilkçağdan başlamak üzere karşı çıkan akım "Dogmatizm" olmuştur.

    Dogmatizm, insan bilgisinin gerçeğe ulaşabileceğini, aklın mutlak bir değeri olduğunu, bilgi ve varlık bakımından gerçeğe ulaşılabileceğini savunan felsefe görüşüdür.
    Doğru bilginin imkanı konusunda olumlu cevap veren felsefe akımları şunlardır.

    - Rasyonalizm (Akılcılık)
    - Empirizm (Deneycilik)
    - Kritisizm (Eleştiricilik)
    - Entüisvonizm (Sezgicilik)
    - Pozitivim (Olguculuk)
    - Analitik Felsefe (Çözümleyicilik)
    - Pragmatizm (Uygulayıcılık)
    - Fenomenoloji (Öz Felsefesi)




    Doğru Bilginin İmkansızlığı

    İnsan aklının (ya da yetilerinin) gerçeği bilemeyeceğini, herkes için genel geçer bilginin imkansız olduğunu ileri süren görüşlerdir. İlkçağ felsefesinin ilk dönemi bir doğa felsefesi niteliği gösterir.O dönemin filozofları sadece duyularla evrenin açıklamasını yapmaya çalışmışlardır. Yani naiv (yöntemsiz, sistemsiz) bir empirizm (deneycilik) ile evren hakkında kesin bilgilere varılabileceğini sanmışlardır.

    Evrenin oluşumu ve varlıkların kökeni ile ilgili sorulara cevap verilirken çelişkili görüşlerin ortaya çıkması, her filozofun kendi görüşlerinin doğru,diğerinin yanlış olduğunu iddia etmeleri,bu tür görüşleri şüphe(kuşku) ile karşılayan sofist denilen yeni bir grup düşünürün ortaya çıkmasına neden olmuştur.Sofistler genel-geçer doğru bir bilginin varlığından ilk kez şüphe edenlerdir.

    a.SOFİSTLER : İnsanın doğru bilgiye herkes için geçerli olabilecek bilgiye ulaşılamayacağını, bilginin kişiden kişiye değiştiğini ileri süren filozoflardır.

    Yunan sofistleri olarak bildiğiniz insanlar hem yetenek hem de görüşler açısından birbirlerinden büyük ölçüde ayrılıyorlardı; bir eğilimi ya da hareketi temsil etmektedirler, bir okulu değil.) böylece ilgilendiği konuyla -insan uygarlık ve töreleri- eski Yunan felsefesinden ayrılıyordu: büyük -evrenden çok küçük- evreni ele alıyordu. Böylece görüş ve inanç ayrımları üzerine toplamış oldukları olgular yığınından herhangi bir pekin bilgiye ulaşmanın olanaksız olduğu vargısını çıkarabiliyorlardı. Ya da değişik uluslara ve yaşam yollarına ilişkin bilgilerinden uygarlığın kökenine ya da dilin başlangıcına ilişkin bir kuram oluşturabiliyorlardı. Ya da yine kılgısal vargılar çıkarabiliyorlardı, örneğin toplum şu ya da bu yolda örgütlenmiş olsaydı en etkili bir biçimde örgütlenmiş olurdu gibi. Sofizmin yöntemi, böylece, görgücü-tümevarımcı bir yöntemdi.

    b. SEPTİKLER : Doğru bilginin imkansızlığını benimseyen filozoflara SEPTİK (Şüpheci), bu düşünce akımına ise SEPTİSİZM (Şüphecilik) denir. DOĞMATİZM (Genel geçerli, kesin bilgilere ulaşılabilir, gürüşünü kabul eden düşünce akımını)'e karşıdır.Herhangi bir konu hakkında doğru ya da yanlış şeklinde yargıda bulunulamayacağını ileri süren görüştür. Septiklerin bu görüşleri günlük olaylar ve pratik işlerle ilgili değil, felsefi gerçekler ve ilkeler hakkındadır.

    Septisizm gerçeği bütünüyle inkar etmek değildir. Çünkü inkar da bir yargıdır. Oysa Septikler hiçbir konuda kesin yargıda bulunmazlar. Bu görüşü savunan felsefe okulları ve temsilcileri şunlardır.

    - Sofistler: Protagoras ve Gorgias
    - İlkçağ Septisizmi: Pyrrhon ve Timon
    - Akademi Şüpheciliği: Arkasilaos, Karneades
    - İskenderiye Ekolü: Ainesidemos (sansualist) - Sekstos Emprikos
    - Elea Ekolü: Parmenides, Zenon, Demokritos
    - Rönesans Sonrası: Hume, Descartes (Metodik şüphe)
    - Gazzali:Metoduk şüphe)



     
Benzer Konular
  1. Suskun
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    2.341
  2. Suskun
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    857
  3. Suskun
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    4.094
  4. Suskun
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    18.422
  5. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    667
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş