1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Felsefe, Entelektüel Bir Yanılgıdır

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve BeReNN tarafından 21 Eylül 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    Felsefe, Entelektüel Bir Yanılgıdır



    1750'li yıllarda patlak veren İngiltere sanayi devrimiyle birlikte toplumsal ilişkilerin maddi zemininin büsbütün değiştiğini sınıf çıkarlarının boğaz boğaza boğuştuğu bir alana doğru sıçrayan dev hareketin kinetik enerjisiyle beslenen bilinç parçalanmasının doğurduğu karşıtlığın nesnel hareketi felsefenin fikir fetişizminden uzak gerçek kritisizminin yapılacağı alanı oluşturur. Tarihsel hareketin nesnel çizgilerini felsefeden uzak tutmak tarihsel hareketi şimdiki hareketin önkronolojik veri ve bağlantıları olarak görmezden gelmek artık birkaç safın dışında iyice anlaşılmıştır ki egemen sınıf çıkarlarını temsil eden burjuvazinin sefil oyunundan başka bir şey değildir. Şey'lerin elle tutulur yanını desteklemeyen insan toplumlarının yaşamını gerçek zeminde yansıtmayan “fikir”le uğraşan ezici çoğunluk gerçek toplumsal olguların çizdiği grafikle yorum yapmak yerine giderek daha da çıkmazlara yürüdüğünün farkına varamayarak acınası bir insanlık dramının fikir tohumlarını ürettiğini görmez. İşçinin emek-gücünden başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen kapitalistin tek bir hedefi vardır o da kapitalist duyguların gölgesinde Tanrı korkusuyla hareket eden değil de yalnızca kendi kişisel çıkarlarının peşinden koşmaktır. Tanrı korkusunun üzerine çöktüğü camiinin dış kapısını çıktığı anda korkunun da merkezini unutan emek sömürücüsü işçinin emek-gücünün kullanım-değerini satın alırken onun tam karşılığını vermek gibi hak kani bir niyeti olmadığından hatta buna kutsal dini ilkeler de karşı çıktığından işte bir Tanrının gerçeklik ortamını yitirdiği yer haksızlığı kendi varlığı aracılığıyla salgılamasının sonucudur. Oysa hakikat sade kimseye imtiyaz tanımayan doğal dinamiklerin katıksız görüngüsüdür.

    Felsefenin safça bunalımlarından kurtulmak postmodern filozofların zihinsel yabancılaşmanın profesörce budalalığını temsil eden bilisiz beyinlerin ifade ettiği gibi “varolan düşünce dil” düzlemini çıplak soyut bir hareketle edinilmiş kavramsal uzayın içinde kaybolarak değil insanlığın gerçek tarihini dil üzerinden okumak hiç değil; gerçek tarihsel hareketi maddi koşulların birey üzerindeki dönüştürücü etkisini pratikte kavrayarak anlama olanağına sahip bulunuyoruz. Bugün eğer şu bahtı kara “varolan” binlerce yıldır hakikatin belirli bir noktasına bağlanamadıysa ve sonal olarak bağlanamıyorsa bunun nedeni bizden bağımsız maddenin kendisinde değil zihnimizdeki yabancılaşmış güdülerin oyuncağı haline gelmiş burjuva entelektüel fetişizminin etkisinden kurtulamamaktan ve son olarak bu entelektüel fetişizmin kavramasal uzayının tam ortasında eğitilerek daha da karmaşık bir atmosfer oluşturan genç felsefe okurlarının acınası çıkmazlarından ileri gelmektedir.

    Maddi üretim ilişkilerinin ve toplumların var oluşunun ve devamının önkoşulu lafebeliği değildir; biz burada gerçek üretimden ve gerçek yaşamdan bahsediyoruz yani o olmadan açlıktan ölüp gideceğinizi söylüyoruz. Sizin de takdirinizdir ki maddi üretim ve gerçek toplumsal hareket olmazsa tüm toplum açlıktan geberir. İnsanları harekete getiren gerçek kuvvet onların yaşamını idame ettireceği doğal çıkar ilişkileridir. Böyle nesnel bir gerçeğe özneleşmiş sınıf bilinçlerinin bakış açılarının farklı olmasının nedeni gene sınıfları saran maddi koşulların özgül niteliğidir. “Tok açın halinden anlamaz” atasözünün son derece haklı olan maddi temeli budur.

    Gerçek nesnel maddi yaşamdan kopan burjuva bilinci artık beslemesi gereken bir bedeni olduğunu unutmakla kalmaz bilincin yabancılaştığının farkında olmadan nesnel gerçekliğin bu dünyanın maddi dönüşümlerinin anahtarı aracılığıyla yine bu tarafa döneceğini görecek sezgi ve zekâdan da yoksundur.

    Maddi üretim ilişkilerinin dolaysız bir yansımasından başka bir şey olmayan felsefenin varlık ortamını yitirmesi popüler felsefi inancın büyük bir budalalıkla üzerinde durduğu gibi soyut çözüm alanında değil insan zihnine yansıyan somut maddi çözüm alanındadır.
     

Sayfayı Paylaş