1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Gülmeyi Unutan Adam

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.186
    Beğenileri:
    4.781
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    383 ÇTL
    GÜLMEYİ UNUTAN ASLAN

    Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellâl iken, pireler berber iken, ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, seyreden, seyrân eden çokmuş; ama masal anlatan yokmuş. Akıllısı varmış, uslusu varmış ama bizden daha mutlusu yokmuş. Ne ise canım, hoppala hoptan, gayrı bahsetmeyelim yoktan, geçelim bu hikâyelerin hepsini toptan...

    Bir varmış bir yokmuş. Allah'ın kulu çokmuş. Bir zamanlar büyük bir ormanın içerisinde çok güçlü, kuvvetli bir aslan yaşarmış. Dille tarif edilmez ki edeyim. Şarkıyla söylenmez ki söyleyeyim. İyisi mi ben size bir masal anlatayım.

    Bu bizim aslanın en büyük özelliği yüzünün hiç gülmemesiymiş. Bundan dolayı da hiçbir hayvan yanına yaklaşamaz, hiçbir çiçek onunla koklaşamazmış. Onunla karşılaşmamak için bütün hayvanlar fersah fersah kaçar, kazara karşılaşınca da köşe bucak saklanırlarmış. Bakmışlar bu böyle olmayacak. Ne hayvanlar rahat ediyor, ne de bizim aslan gülüyor. Hayvanlar toplanarak bu duruma çare aramaya koyulmuşlar. Günlerce, hatta aylarca kafa yormuşlar, ama kimse cesaret edip de aslanı güldürme işini üzerine almak istemiyormuş. Bir gün orman sakinlerini hayrete düşüren bir olay olmuş. Kendisinden hiç beklenmeyen bir tavırla Pamuk: “Ey ormanın kıymetli sakinleri!” demiş, “Liderimiz aslan son zamanlarda iyice somurtkanlaştı. Biliyorsunuz, onu bu hâle biz getirdik.” Pamuk bu yollu cümlelerle sözüne devam ederken tilki hemen ileriye atlayarak: 'Kedicik' demiş. “Ne söylemek istiyorsan hemen söyle bizim de kendimize göre işimiz gücümüz var. Ne diye lâfı ağzında geveleyip duruyorsun.” Bu beklenmedik tepki karşısında kaplan, kaşlarını çatmış ve tilkiye sert sert bakarak: “Aslanı bu hâle düşüren senin gibi sözünde durmayanlar değil mi tilki?” diye çıkışmış. Suçunu anlayan tilki hiçbir şey söyleyemeden, yaptığı hatayı anlayarak özür dilemiş. Bundan sonra kim konuşursa konuşsun kimsenin sözünü kesmemeye söz vermiş. Neden sonra kaplan, “Güzel ormanımızın kıymetli üyeleri!” diye seslenerek konuşmaya başlamış: “Değerli arkadaşlar, sizin de bildiğiniz gibi yapılan güzel işler kişinin değerini arttırır. Biz şimdi biricik arkadaşımız Pamuk'un sözünü kesmiş durumdayız. Bu davranış hiç de hoş olmayan bir davranıştır. Sakinlerimizin hepsinin söz hakkı vardır. Eğer akla uygun bir fikir olursa uygulama konusunda hiç tereddüt etmeyiz. Arkadaşımız Pamuk konuşurken sözünü kesmeden dinleyelim olur mu?”

    Kaplanın konuşması biter bitmez bütün orman sakinleri tamam der gibi başlarını öne doğru eğmişler, Pamuk'un teklifinin ne olduğunu anlamaya çalışıyorlarmış. Pamuk tekrar toplandıktan sonra: “Değerli arkadaşlar!” diyerek söze başlamış. “Hepimiz hatamızı anladık ama bu, aslanın moralinin düzelmesine yetmiyor. Zaten o da yaşlandı, belki de ömrünün son günlerini yaşıyor. Bir defa bile olsa gülmesi bizim için ne kadar mutluluk verici olur değil mi? Arkadaşlar eğer müsaade ederseniz, belki de hayatıma mal olacak bir şeyi yapmak istiyorum: Aslanı güldürmeyi.”

    Orman sakinleri Pamuk'un ne yapacağını sabırsızlıkla beklerken Pamuk, uygulayacağı planı açıklamamayı yeğlemiş. Herkes onun ne yapacağını merak ediyormuş. Pamuk ise hemen her saniye aslanı kolluyormuş. Derken bir gün sabah güneşinden en güzel şekilde istifade etmek isteyen aslan, güneşe karşı kendini vermiş bir şeyler düşünüyormuş. Pamuk, tam zamanı diye düşünmüş, bütün cesaretini toplayarak aslanın karnına sıçrayıp onu aralıksız gıdıklamaya başlamış. Aslan daha ne olduğunu anlayamadan kahkahalarla gülmeye başlamış. Gülmekten neredeyse yırtılacakmış. Bir türlü yerinde duramıyormuş. Öyle çok gülüyormuş ki, sesine ormanın bütün sakinleri toplanmış. Aslanı bu hâliyle gören arkadaşları sevinç gözyaşı dökerken, bütün güçleriyle Pamuk'u alkışlıyorlarmış. Çünkü Pamuk kimsenin yerine getiremediği bir görevi eda etmiş.

    Pamuk, aslanın karnını gıdıklamayı bıraktıktan sonra ondan af ve özür dilemiş. Aslan ise aslında kendisinin bütün arkadaşlarından özür dilemesi gerektiğini söylemiş ve bütün arkadaşlarına bundan sonra asla somurtkan olmayacağına dair söz vermiş.

    İşte o gün bu gündür bizim aslan hiç durmadan güler, gülünce de yüzünden güller dökülürmüş.



    Yazar: Cemalettin Yazıcı
     

Sayfayı Paylaş