1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Habur Operasyonu

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve wien06 tarafından 27 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Kanlı terör örgütü PKK’ya karşı verilen 25 yıllık mücadele… PKK’nın kuzey Irak başta olmak üzere, Ortadoğu ve Avrupa’da, uyuşturucunun, silah kaçakçılığının, insan ticaretinin içinde “küresel derebeyleri” tarafından finanse edilip, misyon yüklenip desteklenmesi…

    Türkiye’de ve Avrupa’da örgütün uzantılarının “siyaset sahnesine” sokulması…

    “Çuval” hadisesi, mayınlı saldırılar, pusular, “kahpe cudi, zalım gabar”, Dağlıca baskını, 8 askerin Dağlıca baskınının ardından rehin edilmesi, Aktütün baskını…

    Yapılan harekâtlar, “devam eden” operasyonlar, “azim ve kararla sürdürülecek” olan mücadele…

    Verilen onca şehit, geride kalan gözü yaşlı analar babalar, kardeşler, eşler ve çocuklar…

    Geride kalan, endişe içerisindeki bir milletin “yitik vicdanı” ve “zedelenmiş hafızası…”

    Geride kalan, bir devletin gölge düşürülen onuru, emperyalizmin oyuncağı haline gelmesi…

    Ve, Habur Sınır Kapısından giriş yapan, PKK’lılar..

    İçişleri Bakanı Beşir Atalay açıklıyor; “Gelen grup planın bir parçası. Grubun 100-150’ye tamamlanmasını bekliyoruz. Avrupa’dan da gelenler olabilir. Önümüzdeki günlerde DTP’ye daha fazla sorumluluk düşüyor…”

    Ne bu şimdi?

    “Olacağı buydu”, gibi sözlerin anlamını yitirdiği bir süreç…

    Kanlı terör örgütü PKK’nın, dağdan inen eli kanlı katilleri, ellerini kollarını sallayarak, devletin nezaretinde ve himayesinde Habur’dan girdi.

    Bunun adı “eve dönüş” ya da “teslim olma” da değil… Zaten hükümette durumu bu şekilde açıklayamadı. Çünkü sorulduğunda, Habur’dan geçen herifçioğlu diyor ki “onurlu barış temsilcisiyiz…”

    Yani? Yani, “pişman falan değiliz…” diyor.

    Bu bir “psikolojik operasyondu” ve istenilen şekilde, istenilen yerde, istenilen “kitle” oluşturularak yapıldı.

    Medyada bu konu geniş yer bulduğu gibi, millete de “muhatabını bulmuşluk” empoze edildi. Ayrıca, “barış, huzur, demokrasi, insan hakları” üzerinden, milletin şuuru ufalandı…

    Hukuki olarak sürecin neler getireceği belirsiz olduğu gibi, siyasi olarak da durum karmakarışık bir hal aldı.

    Çürüme ve çözülme, Türkiye’nin idrakini ve milli hassasiyetlerini törpülemekte…

    Şimdi hükümet bilhassa bu gelişmelerin ardından, PKK ile “pazarlık” yapılmadığını, “açılım sürecinin etkisinin” görüldüğünü, “silahlara veda” edilerek, yeni bir “konsept” oluşturulacağını ve “siyasi zeminde” bu işin çözüme kavuşacağını iddia edebilir.

    Toplum gerilmiştir. İnsanlar artık, “işin sonunu” düşünmektedir.

    İnsanlar, yaşanan sürecin ardından, “yaşanacak olan sürece hazırlık” diye nitelendireceğimiz, bir sezgi ve ruh haline bürünmüştür.

    Adını “kürt sorunu” koydukları böylesine derin bir meseleye, “kürt açılımı” adını verdikleri, “demokratik açılım” diye sonradan geveledikleri ve şimdi belirsizlik girdabı içinde milleti gerdikleri bir süreç yaşattılar…

    Üstelik “Ermenistan Açılımı” ile aynı anda…

    Her ikisi de AB-D’nin, “küresel derebeylerinin” isteği, iradesi ve icazeti doğrultusunda…

    Peki, şimdi ne olacak?

    Gerçekten “millet” varsa, “devlet” var olmaya devam edecek…

    Sorun varsa, çözümü millet iradesinde…


    Aklını başına alacak millet, “karnından homurdanmayacak”, iyi düşünecek ve geleceğine dair iradesini ortaya koyacak…

    “Kem küm, hık mık” etme, “bu senin hikâyen…”



    Erkan ÇAKICI
     

Sayfayı Paylaş