1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Gülümsemek Sadakadır...

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve BeReNN tarafından 4 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    [​IMG]


    Tebessüm, kişinin kendisinin işitmeyeceği bir şekilde sessizce gülmesidir ki
    buna, kısaca gülümseme diyoruz..

    Peygamber efendimiz güler yüzlü idi ve tebessüm ederek gülerdi. Gülerken,
    mübârek dişleri görünürdü. Güldüğü zaman, nuru duvarlar üzerine ziya
    verirdi. Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi. Sessizce tebessüm ederdi. Bazan
    gülerken mübarek ön dişleri görünürdü. Hep düşünceli, üzüntülü görünür, az
    söylerdi. Konuşmaya tebessüm ederek başlar ve;
    (Mü'min kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır) buyururdu.

    Tebessüm, satın alınmaz, rica, minnet ve mihnetle elde edilemez ve hiç kimse
    de ödünç vermez. Çalmak da mümkün değildir.

    Tebessüm eden kimse, başkalarına ikramda bulunuyor demektir. Gülümsemenin,
    bir maliyeti, bir külfeti yoktur ama, insana çok şey kazandırır. Tebessüm,
    vereni fakirleştirmeden, alanı zenginleştiren bir güce sahiptir. Gülümseme,
    sadece bir an sürer. Fakat, hatırası bazen ebediyyen yaşar. Ancak tebessüm,
    kendiliğinden verilmedikçe, hiç kimsenin işine yaramaz.

    Allahü teala sabredenleri ve iyilik edenleri sever. İnsanlara hizmet
    edenleri, nasihat verenleri, tatlı dilli, güler yüzlü olanları, iyi iş
    yapanlara yardım edenleri sever. Kendini beğenenleri sevmez.

    Gülümsemek sadakadır...

    Müslüman dili ile, eli ile kimseyi incitmez. Zira başkasını incitmek
    günahtır ve fitne çıkmasına sebep olur. Herkese karşı, güler yüzlü, tatlı
    dilli olmak lazımdır. Münakaşa etmek, dostluğu giderir ve düşmanların
    çoğalmasına sebep olur. Fitne çıkarmamalı, dost ve düşman ile de tatlı
    konuşmalı, herkese karşı güler yüzlü olmalıdır. Muînüddîn-i Çeşti hazretleri
    hep mütebessim yani güler yüzlü idi ve;

    “Arifin bir özelliği, insanlara karşı devamlı güler yüzlü olmasıdır”
    buyururdu.

    Şunu hiçbir zaman unutmamalıdır ki, hiç kimse, gülümseme olmadan, ona
    ihtiyaç duymadan yaşayacak kadar zengin ve kuvvetli değildir. Tebessüm,
    yorgun olanı dinlendirir, ümitsiz olana neşe ve hayat bahşeder. Bazı
    insanlar, çok yorgundurlar, gülümseyemezler. Böylelerine biz gülümsemeliyiz.
    Zira gülümseyemeyenlerin, herkesten çok güler yüz görmeye ihtiyaçları
    vardır.

    Unutulmasın ki dinimiz, gülümsemeyi sadaka saymaktadır.

    Hakiki bir Müslüman, tam ve mükemmel bir insan demektir. Güler yüzlü, tatlı
    dilli, doğru sözlüdür. Kızmak nedir bilmez. Zira Peygamber efendimiz, en
    güzel huylu, güler yüzlü, kibar tavırlı ve çok dürüst bir zat idi. Daima
    hiddet ve şiddetden kaçmış, hiçbir zaman zulüm yapmamıştır. Müslümanların
    daima iyi huylu, güler yüzlü olmasını istemiş, Cennete iyi huy ve sabırla
    gidileceğini bildirmiş ve;

    (Din kardeşine karşı güler yüzlü olmak, ona iyi şeyleri öğretmek, kötülük
    yapmasını önlemek, yabancı kimselere aradığı yeri göstermek, sokaktan, taş,
    diken, kemik ve benzerleri gibi çirkin, pis ve zararlı şeyleri temizlemek,
    başkalarına su vermek hep sadakadır) buyurmuştur.
    Yusuf bin Esbat hazretleri buyuruyor ki:

    “Güzel ahlakın alametleri; arkadaşının söylediğine itiraz etmeyip, kabul
    etmek. Kendine ve herkese ve hatta her mahluka karşı merhametli ve insaflı
    olmak. Kimsenin ayıbını araştırmamak.
    Başkasında bir kusur görünce,
    dalgınlıkla olmuştur istemeyerek yapmıştır diyerek iyiye yormak. Kendisinden
    özür dileyenlerin özürlerini kabul etmek.
    Başkalarından gelen sıkıntı ve
    eziyetlere sabır ve tahammül etmek. Başkalarının kusurlarını araştırmak
    yerine, kendi kusur ve kabahatlerini düşünüp araştırmak, düzeltmeye
    çalışmak. Büyük-küçük herkese karşı edebli, tatlı dilli, güler yüzlü
    olmaktır.”

    Dost, düşman, herkesi güler yüz ve tatlı dil ile karşılamalı, hiç kimse ile
    münakaşa etmemelidir. Herkesin özrünü kabûl etmeli, kabahatlerini affetmeli,
    zararlarına karşılık yapmamalıdır. Muhammed bin Salim hazretlerine;
    -Bir kimsenin evliyam olduğu nasıl anlaşılır? dediklerinde,
    -Tatlı dili, güzel ahlakı, güler yüzü, cömertliği, münakaşa etmemesi,
    özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır buyurmuştur.

    İnsan olmanın anahtarı...
    Abdullah-ı Ensari hazretleri buyurdu ki:
    “İlim, çok tekrar ve fazla müzakere ile ele geçer. Ayrıca bunun için az
    uyumalı ve Allahü tealanın yardımını talep etmelidir. Alemlere rahmet olan
    Resulullah efendimiz buyuruyor ki:
    (Geceleyin Allahü tealanın korkusundan ağlayan göze ateş dokunmaz.)

    Bir kimse, kırk gün Allah için ihlasla sabahlasa, hikmet pınarları zahir
    olup, kalbinden lisanına akar. Peygamber efendimiz;

    (Mü'min, gece çok ağlar, gündüz çok tebessüm eder) buyurdu.”
    Netice olarak tebessüm, iç dünyamızın güzelliklerinin, dışa yansımasıdır ve
    evde saadet, iş yerinde ise, muvaffakiyet meydana getirir. Ayrıca tebessüm,
    sevginin, insan olmanın da anahtarıdır.

    Alıntıdır.
     

Sayfayı Paylaş