1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

FIKH-UL EKBER ( Allah'ın Sıfatları)

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve LoSt_LoVe tarafından 11 Ocak 2009 başlatılmıştır.

  1. LoSt_LoVe

    LoSt_LoVe Forum Onuru

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.011
    Beğenileri:
    29
    Ödül Puanları:
    2.880
    Yer:
    En sevdiğimin yanından :=)
    Banka:
    119 ÇTL
    Rahman ve Rahim olan Allah’in adiyla

    Tevhidin asli, buna iman etmenin en dogru yolu sudur: Allah’a, meleklerine, kitaplarina, peygamberlerine, öldükten sonra dirilmeye, kadere, hayrin ve serrin Allah’tan olduguna,hesap, mizan, cennet ve cehenneme inandim, bunlarin hepsi de haktir, demek gerekir.

    Yüce Allah, sayi yönüyle degil, ortagi olmamasi yönüyle birdir.O, dogurmamis ve dogrulmamistir. O’na hiçbir sey denk degildir. O Yarattiklarindan hiç birine benzemez,isimleri,zati ve fiili sifatiyla Daima var olmus ve var olacaktir.

    Allah’in zati sifatlari: hayat, ilim, semi, basar ve irade Sifatlaridir,Fiili sifatlar ise,tahlik(yaratma),terzik(rizik verme),insa(yapma), ibda(örneksiz yaratma), ve sun' (sanatla yaratma) ve diger fiili sifatlardir.

    Allah, sifatlari ve isimleri ile var olmus ve var olacaktir. O’nun Isim ve sifatlarindan hiçbiri sonradan olma degildir.O ilmiyle daima bilir, ilim O’nun ezelde sifatidir. O kudretiyle daima kadirdir, kudret O’nun ezelde sifatrdir. Kelam ile konustur, kelam O’nun ezelde sifatidir. Yaratmasi ile daima haliktir, yaratmak O’nun ezelde sifatidir. fiili ile daima faildir,fiil O’nun ezelde sifatidir.Fail Allah’tir, fiil ise O’nun ezelde sifatidir. Yapilan sey mahluktur.Yüce Allah’in fiili ise nahluk degildir. Allah’in ezeldeki sifatlari mahluk ve sonradan olma degildir. Allah’in sifatlarinin yaratilmis ve sonradan oldugunu söyleyen, yahut tereddüt eden veya süphe eden kimse Yüce Allah’i inkar etmis olur.

    Kur’an-i Kerim, Allah kelami olup, mushaflarda yazili, kalplerde mahfuz,dil ile okunur ve Hz.Peygamber’e indirilmistir.Bizim Kur’an-i Kerim’i teleffuzumuz, yazmamiz ve okumamiz mahluktur fakat Kur’an mahluk degildir. Alla’in Kur’an’da belirttigi Musa ve diger Peygamberlerden, firavn ve Iblis’ten naklen verdigi haberlerin hepsi Allah kelamidir, onlardan haber vermektedir. Allah’in kelami mahluk degildir, fakat Musa’nin ve diger yaratilmislarin kelami mahluktur. Kur’an ise Allah’in kelami olup, kadim ve ezelidir.

    Allah bir sey (varlik)’dir, fakat diger seyler gibi degildir. O’nun varligi cisim, cevher, araz, had, zid,es ve ortaktan uzaktir. O’nun Kur’an’da zikrettigi gibi eli, yüzü ve nefsi vardir, Allah’on Kur’an’da zikrettigi gibi el, yüz ve nefs gibi seyler, keyfiyetsiz sifatlardir.O’nun eli, kudreti veya nimetidir denilemez . Zira bu takdirde sifat iptal edilmis olur.Bu, Kaderiyye ve Mutezile’nin görüsüdür.O’nun elinin, keyfiyetsiz sifat olmasi gibi, gazabi ve rizasi da keyfiyetsiz sifatlarindan iki sifattir.

    Allah, esyayi bir seyden yaratmadi. Allah, esyayi olusundan Önce, ezelde biliyordu. O, esyayi takdir eden ve olusturandir. Allah’in dilemesi, ilmi, kazasi,takdiri ve Levh-i Mahfuz’daki yazisi olmadan, dünya ve ahirette hiçbir sey vaki olmaz. Ancak onun Levh-i Mahfuz’daki yazisi , hüküm olarak degil, vasif olarak yazilidir. Kaza, kader ve dilemek, O’nun nasil oldugu bilinmeyen sifatlarindandir. Allah, yok olani yoklugu halinde yok olarak bilir, onun yarattigi zaman nasil olacagini bilir,Var olani,varligi halinde var olarak bilir, onun yoklugunun nasil olacagini bilir.Allah ayakta duranin ayakta durus halini, oturdugu zaman da oturus halini bilir. Bütün bu durumlarda Allah’in ilminde ne bir degisme, ne de sonradan olma bir sey hasil olmaz.Degisme ve ihtilaf, yaratilanlardan olur.

    Allah’in “Allah Musa’ya hitap etti.” 130 ayetinde belirttigi gibi, Musa Allah’in kelamini isitti. Süphesiz ki Allah, Musa ile konusmasindan önce de, kelam sifati ile muttasifi. Yüce Allahyaratmadan da ezelde yaratici idi. Allah, Musa’ya hitap ettiginde, ezelde sifati olan kelami ile konustu. O’nun sifatlarinin hepsi, mahluklarin sifatlarindan baskadir. O bilir, fakat bizim isittigimiz gibi degil. O kadirdir, fakat bizim gücümüzün yettigi gibi degil. Biz uzuvlar ve harflerle konusuruz. Oysaki Allah, uzuvsuz ve harfsiz konusur. Harfler mahluktur, fakat Allah’in kelami mahluk degildir.

    Allah insanlari küfür ve imandan hali olarak yaratmis, sonra Onlara hitap ederek emretmis ve nehyetmistir. Kafir olan; Kendi fiili, hakki inkar ve reddetmesi ve Allah’in yardimini kesmesiyle küfre sapmistir. Iman eden de kendi fiili, ikrari, tsdiki ve Allah’in muvaffakiyet ve yardimini ile iman etmistir.

    Allah Ademin neslini, sulbünden insan seklinde çikarmis, Onlara akil vermis, hitap etmis, imani enredip, küfrü yasaklamistir. Onlar da onun Rabb oldugunu ikrar etmislerdir. Bu , onlarin imanidir. Iste onlar bu fitrat üzerine dogarlar. Bundan sonra küfre sapan bu fitrati degistirip bozmus olur. Iman ve tasdik eden de fitratinda sebat ve devam göstermis olur.

    Allah, kullarinin hiç birini iman veya küfre zorlamamis. Onlari mü’min veya kafir olarak yaratmamistir. Fakat onlari sahislar olarak yaratmistir. Iman ve küfür kullarin fiilleridir. Allah, küfre sapani, küfrü esnasinda kafir olarak bilir.O kimse daha sonra iman ederse, imani halinde mü’min olarak bilir, ilmi ve sifati degismeksizin onu sever.

    Kullarin hareket ve sükün gibi bütün fiilleri hakikatten kendi Kesbleri (kazançlari)’dir.Onlarin yaraticisi ise Yüce Allah’tir.Onlarin hepsi Allah’in dilemesi, ilmi,hükmü ve kaderi ile olur.

    Taatlarin hepsi, Allah’in emri, muhabbetti, rizasi, ilmi,dilemesi, kazasi ve takdiri ile vacip kilinmistir. Masiyetlerin hepsi de Allah’in ilmi, kazasi , takdiri ve dilemesi ile olmakla beraber, rizasi ve emri degildir.

    Peygamberlerin hepsi de (salat ve selam olsun) küçük,büyük günah,küfür ve çirkin hallerden münezzehtir.Fakat onlarin sürçme ve hatalari vaki olmustur.Hz.Muhammed , Allah’in sevgili kulu, resülü, nebisi, seçilmis tertemiz kuludur. O hiçbir zaman puta tapmamis , göz açip kapayacak bir an bile Allah’a ortak kosmamaktir. O, küçük büyük hiçbir günah islememistir.

    Peygamberlerden sonra insanlarin en faziletlisi,Ebu Bekr es-Siddik, sonra Ömer el-Faruk, sonra Osman b. Affan Zu’n-Nureyn, daha sonra Aliyyu’l-Murtaza’dir. Allah hepsinden razi olsun. Onlar dogruluk üzere , dogruluktan ayrilmayan, ibadet eden kimselerdir.Hepsine sevgi ve saygi duyariz. Hz.Peygamber’in ashabinin hepsini Sadece hayirla anariz.

    Bir müslümani , helal saymamasi sartiyla, büyük günahlardan birini islemesi ile kafir sayamayiz.Bu durumdaki bir kimseden iman ismini kaldiramayiz, ona gerçek amlamda mü’min der,z.Bir Mü’minin kafir olamamakla beraber günahkar olmasi caizdir.

    Günahlar, mü’mine zarar vermez demeyiz. Keza günah isleyen Kimse Cehennem’e girmez de demeyiz. Dünyadan mü’min olarak ayrilan kimse,fasik da olsa Cehenem’de ebedi kalacaktir, demeyiz.

    Mürcie’nin dedigi gibi, iyiliklerimiz makbul, kötülüklerimiz de affetdilmistir, demeyiz.Fakat kim bütün sartlarina uygun, müfsit ayiplardan uzak amel isler ve onu küfür ve dinden dönme gibi seylerle bosa çikarmaz ve dünyadan mü’min olarak ayrilirsa süphesiz Allah onun amelini zayi etmez, bilakis kabul eder ve ondan dolayi sevapverir, deriz.

    Allah’a ortak kosmak ve küfür disinda, büyük ve küçük günah Isleyen, fakat tevbe etmeden mü’min olarak ölen kimsenin durumu Allah’in dilemesine baglidir.Dilerse ona Cehennem’de azap eder, dilerse affeder ve hiç azaba ugratmaz.

    Herhangi bir amele riya karistigi zaman, o amelin ecrini yokeder. Keza ucüb(kendi amelini üsütün görmek)de böyledir.

    Peygamberlerin mucizeleri ve velilerin kerametleri haktir. Ancak Haberlerde belirtildigi üzere Iblis, Firavun ve Deccal gibi Allahdüsmanlarina ait olan, onlarin simdiye kadar vukua gelis ve gelecekhallerine mucize de, keramet de demeyiz.Bu onlarin hacetleriniyerine getirmedir. Zira , Allah, düsmanlarinin ihtiyaçlarini, onlari derece derece cezaya çekmek ve sonunda cezalandirmak seklinde yerine getirir. Onlar da bunu aldanarak azginlik ve küfürde haddiasarlar. Bunlarin hepsi de caiz ve mümkündür.

    Yüce Allah yaratmadan önce de yaratici, rizik vermeden evvel de riziklandirici idi. Allah ahrette görülecektir. Müminler Allahi cennette aralarinda mesafe olmaksizin, tesbihsiz ve keyfiyetsiz olarak bas gözleriyle göreceklerdir.

    Iman; dil ile ikrar kalb ile tasdiktir. Gökte ve yerde bulunanlarin imani, iman edilmesi gereken seyler yönünden artmaz ve eksilmez, fakat yakin ve tasdik yönünden artar ve eksilir. Müminler iman ve tevhid hususunda birbirlerine musavidirler. Fakat amel itibariyle birbirlerinden farklidirlar. Islam Allahin emirlerine teslim olmak ve itaat etmek demektir. Lugat itibariyle iman ve islam arasinda fark vardir. Fakat islamsiz iman imansiz da islam olmaz. Onlarin ikisi de bir seyin içi ve disi gibidirler. Din ise; iman ve seriatlerin hepsine verilen bir isimdir.

    Biz, Yüce Allahi kendisini kitabinda tavsif ettigi bütün sifatlariyla gerçek olarak biliriz. Hiç kimse Allahin sanina layik sekilde hakkiyla ibadet etmege kadir degildir. Fakat insan ancak Allahin kitabinda, Rasulullahin bildirdigi ölçüde Allaha ibadet eder.

    Bütün müminler; marifet yakin, tevekkül, muhabbet, riza, korku ve ümit ve iman hususunda birbirlerine musavidirler. Bu konuda imanin disindaki hususlarda farklilasirlar.

    Allah, kullarina karsi lutufkardir, adildir, kulun hakettigi sevabi lütfuyla kat kat fazlasiyla verir. Kulunu, adaletinin icabi olarak isledigi günahdan dolayi cezalandirir. Keza lütuf olarak bagislar da.

    Peygamberlerin sefaati haktir. Peygamberimizin sefaati, günahkar müminler ve onlardan büyük günah isleyip cezayi hak etmis olanlar için hakk ve sabittir.

    Hz.Muhammed cahiliyye düzenini yikmakla ise basladi. Ilk önce "La ilahe illallah" düsturu ile kalbleri cahiliyye pisliklerinden arindirdi.Çünkü tarih boyunca bütün kötülüklerin anasi cahili düzen ve yapilanmalar olmustur. Kötülüklerin anasini ortadan kaldirmadan kötülükten kurtulmak mümkün degildir. Bu nedenle diyoruz ki; Hz.Muhammed bir statükocu degildi. Cahiliyye düzenini sosyal, ekonomik ve kültürel anlamda yerle bir etmis, kökünden devirmisti. Nitekim Veda Hutbesinde bütün beseriyete karsi söyle sesleniyordu:

    "DIKKAT EDIN! BÜTÜN CAHILIYE EMIRLERI (KANUNLARI, YASALARI, HÜKÜMLERI) AYAKLARIMIN ALTINDADIR VE HEPSI DE AYAKLARIMIN ALTINDADIR VE HEPSI DE KALDIRILMISTIR." Görüldügü gibi Hz.Muhammed ve kendisine inananlar cahiliyye düzenini ayaklar altinda çignetmislerdir. Esasen islama teslim olmak; bütün beseri rejimleri ayaklar altina almayi zaruri kilar...

    Takva sahibi olmanin alameti, ihrama girenin ihram halinde kendisine kelamdan menettigi gibi kelamdan nefsini menetmektir. Ve "Takva sahibi seriat-i islamiyeyi iyice bilmek zorundadir. Aksi halde farkinda olmadan takvadan çikar"

    Tarih boyunca tüm peygamberlerin ilk vazifesi inanç inkilabini gerçeklestirmek olmustur. Inanç inkilabi gerçeklesinceye kadar ahkamlarin tatbikati ertelenebilir. Çünkü tevhidsiz ahkamlarin tatbikati; hem insanin fitratina yükletilen bir güç ve hem de islenen en büyük suçtur.

    Kiyamet günü amellerin mizanla tartilacagi hususu haktir. Hz.Peygamberin havzi haktir. Kiyamet günü, hasimler arasinda iyilikler, alinarak kisas ve hesaplasma olmasi haktir. Iyilikler bulunmadigi takdirde kötülüklerin atilmasi, hak ve caizdir.

    Cennet ve cehennem halen yaratilmistir, ebediyyen de fani olmayacaklardir. Huriler ebediyyen ölmezler. Yüce Allahin cezasi da, sevabi da ebedidir.

    Allah diledigini kendisinin bir lutfu olarak hidayete ulastirir. Diledigini de adaletinin geregi olarak sapikliga düsürür. Allahin sapikliga düsürmesi, hizlanidir. Hizlanin manasi ise; Allahin razi olacagi seylerden onun muvaffak kilmayip, yardimini kesmesidir. Bu Allahin adaleti geregidir. Keza, Allahin günahkarlari, isyanlari sebebiyle cezalandirmasi da adaleti icabidir.

    Seytan, mümin kuldan imani baski ve cebirle alir, dememiz dogru degildir. Fakat kul imani terkederse seytan da onun imanini alir, deriz.

    Kabirde Münkerle Nekirin sualleri haktir. Kabirde ruhun cesde iade edilmesi haktir. Bütün kafirler ve asi müminler için kabir sikintisi ve azabi haktir.

    Alimlerin, Allahin sifatlarini farsça(Arapçadan baska bir dille) söylemeleri caizdir. Fakat Yed yani el kelimesi, Allahin sifati olarak söylenemez. Fakat fasça olarak Ruy-i Huda Allahin yüzü demek degil, keramet ve zillet manasindadir. Itaatli olarak kul, Allaha keyfiyetsiz olarak, asi kul ise keyfiyetsiz olarak Allahtan uzak olur. Yakinlik, uzaklik ve yönelmek yalvaran kula racidir. Keza, cennette komsuluk ve Allahin önünde bulunmak, keyfiyetsiz seylerdir.

    Kuran Allahin rasulüne indirilmis olup, mushaflarda yazilidir. Kemal manasinda Kuran ayetlerinin hepside fazilet ve büyüklük bakimindan. Birbirine müsavidir. Fakat bazisinda zikir ve zikredilen fazileti bahis konusudur.ayetel kürsi buna misaldir. Burada zikredilen Allahin yüceligi, azameti ve sifatlaridir. Bu ayette hem zikir, hem de zikredilenin fazileti olarak, iki fazilet biraraya gelmistir. Bu kisimda ise sadece zikir fazileti vardir. Kafirlerin kissalarinda oldugu gibi, bu ayetlerde zikredilenin bir fazileti yoktur, Çünkü zikredilenler kafirlerdir. Keza Allahin isim ve sifatlarinin hepsi de azamet ve fazillette musavidir, aralarinda farklilik yoktur.

    Hz.Peygamberin anne ve babasi islam gelmeden önce öldüler. Kasim, Tahir ve ibrahim Allah rasulünün ogullari, Fatima, Rukiyye, Zeyneb ve Ümmügülsüm de kizlariydilar.

    Insan tevhid ilminin inceliklerinden herhangi birinde güçlükle karsilasirsa, sorup ögrenecegi bir alim buluncaya kadar, Allah katinda dogru olana inanmasi gerekir. Böyle bir kimseyi arayip bulmakta gecikmesi degildir. Bu hususta tereddüd edilerek beklemek mazur görülmez. Eger tereddüt ederek beklerse kafir olur.

    Mirac haberi haktir. Onu reddeden sapik ve bidatci olur. Deccalin, yecüc ve mecucun ortaya çikmasi, günesin batidan dogmasi, Hz.Isanin gökten inmesi ve sahih haberlerde bildirilen kiyamet alametlerinin hepsi de hakktir.

    Yüce Allah en diledigini dogru yola hidayet eder.

    "Her çaga ait bir medeniyet O çagin güç kaynaklarina hakim olmus ve onlari üretip gelistiren toplumlar ve milletler tarafindan kurulabilir" iste islam medeniyeti içerisinde bu vazifeyi hakkiyla ifa etmisolan kutlu zincirin bir halkasi olan Ebu Hanifenin Islam Akaidi yani Müslümanin inanç boyutunu izah eden bu kisa ama öz yüzlerce sayfa ile serh edilen Fikh-ul Ebsat adli eserini sizlere sunuyor ve dualarinizi bekliyoruz... Hakikat su ki Itikadi mevzularda cehalet Hakk Teala indinde mazeret degildir onun için dünyaya gelis gayesinin anahtari hakkiyla kulluk etmekse hakkiyla kullugun basi hakkiyla imandir neye nasil ve neden inanacagini bilmeyenler hayatlarinin gayelerini de bilemeyeceklerdir.


    Kaynak: Dar'ul Erkam
     

Sayfayı Paylaş