1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

gerçek bir hikaye...

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve zevzek tarafından 22 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. zevzek

    zevzek zevzek® Özel üye

    Katılım:
    21 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    518
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    istanbul
    Banka:
    19 ÇTL
    Selam ordaki! Bu hikaye gerçektir ve bir öğretmen tarafından yaşanmıştır. Akıcılığı sağlamak için öyküleyici terimler ve cümleler tarafıma aittir.



    Başında fötr şapkası, elinde garipçe bir bastonu ile yürüyordu beyefendice. Mesleğinin öğretmen oluşundan mıdır bilinmez, çevresine çağdaşlık ve asillik görüntüsü veriyordu.

    Havanın ağlamaklı olduğu ve yakınlarda bir serçenin öttüğü o gün, kol altında günün gazetesi ile Kartal Öğretmenevi'nin yolunu tutmuştu. Haberleri okuyacak, Türk kahvesini yudumlayacak, belki bir çay söyleyecek ve ülkenin bitmeyen sorunlarını konuşacaktı meslektaşları ile.
    Bu sorunları çözmek için gençliğe ne vermek gerektiğine kafa patlatacaklardı...


    Hemen öte yanda birkaç genç seçti gözleri, numaralı gözlüğünün altından. Hanım hanımcık kızların ve yağız delikanlıların olduğu bu grup, yolun kenarına dikilmiş, ona bakıyordu. İşte bunlar olacaktı geleceği kurtacaklar! Bunlar olacaktı ülkeyi ileri götürecekler!
    Gençlere yaklaştı. Az sonra yanlarından geçmek üzereydi. Ufak bir tebessüm attı çocukların yüzüne ve yoluna devam etmek istedi.

    Edemedi.

    Gözlüğü gözünde ve şapkası kafasında değilken buldu kendisini. Kafası kaldırım taşında, ellerinden bir tanesi hafif kan içinde idi.


    Bir hâmle yaptı ve gözlüğünü aldı.
    Kırık da olsa taktı gözüne. Ayağa kalktı, sendelemeden edemedi...
    Ama üzerini düzeltmeyi de ihmal etmedi. Çocuklara her daim örnek olmak şarttı!

    Kafasına fötr şapkasını takıp, gençlerin karşısına asilce dikildi.

    ''Özür dilerim çocuklar...''
    Acı acı kıkırdadı. '' Yerle bir oldum!''

    Yeniden Kartal Öğretmenevi'nin yolunu tuttu.





    Çocuklar bu özrü içerlediler. Canları sıkılınca öğretmene çelme takmak istemişlerdi ve başarmışlardı da.
    Eğlenmişlerdi.
    Bu adam kalkıp neden özür diliyordu? Kendisinin takılıp düştüğünü düşünüyor, bir de çocuklarla şakalaşıyordu. Adamcağıza gerçekleri anlatmaya karar verdiler.

    Kızı, erkeği peşi sıra dizilip Kartal Öğretmenevi'nin yolunu tuttular. Öncesinde öten serçe, şimdilerde, sessizliğe gömülmüştü.
    Adamcağızı sordular. Gerekli yere yönlendirildiler.

    Öğretmen Bey'in etrafına dikilip ''Biraz eğlenmek istemiştik ve size çelme taktık. Özür dileyince de garipsedik. O yüzden burdayız. Biliniz ki sizin suçunuz hiç mi hiç yok!'' dediler.

    Öğretmen kafasını hafifçe yana atıp gülümsedi. ''Ah çocuklar...'' Gerçekleri anlatma sırası artık onda idi. ''...Ben de bana çelme takacağınızı fark ettim. Ayağınızı uzattığınızda geri çekilemedim. Ayağımdan yeni ameliyat oldum, ani hamleler yapamıyordum. Kaçamadım...''

    Öğrenciler iyice garipsediler. ''Bunu bile bile neden özür dilediniz?''

    Cevap can yakıcıydı: ''Çünkü sizi adam edememişiz. Onca yılınızı sizi dört duvar arasında hapsederek harcamışız. Yıllarınızı katletmişiz. İşte bu yüzden özür diledim, size hiç bir şey verememişiz! Affedin çocuklar, sizi eğitememişiz...''



    Anı burada bitiyor ama sözlerim şöyle devam edecek:

    Yeni yetme öğretmenler öğretmenin nasıl olması gerektiğini bu Beyefendiden ve ana-babalarından öğrensinler,
    yeni nesil öğrenciler ise öğrencinin nasıl olmaması gerektiğini bu durumdan.

    Bu ülkede kimsenin ot olmaya hakkı yoktur. Herkes adam olmak zorundadır.
    Buna mecburdur. Aksi hâlde bu toprakları bölenler, tecrübelerini bir kez daha konuşturacaklardır.

    ''Suyun faturasını ben ödüyorum, şarıl şarıl akıtırım.'' diyenlerden değil; ''Parasını ödüyorum ama bu bir milli servet. Tasarruflu olmalıyım.'' diyenlerden olmak istiyorsan, milli değerlerine sahip çık.

    Bir şeylerin farkına var.

    Eğitim, öğretim, saygı, sevgi, ekonomi, demokrasi, kısacası bir şeyler bozuluyor olabilir. Ama unutma; tamir edecek olanlar siyasetçiler değil, sen olacaksın.
    Şekil A'da görüldüğü gibi...





    Bendeniz Üçüncü Şahıs.
    O gençler adına ben özür diliyorum adını unuttuğum Beyefendi. Lütfen kabul ediniz!



    selam ordaki adlı bloktan alınmıştır...
     

Sayfayı Paylaş