1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Gelen gider... Giden gelmez...

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve TeBeSSüm tarafından 19 Kasım 2006 başlatılmıştır.

  1. TeBeSSüm

    TeBeSSüm Pamuk Prenses ツ Özel üye

    Katılım:
    19 Eylül 2006
    Mesajlar:
    2.233
    Beğenileri:
    1.235
    Ödül Puanları:
    4.830
    Cinsiyet:
    Bayan
    Banka:
    836 ÇTL
    Yine akşam oldu, güneş battı, karanlık dünyamı yuttu.
    Ruhumda leylak kokulu hatıralar...

    Gözümde hüzün bulutları...

    Gidip de gelmeyenler...



    Deniz kıyısındaydı evimiz. Dalgalar bahçe duvarımızı yalardı...

    Güneş, denizi, bulutları, ufukları boyayarak batardı.

    Güneş penceremizde batardı.

    Büyükannem pencerenin önünde, üstünde yaşanmış yılların izi olan bir koltukta otururdu. Omuzunda Acem şalı. Duvarlarda sülüs yazılar. Güneşin batışını seyrederdi. Ne görürdü, ne düşünürdü; ben bilmezdim. Başında beyaz tülbendi, elinde dede yadigârı tesbihi biten güne, batan güneşe bakar, ağlardı.

    Bu sahneyi benim çocuk gözlerim görürdü.

    Bir akşam güneş, büyükannemi de aldı gitti.



    Güneş sayısız kereler battı...

    Gün hep bitti...

    Annem büyüdü, büyükanne oldu...

    Annem...

    O yumuşacık, o şefkat kokulu, o yeri incitmekten korkar gibi yürüyen annem...

    Aynı koltuğa oturur, batan güneşe bakardı.

    Elinde Kur’ân, gözlerinde yaş, yüzünde acıtmayan bir hüznün gölgesi...

    Gül kurusu eşarbını ağarmaya başlayan saçlarına salıyor...

    Akşam güneşi vuruyor yüzüne...

    Günler yine bitti, sayısız kez battı güneş ışıklarını toplayarak.

    Bir akşam gün batarken annem göremedi onu...

    Anılarını, hayallerini, ümitlerini aldı ve gitti.

    Bunu benim olgun gözlerim gördü.



    Şimdi...

    Şimdi o koltukta ben oturuyorum!

    Büyükannemi düşünerek, annemi hatırlayarak denize, kızaran batıya bakıyorum.

    Ömrüm denize yağan yaz yağmuru.

    Anne, diyorum, senin yaşındayım ve sana muhtacım.

    Deniz ufku yaşlı bir göz gibi kapanıyor.

    Varlıklar uykuya dalıyor.

    Geceyi görüyorum, gecedekileri göremiyorum.

    Günler geçiyor turnalar gibi...

    Dünya hâli diyorum; gelen gidiyor, giden gelmiyor.

    Hüzün bulutları biriktiriyorum.

    Gözlerim pınar.

    Akşam oluyor, kuşlar dönüyor, benim ruhum uzaklarda....

    Beni götürecek güneşi bekliyorum.

    Ben akşamı seviyorum anne.

    Gerçi hüzün yüklü bulutlar gibiyim, ama ben inandıkça ümit yağacak, inanıyorum.

    Ömür de bir gün gibi.

    Bir akşam o ışıklı gemi beni alıp sana getirecek.

    Koltuğumuzda oturuyor, denize bakıyor ve bekliyorum...

    Orada da güneşler batıyor mu anne? ​
     

Sayfayı Paylaş