1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Gidiyorum... Kaçıyorum... Yorgunum...

Konusu 'Aşk' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 30 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Tam kapıdan çıkacakken, durdum bir an. Yaşadığımız onca şey, kalbimden geçti. Kalbimden sen geçtin. Kalbime saplanıp sırtımı parçalayarak çıkan bir kurşun gibi... İçim dondu, bir an. Sonra açtım gözlerimi ve yoluma devam ettim. Her gün binlercesini yaşadığım böylesi anlardan biriydi sadece... Zamanın dışına çıkıp sonra yeniden aynı bedende buluştuğum o krizlerden biriydi... Ölüp yeniden dirilmek gibiydi.

    Küçük detaylar... Anlar, uçup giden... Hangi defterimi açsam, sanayazdığım bir cümle, bir şiir var... Hayatım seninle mi geçti? Ben senin için mi doğdum? Bir başka kadına aşıkken, seni nasıl sevebilirim? Gerçek aşk bu mu?

    Oysa, nasılda yabancıyız, birbirimizin acılarına... Nasılda umutsuzuz, birbirimize... Seni anlayabilseydim... Seni basit kıskançlıklardan arınarak sevebilseydim. Zaman daralıyor... Yaşlanıyorsun. Yaşlanıyorum. Geçen zaman, hayatımdan çalıyor. Nasıl da buluşur, yollar... Sonra ansızın bir sapağa döner, birisi... Diğeri, bıraktığı yerde bir ömür boyu donakalır arkasından!.. Bana, hayatı anlat!.. Bana aşkı anlat! Bütün ezberim bozuldu...

    Kapılarında kalırdım... O kapıdan içeri hiç girmedim mi ben? Hala orada bekliyor muyum?

    Biliyorum, bir başkasıyla birleştirdin hayatını...Neden şaşırıyorum detaylara... Anılarınız çoğalıyor... Yolculuklar, kırgınlıklar; yeniden kavuşmalar, sevişmeler... Bu kadar uzağımdayken mi, yakınsın bana? Bu kadar uzağındayken mi içindeyim?
    Sevgi başka bir şey mi? N'olur, anlat bana!..

    Neyim var ki sığınacak? Başka savunmam yok, '' Beni arama, görüşmeyelim!'' demekten başka...

    Terk edilmiş birinin, '' Beni arama!'' demesinden daha zavallıca, ne olabilir ki...

    Bana, hayatı anlat!.. Çöz beni!.. Bütün acıları silip beni baştan yarat!.. Sonra, nereye gidersen, git!.. Beni parçalarıma böldün... Beni heücrelerime dağıttın. Şimdi biçim ver ki nefes alabileyim yeniden! Bana bir kılıf yarat, yeniden! Yaralarımla çok çirkinim. Kırıcıyım. Çirkinim.

    Nasıl da acımasız, şu zaman!.. Son sürat, bir delilikte sürükleniyor hayat... O kapının önünde, öylece, donmuş, bakıyorum, yıllardır.

    Neye yarar, sözcükler!.. Kalpleri kanatmaktan başka!.. Beni sevdiğini söylemen, neye yarar!.. Neye yarar beni bir daha arasan ya da hiç aramasan!.. Neye yarar acı çeksen... Acı çeksem...

    Kaybettik birbirimizi... Kirlendik. Hayat gibi.

    Bana, beni anlat!..

    İnaçlarımı geri ver bana!.. Yıllar önce seni kusursuzca sevebilen o gencecik adamın heyecanını, hayata bağlılığını, aşka inancını geri ver!.. Bana beni geri ver artık... Bana, seni ver!..

    N'olur, aç artık, o kapıyı!

    Gece, soğuk... İstanbul, damla damla yağıyor, aşkımızın üzerine... Bu ev, senin soluğun olmadan ısınmıyor... Kim bilir, nerdesin? Hangi gözlerin içinde kaybettin, kanayan yüreğini?..

    ''BİR KENTE, AŞKIN İÇİN GELMEK NE GÜZEL AMA SAKIN, AŞK İÇİN BİR KENTİ TERK ETME!'' demişti birisi... '' İstanbul bunu haketmiyor, sen , hak etmiyorsun!'' demişti...

    Oysa, bilinmezliğin yolculuğuna biletimi çoktan kestirdim ben... Gidiyorum... Kaçıyorum... Yorgunum...
     

Sayfayı Paylaş