1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Fulya Codal - Resim..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 6 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    Şiirin Hikayesi

    Ne zaman düşündüğünü bir türlü göremiyorum.
    Hayır, gerçekten ölmedi; çünkü ben yaşayamazdım ölseydi.
    Bunu biliyordu. Bu kadar yakınımda olduğunu bilmiyordum ama,
    sen bir yerde var olursan yaşayabilirim ancak demiştim.
    Nasıl olursan ol, var olduğunu bilmek bana yeter demiştim.


    Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay




    keşfedilmeyi bekleyen bir şiir gibi(yim)
    fısıltılara karışasım var...

    ‎yalnızlık...
    kuyuda deli bumerang
    duvarlara çarpa çarpa kendine geri dönen
    bir yankı / boşlukların avazında

    yoruluyorum sana
    beklerken yoruluyorum
    beklemezsem fikrim aklımda kalıyor

    aklımı çıkarıp kalbime yem ediyorum
    timsah merhametsizliğinde yaşlarla
    bağdaş kurup kedere
    sigara üstüne sigara yakıyor
    olmazların billur kanadında
    küllerinden bir kavuşma peydahlıyorum

    resimlerin içinden çıkan
    sepya hayalin hatırası oluyorum bir anlığına

    neden sonra
    şikayetsiz bir kalabalığa karışıyorum
    kimsesiz sorgular
    yeni yetme dertlerle üzerime biniyor

    özlediğimiz kadar sevmiyor
    sevdiğimiz kadar özlemiyoruz
    biliyorum

    biliyorum inanmasam da
    hep kendine açılıyor kilitli kapılar
    kabuk tutmak için var makyajsız yaralar

    biliyorsun
    kalbine devrilmişliğinden tanırsın
    benim kalbim
    yarılmak için böyle zonklar gibi sancıyor
    gözlerim ağrımak için kanyaşı dökmüyor

    uyku hapları beynimi uyuşturuyor
    saatler geceyi kangren ediyor
    sabahların ölmüşlüğüne
    mezarlardan mezar beğeniyorum

    fiyakalı bir manzara bulup
    olmadığımız o fotoğrafın solgun hüznüne
    oturtuyorum ikimizi
    ’birlikte hiç resim çektirmemiştik’
    defalarca bu cümleyi sayıklıyorum

    bir yük biniyor tüm ihtişamıyla üzerime
    omzumdan düşen bin parça

    uyanırken sayıkladığım
    dağılırken yokladığım
    içimin ilmeğinden kaça kaça söküldüğümsün

    birlikte yapamadığımız geçmişlikler
    geri dönülmezliklerimi çıldırtıyor
    geleceğin akıbetini tahminlerimin inancıyla
    su birikintilerine çarpmadan
    ateşe veresim geliyor

    deli yanım ziyan makamında
    gözümde tüte tüte yangının
    kör oluyor bakışlarım / şaşkınım

    yaşamadığımız ne çok anı var
    gülüşlerimizle renklenmeyi bekleyen
    albümlerde yeri hazır
    ne çok yaşanamayacak kare
    acizce can çekişiyor

    pişmanlık heybesini yüklenen herkes kadar
    ırzına geçiyorum nefsimin
    tükene tükene vicdanımın çığırtkanlığı
    kulaklarımı deşiyor

    hayatın aralığından
    bütünümün ıssızlığıyla sokulsam da
    nafile

    sonbahara kış oluyorum
    kışlara ayaz
    donup kalsam dünyanın akışında
    buzul çağında çırılçıplak

    -duyulmayı bekleyen bir sır gibi(yim)
    ayyuka çıkasım var..



    fulya/aralık2011

    Fulya Codal
     

Sayfayı Paylaş