1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Felsefe Neden Gereklidir?

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 17 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Felsefe Neden Gereklidir?

    İnsan, kambur sırtı, kısa bacakları, pençesiz kollarıyla, hayvanlar âlemine meydan okudu…

    İnsan, köyler, kasabalar şehirler kurdu. Ticaret yaptı, savaşlar çıkardı.

    Keşifler, bilimsel buluşlar, şifalı bitkilerden ilaç, elektrik, buhar makinesi, aya yolculuk, internet ve daha niceleri bunları izledi…

    Demek istediğim, insan her zaman çılgın işler peşinden koştu. Deliliğe özendi ve hiç durmadı…

    Peki diğer taraftan bu insanca çılgınlığın, ihtirasın, hırsın dizginleri yine insanın kendi elinde değil miydi?

    İnsan aynı zamanda kendiyle hesaplaşan, çevresine merhamet gösteren ve fazilet sahibi bir varlık da değil miydi?

    Tüm bu zıtlıklar tek varlıkta ahenkli bir bütün yaratmıyor muydu?

    Felsefe, işte insanın bu karmaşık yapısının aydınlık yüzüdür. Felsefe, insanı ihtirastan, boş inançtan arındıran, içgüdüsünün esaretinden kurtaran bilincinin sağ koludur. Ve felsefe, insanın yıkıcı ve yok edici yanının akılla dizginlenmesi, sorgulanması için bir ihtiyaçtır…

    Felsefe teriminin etimolojik anlamını [bilgiyi sevme] bir yana bırakacak olursak, kendi anlayışıma göre, insanın kendisini, ilişkilerini, şuuraltını-şuur üstünü!.. Çevresini, var oluşunu, dünyayı, doğayı, yaradılışı, estetiği, sanatı, ahlakı, toplumsal tüm değer ve gerçekleri, bilinmeyeni sorgulamasıdır. Aynı zamanda, insanın bilgiye olan açlığıdır…

    İşte sorgulayan ve düşünen adamla var olan felsefe, insanlığa gerek bilimin ve gerekse medeniyetin kapıların açmıştır.

    Bu uzun yürüyüş bize, birbirimiz üzerenden, gerekirse zulmederek menfaat sağladığımız, güçlünün güçsüzü sömürdüğü bir düzen yerine, sorgulayan, olumsuzluklarla mücadele eden, edebi-sanatsal-estetik anlamda yaratıcı, dinamik bir yaşamın kapılarını araladı.

    Felsefe, matematiğin, fiziğin, kimyanın, biyolojinin, tıbbın siyasetin ve özetle tüm bilimlerin, hukukun, insan haklarının ve bunların etkisiyle sanatın, ticari ve insan ilişkilerinin gelişimi ve ilerleyişi için kaçınılmaz olarak hayatımızın içindedir… Elbette toplumsal değerleri, sosyal haklarımızı ve kanunları bu birikimle tartmadıkça, felsefenin bir nimeti olan gelişim ve değişimden faydalanılamaz… Çünkü felsefenin esası olan, insanın sorgulama, değerlendirme, akılcı ve adaletli çözüm arama aracı olmadan insanın bu alanlarda ilerlemesi mümkün değildir.

    Düşünen adam, aklın kılavuzluğuyla, bilgiye yöneldikçe, insanlık da medeniyet çizgisinde yükselebileceğini düşünüyorum. Hukukçu deyimiyle “netice olarak!”, felsefe insanlığın gelişimi ve olumlu değişiminin aracıdır.

    Felsefe bir ihtiyaçtır…
     

Sayfayı Paylaş