1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Geçecek. . .

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve yaren* tarafından 25 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. yaren*
    Neşeli

    yaren* Herşey olması gerektiği gibi ;) Özel üye

    Katılım:
    24 Haziran 2011
    Mesajlar:
    8.204
    Beğenileri:
    108
    Ödül Puanları:
    4.480
    Yer:
    Kimseye ihtiyacım yok ben kendime bile fazlayım...
    Banka:
    416 ÇTL
    [​IMG]


    “Kar yağacak, bembeyaz olacak unutulmuşluğum” diyor Edip Cansever.

    “Kırmızı bir atkı al sade, yalnızlığını saklar. Edip cansever okuma bu mevsim, ruhunu sakatlar.” diyor Cemal Süreya.

    Okuyorsun ama. En çok da kışın okuyorsun Edip Cansever’i. En çok kışın ağlıyorsun yalnızlığına.


    Sonra bir gün usul usul kar yağıyor yaşadığın şehre. Bembeyaz oluyor unutulmuşluğun. Üşüyorsun. Elinde kahven bakıyorsun camdan dışarı, saatlerce düşünüyorsun. Bir belirsizliği düşlüyorsun belki de.


    Sonra bunalıyorsun çıkıyorsun dışarı, yürüyorsun buz gibi havada. Bir müddet sonra hissizleşiyorsun ama. İnsanın üşüdüğünü hissedebilmesi de güzelmiş, o zaman fark ediyorsun.


    Acı çekebildiğini hissetmek de diyorsun, bir nevi böyle bir şey. Acı çektiğinin farkında olman bile güzel aslında. Fakat bazen ne yapsan da akmıyor gözünden o iki damla. Anlatamadığın gibi ağlayamıyorsun da. Hem ağlasan ne değişecek ki. Anlatsan anlayacaklar mı? Boşver diyorsun. Boşver gitsin.


    Bazı anlarda oturup kendine bile ağlayamıyorsun, yaşadıklarına ağlayamıyorsun, hissettiklerine ağlayamıyorsun. Hiçbir şey yapamıyorsun bazı anlarda kendin için. Sadece zamanını ve sonunu bilmediğin bir şekilde iyi yaşamaya programlandırılmış gibi yaşıyorsun. İyi olmalısın, mutlu olmalısın gibi.



    Dayanamıyorsun bazen. Sürekli bir belirsizlik içinde dönüp duran duygularını sıkıştırmaktan bıkıyorsun artık. Bağlanmamak için kimseye, kendinden bile gitme noktasına gelmekten nefret ediyorsun Acıyacak diye en sevdiğin şeylere dokunamamak kahrediyor seni.

    Ve ne zaman vazgeçsen korkmaktan, acıyacak, bitecek diye bir şeylere başlamamaktan; insanlar sana yaşattıkları daha büyük acılarla hatırlatıyor aslolan gerçeği:



    Canın daha çok yanacak...
     

Sayfayı Paylaş