1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Gastrik Polipler, Mide Poliplerine Yaklaşım ve Tedavi

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 10 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    Gastrik Polipler

    Endoskopi yapılan hastaların yaklaşık % 5 inde tesadüfi olarak bulunabilirler. Mide poliplerinin sadece % 2 inden azı erken mide kanseri ihtiva eder. Genel olarak mide poliplerinin her birinden bir biyopsi alınması ve patolojik olarak incelenmesi önerilir. Adenomatöz polipler ve diğer epitelyal polipler eğer displastik bir fokus içeriyorlarsa ve tamamen eksize edilemedilerse altı ayda bir takip edilmeli, yüksek grade displazi var ise eğer yine altı ayda takip edilmelidir. Daha düşük grade displazilerde bir yıl sonra endoskopi yapılabilir. Adenomatöz ve hiperplastik poliplerde çevresindeki non polipoid gastrik mukozada da sorunlar olabileceği özellikle neoplazi gelişmesi açısından sorun olabileceği bilinmektedir bu nedenle tüm mide dikkatli şekilde incelenmeli hedefli ve kör olarak biyopsiler alınmalıdır. Hiperplastik veya adenomatöz polip olan vakalarda helikobakter pylori varlığı tespit edilirse bu hastalarda helikobakter pylori endikasyon tedavisinin endikasyonu vardır. Helikobakter pylori eradikasyon tedavisinden sonra Hitler plastik poliplerde %80inde regresyon görülür. Adenomatöz poliplerde bu durum açık değildir. Ancak her iki polip tipinde de eradikasyon yapılmalıdır.

    Fundik polipler

    Fundus bölgesindeki bezlerin polipleri mide poliplerinin %77sini oluşturur. Bunların bir kısmı familyal adenomatöz polipozis (FAP) sendromuyla ilişkideyken, bir kısmı proton pompa inhibitörü kullanımına bağlı olabilir. Özellikle FAP ile birlikte olan poliplerde neoplastik transformasyon riski daha yüksektir. Özellikle kırk yaşın altında genç hastalarda bu durum görüldüğü taktirde FAP açısından alt gastrointestinal sistemde taranmalıdır.
    Gastrik poliplerden inflamatuar fibroid polipler polipektomi ile tümü alınmalıdır ancak takibe gerek yoktur.


    Fundik gland polipleri


    En sık görülen polip tipidir. Sesil, düzgün ve parlak yüzeylidir. Genellikle 0.5 cmden daha küçüktürler. Helikobakter pylori birçoğunda yoktur ve proton pompa inhibitörü alanlarda görülürler. FAP sendromu olanlarda ise sporadik olarak görülebilir. Hem sporadik olanlarda hem de proton pompa inhibitörü ilişkili fundik gland poliplerinde malign potansiyel oldukça düşüktür. Proton pompa inhibitörüne bağlı olanlarda ilaç bırakıldığı zaman regresyon görülür. 1 cm üzerinde olan polipler endoskopik olarak çıkarılmalıdır. Ve hasta proton pompa inhibitörü alıyorsa bırakmalıdır. FAP sendromuyla birlikte olan poliplerde %30-50 displazi gelişme riski vardır.

    Displazi gelişmesindeki risk faktörleri: polibin 1 cm den büyük olması, polipoziz olması ve şiddetli antral gastrit olması.
    Regüler bir şekilde takip edilmesi önerilmese de aralıklı olarak endoskopi yapılması önerilir. Fundik gland poliplerinde hasta genç yaşta ise FAP sendrom açısından alt gastrointestinal sistemde taranmalıdır.

    Hiperplastik Polipler

    Hiperplastik polipler, inflamasyonlu atrofik gastrik mukoza üzerinde gelişir. Helikobakter pylori ile alakalı olarak düşünülür. Tipik olarak antrumda ve birden fazla lezyon olarak görülürler. Yüzeyleri düzgündür. Hacim olarak büyük hacimlere ulaşabilirler kronik kan kaybına yol açabilirler. Hatta gastrik obstrüksiyona dahi sebep olabilirler.

    Hiper plastik poliplere yaklaşım

    Helikobakter pylori varlığında bunun tedavi edilmesi poliplerde regresyona yol açabilir. Gerilemeye yol açabilir. Gastrektomi hastalarında gastrektomi bölgesine yakın izole veya polipoid görünümlü hiperplastik polipler düşükte olsa neoplastik risk taşırlar. Bu riski %2nin altındadır. ancak polipin büyüklüğü 2 cm aşarsa risk artar. Bu nedenle büyük polipler tam olarak çıkartılmalıdır. Gastrektomi kenarında yer alan küçük poliplerde displazi yoksa takibiyle ilgili durum net değildir. Hiper plastik poliplerin hangi büyüklükte olursa olsun gastrik biyopsi alınması önerilir. Helikobakter pyloriyi varlığında eradikasyon tedavisi verilmeli ve daha sonra eradikasyondan emin olmak için kontrol yapılmalıdır. Aynı zamanda poliplerde regresyonun olup olmadığına bakılmalıdır. Yaygın gastrik atrofi ve metaplazi varsa eğer bu hastalarda bir takip yapılmalıdır ancak ideal aralık nedir bu belli değildir.

    Adenomatöz polipler

    Adenomatöz polipler sporadik olarak veya FAP sendromu ile beraber olabilirler. Tipik olarak bu polipler yuvarlaktır, bazen saplı bazen sesil formda olabilirler. Displastik bir epitele sahip olabilirler. Genellikle lamina propriyaya invazyon göstermezler bu polipler sıklıkla kronik atrofik gastrik metaplazi ile birliktelik gösterirler ve belirgin bir oranda kanser riski vardır. Polip büyüdükçe kanser riski artmaktadır. 2 cm üzerindeki adenomatöz polipler de kanser riski %50ye kadar yükselmektedir.

    Yaklaşım

    Endoskopik rezeksiyonu uygundur. İzleme için yılda bir endoskopi tekrarı önerilmektedir. Atrofik gastrik metaplazi var olup olmadığı açısından midenin değişik yerlerinden biopsi alınmalıdır. Metaplazi varlığında yine izlem yapılması gerektiği düşünülmelidir. Dikkat edilecek nokta adenomatöz polip varlığında %30 vakada polibin dışındaki diğer alanlarda senkron bir adenokarsinom varlığı olabilmektedir. Bu nedenle bütün midenin dikkatli bir şekilde gözlenmesi mutlaka gerekir.


    İnflamatuar fibroid polipler

    Tüm gastrik poliplerin yüzde birinden azını teşkil ederler. Bu tümörler nadiren semptomatik olurlar ancak nadir de olsa kanama ve mide çıkışı obstrüksiyonu yapabilirler. İnflamatuar fibroid poliplerin birçoğu tesadüfen bulunurlar ve alındıklarında tekrarlamazlar. Bu nedenle izleme önerilmez. Dikkat edilecek nokta şudur. İnflamatuar fibroid lezyonlar tipik olarak yoğun bir şekilde eozinofilik infiltrasyon gösterirler bu nedenle nadirde olsa eozinofilik granülom olarak adlandırılabilirler.


    Gastrointestinal stromal tümörler (GIST)

    Bu tümörler tüm gastrik neoplazmların %1-3 ünü teşkil ederler. Genellikle erkeklerde daha çok görülürler. Tipik olarak fundus bölgesinde lokalizedirler bunlar submukozal olduğu için genellikle alınan mukoza biyopsiler tanı açısından yetersiz gelirler. Bu nedenle endoskopik ultrason eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsi yapılmalıdır. Alınan parçanın incelenmesinde mitotik aktivite seviyesi önemlidir. Polip büyüklüğü ve mitotik aktivite seviyesine göre düşükten yükseğe doğru malignensi potansiyelin arttığı söylenebilir. Bütün GIST ler, neoplastik potansiyele sahip olarak kabul edilmelidir. Hastaların %50 ye yakını tanı aldığında karaciğerde metastaza sahip olabilirler. 2 cmden büyük lezyonlar cerrahi olarak rezeksiyon yapılmalıdır küçük olanlar ise endoskopik olarak rezeke edilebilir. GIST tümörleri immunohistokimyasal boyama ile tanı alır. CD 117 için yapılan boyamada % 95 pozitif boyama gösterir. GIST tümörlerin endoskopik olarak rezeksiyonu tartışmalıdır, zira bu vakalarda rezeksiyon sınırlarında tümör kalması ve tümörün yayılması riski mevcuttur.

    Gastrik Karsinoid tümörler

    Gastrik karsinoid tümörler üç tiptir.

    Tip I karsinoid tümör gastrik karsinoid tümörlerin %65-85 ini teşkil eder. Kadınlarda daha çok görülürler. Sıklıkla kronik otoimmün atrofik gastrit ve pernisiyöz anemi ile birlikte görülür.

    Tip 2 karsinoid tümörler vakaların %3-15 inde mevcuttur. Zollinger Ellison sendromuyla birliktelik gösterirler veya multiple endokrin neoplazi sendromlarına eşlik ederler.

    Tip 3 ise karsinoid tümörlerin %20 sini oluştururlar daha çok erkeklerde görülürler.

    Tip bir ve tip iki karsinoid tümörler hipergastrinemi ile birlikte gördüler. Bu karsinoidler tipik olarak multipl, geniş tabanlıdır, serttir, sarımtırak lezyonlardır. Fundus veya gastrik corpusta yerleşimlidirler. Genellikle iki santimin altında olmaya meyillidirler. Buna karşın tip üç karsinoid tümörler tipik olarak sporadik olarak görünürler. Prepilorik bölgede ve iki cmden büyük olarak görürler.

    Karsinoid tümörlere yaklaşım mümkünse lokal eksizyon önerilir . Tip I karsinoidler nadiren metastaz yapar. Bununla birlikte lezyonlar birden fazla ise antrektomi önerilebilir. Tip 2 karsinoidler endoskopik polipektomi ile alınabilirler. Ve eğer alttaki gastrinoma tamamen çıkarılamadı ise düzenli olarak izleme alınırlar. Tip 3 karsinoid tümörler ise invazyon ve metastaz yapmaya meyillidirler. Bunlarda gastrektomi ana tedavi seçeneği olmalıdır. Gastrektomiye rağmen rağmen beş yıl yaşam süresi hala % 50 nin altındadır. Gastrik karsinoid tümörlerde karsinoid sendrom geliştiyse bu durum hemen her zaman tipi 3 karsinoid tümörlerde görülmektedir.
     

Sayfayı Paylaş