1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Gurbet Psikolojisi

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve dderya tarafından 12 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.320
    Beğenileri:
    7.513
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    216 ÇTL
    Daha iyi aramaya çıkarken, göç ederken geride bıraktıklarımız neler ? Sanırım birçok insan yola çıkarken bunu hesaba katmıyor. Hedef daha iyi, kaliteli eğitim, iş yaşam olunca insan sahip olduklarının değerini görmezden gelebiliyor. Kim cesaret edip yurtdışına giderse ona gıpta ediliyor. Acaba ülkesini bırakıp giden de böyle mi düşünüyor ? Bu deneyimi yaşan biri olarak bu soruya rahatlıkla ‘’ hayır’’diyebilirim.

    Göçün hikayesi tarih öncesi devirlere kadar dayanır. İnsanoğlu toprağın verimli, suyun bol, coğrafi koşulların uygun olduğu alanları aramak için devamlı ordan oraya taşınmıştır. Asıl niyet yerleşik hayata geçebilmek için uygun ortamın bulunmasıydı. Bunun yanında ‘’ bir yerlere ait olma’’ güdüsü de psikolojik bir ihtiyaçtı. Yaşamak için bulunan topraklar bulanların oldu. Sonra insanlar kendilerini bu topraklarda güvenli hissetmek için sınırlar çizdiler. Bu alanlarda kendilerine ait kültür, dil ,gelenek geliştirdiler. Temelde birbirinden hiçbir farkı olmayan insanoğlu farklılaşmaya başladı. Bütün bu sınırlar, farklılıklar savaşları beraberinde getirdi. Kısacası dünyanın bu son haline gelmesi oldukça uzun sürdü .Şu an herkes kendi topraklarında Ülkelerinin onlara sağladığı olanakları ve güvenliği kullanarak farklı farklı hayatlar sürüyor. Dünyadaki popülasyonun % 95 i yerleşik hayata geçmiş olmasına rağmen ‘ göç ‘ hala devam ediyor. İnsanoğlunun daha iyi yaşam koşullarını elde etme çabası günümüzde de temel ihtiyaçlardan biri. Değişen tek şey göçün, eğitim , iş evlilik gibi nedenlerle çeşitlenmesi. Peki daha iyiyi aramaya çıkarken geride bıraktıklarımız neler ? Sanırım birçok insan yola çıkarken bunu hesaba katmıyor. Hedef daha iyi, kaliteli ,eğitim,iş, yaşam olunca insan sahip olduklarının değerini görmezden gelebiliyor. Kim cesaret edip yurtdışına giderse ona gıpta ediliyor. Acaba ülkesini bırakıp giden de böyle mi düşünüyor ? Bu deneyimi yaşan biri olarak bu soruya rahatlıkla ‘’ hayır’’diyebilirim.Uzun süre uğraşıp kurduğumuz düzeni bozup bambaşka bir ülkeye gitmek, göründüğü kadar kolay olmuyor.

    Doğduğumuz toprakların gelenekleriyle büyümüş ,arkadaşlar edinmiş, iyi kötü bir çevre yapmışız. Ülkenizin güncel olaylarını takip etmiş, hemen hemen herkesle aynı şeyler gülmüş ve ağlamışsınız. Bunların değerini arkamızda bırakmadan anlamamız mümkün değil. Hiç günlük yaşamda kendi dilinizi konuşmaya özleyeceğinizi düşünür müsünüz ? Ya da kendi ülkenizdeyken yanından geçip gideceğiniz birini yurtdışında sadece sizinle aynı milletten olduğu için dostunuzmuş gibi göreceğinizi ? Peki bir dükkanda görüp aslında o kadar beğenmediğiniz ama sadece üstünde sizin ülkenizde yapıldığını belirten yazıyı görüp hemen onu satın alacağınızı ? Özellikle başka bir ülkeye taşındıktan sonra ilk yıl, en zor dönem. Tabi ki kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir ama genel olarak depresyon ve melankoli yaygın olarak görülmekte. En büyük problem iletişim kurmak. Yerleştiğiniz ülkenin dilini biliyor olsanız bile her zaman diğer insanlarla paylaşacak daha az şeyiniz oluyor. Kahkahalarla güldüğünüz basit bir fıkrayı bile başka bir dile çevirseniz esprisini yitiriyor. Her dilin duyguları ifade ediş biçimleri farklıdır. Belki de en önemli sıkıntı ne hissettiğiniz tam olarak aktaramamak. Dolayısıyla kurduğunuz yeni arkadaşlıklar belli bir sınırda kalıp ötesine gitmiyor. Tabii eğer o ülkenin dilini bilmiyorsanız durum daha da zorlaşıyor.Bir süre dili öğrenmekle vakit geçirip ancak kendinizi ifade edebilecek duruma geldiğinizde, insanlarla ancak o zaman daha kaliteli bir iletişime geçiyorsunuz. İşte bu geçiş dönemi, kişinin kendisini en yalnız hissettiği dönemdir. İnsan sosyal bir varlık olduğundan diğer insanlarla iletişim halinde olması psikolojik bir ihtiyaçtır. Frustrasyon, yalnızlık hissi, sosyal anlamda yetersiz uyarılma kişiyi depresyona sürükleyebilir.

    Bütün bunların yanında ülkenizden ayrı kalmanın insanın kişiliğine olumlu katkıları da vardır. Her şeyden önce yeni bir kültürle tanışmak, başka ülkelerin dilini ve tarihini öğrenmek, kişinin ufkunu genişletir. Doğal olarak kendinizi bu yeni ortama adapte etmek zaman alabilir. Normalde kendinizden ödün vermeyeceğiniz durumlarla karşılaştığınızda belki de hiç yapmayacağınız şeyleri yapar duruma gelebilirsiniz. Kendinize ve çevrenize çizdiğiniz katı sınırlar bir anda yol olabilir. Kısacası süper egonuz oldukça yumuşayabilir. Özlem duygusuyla ailenizin, sevdiklerinizin ve ülkenizin değerini daha iyi anlıyorsunuz.
    Gurbetçilerin yıllarca yurtdışında çalışıp o ülkenin yaşam ve sağlık koşulları daha iyi olmasına rağmen emekli olduktan sonra neden ülkelerine döndüklerini daha iyi anlıyorsunuz. Peki o yıllar süresince kendi ülkelerinde kaçırdıklarını telafi etmeleri mümkün mü ? Büyük bir ihtimalle’’ hayır’’. Döndüklerinde şarkılarıyla büyüdükleri şarkıcıların yerlerini başkalarına bırakmış olduklarını, daha önce görmedikleri yeni binaların inşa edildiğini, arkadaşlarının aileler kurduklarını görüyorlar.
    Günümüzde internet ulaşımı sayesinde kişinin kendisini ülkesinde ki olaylara güncellemesi çok kolay. Y a da ailesi ve arkadaşlarıyla görüntülü konuşması.Bunun yanında uçakla binlerce kilometreyi birkaç saatte kat etmek de mümkün. Peki insanlar sevdiklerine kavuştuklarında neden yıllardır görüşmemiş gibi seviniyorlar ? Bu sorunun cevabı da bu yazıda gizli…

    Aileme ve bütün sevdiklerime selamlar,
    Arzu, İspanya…

    Psikolog ARZU ELEMEK
     

Sayfayı Paylaş