1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Gülten Akın Şiirleri

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 22 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    ANNESİ ÇALIŞAN ÇOCUĞUN AĞIDI

    Attım. Boyalar ne işe yarayabilir
    Yalnızlık için karadan başka
    Hangi rengi kullanabilirim
    Kuru masa, donuk tavan, somurtuk halı
    Solgun durmalı resimlerim

    Pencerem kuşları çekmiyor
    Soluğu azaldı nergislerin
    Üç tarak olsa taranmaz Yuku-Lilinin saçları
    Ben annesi çalışan bir çocuğum

    Yollarda damlarda eski yazdan kalma
    Mavi çizgileri kar gelir kapatır
    Sustum. Sevincin sesleri de
    Bir iki deneyip susacak
    Duvar diplerinde kedisel çığlıklar
    Bahçelerde çirkin kasımpatları açmalıdır

    AŞK

    Sıfırda insancıl yaşamamız başladı
    Sıfırda koptun kayboldun aradık
    Sessiz ya da rüzgarlı kıyılardan
    Sana seslendik kör kuyu

    Yokluğun orda çiçeklerde
    Dünya seninle de sensiz de aydınlık
    Başka tutkularımız var beraber yalnız
    Yokluğun orda yaşamamızda

    Varlığın orda, yoksa gecelerimiz bizimdi
    Ellerimizi bir yere koymayı bilirdik
    Ağlamayı bilmezdik kendimizi öldürmeyi
    Varlığın orda yaşamamızda

    AYRINTILAR İLAHİSİ

    Ben neyi kimden aldım, nerden aldım
    her şeyi bir yerden aldım
    yorgunum yorganım uzakta dışarda
    sabrımı bolca verdiler içerden aldım

    sözler gelip geçsin diyedir, öfke sen bekle
    örselendim ağrıdın oyuldun, henüz değil ölüm
    ten bekle
    bağırmalıyım, çığlığım kıştan ilkyaza değmeli
    A yasak, hayır korkulu, evetten usandım

    Mecnun masaldan atılmış -tele şov-
    milyonla kopyeye bölünmüş Leyli
    suretler ne gülümseyiş ne sır ne şaka
    sandım ki gülümser maskeleri
    suretler sandım

    durur muydum bu gömütlükte neyim var
    tuhaf dedi çılgınca tuhaf
    ayrıntılar, paslı sürgüler, yosunlu taşlar
    ya altındakiler ardındakiler
    Gültene kandım
     
  2. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    BİR KAYIĞA BİNER GECELERİ

    Tadını, yağmura duygulanmanın
    Paylaşır kuşlarla biri gizlice
    Gülmesini tutamamış bir sincap
    Sallanır utanç bahçesinde

    Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
    Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen

    Uzun sokakların ucunda evleri
    İlk denemelerden geri dönülmüştür
    İtildikçe, içe durduğu bilinen
    Bazı dostları yitirmeye gidilir

    Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
    Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen

    Bir kayığa biner geceleri
    Sığlıkta o kadın tek başına
    Dua biçiminde inceltir korkuyu
    Sunar içtenliksiz, tanrısına

    Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
    Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen

    DELİ KIZIN TÜRKÜSÜ

    III

    Sana büyük caddelerin birinde rastlasam
    Elimi uzatsam tutsam götürsem
    Gözlerine baksam gözlerine konuşmasak
    Anlasan

    Elimi uzatsam tutamasam
    Olanca sevgimi yalnızlığımı
    Düşünsem hayır düşünmesem
    Senin hiç haberin olmasa
    Senin hiç haberin olmaz ki
    Başlar biter kendi kendine o türkü

    Yağmur yağar akasyalar ıslanır
    Bulutlar uçuşur geceleyin
    Ben yağmura deli buluta deli
    Bir büyük oyun yaşamak dediğin
    Beni ya sevmeli ya öldürmeli

    Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
    Böcekler gibi başlamalı yeniden
    Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta
    Yan garipliğine yürek yan

    Gitti giden


    ESKİ NİNE


    Ölümün ve göçün dokunmadığı tek nesne
    var mıdır
    ölüm yok eder göç değiştirir
    kendisi kalamaz kimse
    sarp ve suskun ninelerden başka
    onlar kimi zaman sırtlarında
    kimi zaman sımsıkı kucak
    hâlâ evin bebelerini avutmada

    kimse kendi gibi kalmamıştır
    o seven sevilen amca
    döner bir gün apansız, bırakılan kente
    herkesin doğduğu evi haraç mezat
    açmıştır izinsiz eski sandığı
    artık başkasının olan evin avlusunda
    tüccarı değildir bilemez nesi kaç para
    sedef nalın, oyma kutu
    fildişi tahta kehribar
    tarak toka
    mum bebeği kızın, armağan çıngırak, ilk elbise
    (naylon girmemişti daha saf hayatımıza)

    sonra görülecektir
    birinin evinde mor fanussuz lâmba
    ötekinde mor fanus (ah yağma)
    arar lâmbayı fanus fanusu lâmba
    uzağında sahibinin
    kirlenir porselen kırılır sırça

    mor ipekten kenarıydı bir kırlentin
    moru solmuş ipek ezilme derdinde
    anılarından utanan çocuk
    yaşlanınca şaşar kendine
    sözcükler dizerek barışır diliyle
    söyler, anlaşılır
     
  3. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    İLKYAZ

    Ah, kimselerin vakti yok
    Durup ince şeyleri anlamaya

    Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
    Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
    Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
    Bakıp kapatıyorlar
    Geceye giriyor türküler ve ince şeyler

    "Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı
    Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
    sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
    Fındıklarımızı basıyor
    Neyleriz kararan tomurcukları
    Çocuklarımıza yalvarıyoruz: Aç durun biraz
    Tecimenlere yalvarıyoruz:
    Bir "Hotel" bir gizli evlenme az çiziniz
    Bir banka az çiziniz bir yalvarma
    Bizden size ve sizden dışardakilere

    Karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye
    -Evet efendim-
    Çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
    Bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
    Yazların motorlu çingeneleri

    Ah, kimselerin vakti yok
    Durup ince şeyleri anlamaya

    Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
    Toprağa tutku, kendinden dolayı
    Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para para para
    Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga
    Sorar belki biri: Kavga ama neden kavga
    Komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
    -Bilmiyoruz neden kavga.


    Sonra kasabanın cezaevinde
    Silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz
    Günlerimiz iterek genişletiyoruz
    Yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye
    Bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye

    Durup ince şeyleri anlatmaya
    Kimselerin vakti olmasa da
    Okulların kadın öğretmencikleri
    Tatil günlerini çoğaltsalar da
    Kutsal nemiz varsa onun adına
    Gözlerimiz için bağlar dokusalar da
    Birikimler ve çizgiler gitgide gitgide
    Açmaya ilkyaz çiçekleri

    Bir gün birileri öte geçelerden
    Islık çalar yanıt veririz

    KÜÇÜK KIZIN TÜRKÜSÜ

    Küçük, küçücük bir kızken
    Unutacak mısın yüreğim
    Bir kurdele bir pabuç yüzünden
    Unutacak mısın yüreğim
    Şimdi de onulmaz korkundur
    Evde ekmeğin tükenmesi
    Un biter, ekmek biter, gelsin ödünçler
    Unutacak mısın yüreğim
    Başın dönerdi sabahları
    Her atılan bomba bir parça
    Yiyecek alır giderdi
    İkinci Dünya Savaşı sırtından geçti
    Unutacam mısın yüreğim
    Birçokları kahraman oldular
    Büyük oldu adları
    Kara binitleri sırtından geçti
    Unutacak mısın yüreğim
    Birçokları kahraman oldular
    Büyük oldu adları
    Kara binitleri sırtından geçti
    Unutacak mısın yüreğim
    Şimdi çocukları doyurup giydirdikçe
    Parklara, çarşılara götürdüğünde
    Kendini, kendi çocukluğunu
    Unutacak mısın yüreğim
    Dünya uçurtmayla balonken
    Kırmızı ve mavi tayfın bütün renkleri
    Sana zehir zindan edenleri
    Bağışlayacak mısın
    Sen, senin adına bağışlayabilirsin
    O zaman
    Ottan ve açlıktan ve bilcümle haşereden
    Cümle dertten hastalıktan
    Ölenler ve kalanlar seni bağışlamayacaklar
    Duyuyor musun yüreğim
    Unutma sakın unutma
    Bağışlama sakın
    Sakın düşmanını sevme, sakın susma
    Bekle büyük kavgayı bekle
    Anlıyor musun yüreğim.

    SENİ SEVDİM

    Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
    "Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil
    Nasıl yürür özsu dal uçlarına
    Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

    Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
    Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
    Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
    Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
    Soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
    Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

    Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
    Ve onların yoğun boyunlu kadınları
    Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
    Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
    Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
    Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
    Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
    Senet senet satılmadan önce
    Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
    Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
    Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin
     
  4. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    SEVİ DİZELERİ

    Özlemi beş geçe de
    Ölüme yarım kala
    Uslu dost dalgın yörük
    Bir yol da bize uğra

    Okşadın düzledin dağları
    Biçtin dağıttın yelleri
    Güzel dost çılgın yörük
    Bir yol da bize uğra

    Yanağın zemheri ayı
    Yarpuz ve fesleğen
    Yüzünü yüzüme daya
    Beni sana bağlayan ipeği
    Soluğunla dirilt
    Derdimi kimseye vermek istemem
    Erincimi paylaş

    Artık sormuyorum, biliyorum
    - O geçti mi burdan?
    Aramızdaki ipek hışırtısından
    Bereketli buğday kokusundan
    Süt kabartısından
    Masaya düşen güneşten

    Sesin sesime katışıyor

    YAĞMUR YAĞMUR

    Yağmur, yağmur... Bu neyi anlatır?
    Bunca siste bunca ıslak serçe
    Hüznü bir köşesinden tutup kaldırmıştır

    Yağmur, yağmur... Bu neyi anlatır?
    Son yaz derlenmiş, son ateş sönmüş
    Düz yollara inen son kaçkın, son eşkıya
    Hüznü bir köşesinden tutup kaldırmıştır.

    Yağmur, yağmur... Bu neyi anlatır?
    Oyun biter, o kesin güz çizgileri
    Sevgi, bir de ölümle örselenmiş
    Aklı bir köşesinden tutup kaldırmıştır.

    YİTİKLER GECESİ

    Şimdi dünya boşlukta yavaş
    Sen bütün canlılardan uzaksın yalnızsın
    Rüzgâr uslandı doruklarda
    Dağ çiçekleri uykuya vardı
    Ay bacadan aştı uyumaz mısın

    Bir ıslak serinlik yürüdü
    Kara sokaklardan içeri
    Çıtırdadı durdu bütün gün
    Ayaklarının altında bir şeyler
    Bütün gün ölüler gibi sustun

    Bilsen ötesi aydınlık çizginin
    Delice yakardın eski şiirlerini
    Bir tutam bulut iki damla yağmur için
    Yeniden sevinirdin içten içe
    Bilsen ötesi aydınlık çizginin

    Bu hal senin halin değil
    Bütün gücünü yitirmiş
    Bu hal senin halin değil
    Yaşamanın kendisini yitirmiş

    En insan yanıyla sana dönük
    Dost dediğin ne gün içindir
    Unut uzağı olduğu yere
    Kaldır yatağından vakitsiz
    Kaldır başucuna getir

    Şimdi dünya boşlukta yavaş
    Sen bütün canlılardan uzaksın yalnızsın
    Rüzgâr usandı doruklarda
    Dağ çiçekleri uykuya vardı
    Ay bacadan aştı uyumaz mısın
     

Sayfayı Paylaş