Filozoflara Göre Adalet

ZeyNoO

٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠
V.I.P
Katılım
5 Ags 2008
Mesajlar
61,909
Beğeniler
6,248
Takım
GALATASARAY
#1
Filozoflara Göre Adalet

Adalet kavramı tarih boyunca farklı şekiller*de tanımlanmış olup filozoflar ve düşünce adamları konu hakkında değişik fikirler ileri sürmüşlerdir. Adalelin yerine getirilmesi an*cak adaletsizliğin ortaya çıkması sunucudur. İlk anlamında adalet, insanların birbirlerine nasıl davranacaklarını Öngören kuralları gözönüne alma ve uygulamayı, yani 'haklar1 ve görevleri kapsar. Bu İki kavram Aristoteles'in Et/ıics'indc sistematik biçimde ele alınmıştır.

Platon tarafından açıklıkla, Aristoteles tara*fından da belirsiz biçimde gösterildiği gibi (içi*ne örfü de alacak şekilde geniş tutulduğunda) kanun, olduğu şekliyle ve nasıl olması gerektiğİyle anlaşılmalıdır. Platon kanun yönetimin*den çok bilgelerin (filozofların) yönetiminden yana olduğunu belirtir. Çünkü kanun herkes için en soylu ve en adil olanı anlayamaz ve böylelikle en iyiyi uygulayamaz. Platon Devle'te insanın tabiatına mükemmelen uygula*nabilen bir adalet kavramı geliştirir. Bu ada*let, aklın kullanılmasıyla keşfedilebilir. Aristo*teles doğal ve uziaşımsal (İtibarî) adalet ayrımını yapar birincisi evrensel, ikinci*si ferdî durumlara mahsustur. Bu ikisi çatışın*ca doğal adalete müsaade etmek itibarî adale*te düşer.

Devlel'lc Platon, adaleti itidal, bilgelik ve ce*saretle birlikte dört aslî erdemden biri olarak zikreder. Adalet denetleyici ve düzenleyici er*demdir. Adil kişi, ihtirasları akılla denetlenen, kendisini disipline edebilmiş kişidir. Stoacılar için, Platon için olduğu gibi adalet akılla bulu*nabilen ve yürürlükteki kanun ve Örfün üzerin*de bir şeydir. Akıl sahibi bir varlık olarak in*san, kendi tabiatı hakkında düşünmekle nasıl davranacağını anlayabilir. Plaioıı'dan farklı olarak Stoacılar her insanın tabiî kanunun far*kına varıp ona uyma konusunda eşit oldukları görüşündedir. Roma kanun koyucuları bu gö*rüşten etkilenmişler ve kölelik kurumunun ta*biî kanunla ve tabiî adaletle çeliştiği görüşünü belirtmişlerdir. Bu görüş Kilise Babaları tara*fından devralınmıştır. Hobbes ise farklı bir adalet kavramı öne sürmüştür Bir akit, bir sözleşme yapılmışsa onu bozmak adalet dışı bir şeydir. "Adaletsizlik söz verip yapmamak*tır ve adaletsiz olmayan herşey adildir. Böyle*ce yeni dünyada tabiî adalet kavramı sarsılır.

Hume adaleli, "sunî erdem" olarak adlandı*rır. Ne insan tabiatında ne de sözleşmede ada*leli ihdas edecek kurallar bulamayız. Faydacı*lar adalet kelimesini aynı anlamda, yani adale*lin insanların uzlaşmasından doğduğu anla*mında kullanıyorlardı. "Adalet fikri iki şeyi varsayar: Bİr davranış kuralı ve bu kuralı tas*dik edecek bir duygu." (J.S.Mill)

Adalet bugün de herkese hakkım vermek ve doğruyla yanlışı birbirinden ayırmak anlamla*rında kullanılmakla birlikte devletin bu görevi*ni yerine geürecek kamu teşkilatlan farklı bi*çimlerde olmaktadır. Genelde adalet hizmet*leri siyasî ve idarî otoritenin kumanda alanı*nın dışında bağımsız kurumlar şeklinde düşü*nülmektedir. Devlet ve fert açısından adalet farklı anlamlar taşımaktadır. Devlet İçin ada*let, kanunların yapımında ve hak ve görevle*rin dağıtılmasında belli kişileri veya zümreleri ötekilere üstün tutmadan vatandaşlara aynı hakları vermesini ve aynı görevleri yüklemesi*ni ifade eder. Fert için ise vatandaşların müm*kün olduğu kadar birbirinin hakkına uymaya mecbur bırakılmasını ifade eder.

İslam toplumlarında adalet kavramının top*lu misal siyasal hayat içerisinde işgal ettiği ye*rin kendine Özgü bazı niteliklere sahip olduğu görülüyor.
 
Top