1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Gestalt Psikolojisi

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 17 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Gestalt Psikolojisi

    Wundtcu oluşuma bir saldırı olan Gestalt psikolojisi herşeyden önce Wundtcu çalışmaların bir yönü olan elementçilik üzerinde yoğunlaşmıştı. Gestalt psikologları Wundt'un duyu organlarının temel konumlarının kabul edilmesine ilişkin görüşlerini değerlendirmişler ve karşı çıkış noktaları haline getirmişlerdir. Gestalt psikolojisinin kurucusu olan Wolfrang Köhler şu açıklamada bulunmuştu: "Bütün psikolojik gerçeklerin birbiriyle ilişkisiz cansız atomlardan oluştuğu ve bu atomları birleştiren ve bu şekilde davranışın olmasını sağlayan tek faktörün çağrışımlar olduğu tezi karşısında şok olmuştuk.

    Bu isyanı anlamak için Woodwordth ve Sheehan tarafından “psikolojiye yaklaşımda sıkıntılı yıllar” olarak tanımlanan 1912 yılı civarına geri dönmeliyiz. Bu dönem davranışçılığın Wundtcu yapısalcılığa ve sonrasında ortaya çıkan işlevselciliğe karşı çıkış dönemiydi. Thorndike ve Pavlov'un laboratuvarlarında yaptıkları hayvan araştırmalarının çok önemli etkileri olmuşu. Thorndike kendi görüşlerini doğrudan ortaya koyan ilk açıklamalarını 1911'den 1913'e dek olan dönemde yapmıştı. Pavlov'un koşullu refleksinin psikoloji için önemi bir Amerikan dergisinde 1909 yılında tartışılmıştı. Bir başka psikoloji yaklaşımı olan Sigmund Freud'un psikanalizi yaklaşık 10 yaşındaydı.

    Gestalt psikologlarının Wundt'un elementçilik düşüncesine karşı çıkışı, davranışçılığın ABD'de yükselmeye başlamasıyla aynı döneme denk düşer. Birbirinden bağımsız olmalarına rağmen, her iki düşünce ekolü de aynı düşünceleri eleştirerek başlamış ancak daha sonra birbirlerine karşı çıkmışlardır.

    Gestalt psikologları ile davranışçılar arasında açık farklar vardır. Gestalt psikologları bilincin değerini kabul etmiş ancak bilincin atomlarına veya elementlerine analiz edilmesi düşüncesini eleştirmişlerdi. Davranışçı psikologlar ise bilincin varlığını kabul dahi etmemişlerdi.

    Gestalt psikologları Wundt'un yaklaşımına (anladıkları şekliyle) "tuğla ve harç" psikoloji adını vermişlerdi. Bu ifadeden kastedilen elementlerin (tuğlalar) çağrışım süreci harcıyla birarada tutulması idi. Gestalt psikologları camdan dışarı baktığımızda iddia edildiği gibi parlaklık ve renkler gibi algımızı oluşturan duyusal elementleri değil, ağaçları ve gökyüzünü gördüğümüzü iddia ediyorlardı.

    Dahası, Wundt sisteminde nesnelerin algısının elementlerin bir çeşit yığın şeklinde toplanmasından oluştuğu düşüncesini şiddetle eleştirmişlerdi. Gestalt psikologları duyusal elementlerin birleşmesiyle yeni bir desen veya şekil oluşturduğunu iddia etmişlerdi. Bir grup müzik notasını biraraya koyduğunuzda, bu kombinasyondan, bireysel elementlerin, yani tek tek notaların kendisinde bulunmayan yeni birşeyin -bir melodi veya ezginin- ortaya çıkacağını söylemişlerdi. Kısaca ifade etmek gerekirse: bir bütün kendisini oluşturan parçaların toplamından farklıdır. Bununla birlikte Wundt'un tam-algı öğretisinde (apperception) bu noktayı kabul ettiğini belirtmek gerekir.

    Gestalt psikologları algı için gözlerin karşılaştığı şeyden çok daha fazlasının söz konusu olduğunu ifade ederler. Yani algımız duyu organlarımızca sağlanan temel fiziksel verilerin daha ötesine gider. Diğer hareketler gibi Gestalt-cı karşı çıkışın temel fikirlerinin de tarihi öncülleri vardır. Bu ilk etkileri incelemenin ardından Gestalt hareketinin resmi oluşumundaki anahtar şahsiyetleri ve Gestalt ekolünün temel prensiplerini ele alacağız.

    GESTALT PSİKOLOJİSİ ÜZERİNDEKİ İLK ETKİLER

    Tüm hareketler gibi Gestalt hareketinin savunduğu düşüncelerin de tarihsel öncüleri vardır. Gestaltcı düşüncenin temeli -algının birliği üzerinde odaklanma- Alman filozof Immanuel Kant'ın (1724-1804) çalışmalarında bulunabilir. Doğduğu yerden 60 milden daha uzağa hiç gitmeyen bu ünlü adam felsefi düşüncede bir nesilden daha uzun bir süre egemen oldu. Psikolojiye yaptığı katkılar felsefenin yanında çok derin olmasa da önemlidir.

    Kant algısal davranışın birliği üzerinde önemle durarak psikolojiyi etkilemiştir. Nesneleri algıladığımızda küçük parçacıklardan oluşan zihinsel durumlarla (empiristlerin ve çağrışımcıların bahsettiği duyumsal elementlerle) karşılaşırız. Bununla birlikte bu elementler çağrışımın mekanik süreci yoluyla değil, a priori bir tarzda, anlamlı bir şekilde organize edilirler. Zihin algı süreci içerisinde birimsel bir deneyimi şekillendirir veya oluşturur. Kant'a göre algı duyumsal elementlerin pasif bir izlenimi ve bileşimi değil, bu elementlerin birimsel ve tutarlı bir deneyimi oluşturan aktif bir organizasyonudur. Bu nedenle zihin algının ham maddelerine form ve düzen verir. Bu duruş şekli çağrışımcı düşüncenin merkezine terstir.

    Kant'a göre zihnin deneyimlere zorla kabul ettirdiği bazı formlar doğuştan gelmektedir; mekan, zaman ve nedensellik gibi. Yani zaman ve mekan deneyimlerden oluşmazlar, zihinde doğuşta algının a priori formlarıyla kendiliğinden bulunurlar; sezgisel olarak bilinebilirler.

    Wundt içinde bulunduğu rolle işlevselciliğin ve davranışçılığın eleştiri hedefi olması gibi, Gestalt psikolojisinin de habercisi olmuştu. Wundt ayrıca elementlerin bütünler oluşturacak şekilde birleşmeleriyle yeni özelliklerin ortaya çıktığını kabul eden yaratıcı sentez ilkesiyle doğrudan etkili olmuştur.

    Viyana Üniversitesi'nden Franz Brentano (1838-1917) Wundt'un bilinç deneyimlerinin içeriği veya elementleri üzerinde odaklanmasına karşı çıkmış ve bunun yerine psikolojinin, yaşantı davranışını veya sürecini incelediğini öne sürmüştür. Brentano Wundtcu içgözlemin yapay olduğunu düşünmüş ve bilinç deneyimin daha az katı bir metotla ve daha doğrudan gözlemin taraftan olmuştur. Bu nedenle Brentano'nun yaklaşımı sonraki Gestalt metoduna oldukça benzemektedir.

    Bir fizikçi olan Ernst Mach (1838-1916) Gestalt devrimi üzerinde çok daha fazla etkili olmuştur. Duyumların Analizi (1885) isimli kitabında Mach mekan ve zaman-formunun duyumları hakkında yazmıştır. Geometrik şekiller gibi uzaysal kalıpların ve melodiler gibi zamanla ilgili kalıpların duyumlar olduğunu düşünmüştür. Uzay formu ve zaman formu duyumları kendi elementlerinden bağımsızdır. Örneğin bir daire beyaz veya siyah, büyük veya küçük olabilir ve temel dairesellik niteliğinden hiçbir şey kaybetmez

    Mach bir nesneye göre uzaysal konumumuzu değiştirmemize rağmen, nesneye ait görsel ve işitsel algımızın değişmediğini iddia eder. Örneğin bir masaya ister yandan, ister tepeden ister köşesinden bakalım, o nesne bizim için masa olarak kalmaya devam eder. Aynı şekilde, tempo değişse bile bir melodideki ses dizisinin algısı aynı şekilde devam eder.

    Mach'ın çalışmaları Gestalt psikolojisinin en önemli atalarından birisi sayılan Christian von Ehrenfels (1859-1932) tarafından genişletilmiştir. Von Ehrenfels duyumların geleneksel türlerinin bileşimi açısından açıklanamayacak deneyim nitelikleri bulunduğunu öne sürmüştür. Bu niteliklere Gestalt qualitaten veya form nitelikleri, tek tek duyumların ardındaki şeylere bağlı algılar demiştir. Örneğin bir melodi farklı müzik anahtarlarına aktarıldığında dahi aynı şekilde çalındığından bir form niteliğidir. Melodi kendisini oluşturan özel duyumlardan bağımsızdır. Von Ehrenfels'e ve Graz'da kurulan Gestalt qualitaten Avusturya ekolüne göre formun kendisi bir elementtir (bir duyum olmamasına rağmen), zihin etkinliğiyle üretilen yeni bir element duyumsal elementler üzerinde işlem yapar. Bu nedenle zihin temel duyumların dışındaki formları oluşturur.

    Mach ve von Ehrenfels Gestalt psikolojisi olarak bilinen düşünce çizgisinde olmalarına rağmen, yapısalcıların eski elementçi konumlarından bir parça sapma göstermişlerdi. Gestalt psikologlarının daha sonra yaptığı gibi elementçiliğe karşı çıkmış olmaktan çok, yeni bir element, yani form eklediler. Gestalt psikologlarının yaptığı gibi aynı düşünceye karşı çıkmış olmakla birlikte oldukça farklı bir çözüm yolu sunmuşlardır. Gestalt psikologları onlarla olan her bir ilişkiyi reddetmiştir.

    Gestalt psikolojisinin kurucularından birisi olan Max Wertheimer, Ehrenfels ile Prag'da çalışmış ve Gestalt hareketi için "en önemli güdünün" Ehrenfels'in çalışmalarından geldiğine dikkat çekmişti.

    William James psikolojik elementçiliğe karşı çıkarak ABD'de Gestalt psikolojisinin habercisi olarak hizmet etmişti. James bilinç elementlerini yapay soyutlamalar olarak ele almış ve bizlerin duyum destelerini değil, bütün halindeki nesneleri gördüğümüze dikkat çekmişlerdir.

    Bir başka ilk etki Alman felsefesi ve psikolojisindeki fenomonolojik harekettir. Metotolojik olarak fenomonoloji (phenomenology), doğrudan deneyimlerin tam ortaya çıktıkları zamanki bağımsız ve tarafsız tanımlamalarından söz eder. Bu bir deneyimin elementlerine analiz edilmediği veya aksi takdirde yapay olarak ayrıldığı "hatalı" gözlemdir. Fenomonoloji yapısalcılıkta olduğu gibi eğitimli içgözlemciler tarafından özel sistematik bir yönlendirmeyle bildirilen deneyimlerden ziyade sağduyunun neredeyse saf deneyimlerini kapsar.

    Psikolojideki fenomonolojik geleneğin genellikle Goethe ile başlamış olduğu varsayılır ve aktif kullanımı psikolojideki ve diğer disiplinlerdeki pek çok düşünüre dek götürülebilir. Bir grup aktif fenomonolojik psikolog 1909-1915 yılları arasında Göttingen'deki G. E: Müller laboratuvarındaydı. Burada Erich R. Jaensch, David Katz ve Edgar Rubin, daha sonra fenomonolojik yaklaşımı kullanacak olan resmi Gestalt psikolojisini destekleyici kapsamlı fenomonolojik araştırmaları yönettiler.
     

Sayfayı Paylaş