1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Güneşin Kıyameti

Konusu 'Gerekli Bilgiler' forumundadır ve sessiz gemi tarafından 5 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. sessiz gemi

    sessiz gemi Forum Tutkunu

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    1.643
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    mühendis
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    80 ÇTL



    Güneşin Kıyameti

    Yaratılan her şeyin bir sonu vardır. Dolayısıyla her şey gibi, Dünya’mızın ısı ve ışık kaynağı olan Güneş de bu kaçınılmaz sona hızla koşmaktadır.

    Kur’an’da “Güneş’in dürülmesi” ifadesi bu kaçınılmaz sonu mu işaretlemektedir
    İslam alimleri ve modern bilim bu hadiseyi nasıl yorumluyor?
    Güneş’in dürülmesi nasıl olacaktır, bu hadise Dünyanın sonu mudur?

    Sayısını bilemediğimiz yıldızlardan sadece biri olan Güneş, hayatın devamı adına önemli bir konuma yerleştirilmiş ve muazzam enerji üretim sistemiyle donatılmıştır. Güneş, Ay ve diğer gök cisimleri , ulvî gayeler için dünya misafirhanesine hizmetkar kılınmıştır. Acaba bu gökcisimlerinin varlıkları sonsuza kadar devam edecek midir?

    Dünya misafirhanesinin korunmasında görev alan gökcisimlerinin, bir gün bombaların şiddetini dahi gölgede bırakacak şekilde varlıklarına son verileceğini, hem semavî kitaplar, hem de ilmî araştırmalar ifade etmektedir. Bombalar içinde en şiddetli olanlar, atom ve Hidrojen bombalarıdır. Hidrojen bombasının çalışma prensibi, Güneş’teki enerjinin yaratılışına benzerdir. Güneş’te bunun gibi her saniye binlerce patlama meydana gelmektedir. Tonlarca hidrojen atomunun daha büyük çekirdekli Helyum atomlarına dönüştürülmesi sırasında devasa boyutlarda enerji yaratılmakta, Hayy isminin tecellisiyle bunun çok küçük ve ölçülü bir miktarı dünyadaki hayat için gerekli ve yeterli enerjiyi sağlamak üzere gezegenimize gönderilmektedir. Güneş bir bomba olup patlasa, bu, kainatın sonu olan kıyametin dehşeti yanında çok küçük kalacaktır. Bu dehşetli hadise Kur’an-ı Kerim’de; Tekvîr, İnfitar ve Karia sûrelerinin ilk ayetlerinde şu şekilde Haber verilmektedir:

    ‘Güneş dürülüp toplandığında.1 Gök yarıldığı zaman.2 Çarpacak olan felaket

    İlk ayette geçen “küvvirat” kelimesinin mastar şekli, yuvarlak bir cismi dürüp toplamak, devirmek, yıkıp atmak, yuvarlamak, herhangi bir şeyi yuvarlak bir cisme sarmak, dolamak manalarına gelmektedir. Razi’nin tefsirinde Hz. Ömer’den gelen bir rivayete göre, “küvvirat”ın “ışığını giderip karartmak” manalarına geldiği de belirtilmektedir.4-5

    Güneş’in dürülmesi bazılarına göre İsrafil’in (as) Sur’a ilk üflemesinden önce, bazılarına göre ise, birinci ile ikinci üfleme arasında gerçekleşecektir. Bu kıyamet gününün en korkunç hadiselerinden biridir. Abd bin Humeyd ve İbn-i Münzir Ebu Aliye’den rivayet edildiğine göre, bu hadise insanlar dünyada iken meydana gelecektir. İbn-i Ebi’d- dünya, İbn-i Cerir’den, ve İbn-i Ebi Hatim de Übeyy b. Kab’dan rivayet ettiğine göre, bu hadisenin, insanları günlük işleriyle meşgulken yakalayacağı bildirilmiştir.5

    Elmalılı Hamdi Yazır, Güneş’in dürülmesini üç değişik şekilde tefsir etmiştir: a) Güneş’in bir kabukla çevrelenerek ışığının sönmesi; b) Güneş tutulması anındaki duruma benzer bir durumun gerçekleşmesi; c) Güneş’in kütlesinin ortadan kaldırılıp görünmez olması. Diğer tefsirciler de meseleye genellikle bu zaviyeden bakmışlardır. İbn-i Abbas’tan gelen bir rivayette, Güneş’in dürülmesi onun Arş’a katılmasıdır. Mücahid’den gelen rivayetlere göre ise, ışığının sönmesi, çöküp yok olmasıdır. Kurtubi’ye göre de, dolanarak dürülmesi, sonra ışığının giderilip atılmasıdır. Güneş’te meydana gelecek böyle hadiseler neticesinde, dünyamızdaki hayatın anında sona ereceği gayet açıktır5.

    Bunun yanında dürülme meselesinin mecazî ihtimalleri de düşünülebilir. Mesela, Nizamuddin en-Nişaburî, “Garaibu’l-Kur’an ve Regaibu’l-Furkan” adlı tefsirinde, Güneş’in dürülmesini küçük kıyametin bir parçası olarak, ruhun bedenden ayrılması şeklinde yorumlayanlara da yer vermiştir. Bu yorumcuların gayesi büyük kıyameti inkar etmek olmadığı gibi, “Düşünün de ibret alın ey akıl sahipleri”6 çağrısına göre, ilgili ayetlerin küçük kıyamet olan ölüm hakkında da ibret alınacak manalarının olabileceğini göstermektir. Bu yönüyle bir Milletin ölümü olan orta kıyamet hakkında da bu ol ayı düşünmek ibret vericidir. Yine de ayette geçen Güneş kelimesini, hakiki manada anlamamızı engelleyecek aklî veya naklî herhangi bir ipucu olmadığı için, bilinen manasıyla düşünmemize engel yoktur.5

    İnfitar Sûresi’nin birinci ayeti, gökcisimlerinin nizam ve intizamı bozularak kainatın h arap olm Aya başladığı zamanı haber vermektedir. Üçüncü ayette geçen “el-karia” çarpacak olan felaket manasında olup “el-hakka” gibi kıyametin isimlerinden biridir. Bu felaket insanların akıllarını alacak, ödlerini patlatacaktır. alemdeki büyük küçük her şey şiddetle çarpışacak, insanlar korku ve dehşete düşecek, gök yarılıp parçalanacak, Güneş dürülecektir.7

    Bediüz zaman Hazretlerinin konuyla ilgili tespitleri ise orijinal ve tatminkardır
    “Evet nasıl ki insan küçük bir alemdir, yıkılmaktan kurtulamaz. alem dahi büyük bir insandır, o dahi ölümün pençesinden kurtulamaz. O da ölecek, sonra dirilecek veya yatıp, sonra haşir sabahıyla gözünü açacaktır. Hem nasıl ki kainatın bir küçük nüshası olan bir Canlı ağaç, tahrip ve dağılmaktan başını kurtaramaz. Öyle de: Yaratılış ağacından dallanmış olan silsile-i kainat t Amir ve yenilenme için, tahripten, dağılmaktan kendini kurtaramaz. “Eğer dünyanın ecel-i fıtrîsinden evvel ezelî ir adenin izni ile haricî bir maraz veya muharrib bir hadise başına gelmezse ve onun Sani’-i Hakîm’i dahi fıtrî ecelden evvel onu bozmazsa, herhalde hatta fennî bir hesab ile bir gün gelecek ki

    ‘Güneş dürülüp toplandığında, Yıldızlar döküldüğünde, dağlar yürütüldüğünde’ (Tekvîr, 1-3) manaları ve sırları, Kadîr-i Ezelî’nin izni ile ¤¤¤ahür edip, o dünya olan büyük insan sekerata (ölüm dakikaları) başlayıp acib bir hırıltı ile ve müdhiş bir ses ile fezayı çınlatıp dolduracak, bağırıp ölecek; sonra emr-i İlahî ile dirilecektir.” (Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksad, Dördüncü Esas)

    Kainatın sonunu nasıl bir hadisenin beklediğine dair yukarıdaki ayet ve hadîsler, modern bilimin tespitleriyle daha iyi anlaşılabilir.

    İlk yıldızlar tahminen 10 milyar yıl önce yaratılmışlardır ve yakıtları sebepler planında proton füzyonuyla sağlanmaktadır. Proton füzyonu sonucunda oluşan Radyasyon sıcaklığına bağlı basınç, yıldızın kütle-çekim kuvvetini n dengelenerek çökmesinin önlenmesinde rol oynamaktadır. Bu yüzden, eğer yıldızda yeterince proton tüketilirse ve proton füzyonu azalırsa, bu Denge bozulur. Kütle-çekimi radyasyon sıcaklığına bağlı basıncı yenerek yıldızın içe Doğru çökmesine sebep olur. Bu sırada açığa müthiş bir ısı çıkarak yıldızda yeni çekirdek reaksiyonlarını başlatır ve sırayla alfa (elektronsuz helyum çekirdeği) füzyonundan itibaren kararlı hale gelene kadar yıldızın kütle büyüklüğüne göre değişik füzyonlarla değişik Elementler yaratılır.

    Alfa füzyonu sırasında her ne kadar yıldızın çekirdeği çökse de, dış tabakalar yaklaşık 100 kat genişleyerek bir “ kızıl dev” halini alır. Daha evvel başka bir durumla karşılaşmazsa, Güneş de bu safhalardan (proton füzyonu…) geçerek ilmî verilere göre birkaç milyar yıl sonra beyaz cüceye dönüşecektir. Beyaz cücelerin büyüklükleri yaklaşık olarak Dünya’nınki kadardır. Kütlesi ise, Güneş’in kütlesinin yarısı ile 1,4 katı arasındadır. Yüzey sıcaklıkları yaklaşık 10 bin dereceyi bulan beyaz cüceler, zamanla enerjilerini kaybederek kararıp söner.
    Nükleer füzyon reaksiyonları gücünü kaybettikten sonra, radyasyon sıcaklığına bağlı basınç tekrar düşerek kütle-çekimiyle dengelenir ve yıldızın hacmi o kadar küçülür ki yoğunluğu suyunkinin bir milyon katına ulaşır. Bu duruma gelen yıldıza “beyaz cüce” denir. Beyaz cücelerin büyüklükleri yaklaşık olarak dünyanınki kadardır. Kütlesi ise, Güneş’in kütlesinin yarısı ile 1,4 katı arasındadır. Yüzey sıcaklıkları yaklaşık 10 bin dereceyi bulan beyaz cüceler, zamanla enerjilerini kaybederek kararıp söner.8

    Daha evvel başka bir durumla karşılaşmazsa, Güneş de bu safhalardan geçerek ilmî verilere göre birkaç milyar yıl sonra beyaz cüceye dönüşecektir.8 Böyle bir durumda Kur’an’ın ışığında iki ihtimal söz konu su olur: Birinci ihtimale göre, eğer Güneş’in kaderi gerçekten de bu hadiseyle vuku’ bulacaksa, bu önümüzde büyük kıyametin gerçekleşmesi için birkaç milyar yıl daha olduğunu ve Tekvîr Sûresi’nin 1. ayetinde gecen ‘Güneş’in dürülmesi’ hadisesinin de yukarıda açıkladığımız şekilde gerçekleşeceğini gösterir. İkinci ihtimale göre ise, eğer Güneş’in kaderi bu değilse, ayette bahsedilen dürülme başka şekilde de yorumlanacağı gibi, kıyametin o kadar uzun süre gecikmeyeceği sonucu da çıkarılabilir.

    Yukarıdaki senaryo şu şekilde devam etmektedir. Eğer çöken yıldızın kütlesi Güneş’inkinin 5 katından daha fazla ise, beyaz cüceninkinden farklı bir durum gerçekleşir. Tam çökme durumuyla karşılaşan bu yıldızlar kara deliğe dönüşürler. Kütle-çekimi o kadar güçlenir ki, ışık dahi kurtulamaz.

    Kıyamet ile ilgili bir diğer teoriye göre, dev karadelikler bütün kainatı yutacaktır. Maddeyi yutuşu sırasında karadelik çevresinde oluşan akresyon (yığışım, toplanma) diski de bize maddenin “dürülme” tabirini hatırlatmaktadır. Daha kapsamlı bir bakış açısı ve bütünlüğün oluşması açısından, konumuza ışık tutabilecek Tekvîr Sûresi’nin diğer bazı ayetleri de şöyledir:

    ‘Yıldızlar yerlerinden düşüp dağıldığı zaman, dağlar yürütüldüğü zaman… İşte o zaman… Her insan hazırladığını, ort aya ne koyduğunu anlayacaktır… Dolaşıp dolaşıp yuvalarına, yörüngelerine giren gezegenlere… kasem ederim ki: Kur’an, değerli bir elçinin, Cebrail’in getirip okuduğu sözdür!’9

    ‘Gün gelecek gök, beyaz bulutlar şeklinde yarılıp dağılacak, melekler bölük bölük indirilecek.’10
    ‘Gök yarılıp kızıl sahtiyan gibi kıpkırmızı bir güle dönüştüğünde, öyle müthiş işler olacak ki.’11
    ‘O gün gök yarılır, parçalanır, iyice kuvvetten düşer.’12
    ‘O gün dehşetinden gök bile çatlar. Allah’ın va’di mutlaka gerçekleşir.’13
    ‘Gökler kapı kapı açılır, her tarafı kapı haline gelen gökten melaike orduları birden indirme yapar.’14
    ‘Dağlar atılmış rengarenk yünlere dönerler, artık kimin tartıları ağır basarsa, memnun kalacağı bir hayata girer.’15

    Hem modern bilim, hem de Kur’an-ı Kerîm bir gün kainatın sona ereceğinde ittifak halindedir. Modern bilim bu dehşetli kıyamet hadisesinin sonrası hakkında fikir yürütemezken, Kur’an, tafsilatlı beyanda bulunmaktadır.
     

Sayfayı Paylaş