1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Gönlümüze Gel(e)miyor Bahar / Zeynep Yalçın

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Papatya tarafından 6 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.260
    Beğenileri:
    5.770
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    4.917 ÇTL


    Kış soğuğuyla katılaşıp, miskinleşmiş hücrelerimizi ısıtamıyoruz maalesef her bahar. Çok şey bekler ya insan bahardan, yeni ümitler eker ya gönlünün verimli tarlalarına, güneşi görünce çıkarır ya cebinden neşe tohumlarını... Ne yazık ki ellerimizi cebimize atamıyoruz bu bahar. Şartlandırdık mı kendimizi bilmem ki, güneşi göremeyince şenlendiremiyoruz içimizdeki dünyamızı da... Neşeyi doldurmak için iliklerimize, taze çiçek kokusunu içine çekerek ılık bahar rüzgarının saçlarımızı okşayarak yürümeyi mi beklemek lazım acaba?... Hayal etmeye de, umut etmeye de korkar olduk hepimiz, gözlerimizi kapatamıyoruz ki aklımıza hayaller ve sonrasında kırıklıklar gelmesin. Gelmesin ki acıtmasın ümitlerimizin canını, kanatmasın her sene kabuk tutan yaralarımızı.....

    Hep hayattan birşeyler bekliyoruz değil mi? Ama o'ndan birşeyler beklemek adına hiç O'na doğru adım atmak gelmiyor aklımızın ucuna. Daima O'ndan isterken herşeyi ve O'na doğru giderken koşar adım, ayağımıza takılan en ufak taşta yerle bir oluyor ümitlerimiz.

    Soru işareti yapıştırıyoruz kanayan hayallerimize ve bir zaman sonra izi kalmadığı gibi bir yenisine de kapı açılmıyor gönlümüzün odalarında. Beklemeye tahammül edemiyoruz...

    Çünkü beklemeyi bilmiyoruz...

    Zahmetle beraber gelecek olan rahmet meyvesinin tadına bir baksak, damağımızdaki o lezzet uğruna sıvanacak kollarımız. Her zorluğun sonunda bir güzellik olduğunu bilerek yaşadık ve eğer sabredebildiysek bu güzelliklerin devamı için çabaladık hep. İmtihanların kuyularında çoğu zaman ışıksız kaldık, niyetimizin ipinden tutup belimizi doğrultamadık bir türlü.

    Tembelliğimizin yularını boynumuza bir takı gibi takıp gerile gerile yürüdük senelerce.Bir yola girmeden önce illaki sonunda bir armağan olduğunu bilmemiz ya da görmemiz gerekti bize göre. Ve bir defa kazandıysak ikincisinde sınavlara tabii tutulduk armağanı veren tarafından. Bize göre zor görünen dar günlerimiz aslında niyetimizi sorgulamak için peşinen verilen hediyelerdi belki de. Bizse armağanın süsüne püsüne, içeriğine takılıp , hediyeyi sunan elleri görmezden geldik cahilce. Hediyenin kıymetini tartarken, niyet terazisinin ağırlığı ne kadar büyük olursa olsun yetmedi aç gözümüzü doyurmaya. Her birşeyin ardında bir başka şey arar oldu kör olan kalp gözlerimiz. Işık olmayan bir bir odada aranan altın misali, O'nu bulduğumuzu zannederken çer çöp takılır oldu parmaklarımızın arasına. Niyetimizin gözünü açamadığımızdan hep bir beklenti aradık umutlarımızdan. Sebep-sonuç halkasına takıldı ayak bilelerimiz, gördüğümüz yolu bile yürüyemedik tüm cesaretimizi toplasakta bileklerimize takılan neden kelepçeleri yüzünden. Ecir burnumuzun ucundayken kırıp zincirleri tutamadık bir kenarından. Keşkelerle avunur oldu dilimiz dudağımız, kalbimiz kaçırdığımız fırsatlara ağıtlar yakarken. Hep geçmişe endeksli yaşayıp geleceğe umutla bakmayı yakıştıramadık kendimize.

    Bize sunulan hayat rehberini bir kere anlayıp okumadık ki uygulamaya geçelim. Rabbimizin rehberini kılavuz yapamadık kendimize bu hayat yolculuğunda. Güzelliklerinin farkına varıp, asıl sakınılacak maddeleri sıralamadık hiç bir zaman beynimizin zirvesine. Sonrasında korkulmayacak şeyler kabusumuz ve sevinilecek şeyler ise imtihanımız oldu hayatımızın sahnesinde. Altından kalkamayacağımız rollerin kostümleri altında sıkışır oldu ciğerlerimiz. Duaları boynumuza muska yapıp takmadık ki nefesimiz elemneşrah ile felah bulsun. Fikirlerimize Hakkı yerleştiremedik ki zikrimiz Hayy olsun. Sanık sandalyesine hep dünyalık için oturttuk kendimizi, basit davalar için gözyaşı heba ettik ve unuttuk en çetin olacak olan ahiretlik davamız için kendimizi acımasızca yargılamayı. Hep eksik bıraktık asıl tamamlanması gereken aciz yanımızı. Hep zahiri korkulardan çarptı yüreklerimiz, batıni dünyamız için recadan mahrum kaldı cılız ruhaniyetimiz. Havf ve reca çizgisinin tam ortasında denge kurmayı istemedik hiçbirimiz. İnsanoğlunun doyumsuzluğu her bir hissiyatı en uç noktasında yaşatır oldu. Ya ümitsizlikten ecel terleri döker olduk ya da fazla ümitle kendimize gelemez olduk. İbreti Asr-ı Saadette değil, kalabalık caddelerde ararken bozuldu niyetlerimiz.

    Kokusunu duymak istemedik ki güllerin, buram buram ferahlatsın gönül hanemizi. Diyoruz ya, ya hep kararttık yaşam alanımızı ya da basite alıp kaçırdık o narin iplerin uçlarını. En dar zamana düştüğümüzde sığındık Yüce Yaradan'a. Aslında bir dua kadar yakın olan bahar bahçelerine sadece bunaldığımızda hava hava almaya gittik çoğu zaman. Halbuki o çiçeklenmiş neşe alanları her zaman yanıbaşımızdaydı. Lapa lapa kar yağarken bile gözlerinde çiçek açtıran insanları örnek edinemedik kendimize. Maalesef hep bahara dokunmak istedik çırılçıplak gözbebekleri ile... İşte tam karşımızda çiçeklenmiş bahçeler bu bahar bütün ahvali ile... Sonsuz güven ile verdik kalemi körpe tohumlarımızın ellerine, çok şükür Rahman esirgemedi kudretini O'nu anlatmak isteyen yüreklerden. Dostlarımız yazdı bu baharı yeşillenmiş ümitler ile... Ruhumuza abı hayat aşılayacak olan baharı Ya Settar esması ile tüm kusurları ve kötülükleri sil baştan kaleme aldılar kıymetli kalemlerimiz. Siper ettiler mürekkeplerini nefsin tüm hasletlerine Yaradan'ın izni ile... Anne şefkati ile dokundular kağıtlarına ve nakşettiler sevgi, merhamet, havf ve recayı yufka bağırlarımıza. Gerçek baharın santigrat ile değil kalplerdeki ateş ile geleceğini vurguladılar ve bunu yaparken ünlem işaretlerini değil samimiyetlerini kullandılar. Nefslerini acımasızca sorgularken umutsuzluğa da kapılmadılar.

    Dileriz ki bu sene geciken bahar mahkeme olur nefslerimize. Hepimize o sanık sandalyesinden beraat ile kalkmak dileğiyle...

    Saygı ve sevgilerle efendim....

     

Sayfayı Paylaş