1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

gözlerimin isyanı sele kapıldı...

Konusu 'Aşk' forumundadır ve -araz- tarafından 14 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. -araz-
    Ayyaş

    -araz- EYVALLAH... V.I.P

    Katılım:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    4.727
    Beğenileri:
    368
    Ödül Puanları:
    3.980
    Banka:
    439 ÇTL
    Deniz!
    Dalgalar, su, tuz, kum, balıklar.. Çok farlılar birbirlerinden değil mi??
    Birleşince büyülüyor insanları. Kimi gözyaşını akıtıyor, kimi kalp acısını. Taş atıyorlar sanki kızgınlığını atarcasına, sanki hırsını alırcasına.

    Mavi bir gökyüzü var havada kuşlar sanki bana şarkı söylüyor. Bense umarsızca yürüyorum sokakta. Belki evden cıktım belki okuldan dönüşte anneme yalan söyleyerek sahile saptım. Kulaklarımda gitar tınısı, gözlerimde hüzün perisi yürüyorum bakmadan sağa sola..
    Sadece denizi görmek istiyorum çünkü ihtiyacım var ona. Canım acıyor bakmam lazım. Birazda olsa derdimin tasamın küçüklüğünü sonunu bile göremediğim denize anlatarak atmam lazım.
    Yürüyorum, evet vardım, sahildeyim.
    Etrafımda tek tük insan toplulukları var. Derdi olan ya da sevgilisiyle aşkına aşk katan. Kimseye aldırmadan sahile doğru kumları itercesine yürüyorum. Sadece önüme bakıyorum, sadece dalga sesleri var artık.
    Oturuyorum, dalgalar ayaklarıma çarpıyor.
    Dikkatimi çekmeye çalışıyor sanki gülümseyip sakince izliyorum. Alıyorum 5-6 taş atıyorum denize nereye gittiğine de bakmıyorum bile, umurumda mı sanki?
    Kısık sesle bir mırıltı konuyor dudaklarıma. Etrafıma bakıyorum taş ve kumlar. Biraz oynuyorum ve ilgimi çeken taşları zulama katıyorum..
    Bir martı çeliyor aklımı, bakıyorum gökyüzüne. Sesini duyurmak istiyor bana, belki onunda canı sıkkındır üzülüp gelmiştir.. Uzun uzun bakışıyoruz martıyla. Ben ona hayranlıkla bakarken, o şaşkınlıkla inceliyor beni ve kayboluyor gözden. Bakıyorum hüzünlü gözlerle denize ve içimdeki deniz, hadi akma vakti!
    Ağlıyorum. Akıyor gözyaşlarım aldırmıyorum. Gamzelerime çarpıyor, oradan sızıyor dudağıma. Ellerim devreye geçiyor. Siliyorum gözümün isyanını. Bir süreden sonra uzanıyorum kumlara gözlerimi karanlığa hapsediyorum. Artık rahatım, gözlerimin isyanı sele karıştı..

    Dertler, bizim çok büyüttüğümüz ve uğrunda ölebileceğimiz dert orduları. Ne kadar kötü olursa olsun çıkış yolu bence olmalı.
    Denize sığının. O sizi anlayacaktır, karşılıksız size suyundan verecektir ve karşılıksız acınızı içine çekecektir.
    Hey sen!
    Ne sanmıştın?
    Bu deniz, bu gök ne acıları paylaştı, ne acıları içine attı. Sen misin en dertli en hüzünlü insan?
    Hadi başlıyoruz, perdeler açılsın.
    Giy beyaz pelerinini, tak kanatlarını. Al tüm hüzünlerini sakla içine. İçin dolduğunda at denize.
    Bak denizin sonuna, göremeyeceksin hiç uğraşma.
    Ne kadar büyük bir su birikintisi de kendi kendine.
    Senin içinde var ettiğin hüzün deniziyle kıyasla. Senin hüzünlerin martının akıttığı gözyaşı kadar küçük gelecektir denize. Gördün mü? Derdin ne kadar ufakmış ve karşılıksız iyilikte varmış :)
     

Sayfayı Paylaş