1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

'Genç Arkadaşlar' Sözüne Açıklık Getirdi

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve Papatya tarafından 17 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.261
    Beğenileri:
    5.772
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    4.919 ÇTL


    Pkk'nın Tunceli'de 48 saat boyunca alıkoyduğu Chp milletvekili Hüseyin Aygün, Habertürk TV'de "Türkiye'nin Nabzı" programına telefonla bağlandı ve merak edilen sorulara cevap verdi.

    En çok tartışılanlardan biri; Hüseyin Aygün'ün, kendisini kaçıranlardan bahsederken 'genç arkadaşlar' gibi ifadeler kullanmasıydı. Aygün, "Beni alıkoyan çocukları, Murat Karayılan'la bir tutmamak gerekiyor, onlar yeni katılmış çocuklar" diye konuştu.

    "KENDİ DIŞLARINDAKİ HER ŞEYİ TEHDİT OLARAK GÖRÜYORLAR"

    Hüseyin Aygün "Pkk sizi neden kaçırdı?" sorusuna şu cevabı verdi:

    "Bu uzun bir dönem. Pkk, Kürdistan olarak tanıdıkları coğrafyada, kendileri dışındaki bütün siyasi akımları, kültürel renkleri, kendi ideolojilerine ve düşündükleri toplum modeline tehdit olarak görüyorlar. Önceki seçimlerde bürolarımız taşlandı. Bizim olgunluğumuz sayesinde Chp tabanı ile BDP'liler arasında bir gerginlik yaşanmadı. O günden beri alttan alta bir gerginlik sürüyor.

    "TEPKİLER OLMASA 30-40 GÜN SÜREBİLİRDİ"

    Kaçırıldığım gün örgüte yakın olan bazı internet sitelerinde benim kirli planların uygulayıcısı olduğum, özel savaşı yürüttüğüm falan dendi. Dolayısıyla tekçi bir algı var. Benim gibi; Kürtler'in özgürlüğünü savunan, halkların kardeşliğinden yana dilimden bile rahatsızlar. Başıma gelen olay, benim hiçbir güvencemin olmadığını ortaya koydu. Toplumun, demokratik baskı gruplarının, AB'nin, ABD'nin, BM'nin tepkileri olmasaydı emin olun 30-40 günlük süreç yaşanabilirdi. Pkk elinde patlayacağını düşündüğü için beni bir saatli bomba gibi kucağından attı.

    İşte Hüseyin Aygün'ün konuşmasından satır başları:

    "ÇOCUKLAR SAYGILI VE DÜZEYLİYDİ"

    "En azından Chp'den istifa etmemi, karşılarında yer almamaya zorlayan bir tavır söz konusuydu. Benimle muhatap olan arkadaşlar son derece düzeyli ve saygılıydılar. Oradaki çocuklar ne Taşkesen ne Karayılan'dır. Onlar yeni katılmış tertemiz insanlardı. Bu nedenle serbest bırakıldığımda örgütün olumsuz yaklaşımına rağmen kan dökülmesine son verilmesi özlemini, o çocuklardan aldığım dilek ve temennilerimi dile getirdim. Onu şimdi de tekrar ediyorum.

    "VATAN BAYRAK DİYEREK ÇÖZÜLMÜYOR"

    Eleştirileri anlıyorum. Savaş 30-40 bin kişinin ölümüne yol açtı. Bu arkadaşlar savaş demiyorlar, terör diyorlar. Ancak terörist, vatan, bayrak, diyerek sorun çözülmüyor. Bu nedenle Türk kamuoyuna, milliyetçiliğin zehirinden etkilenen insanlara söylüyorum; milletvekili olmadan evvel de bu düşünceleri savunuyordum. Benim dileğim; aklı selimin galip gelmesi için parlamentonun üzerine düşeni yapması. Benim serbest bırakıldığım gün bile partimin yaptığı çağrı kabul edilemedi.

    "Chp'NİN BU TARTIŞMALARA İHTİYACI VAR"

    Chp askeri bir parti değil ki. Askeri faşist partiler vardır ama Chp öyle değil. Çok kimlikli, içerisinde değişik fikirlerin olduğu bir partidir. Ben de o hareketin içinde yer alan bir milletvekiliyim. Chp bu tartışmaya ihtiyaç duyuyor. Bu meseleyi mutlaka çözelim diyen partidir. O bakımdan ben Chp'ye yararlı bir iş yaptığımı düşünüyorum.

    "ŞAMİL TAYYAR CAHİL, ULU DİVANI BİLMİYOR"

    Ulu divan, Alevi geleneğinde yüksek mahkeme demektir. Bütün davaların çözüme vardırıldığı makam. Şamil Tayyar o kadar bilgisiz ki ulu divanın ne olduğunu bilmiyor, savcıları göreve çağırıyor. Ulu divan, bu meseleyi öteki dünyaya bırakmak, böyle bir anlam ifade ediyor. Ulu divan, Pir Sultan'ın yaptığı bir kavramdır. Adam o kadar cahil ki ulu divanı, yasa dışı örgüt zannediyor. Adamın düşüncesi her şeyi Pkk'ya bağlayan tehlikeli bir düşünce.

    "O ÇOCUKLARDAN ŞİKAYETÇİ OLMADIM, DAĞDA KALIŞIMI HELAL EDİYORUM"

    Savcıya 'iyi çocuklar' dediğim için suçladım diye sosyal medyada eleştiriler var. Olay, kamu düzenini ilgilendirdiği için gerçeği anlatmak, savcıya bildirmek için gidip 4 sayfalık ifade verdim. O çocuklardan şikayetçi değilim. Onların dağlardan inmesi, Kürt sorununun çözümü, Türk toplumunun ortak dileği. 2 günlük dağda kalışımı da onlara helal ediyorum.

    "ONLARI KAZANMA ADINA ŞİKAYETÇİ OLMADIM"

    MHP'li arkadaşlarıma söylüyorum, 100 yıl boyunca bu savaş sürecek mi? Mayın patladığında insanların nasıl acılar çektiğini düşünmeye davet ediyorum. İnsanlar sakat kaldığında neler olduğunu düşünmeye davet ediyorum. Ankara'dan İstanbul'dan beylik laflarla olmaz. Çocuklardan kişisel zararım yok, şikayetçi olmadım. Ama kamu düzeni olarak var. Benim kişisel olarak onlarla bir husumetim yok dedim. Onları kazanma adına şikayetçi olmadım.

    "ÖRGÜTÜN YÖNTEMİNİ KABUL ETMİYORUM"

    Bu savaşın bitmesi gerek. Ben 42 yaşındayım. 13 yaşındayken bu eylemler başladı. Kızım 16 yaşında. Dersim'de hergün helikopterler uçuyor, insanlar yüreklerinde korkuyu hissediyor. Mesele; dağdakilerin inmesi için, demokratik bir toplum için, demokrasi için barış için ne yapacağız? Örgütün yöntemlerini kabul etmiyorum, eleştirdiğim için de Dersim'de hedefim. Parlamentoda bir araya gelinmeli, şiddet sona ermeli, Pkk silah kullanmayacağını ilan etmeli. Ardından Kürt yurttaşların haklarını tartışmalıyız. Dağlarda iki gün kaldım ama öfke duymuyorum. Bu sorunu kızımın ve oğlumun yaşamasını istemiyorum"

     

Sayfayı Paylaş