1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Gül Kasidesi ( Şiiir )

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve CaptainQscar tarafından 18 Aralık 2007 başlatılmıştır.

  1. CaptainQscar

    CaptainQscar Katılımcı

    Katılım:
    10 Aralık 2007
    Mesajlar:
    141
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Maatbacı
    Yer:
    Türkiyem ♥
    Banka:
    1 ÇTL
    Bir damla düşer toprağa bak hâresi güldür
    Pervâne döner harda fakat, çâresi güldür!

    Bülbül, sana yâr olmak için nârlara düştü
    Dâim yakışan hep sana, bir kırmızı güldür.

    Dünyâ ki harâp olsa yeter gûl-i MUHAMMED (s.a.v)
    Billûr dudağından dökülen her sözü güldür.

    Kim derse eğer, nerde alâmet bize o’ndan?
    Baksın hele dünyâya da her gördüğü güldür.

    Hem kan tükürenlerle zaman kardeş olunca
    şâhid sana, ardında bu çöl kumları güldür.

    Sensiz bu mekânlar karadır, darmadağındır
    Dünyâdaki tüm renklerin en kutsalı güldür.

    Aşk sende bulur kendini, yurdun ki gülistân
    Alemleri aydınlatacak gözyaşı güldür.

    Ey gül! Yok olur yokluk eğer sen var olunca
    Cân buldu cihân, âb-ı hayât varlığı güldür.

    Taştan taşa çarpıp su, gülistâna akar hep,
    Fermân tanımaz kalplere, aşk âteşi güldür.

    Sen, yağmur olup sîneye şefkat bırakırsın,
    Aşk bahçesinin sâhibi sen, sunduğu güldür.

    çağlar kapanır gitme, kıyâmet kapımızda
    Ey yâr! Gidişin gurbet olur, vuslatı güldür.

    Ardında hüzünler bırakıp gitme efendim
    Efsûn mu değil, bizde karanlık sızı güldür.

    Güller küle râm oldu firâkınla, bizi güldür
    Bu âteş-i aşkın, gece yıldızları güldür.

    Gül yüzlüyü yazmakla biter sancılı günler
    Sevdâların en kutsalı kalplerdeki güldür.

    Tarife ne hacet gülü, meydanda bütün gün
    insanlığı kurtarmak için sunduğu güldür.
     
    _nehir_ bunu beğendi.
  2. CaptainQscar

    CaptainQscar Katılımcı

    Katılım:
    10 Aralık 2007
    Mesajlar:
    141
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Maatbacı
    Yer:
    Türkiyem ♥
    Banka:
    1 ÇTL
    Bu Dini Şiir Benim çok hoşuma gitti .. İnşl sizinde gider Sewgi ve Saygılarımla ... CaptainQscar
     
  3. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Gercekten guzel bir siir tesekkurler.
     
  4. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.427
    Beğenileri:
    7.354
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.771 ÇTL
    Çok güzelmiş gerçekten....
     
  5. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.525
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    Meşhur Gül Kasidesi Fuzuli'ye aittir. Bende çok severim, paylaşım için teşekkürler.

    Bugünkü Türkçe'ye çevrilmiş halinide ben vereyim. :)


    Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
    Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su


    Ey göz! Gönlümdeki içimdeki ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar çok tutuşan ateşlere su fayda vermez.

    Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
    Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su


    Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi kaplamıştır, bilemem..

    Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
    Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su


    Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.

    Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
    İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su


    Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen kirpiklerinin sözünü korka korka söyler.

    Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
    Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su


    Bahçıvan gül bahçesini sele versin su ile mahvetsin, boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.

    Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
    Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su


    Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi, gözlerine kara su inse kör olsa, kör oluncaya kadar uğraşsa yine de gubârî yazısını, senin yüzündeki tüylere benzetemez.

    Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n’ola
    Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su


    Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek dileği ile dikene verilen su boşa gitmez.

    Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
    Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su


    Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

    İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
    Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su


    Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır, söndür. Susuzum bu defa da benim için su ara.

    Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
    Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su


    Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum, sofular da kevser istiyorlar.

    Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
    Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su


    Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş salınışlı; serviyi andıran sevgiliye aşık olmuş.

    Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
    Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su


    Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere bırakamam.

    Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
    Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su


    Dostlarım! Şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su sunun.

    Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
    Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su


    Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi yalvarıp aracı olması bu dikbaşlılığından kurtarabilir.

    İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
    Gül budağınun mizâcına gire kurtara su


    Gül fidanı bir hile ile meşhur gül ve bülbül efsanesindeki gibi yine bülbülün kanını içmek istiyor; bunu engelleyebilmek için suyun gül dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını değiştirmesi gerekir.

    Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
    İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su

    Su Hz. Muhammed’in s.a.v yoluna uymuş ve bu hâli ile dünya halkına temiz yaratılışını açıkça göstermiştir.

    Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
    Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su


    İnsanların efendisi, seçme inci denizi olan Hz. Muhammed’in s.a.v mucizeleri kötülerin ateşine su serpmiştir.

    Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
    Mu’cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su


    Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını tazelemek için ve onun mucizesinden dolayı su meydana çıkarmıştır.

    Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
    Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su


    Hz. Peygamberimiz’in mûcizeleri dünyada uçsuz bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan o mucizelerden, ateşe tapan kâfirlerin binlerce mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.

    Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
    Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr’a su


    Mihnet günü Ensâr’a parmağından su verdiğini bir mucize olarak parmağından su akıttığını kim işitse hayret ile şaşa kalarak parmağını ısırır.

    Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
    Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su


    Dostu yılan zehri içse bu zehir onun dostu için âb-ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse o su, düşmanına elbette yılan zehrine döner.

    Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
    El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su

    Abdest almak için el uzatıp gül gibi olan yanaklarına su vurunca sıçrayan her bir su damlasından binlerce rahmet denizi dalgalanmıştır.

    Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
    Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su


    Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.

    Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
    Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su


    Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık salmak orayı aydınlatmak ister. Eğer parça parça da olsa o eşikten dönmez.

    Zikr-i na’tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
    Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su


    Sarhoşlar içkiden sonra gelen bat adrysını gidermek için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin na’tının zikrini dillerinde tekrarlamayı dertlerine derman bilirler.

    Yâ Habîballah yâ Hayre’l beşer müştakunam
    Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su


    Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı! Susamışların susuzluktan dudağı kurumuşların yanıp dâimâ su diledikleri gibi ben de seni özlüyorum.

    Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc’da
    Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su


    Sen o kerâmet denizisin ki mi'râc gecesinde feyzinin çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.

    Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
    Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su


    Kabrini yenileyen tamir eden mimara su lazım olsa, güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel su iner.

    Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
    Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su


    Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış, ama o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden ümitliyim.

    Yümn-i na’tünden güher olmış Fuzûlî sözleri
    Ebr-i nîsândan dönen tek lü’lü şeh-vâra su


    Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî’nin alelâde sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su damlası gibi birer inci olmuştur.

    Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
    Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su


    Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan düşkün yahut aşık göz, sana duyduğu hasretten su gözyaşı döktüğü zaman,

    Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
    Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su

    O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını ummaktayım.​
     
    _nehir_ bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş